• BIST 87.143
  • Altın 219,609
  • Dolar 5,8507
  • Euro 6,6489
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 18 °C

Operayı tabaklarda yaşatıyor

Operayı tabaklarda yaşatıyor
Opera sanatında 40 yılını geçiren ve pek çok eserde başrol üstlenen sanatçı Yıldız Tunbul, yıllarını verdiği sanatını emeklilik yıllarında farklı bir yolla yaşatıyor

ANKARA -Opera sanatında 40 yılını geçiren ve pek çok eserde başrol üstlenen sanatçı Yıldız Tunbul, yıllarını verdiği sanatını emeklilik yıllarında farklı bir yolla yaşatıyor. Tunbul, opera eserlerinin sahne eskizlerini porselen tabaklara uygulayarak hiç denenmemiş bir çalışmaya imza attı.
Kariyerine Ankara'da başlayan ve 40 yıl boyunca opera sanatına emek veren Tunbul, emekli olduktan sonra sanatla içiçe olmayı sürdürdü. Ankara'da Sezer Acarlar ile başladığı porselen boyama çalışmalarına İstanbul'daki Elma Sanat Atölyesinde Gül Arık ve Uğur Olgaç eşliğinde devam eden sanatçı, bu sanatta zaman içinde tecrübe edindi.
Başlangıçta farklı desenler çalışan Tunbul, "yaşamı boyunca büyük bir aşkla bağlandığı opera sanatı kanına işlediği için" bir süre sonra bunu giderek ilerlediği klasik porselen boyama sanatıyla buluşturmaya karar verdi. Tunbul, bu fikirden yola çıkarak ünlü dekor ve kostüm tasarımcılarının sahne eskizlerini porselen tabaklara uygulamaya başladı.
Tunbul, Türkiye'de ilk kez uygulanan bu çalışmayı, Devlet Opera ve Balesi fuayesinde düzenlenen sergide izlenime sundu. Uğur Babürhan'ın 20 operaya ait 20 tablosunun da yer aldığı sergide, Yıldız Tunbul'un porselen tabaklara uyguladığı 18 sahne eskizi bulunuyor.
Sergide, "Oberon", "Mr Broucek'in Maceraları", "La Serva Padrona", "Figaro'nun Düğünü", "Turandot", "I Pagliacci", "Maskeli Balo", "Il Ritorno d'Ullisse", "Madame Butterfly", "Assasin, Espoir des Femmes", "La Forza del Destino", "I Pagliacci", "Cavelleria Rusticana", "La Khovanchtchina", "Prens Igor", "Sihirli Flüt" ile "Hansel ve Gretel" operalarından sahne eskizleri yer alıyor.
Sergi, ay sonuna kadar gezilebilecek.
Sanatçı Yıldız Tunbul, porselen boyama çalışmalarına 1996 yılında başladığını söyledi.
Boyama çalışmalarını 2002-2003 yıllarından itibaren opera sanatı üzerinde yoğunlaştırdığını anlatan Tunbul, bir kitap üzerindeki sahne eskizleri üzerinde çalışmaya başladığını ifade etti. Porselen boyama sanatının meşakkatli bir uğraşı olduğunu dile getiren Tunbul, "Bir kişi bütün gün, 24 saat boyunca sadece bunun üzerine çalışsa dahi ancak bir haftada bitirebiliyor. Çok emek isteyen bir çalışma" sözleriyle porselen boyama tekniğine ilişkin bilgi verdi.
Çalışmalarını yaparken özellikle kendisinin sahne almadığı opera yapıtlarını seçerek porselen tabaklara aktardığını ifade eden Tunbul, "Buna da özellikle dikkat ettim. Çünkü bir böbürlenme, kendini beğenmişlik gibi algılanmamasını istedim. İçlerinde bir tek benim rol aldığım 'Maskeli Balo' var. O da bir tesadüftür. Özellikle dikkat ettim" dedi.
Sergideki porselen tabaklarda 18 sahne eskizinin yer aldığını anlatan Yıldız Tunbul, "Sergimiz Ekim ayında da Amsterdam'daki bir galeride de izlenime sunulacak. Ayrıca, İstanbul'da da bir sergi açmamız gündemde, henüz tarihi belirlenmedi" diye konuştu.
Yıllarını verdiği operada geçirdiği yılların kendisi için çok anlamlı olduğunu da vurgulayan Tunbul, "Opera literatürünün en büyük rolleri, uluslararası kariyer, alkışlardan sonra zirvede veda... Zaman geçtikçe opera aşkı beni rahat bırakmadı ve onun için sahne eskizlerini porselen tabaklara uygulamaya karar verdim" diyerek sanat olan bağlılığını özetledi.
Sahnede bulunduğu yıllar boyunca dramatik operaların hemen hepsinde başrol oynadığını dile getiren Tunbul, "Bunların hemen hemen hepsinde tek kast (opera ve bale eserlerinde oyuncuların öncelik sıralaması) olarak sahne aldım. Bolşoy dahil olmak üzere dünyanın önemli opera merkezlerinde de sahneye çıktım" dedi.
Sahnedeki yıllarının yanında, sanat danışmanı olarak da gö rev yaptığını anlatan Tunbul, Ankara Devlet Opera ve Balesinde yıllarca başrejisörlük görevini de üstlendiğini söyledi.
Türkiye'de opera sanatında belirli dönemler bulunduğunu ve kendilerinin de başarılı bir dönem yaşadıklarını aktaran Tunbul, sanat geçmişiyle ve bugün gelinen noktayla ilgili düşüncelerini de şöyle özetledi:
"Benim şöyle bir felsefem var; biz bir dönem yaşadık. O dönem çok güzel bir dönemdi. Şimdi yaşayanlar da bir gün 'biz bir dönem yaşadık ve gü zel bir dönemdi' diyecekler. Bütün devlet operalarının çatısı altında mesleğini yapanların hepsi bir gün bunu diyeceklerdir. Onlarla ilgili iyi ya da kötü bir yorumda bulunmam, bulunamam.
Ben bugün baktığımda seyirci olarak da hiçbir eksiklik göremiyorum. Türkiye'deki sanat dedikodularına ben hiç itibar etmiyorum. Sanattan uzaklaşılmış, seyirci gelmiyormuş gibi bir şeyler yapılıyor. Hiçbiri doğru değil. Seyirci, operaya da tiyatroya da geliyor. Türkiye'de bunlardan hiç de uzaklaşılmış değil."

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.