• BIST 101.892
  • Altın 190,254
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 14 °C

Para politikalarında süreklilik bekleniyor

Para politikalarında süreklilik bekleniyor
Doç.Dr. Erdem Başçı, yeni Merkez Bankası Başkanı oldu. Merkez Bankası'nın 23 Mart kararları 15 Nisan itibariyle etkinleşti

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 18-23 Nisan 2011

İSTANBUL- Haftanın ekonomik görünümüne bakıldığında oldukça hareketlilik görünüyor. Doç.Dr. Erdem Başçı, yeni Merkez Bankası Başkanı olarak atandı. Para politikalarında süreklilik bekleniyor. Merkez Bankası'nın 23 Mart kararları 15 Nisan itibariyle etkinleşti. Küresel piyasalarda enflasyon kaygıları baskı yaratmayı sürdürüyor. Özellikle Asya tedirgin, ABD bilançoları ise dalgalı bir seyir izliyor

erdem-basci-merkez-bankasi.jpg

Doç: Dr: Erdem Başçı Merkez Bankası Başkanı

Erdem Başçı, görev süresi dolan Durmuş Yılmaz'ın yerine yeni Merkez Bankası Başkanı olarak atandı ve Pazartesi itibariyle görevine başladı. Başçı'nın, MB'nin son dönemde girdiği yeni politika düzleminin mimarı olduğu ve bu nedenle de MB politikalarının sürekliliği açısından en uygun tercih olduğu yorumlanıyor.
Gelen yorumlara bakarsak yurtiçinde ve yurtdışında Başçı'nın başkanlığının olumlu karşıladığını görüyoruz. Başçı’ya görevinde başarılar dileriz.

İş Bankasına 7 yeni genel müdür yardımcısı atandı

İş Bankası yönetim kurulu bankada değişik görevlerde bulunan 7 kişinin banka genel müdür yardımcılığına atanmasını kararlaştırdı. Yeni Genel müdür yardımcıları Senar Akkuş, Erdal Aral, Ertugrul Bozgedik, Levent Kobra, Rıza İhsan Kutlusoy, Aydın Süha Önder ve Yalçın Sezen’i tebrik eder, yeni görevlerinde başarılar dileriz.

CARİ AÇIK 54.8 MİLYAR DOLAR
Cari açık gerek iç gerekse dış değerlendirmelerde ekonominin başlıca zafiyet noktası olarak görülüyor.Bu korkutan açığın en önemli nedeni dış ticaret açığı, son 20 yılda ithalatı 260 kat artan sektör ve ürün var. Bazı sektörlerdeki artış, normal ithalat artışının 30 kat üstünde.Bazı görüşlere göre cari açık patladı gidiyor.
Dünya Gazetesinin 12 Nisan tarihinde yayınladığı Cari açık tablosuna ilişkin inceleme mutlaka görülmeli. Tahminlere göre 2011 yılında cari açık için tahmin edilen rakam 70 milyar dolar. Öngörülere göre 2011 yılında 230-235 milyar dolar ithalat, 135 milyar dolarlık ihracat bekleniyor. Merkez Bankasının önlemleri işe yaramaz ise ithalat daha da yüksek çıkacaktır. 100 milyar dolarlık dış ticaret açığı yaklaşık 70 milyar dolarlık bir cari açık demektir. Bu hesaplarda daha yükselmesi beklenen petrol fiyatları yok.
Önümüzdeki günler bu açıdan dikkatle izlenmeye değer. Sürdürebilirlik oldukça sorun yok gibi gözükebilir. Ama yabancıların içerdeki yani devlet tahvili ve borsadaki yatırımlarını çözmeleri cari açığın finansmanında sorun yaratacaktır.

oecd11.jpg

OECD raporunda sınıfta kaldık

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatına (OECD) göre, Türkiye, OECD ülkeleri arasında en düşük istihdam oranına sahip ülke konumunda bulunuyor.

OECD'nin "Bir Bakışta Toplum" raporunda, 2009 yılı baz alındığında istihdam oranının ortalama yüzde 66,1 olduğu OECD'de Türkiye'nin, yüzde 44,3 ile en düşük istihdam oranına sahip olduğu görülüyor.

Türkiye, istihdam oranında kendine yüzde 55,4 ile en yakın ülke olan Macaristan'ın 11,1 altında bulunuyor. İstihdam oranında en yüksek oran ise yüzde 79,2 ile İsviçre'ye ait.

Türkiye, 2009 yılında yüzde 14,3 işsizlik oranı ile OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer alırken, İspanya yüzde 18,1 işsizlik oranıyla başı çekti. En düşük işsizlik oranına sahip ülkeler ise yüzde 3,2 ile Norveç, yüzde 3,8 ile Güney Kore ve yüzde 3,9 ile Hollanda olarak belirlendi.

Rapora göre, OECD bölgesinde ortalama yoksul nüfus oranı yüzde 11,1 iken, Türkiye'de bu oran yüzde 17 oldu. Türkiye'ye oran olarak en yakın ülke yüzde 17,3 ile ABD olurken, bu alanda yüzde 21 ile Meksika ilk sırada yer aldı. Yoksulluk oranı en düşük ülkeler ise yüzde 5,4 ile Çek Cumhuriyeti, yüzde 6,1 ile Danimarka ve yüzde 6,4 ile Macaristan oldu.

Türklerin yüzde 49'u mevcut gelirleriyle geçinmenin "zor" ya da "çok zor" olduğunu ifade ettiler. Mevcut gelirleriyle geçinmenin zor ya da çok zor olduğunu düşünenlerde ilk sırada yüzde 73 ile Macaristan bulunurken, bu ülkeyi yüzde 63 ile Yunanistan takip etti.
Türkiye ise Yunanistan'dan sonra geldi. OECD ortalamasının yüzde 24 olduğu bu alanda en düşük oran ise yüzde 6 ile Norveç ve Danimarka, yüzde 7 ile İsveç'e ait oldu. En yüksek gelir eşitsizliğine sahip ülkeler Şili, Meksika ve Türkiye olarak sıralandı.
Gelir eşitsizliğinin ölçümünde kullanılan Gini Katsayısı'na göre, Şili'de katsayı 0,50, Meksika'da 0,48 ve Türkiye'de 0,41 olarak hesap edildi. Gini katsayısının ortalama 0,31 olduğu OECD bölgesinde gelir eşitsizliğinin en düşük olduğu ülkelerin ise 0,24 ile Slovenya, 0,25 ile Slovakya Cumhuriyeti ve Danimarka olduğu görüldü. Gini katsayısının büyük olması gelir dağılımının bozuk, küçük olması gelir dağılımının bozuluyor.
Raporda, Türkiye'nin 2007 yılında zorunlu eğitimde her yıl çocuk başına eğitim harcaması 1246 dolar olduğu ifade edildi. Türkiye'nin ardından Meksika 2 bin 339 dolar ve Şili 2 bin 682 dolar harcama yaptı.

vergi11.jpg

Gelir vergisi beyanları kayıtdışını tekrar gündeme taşıdı

Gelir Vergisi rekortmenleri açıklandı. Baş sıralar alışıldığı gibi Koç ailesine ait. Daha henüz son on yılın zenginlerini listelerde göremiyoruz. Rekorlar kar dağıtan şirketlerin temettü gelirlerinden ve gayrimenkul iradından oluşuyor. Nisan ayında Kurumlar Vergisi rekortmenleri ortaya çıkacak.
Bir okur gazete haberine yorum yazmış ve “rekor 22 milyon vergi”az değimli diyor. Beyan sistemi gönlünden kopan sistemi olduğu için buna da şükür demek gerekiyor. Bir aylık kazancını bir yıllık gibi gösteren doktorlarımızın kulakları çınlasın. Bu ülkenin ezeli derdidir kayıtdışılık.
TUİK Raporuna göre 2010 yılı itibariyle ülke ekonomisinin %43.3’ü kayıtdışı. Benim altıncı hissime göre %50’nin üzerinde.
Kayıtdışı ekonomi beraberinde kayıt dışı istihdamı da getiriyor. Sosyal güvenlikten yoksun bir çalışan grubu giderek artıyor. IMF raporları, artan vergi ve sosyal güvenlik primlerinin kayıtdışılığı artırdığı belirtiliyor.Vergi oranlarındaki artış kademeli olarak daha fazla bir kayıtdışılık yaratıyor. Bu konu ülkenin en önemli dertlerinden. Bu nedenle toplumsal olarak mücadele edilmesi gereken bir konu.

PİYASALAR
MB'nin 23 Mart kararları 15 Nisan itibariyle etkin olmağa başladı. Bankalara uygulanan munzam karşılık oranlarındaki sert artış nedeniyle TL likiditesinde son beş aylık daralma 40 milyar TL'yi aşacak. Zorunlu karşılıklardaki artış ve TL likiditesindeki daralma, bu haftadan itibaren TL Bono'larda yerli bankaların satışlarına neden olabilir. Yabancıların bu dönemde ne derece bir alım iştahı göstereceği çok kritik. Kur cephesinde ise, likiditedeki daralmanın Lira'yı desteklemesi bekleniyor. Piyasalara baktığımızda, küresel çapta enflasyon kaygıları fiyatlara girmeye devam ediyor.

Borsa 68.000’lerde tutunmaya çalışıyor
ABD verilerinin kötü gelmesi ile ve borsalarının negatif seyri IMKB’de geçtiğimiz hafta satış getirdi. Endeks dalgalı seyretse de 68.000 seviyesinde tutunmaya çalışıyor. Cuma kapanışı 68.450 oldu.

Tahvil faizleri geriliyor
Hafta başında gerçekleştirilen2014 vadeli üç ayda bir kupon ödemeli tahvilin yeniden ihracında faiz oranı%9.21 olan beklentinin hafif üzerinde %9.36 olarak ve 1.33 milyar TL. borçlanmayla sonuçlandı. Ardından gösterge faiz 14 baz puan artarak %8.82 seviyelerine geldi. Daha sonra düzenlenen 22 ay vadeli iskontolu tahvil ihracında bileşik ortalama faiz %8.88 olarak gerçekleşti ve kuvvetli bir toparlanma görüldü. Gösterge faiz tekrar % 8.72 seviyesine geriledi.

Banka kredileri artmaya devam ediyor
Banka kredilerinin TCMB tedbirlerine rağmen yılbaşına göre %65 oranında arttı. Munzam karşılık artışı ile frenlenmeye çalışılan kredi hamcında henüz istenen sonuç alınmış değil. Ancak seçim ortamına girilmiş olması sebebiyle tedbirlerin sertleşmesi beklenmiyor.

Dolar yatay seyrediyor
Avrupa Merkez Bankasının evvelsi hafta yaptığı faiz artışı sonunda 1.42 seviyelerinde bulunan euro/dolar paritesi 1.44 üzerinde işlem görmeye devam ediyor. Yeni faiz artırımlarının bu pariteyi 1.45’lere doğru taşıması da beklenebilir.
İç piyasada bir taraftan taze para girişi diğer taraftan parite etkisiyle dolar/TL paritesi değer yitirdi. Geçtiğimiz haftaya 1.5345 seviyesinden başlayan kur 1.50 seviyelerini gördü. Haftayı 1.51 üzerinden kapatan dolar/TL’nin 1.50-1.53 bandı içinde haftayı geçirmesi bekleniyor.
Özet: Politika faizini artırmadan, para politikasının sıkılaştırılmasının ekonomiyi soğutmakta yeterli olup olmadığını yakında göreceğiz.

Esenlikle Kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.