• BIST 93.297
  • Altın 209,251
  • Dolar 5,3452
  • Euro 6,0665
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 0 °C

Noel Baba'dan sizlere selam getirdim

Özkan Altıntaş

Hakiki “Noel Baba” Türkiye'de ve biz uyuyoruz.
Adamlar Noel Baba’nın hayali eviyle cihanı ele geçiriyorlar.
Ama çok profesyonelce yapıyorlar.
Hayran olmamak elde değil…
Öyle ki “bu iş yapılırsa böyle olur” diyorsunuz…
Geçtiğimiz hafta 15’e yakın Türkiye’nin önemli turizmcileri ile birlikte Kuzey Kutbu’na, Finlandiya’nın Laponya bölgesine gittik..
Herkesin ömründe bir kez gidip görmesi gereken yerler olduğu için büyük keyif aldık.
İstanbul’u artı 20’de bırakıp orada eksi 20 derece ile buluştuk.

KARLA KAPLI PİSTE UÇAK SORUNSUZ İNDİ
Türk Hava Yolları’nın harika hizmeti ile Helsinki Vata havalimanına indiğimizde ortalıkta 50 santime ulaşan kar vardı. Uçak hiçbir sorunla karşılaşmadan tereyağı gibi indi.
Şaşırmıştık…
Şaşkınlığımız bununla da bitmedi…
Helsinki sokaklarında da kar ve buz vardı.
Hemen aklımıza İstanbul geldi…
İstanbul’a bu kadar kar yağsa, yollar buz tutsa okullar ve devlet daireleri tatil olurdu. Fırınlarda ekmek çıkmaz kuyruklar oluşurdu. Her yer üçüncü dünya savaşı çıkmış görüntüsüne bürünürdü. Kısaca İstanbul’da milli felaket olurdu…
Ama Helsinki öyle mi?
Her şey süt liman. Otomobiller, otobüsler vızır vızır çalışıyor. Hem de ne çalışma… 80 km. hızın altında giden yok. Sanki yollar buzlanmamış ve kar yok gibi…

ROVANIEMI HAVALIMANI DA ÇALIŞIYOR
Rovaniemi Havalimanı’na gittiğimizde seyahat acenteleri Finlandiyalı seyahat acenteleri ve tur operatörleri ile çalışma toplantısı yaptılar.
Rovaniemi daha kuzeyde ve daha da karlı. Uçak pisti ise karla kaplı… Ama kar temizleyici araçlar hiç durmuyor. Bir yandan kar yağıyor, diğer yandan pisti sürekli temizliyorlar. Arkasından bir araç geçiyor ve temizliğin yeterli olup olmadığını kontrol ediyor. Arkasından bir uçak iniyor. Hatta iki de savaş uçağı indi. Bir de dev uçak…
Hepsi de sorunsuz indiler.
Uçaklar kalkmadan önce alkolle yıkanıyor ve son kontrolleri yapılıyor. Ne Helsinki havalimanında ne de Rovaniemi’de hiçbir sorun yaşanmıyor.

KUZEY KUTBUNA YOLCULUK
Oradan 150 kilometre daha kuzeye Luosto’ya gittik. Giderek Kuzey Kutbu’na yaklaşıyorduk. Kar artıyor, buz kalınlığı da artıyordu. Luosto’da 1.5 metreyi buldu. Her yer bembeyazdı.
Giderken hepimizin yüreği ağzına geldi. Otobüsün şoförü sanki yollar tertemiz gibi buzun üzerinde en küçük bir kayma olmadan 80 ile 110 kilometre arasında hızda seyretti. Hatta karşıdan gelen araçları görünce hiç yavaşlamadı. Aynı şekilde diğer araçlarda yavaşlamadı. İnsan buzlu yolda araç kullanmaya alışırda, böylesini görmemiştik…



NOEL BABA’NIN KÖYÜ: SANTA CLAUS VILLAGE

Türk seyahat acenteleri geyiklerin ve husky denilen köpeklerin çektiği arabalara bindik. Yetmedi bir gün sabah 09.00’dan 15.00’e kadar kar motosikletleriyle yaklaşık 100 kilometre yol yaptık. Sonra gece ayağımızda plastik hediklerle ormanda yürüdük. Gezi boyunca doğada her türlü aktivite sunuldu.
Noel Baba’nın Kuzey Kutbu ile tek ilgisi geyiklerin çektiği arabasıdır. Hakikisi Antalya Demre’de bulunan Noel Baba’nın evine doğru yollandığımızda pek bir şey beklemiyorduk.
Ancak Santa Claus Village’de her yer karlarla kaplı alanda karanlıkta otobüsten indiğimizde kulağımıza ilk olarak christmas müzikleri çalındı. Çevremizde bir masal kenti kurulmuştu. Çatıları, ışıklarla süslü çam ağaçları, buz görünümlü ışıklı işaret levhaları ile tam bir masal şehri yaratılmıştı. Bununla da yetinmeyip çevrede hediyelik eşya satan mağazalar, lokantalar, kafeler, barlar vardı.
Rehberimizi izleyerek yürürken çevremizde yaratılan masal şehrini hayranlıkla seyrettik.



NOEL BABA’NIN EVİ LUNA PARK GİBİ

Kapısında “Giriş serbesttir” yazan Noel Baba’nın evinden içire girdik. Karşımıza bir hediyelik eşya mağazası ve kafeterya çıktı. İçeride Noel Baba’yı görmeye gelenler alışveriş yapıyor, kafede oturuyorlardı.
Çünkü Noel Baba’nın kapısında 15.30’da görüşme başlayacağı yazıyordu. 15 dakika erken gelmiştik.
bu molaların alışverişe ve kafeteryaya faydalı olduğunu vakit geçirirken gördük. Herkes bir şeyler aldı. Rehberimiz ise adam başı 20 euro ödeyerek aldığı giriş kartımızı ve Noel Baba’yı ziyaret ettiğimizi gösteren sertifikayı verdi.
Neden sonra kapı açıldı ve içeri girdik.
Luna parklardaki korku tüneli gibi yerlerden geçtik. Köprüler, gıcırdayan kapılar, çekildiğinde korkunç sesler çıkaran damlardan asan sarkaçlar arasından yürüdük. Neden sonra bir merdivene vardık ve yukarı çıktık. Tavanda dönen tekerlekten büyükçe bir saat makinesi içinde olduğumuzu ve duvarda duran saati çalıştırdığını gördük.
Rehberimiz ‘fotoğraf çekmek yasak’ diye bizi sürekli uyarıyordu. Neden olduğunu anlamamıştım. Ama sebebi çıktığımızda belli oldu. Sadece onlar çekiyor ve gelene satıyordu.
Önümüzden bir grup içeri girdi. Sonra sıra bize geldi.
Noel Baba kıyafetli bir büyükçe bir tahtta oturuyordu. Tokalaşırken bizlere Türkçe “Merhaba” dedi. Önceden sinyali almıştı. Hepimiz yanına oturduk ve karşımızdaki sette bulunan fotoğrafçıya poz verdik. Grup fotoğrafından sonra tek tek çektirenler oldu. Noel Baba’ya söz verdiğim gibi “Türkiye’nin selamını getirdim” dedi. “Hepsini buraya bekliyorum” diye cevap verdi.
Çıkış kapısında çekilen fotoğraflar için sipariş yeri vardı. Her biri 25 euro idi.
Hediyelik eşya mağazası kapısından fotoğrafları teslim alırken tavandaki ekranda hepimizi filme aldıklarını gördük. Film içinde 28 euro ödendi. Fotoğrafları çok şık bir ambalajla sundular.
Dışarı çıkıp yine hayal şehrin karlı sokağından geçerken ortada duran tam Kuzey Kutbu çizgisinin geçtiği yerde duran direği gördük. Diğeri üzerinde Dünyanın başkentlerinin adı ve o noktaya uçaklıkları asılı tabelalar vardı.
Noel Baba’nın evini geçerek Kuzey Kutbu’nun içinde konaklayacağımız Luosto’ya yollanırken yol boyunca düşündüm.


Arkamdaki duvarda buradan sonra Kuzey Kutbu yazıyor


NOEL BABA’NIN HAYAL DÜNYASI TİCARET MERKEZİ
Noel Baba adıyla burada yaratılan hayal bir dünya vardı.
Hakikisi Demre’de idi ve biz seyrediyorduk.
Hele bir belediye başkanı var ki evlere şenlik…
”Turistler Demre’yi kirletiyorlar gelmesinler” diyebiliyordu.
Laponya’daki Noel Baba yılda 6 milyon mektup alıyordu.
Rehberimizin anlattığına göre yılbaşı öncesi sadece İngiltere’den 500 charter uçağı günü birlik Noel baba’yı görmek için gelmişlerdi. Uçakla gelenlerin her biri 1000’en euro ödemişlerdi. Hele Fransa’da haftada iki gün Concorde uçağı ile kimsesiz çocukları getiren bir kurum bile bulunuyordu. Concorde seferden kaldırıldı. Ama seyahat acenteleri işi ele aldı. Çocuklarına, torunlarına “Noel Baba’yı görme armağanı” verecekleri uçaklarla günü birlik taşıyıp duruyorlar.
Önce Noel Baba’nın hayal köyünü örnek almalıyız…
Sonra ise o yurtdışı inceleme gezilerine giden belediye başkanlarını ve yöneticileri eğitim için Finlandiya’ya karlı bir kış gününde götürmeliyiz.
Bir ülkenin kar kış kıyamette nasıl ayakta durduğunu öğrensinler.
O inceleme gezilerinin “inceleme” bölümünü layıkıyla yapsınlar.
Finlandiya’dan hepimize alınacak çok ders var.
İnsanları sevecen. Ülke sorunsuz. Dünya umurlarında değil…
Çalışıyorlar, kazanıyorlar… Hem de iyi kazanıyorlar.
Sokakta dilenci yok, polis yok…
Herkes zengin…
Çalışkan insanlar vesselam...

Bu yazı toplam 5262 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.