• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 3 °C

Parti fareleri 5 yıldızlı geziyor

Parti fareleri 5 yıldızlı geziyor
Aktüel Dergisi, otellerde veya diğer etkinliklerde boy gösteren “otel fareleri” veya “parti fareleri” olarak bilinen “davetsiz misafirleri” yazdı.

İSTANBUL- Aktüel Dergisi, otellerde veya diğer etkinliklerde boy gösteren, 5 yıldızlı yiyip, içip, eğlenen “otel fareleri” veya “parti fareleri” olarak bilinen “davetsiz misafirleri” yazdı. Onlar tüm davetlerde boy gösteriyorlar ama kim olduklarını kimse bilmiyor. Nasıl haber alırlar, nasıl duyarlar bilinmez ama her davette mutlaka boy gösterirler. Onları bir davet kesmez. Gece boyunca 5-6 davete giderler. Ama seçerler. Hangisinde avanta hediye, yemek varsa orada biterler. Birbirleriyle müthiş haberleşirler. Birisi sinyali verip "Burası daha ballı" dedi mi orada biterler.
Sahte kartvizitleriyle tanınmamış bir yayın organının çalışanı gibi davranıyorlar. Aralarında kendini “merhaba ben Ertuğrul Özkök’üm” diye tanıtanlar var. Ya da büyük gazetelerin yöneticisi olarak tanıtanlar bulunuyor. Bu arada 20-30 yaşlarında gençler için düzenlenen bir partiye gelen 70 yaşındaki dedeler de…
Yanında anneannesini taşıyan ve cebinde naylon torbalar taşıyarak davetlerdeki yiyecekleri dolduranlar var. Etkinliklerde verilen hediyeleri ise torba torba taşıyanlar yanında beraberinde misafir taşıyanlarbile bu etkinliklere geliyor. İçeri giremeyince direnip olay çıkarmaya kalkanlarda var.
Otel farelerini çağıranların müşterilerin aldatma peşinde olan halkla ilişkiler şirketlerinin yarattığını söyleyenler “Ne kadar kalabalık davetliyi basın mensubu diye getirirlerse o kadar başarılı olduklarını sanıyorlar. Bu durumdan otel fareleri istifade ediyor. Hepsi birer sahte kart bastırmışlar. “Hatta oturdukları semtin adına bile ajans oluşturmuşlar. Kurtuluş ve Feriköy semtlerinde oturdukları için “Kurtuluş Haber Ajansı” diyorlar . “Haberimizi bütün gazeteler kullanıyor” diyorlar. Böylece istedikleri eğlenceye gidiyorlar. Ancak müşteri kapıda belirlenen davetli yayın listesindeki haberleri kontrol ediyor. Haberin çıkmadığı görülünce ise halkla ilişkiler şirketleri zorda kalıyor.

parti-fareleri-2.jpg

 “ Otel fareleri” veya "Parti fareleri"ni engellemeye çözüm aranıyor.

Beş yıldızlı otellerde, şık mekânlarda davet vermek kolay iş değil. Mekânın seçilmesi, menünün hazırlanması, hele ki etkinliğe basın da davet edilmişse verilecek bültenler, hediye edilecek aksesuarlar, geleceklerin listelenmesi oldukça teferruatlı bir iş.
Elbette ki bu davetlerin konseptleri de birbirinden farklı… Yeri geliyor büyük bir şirketin kokteyli düzenleniyor, ya da vizyona girecek merakla beklenen filmin galası yapılıyor. Davetlilerin bir kısmı zaten belli, onlar birçok davette boy gösterirler. Basın mensupları da işi gereği oradadır. Bazen de söz konusu etkinlikle bağlantılı insanlar mekânlarda görülebilirler.
Ancak öyle bir topluluk var ki evlere şenlik. Şimdiye kadar katıldığınız davetlerde dikkatinizi çekmemiş olabilirler, çünkü onları ilk bakışta diğer davetlilerden ayırmak imkansız. Herkes gibi sohbet edip, ellerindeki içkilerini yudumlarlar.
Etkinlikleri organize eden halkla ilişkiler firmalarının çalışanları ise onları yakından tanıyor. Çünkü bu topluluğun üyeleri, her davete muhakkak uğrayıp kar-fırtına demeden büyük bir vefa ile organizasyonun tam ortasında biterler. Aslında mevzu ile hiç alakaları yoktur; ne davetlidirler, ne çalışan, ne de basın mensubu…
Onlar adeta şehir efsanesi gibiler, yıllar geçtikçe sayıları arttı hatta aralarında birbirleriyle tanışıp sevgili olanlar bile oldu. "Parti fareleri"nden bahsediyoruz. Tüm etkinliklerden ajan gibi haberleri olan bu şahıslar, sahte kartvizitleriyle ortama teşrif ederler.
Ağırlıklı olarak 20 liraya aldıkları domain ile bedavaya kurdukları bir internet sitesinde çalışmaktadırlar. Açık büfenin önünden ayrılmayıp bol bol içki tüketirler. Organizasyondan ayrılırken de hazırlanan hediyelerden, üçer beşer alırlar.
Özetle onlar davetlerin fenomenleri… Aralarında çocuğunu bu ortamda büyütmüş olanı da var, kendisini ünlü bir köşe yazarı olarak tanıtan da… "Parti fareleri"ni onları en yakından tanıyan parti ve organizasyon düzenleyen halkla ilişkiler şirketi yöneticileri anlattı.

"KENDİ ARALARINDA FLÖRT EDENLERİNE DENK GELDİM"
ESRA DALGIÇ (Bizce İletişim)

Kokteyl fareleri, dağ, taş, kar, kış, yağmur, trafik, gece, gündüz gibi hiçbir durumdan etkilenmiyorlar. Kokteyl farelerini çok büyük bir defilede de, küçük bir davette de görebilirsiniz. Genelde kendilerini öğretim üyesi veya adı sanı duyulmamış basılı bir yayın organı mensubu veya internet sitesi editörü olarak takdim ediyorlar. Fotoğraf makinelerini görünür bir yerde tutup; elinize bir de kartvizit uzatıyorlar. Genelde tanıdığımız için davetlere girişlerini engellemeye çalışıyoruz fakat agresif tutumları sebebiyle küçük çaplı bir rezilliğe de her zaman hazırız. İlk hedefleri açık büfe. Çıkarken de kalem, basılı malzeme, hediye var ise mutlaka edinip bir başka davete yetişiyorlar. Son olarak düzenlediğimiz galada bir fare grubuna denk geldik. Sanırım giderek çoğalıyorlar hatta kendi aralarında flört edenlere bile denk geldim. Bir davetin kişi başı maliyetin 100 euro civarında olduğunu düşünürseniz içiniz acıyor.

"KENDİNİ MEHMET YILMAZ YANINDAKİNİ ERTUĞRUL ÖZKÖK DİYE TANITAN OLDU"
EMİN DİVRİKLİOĞLU (Effect Halkla İlişkiler)

Hemen her basın toplantısının girişinde basın mensuplarının karşılandığı ve toplantıya katılacak isim listelerinin bulunduğu basın masaları vardır. Fareler, bu masalara son derece kendinden emin bir şekilde gelirler, daha cüretkâr olanlar Hürriyet, Sabah gibi büyük yayınların mensubu olduklarını söylemekte bir sakınca görmezler. Ama basının çalışma şeklini bilen bir medya sorumlunuz varsa bu istenmeyen durumu en aza indirebilirsiniz. Söz konusu bir kokteyl faresi ise her türlü sıra dışı durumla karşılaşmaya hazır olmalısınız. Örneğin İstanbul'un en seçkin restoranlarından birinde üst düzey ekonomi basını için CEO'nun düzenlediği bir basın yemeğimiz vardı. Birden karşıma çok iyi giyinmiş kır saçlı bir bey çıktı ve "Ben Mehmet Yılmaz, toplantıya geldim" dedi. "Sonra yanındaki iyi giyimli beyi gösterip arkadaşım Ertuğrul" dedi. İnanmayacaksınız ama adam kendini gerçekten Mehmet Yılmaz'a benzetmişti ama Ertuğrul Özkök hiç başarılı bir deneme değildi. Fareler en çok Taksim, Beşiktaş gibi kolay ulaşılabilir yerlerdeki mekanları seviyorlar.

"EN GÜZEL DAVETLERE GİT, KEYİFLİ VE ŞIK GECELER YAŞA, BECEREBİLENE DEVAM DERİM"
SENEM ÇAPA (Senem Çapa Halkla İlişkiler)

Bir anne-kız var, zannediyorum ben onları iş hayatına atıldığım dönemlerden beri tanıyorum. Onlar benimle yaşlandı, ben onlarla büyüdüm. Hep merak ettim, nasıl her şeyden haberleri oluyor diye. En son onları Suada'da bir etkinlikte gördüm çok yaşlanmışlardı nasıl evden çıkıp da, Suada'ya gelebildiklerine hayret ettim. Her zamanki gibi, içeri sızmışlar fakat onları tanıyan biri yanlarına gelip dışarıya çıkartmaya kalkınca işte orada olan oluyor; ikisi aniden çığlığı basıp, kendilerini yerlere atıyorlar. Senelerdir bu tipler var, giyinip süslenip gelirler, kapıdaki karşılama hostesleri de nazikçe içeri alır… Ama artık davet kapıları çok daha bilinçli yönetiliyor. Kapıdakiler "listede isminiz yok" diyebiliyorlar, eskiden çekinilirdi. Valla iyi iş… En güzel davetlere git, en iyi yemekleri ye, keyifli ve şık geceler yaşa, becerebilene devam derim.

"BİR DAVETTE GELEN DAVETSİZ DAVETLİLERİ MEKÂNIN AYARLADIĞI CAST ZANNETTİK"
(İsmini vermek istemeyen bir halkla ilişkiler şirketi çalışanı)

Bir etkinliğimizde bu tarz bir durum ile karşılaşmıştık. 60-70'lerin Türkçe pop şarkılarının çalındığı 20-30 yaşında konukların katıldığı bir etkinlikti, davetlilere de dönemin aksesuarlarından dağıtılmıştı. Mekânda ortada büyük masa vardı ve bu masaya oturmuş hiç konuşmayan, eğlenmeyen sadece içki içen yaşları 60 ile 70 arasında değişen 4-5 adam vardı. Çevresinde gençler eğleniyor, dans ediyor, şarkılar söylüyor ama masadakiler gayet ciddi bir şekilde duruyorlardı. Biz de dâhil olmak üzere herkes bu kişilerin mekân tarafından ayarlanmış cast olduğunu düşünüyorduk çünkü erken saatlerden beri masanın başında duruyorlardı. Gece bitmeye yakınken mekân sahibine konsepti zenginleştirmek için neden zahmete girdiklerini sorduğumuzda "Sizin davetlileriniz diye biz ağırlıyoruz onları" dediklerinde çok ciddi bir şok yaşamıştık. Aklınıza hiç mi adamlara bir şey sormak gelmedi sorusu gelebilir ama onlar gece başından beri hiçbir sorumuza yanıt vermeyip put gibi oturuyorlardı.

"İSTERLERSE DÜĞÜNLERE BİLE GİREBİLECEKLERİNİ DÜŞÜNÜYORUZ
AYŞEGÜL SÖNMEZ CPR Halkla İlişkiler)

Mail yoluyla yapılan davetler kişiye özel de gönderilse bir şekilde yayılıyor. Ayrıca yine internetten etkinlik haberleri ve otel programlarına girilerek organizasyondan haberdar olunabiliyor. İsterlerse düğünlere bile girebileceklerini düşünüyoruz. Basın toplantılarına gelenler ise ya uydurma bir ajans ya da yayının (genelde hiç duymadığımız) "basın mensubu" kartıyla, ya da serbest gazeteci hüviyetiyle kayıt yaptırmaya çalışıyorlar. Bizler genelde "listede adınız yok", "sayımız kısıtlı" şeklinde kibar bir cevapla engellemeye çalışıyoruz. Bazen direnenler oluyor. Zaman zaman da gözden kaçanlar kahvaltısını yapıp ya da ikram varsa lezzetleri tadıp, "bülten var mı?" diye sorarak basın kiti ve varsa promosyonları alıp erkenden ayrılıyorlar toplantıdan. Herhangi bir kötü amaçları yok. Genelde orta yaş ve üzeri, ev kadını, emekli ya da kendine çevre yapmaya çalışan ya da özenen tipler. Temiz pak insanlar ama meslekten olmadıkları hemen anlaşılıyor

Aktüel

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.