• BIST 88.735
  • Altın 227,573
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 23 °C

Noel tatili heyecanı ve alışveriş başlıyor

Noel tatili heyecanı ve alışveriş başlıyor
ABD piyasaları pozisyon kapatmalar ve yılsonu değerlendirmelere giriyor. ABD'de yıllık tüketim harcamalarının 1/3'ü sadece Aralık ayında yapılır

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü-11-16 Kasım 2013
İSTANBUL-
ABD piyasaları pozisyon kapatmalara yılsonu değerlendirmelerine girer. ABD'de yıllık tüketim harcamalarının 1/3'ü sadece Aralık ayında yapılır. Piyasalar çok canlıdır. Onları etkileyecek bir hareketi kimse göze alamaz.

DÜNYA RAPORU
Geçtiğimiz hafta ekonomik göstergeler açısından çok hareketli bir hafta oldu. Haftanın önemli gelişmelerini sırasıyla belirtelim.
• ABD 3.üncü çeyrek büyümesi %2 beklenirken %2.8 açıklandı.
• Güçlü büyüme FED Desteğinin erken ve hızlı geri çekilebileceği kaygısını körükledi.
• Avrupa Merkez Bankası'nın sürpriz 0.25 faiz indirimi geldi. Başkan Draghi tarafından Yeni indirimler olabileceği ve likidite desteğinin devam edeceği mesajı verildi.
• Ancak ECB'nin faiz indirimi ABD büyüme rakamının gölgesinde kaldı.
• Dolar/Euro paritesi ECB açıklamasının hemen ardından 1.35'lerden 1.33'e geriledi.
• ABD'de 10 yıl vadeli tahvillerde faiz 2.6074 seviyesinden 2.7161 seviyesine yükseldi.
• Bizde ECB'nin etkisi görülmedi. Ayrışma oldu ve dolar/TL paritesi hala 2.03 seviyelerinde kaldı.
• Borsa İstanbul %2 kayıpla 74 binlere kadar geriledi.
• En önemlisi cuma günü açıklanan geçtiğimiz ay 125.000 olan
ABD tarımdışı istihdam verisi beklenti olan 148.000'nin çok üstünde 204.000 olarak geldi.
Bütün bu gelişmeler üzerine tahvil alımlarının geri çekilmesi hızlanacak söylentileri piyasalara hakim olmağa başladı.
Nitekim Atlanta FED Başkanı Mr. Lockhart, FED'in tahvil alım programını azaltmayı önümüzdeki ay düşüneceğini söyledi.
Bizim nacizane kanaatimiz, bugünlerden itibaren ABD piyasaları pozisyon kapatmalara yılsonu değerlendirmelerine girer. Hele aralık ayını 15 gün gibi düşünebilirsiniz. Thanksgiving ve Noel tatilleri heyecanı ve alışverişi aralık başından itibaren başlar. Verilere göre ABD'de yıllık tüketim harcamalarının 1/3'ü sadece Aralık ayında yapılır. Piyasalar çok canlıdır. Onları etkileyecek bir hareketi kimse göze alamaz.
Tahvil alımını azaltma programı en erken yeni yılda gündeme gelebilir. Ocak ayında konuşurlar ve yeni başkan Mart 2014 diyerek programı başlatabilir diye düşünüyoruz.
Unutulmaması gereken husus, FED Yönetiminin sadece ABD ekonomisini değil, gelişmekte olan ekonomilerdeki etkileride gözönünde bulundurduğu, tavırlarından cool davrandıklarını ve davranacaklarını görüyoruz.

TÜRKİYE RAPORU
Geçen haftanın gelişmeleri de ülkemizde yakınen takip edildi. Her ne kadar siyasi gündem kız-erkek evleri sebebiyle yogun olsada ekonomik gelişmeleri de çok yakından takip ettik.
Erdoğan'ın yurtdışına giderayak yaptığı konuşma ortama gerçekten pat diye düştü. “Bu kadar da olmaz canım” dedirtecek türden tepki aldı. Nitekim Arınç'ın tevilini tersleyen direnme sonunda iki arkadaşın arasını açtı. Arınç bu sefer omurgasız davranmadı. Düşündü, düşündü ve Belgrad da iken AA Ajansına verdiği demeçle Erdoğan'a hodri meydan dedi.
AKP açısından çok ciddi bir çatlak.Demek ki bu konuda parti içinde bir insicam yok. Çok zamansız bir demeçti. Çok kimse perde aralandı. Kral çıplak demeğe başladı. Demokratik toplumlarda kabul görmesi mümkün olmayan bir açıklama olarak tarihte yerini alacak.
Acaba hedef Cemaatin Işık Evlerini kontrol altına almak mı? diye düşünenlerde var. Bekleyip göreceğiz.
Ekonomik açıdan piyasalar ABD büyüme rakamları ve ECB faiz indirimi arasında bocaladı. Dolar/TL parite düşmesinden çok az etkilendi. Euro biraz değerlendi. Hatta Euro 2 Lirayı ne zaman bulur dedikoduları başladı. Ancak BIS İstanbul %2'ye yakın değer kaybederek 73bin seviyesine geriledi.
Doların yerinde saymasında iç talep etken oldu. Özel sektörün açık pozisyon kapatma ve ödemesi gereken dış borçları, doların 2.nin altına gelmesini önlüyor. Doların bu durumu yılsonuna kadar böyle gidecek gözüküyor.
Başbakan Yardımcısı Babacan,2014 yılında yaşanacak tehlikelere dikkat çekerken, sermaye girişinde ortaya çıkabilecek bir azalmanın tüm gelişmekte olan ülkeleri etkileyeceği uyarısını tekrarladı. Dünya ekonomisinde aşağı yönlü risklerin sürdüğünü vurgulayan Babacan, Türkiye'nin ana ticaret ortağı Avrupa'da da kısmı iyileşmelere rağmen kalıcı ekonomik aktiviteye ulaşılıp ulaşılamayacağının bilinmediğini belirtti.
Görüldüğü gibi Türkiye'nin kaderi AB ve ABD ekonomilerine bağlanmış durumda. Onlar iyi giderse bizde iyiyiz. Onlar kötü giderse bizde öyle.Biraz da niye biz bu kadar içine girdik bu ekonomilerin diye de düşünmek lazım. Oluk gibi faiz ödediğimiz sermaye girişlerini taşa toprağa gömmeseydik borsacılık oynamasaydık da onları ihracata dönük yatırımlara yönlendirseydik ne kadar güzel olurdu.O nedenle bu ülkeye tekrar 24 Ocak 1980 ruhu gerekli diye tekrar tekrar söylüyorum.

SANAYİ ÜRETİMİNDEKİ ARTIŞ GÖRÜNDÜĞÜ KADAR GÜÇLÜ DEĞİL
WSJ ekibinden Kerim Karakaya'nın bu konudaki çalışmasından bir özet sunuyoruz.
Sanayi üretimi eylül'de beklentilerin iki katı arttı. Ancak bu artış gerektiği kadar güçlü değil diyen yazar; tatil ve bayramlar sebebiyle gerileyen sanayi üretiminin kendini eylül ayında telafi ettiği görüşünde.

Sanayi üretim endeksi Eylül'de beklentilerin çok üzerinde artış gösterdi.
Sanayi üretim endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 oranında yükseldi. The Wall Street Journal'ın anketine katılan ekonomistler üretimin yüzde 3,8 oranında artmasını bekliyordu.


untitled-2.20131109231339.jpg

Ancak verileri daha yakından inceleyen ekonomistler, sanayi üretimindeki artışın göründüğü kadar güçlü olmadığını ifade ediyor. Ağustos ayındaki Ramazan bayramı ve otomotiv başta olmak üzere bazı sektörlerdeki tatiller nedeniyle gerileyen üretimin, Eylül'de telafi edildiği kaydediliyor. Ağustos'ta sanayi üretimi tatil etkileri nedeniyle yüzde 1,3 oranında gerilemişti.
"Üretimdeki artış elbette önemli. Özellikle imalat sanayi üretimi önemli artış gösteriyor" diyen Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, "Ancak Ağustos ayındaki zayıf verinin ardından bu veriyi beklentilerin iki katı olarak yorumlamamak gerekiyor" diye konuştu. Bürümcekçi, tatiller nedeniyle Ekim ayı verilerinin de zayıf kalabileceğini belirtirken, yılsonu için yüzde 3'ün üzerinde büyüme tahmin ettiklerini belirtti.

Oyak Yatırım Başekonomisti Mehmet Besimoğlu da verilerin göründüğü kadar güçlü olmadığını, hatta üç aylık ortalamalara bakıldığında üretimde düşüş görüldüğünü söyledi. Besimoğlu, "Piyasa beklentileri ortalamaları veriyor. Çok düşük tahminde bulunanlar var. Böyle olunca beklentilerin iki katı kadar üretim artışı olmuş gibi görünüyor. Ancak 3 aylık ortalamalara bakıldığında üretimde aşağı yönlü bir eğilim bile var" diye konuştu. Besimoğlu, tatiller ve üretime verilen aralar nedeniyle sanayi üretiminde Eylül'de olduğu gibi büyük değişimler olabileceğini söyledi. Besimoğlu, yılsonu için yüzde 3,5 büyüme öngördüklerini kaydetti.

"Eylül verisinde Ağustos'taki kötü verinin geri dönüşü olarak bakmak gerekiyor" diyen JP Morgan Başekonomisti Yarkın Cebeci de sanayi üretimi verilerinin çok oynak olduğunu ve aylar bazında yüksek dalgalanmalar gösterdiğini belirtiyor.
Ekonomistler, verilerin takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış olsa bile tatillerin etkisini tam olarak yansıtamadığı uyarısında bulunuyor.
Hükümetten gelen açıklamalar ise daha olumlu yönde. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, son çeyrekte büyümenin zayıf olmayacağına yönelik olarak ellerinde önemli işaretler olduğunu vurgularken, ihracatın üretime katkısının son çeyrekte pozitif olacağını kaydetti.
Yılın 9 ayındaki sanayi üretimi ise geçen yılın aynı dönemine yüzde 2,8 oranında artmış oldu. Üretimde toparlanmanın yılın her çeyreğinde toparlanması dikkat çekiyor.
İlk çeyrekte yüzde 1,3 artan sanayi üretimi, ikinci çeyrekte yüzde 3,2, üçüncü çeyrekte ise 3,8 oranında artış gösterdi.

ABD RAPORU
Roubini: Balon mu, toparlanma mı?

untitled-3.20131109231429.jpg

Küresel finans sistemindeki riskleri azaltmayı amaçlayan regülasyonlar amaca daha çok hizmet etmeli. Aksi takdirde merkez bankacılar iki zor seçenek arasında kalacak.
• Altı yıl önce başlayan finans krizinin ardından parasal genişleme ve faizleri sıfıra yakın tutmak gibi sıra dışı politika araçları ekonomik toparlanmayı başlattı.
Ancak uygulanan politikaların hiçbiri büyümeyi tetiklemek ya da işsizliği düşürmek gibi sonuçlar yaratamadı.
• NYU ekonomisti Nouriel Roubini geçen hafta yayınlanan bir çalışmasında şu ifadelere yer verdi:
• "Politika yapıcılar iki zor seçenek ile eninde sonunda yüzleşmek zorunda kalacak: Balon risklerinden kaçınmak amacıyla toparlanmaya son vermek ya da yeni bir finans krizi tetiklemek riskini göze alarak büyüme yaratmak."

Roubini'ye göre sıra dışı politikaların ekonomiye enjekte ettiği devasa miktarlardaki likiditenin büyük bir kısmının reel ekonomiden çok finans sektörüne gitmesi finans piyasalarında köpük yaratan carry trade işlemlerini teşvik etti.
Regülatörler, riski sınırlamak amacıyla Basel III gibi sermaye gereksinimleri üzerinde çalışsa da bazı kişiler kuralların planlandığı gibi uygulanamayabileceğini düşünüyor.
Williams College'tan ekonomi profesörü Gerard Caprio, San Francisco Fed'in ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta, "Yeterince dikkat edilmeyen noktalardan biri de sistemin, denetimini imkansız kılacak kadar karmaşık bir yapıya sahip olması," diye konuştu.
Caprio'nun düşünceleri konferansta diğer ekonomistlerin övgüsünü toplasa da öne sürdüğü çözüm yollarını uygulamak siyasi açıdan zor görünüyor.

FAİZ ARTIŞINA GİTMEK ŞART AMA DİKKAT
Politika yapıcıların, ekonomik toparlanmanın hızlanmasını teşvik amacıyla faiz artışına gitmekte gecikmeleri durumunda yeni bir finans krizinin başlayabileceğini ve hızla resesyona girilebileceğini düşünen Roubini, öte yandan balonların faiz artışı ile erkenden patlatılmaya çalışılması durumunda ise tahvil piyasalarının çökeceğini ve toparlanmanın sona ereceğini belirtti.
Bugünlerde genişleme politikalarının sonlarına gelinirken, artık bu konular sıklıkla gündeme gelecek.Bütün mesele yeni bir kriz başlatmadan piyasadaki fazla likiditeyi çekebilmek. Hemen faiz artışına gidilecek likiditenin yarattığı balonları patlatalım derken, oluşmuş tahvil piyasalarınıda çökertmemek gerekiyor.

TORONTO'NUN PÜSKÜLLÜ BELASI: BELEDİYE BAŞKANI ROB FORD
Torınto'nun bağımsız belediye başkanı Rob Ford içki ve kokoin bağımlılıkları sebebiyle gündeme oturdu. Yaptığı radyo konuşmasında hakkındaki bütün suçlamaları kabul eden Ford, seçmenlerinden özür dileyerek nedamet getirdi ve bir daha yapmayacağına yemin etti. Ancak istifa etmeyeceğini de belirtti.

untitled-4.20131109231504.jpg

S&P, FRANSA'NIN KREDİ NOTUNU AA+'DAN AA'YA İNDİ

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Fransa'nın uzun vadeli kredi notunu AA+'dan AA'ya indirirken görünümü "durağan" olarak belirledi. S&P, kredi notunun indirilmesine neden olarak Fransa'nın büyüme görünümüne yönelik endişeleri gösterdi. Kuruluş, Fransız hükümetinin vergi, istihdam ve piyasalarda yaptığı reformların ülkenin orta vadeli büyüme görünümünü ciddi şekilde yükletmeyeceğini kaydetti. S&P ayrıca devam eden yüksek işsizliğin de daha fazla mali ve yapısal politika önlemlerine desteğe zarar verdiğini ifade etti. "Dahası düşük ekonomik büyümenin hükümetin kamu finansmanını konsolite etme kabiliyetini sınırladığına inanıyoruz" diyen S&P, ülkenin kredi notunu gelecek iki yıl içerisinde yükseltme ya da indirme ihtimalini ise üçte birden az olarak gösterdi.

AVRUPA MERKEZ BANKASI:
Euro Bölgesi tasfiye Fonu bütün bankaları kapsamalı.

FRANKFURT—Avrupa Merkez Bankası bugün yaptığı açıklamada, Euro Bölgesi'nde zor duruma düşen bankalar için oluşturulması planlanan tasfiye fonunun tüm bankaları kapsamasını ve bu fonun AMB'nin bölge genelinde bankaları denetim yetkisini aldığı zaman ile eş zamanlı hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti..

untitled-6.20131109231530.jpg

Avrupa Birliği hükümetleri zor durumdaki bankaları kontrolün merkezileştirilmesi konusunu yılsonuna kadar çözüme kavuşturma taahhüdünde bulunmuş ancak tek tasfiye mekanizmasının (SRM) boyutu konusunda ayrılıklar yaşanmıştı. Özellikle Almanya fonun yalnızca büyük bankalar ile sınırlı olması konusunda bastırıyor.
Banka bugün yayınladığı yasal görüşünde Avrupa Komisyonu'nun oluşturulacak otoritenin Euro Bölgesi'nin tüm bankalarını kapsaması yönündeki planına destek verdi.

Banka açıklamasında, "AB üye devletleri içerisindeki tüm kredi kurumları ortak denetim mekanizmasına dahil olmalıdır" dedi.
Banka tasfiye fonu, para bloğunun hükümetler ile zor durumdaki bankaları arasındaki zarar verici bağlantıyı kesmeyi amaçlayan bankacılık birliği projesinin ikinci ayağını oluşturuyor.
AMB ayrıca Berlin'in sık sık dile getirdiği SRM için ABD anlaşmalarında değişiklik gerektiği yönündeki itirazlarına da karşı çıkarak bunun için değişikliklere ihtiyaç olmadığını vurguladı.
AB üye devletlerinin avukatları genel olarak Komisyon'un planının yasala uygun olduğunu Eylül ayında açıklamış ancak ulusal bütçelere daha fazla iltimas tanınması gerektiğini dile getirmişlerdi.
Banka ayrıca üye ülkelerin SRM'nin 1 Ocak 2015'te hayata geçmesini istiyorsa görüşmeleri ivedilikle sonuçlandırması gerektiğinin altını da çizdi.

PİYASALAR

Borsa
Avrupa Merkez Bankası'nın faiz indirimi gelişmekte olan ülkelere risk iştahını artırken, bundan nasibini alıp artışa geçen BIST, akabinde gelen ABD büyüme rakamları ile aldıklarını geri verdi. ECB arkasından 76.770 seviyelerine çıkan endeks, akabinde 75.811 ve cuma kapanışında da 73.916 seviyelerine geriledi.
Bu hafta bulanık bir hafta .Kafalar karışık. Daha ziyade FED ağırlıklı tahminler moralleri bozmaya devam edecek. BIST 100 endeksi alt direnç noktalarına kadar gerileyebilir.

Faiz
ECB'nin faiz indirimi ve arkası gelebilir mesajlarına rağmen şimdilik yeni bir indirim beklenmiyor. Yılın kalanında ECB durum değiştirmez. Sanayi üretim artışı yüksek olmasına rağmen, reel olmadığı ve yan etmenlerden dolayı piyasalarda etki yaratmadı. Kafalar bulanık. Haftanın kapanış faizi 8.62

Döviz
ECB'nin faiz indirimi ve arkasından dolar/euro paritesinin 1.35'den 1.33'lere gerilemesinin etkisi azda olda bizde de görüldü. Euro 2.7350 seviyesinden 2.6973'e kadar geriledikten sonra 2.7136 oldu. Dolar ise 2.04 seviyesini test eden dolar 2.03'e takıldı. Haftanın kapanışı şöyle.
Dolar ...............2.0383
Euro.................2.7245
Parite............... 1.3372

Bu hafta euro/dolar paritesindeki baski aşağı doğru seyredecek ve euro yönünde yükseliş görülecek. Ancak paritenin dolar/TL üzerinde etkisi beklenmiyor. Döviz talebi yüksek olduğu için düşme beklenmiyor.
Burada ülke enflasyonunun seyri önemli. 7.8 civarında olan enflasyonun TCMB beklentisine yaklaşması halinde dolar /TL geriler.

Esenlikle kalın.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.