• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara -2 °C

Mücevherde Türkiye şanslı

Mücevherde Türkiye şanslı
Dubai Pırlanta Borsası Başkanı Peter Meeus: Vergi kalkarsa Türkiye’de mücevher sektörü 1-2 yıl içinde yüzde 50 büyüyerek 1.5 milyar dolara ulaşır
İSTANBUL - Dubai Pırlanta Borsası Başkanı ve merkezi Dubai'de bulunan International Diamond Laboratories'in (IDL) Üst Yöneticisi (CEO) Peter Meeus, ABD ve Avrupa'nın mücevher tüketimi açısından gitgide yavaşladığını, Türkiye'nin çevresindeki Kafkas, Balkan ve Orta Asya ülkelerinin büyümeye açık olduğunu, Türkiye'de mücevher sektörünün, tasarıma ve bölgesel konumuma odaklanabileceğini söyledi.
Meeus, resmi verilere göre, Türkiye'nin İtalya'dan ve Hindistan'dan sonra dünyada üçüncü büyük altın takı üreticisi ve ihracatçısı olduğunu kaydederek, Türkiye'nin dünyadaki pozisyonunun yüksek olduğunu ve itibar gördüğünü belirtti.
Türk mücevherinin, üretim kalitesi açısından İtalya ile yarışır hale geldiğini, Uzak Doğu ve Hindistan'a göre yüksek kalitede olduğunu vurgulayan Meeus, ''10 yıl öncesiyle karşılaştırdığımızda Türkiye, özellikle tasarım anlamında çok ciddi mesafe kat etti. Genç, yaratıcı Türk tasarımcıları dünya
üzerinde kabul görüyor. Türk mücevheri gerek üretim kalitesi, gerek tasarım anlamında dünyada büyük kabul görüyor'' diye konuştu.
Meeus, Türkiye'nin konumu dolayısıyla bölgesel avantajı olduğuna, Orta Asya'daki Türk devletlerinin yanı sıra, Körfez ülkeleri ve Balkan ülkelerine yakınlığına işaret etti.
Türkiye'deki vergi uygulamasına değinirken, pırlantanın önde gelen dağıtım merkezi olan Belçika'nın, krizden önceki ortalama pırlanta pazarı cirosunun 40 milyar dolar olduğunu anlatan Meeus, ''Belçika'nın bu kadar büyük bir merkez haline gelmesinin en önemli nedeni, pırlantanın ithalatına sıfır vergi uygulanması'' dedi.

-''ASIL PAY ALTIN TAKIDA''-
Meeus, Türkiye'de ham elmas girişinden yüzde 20 vergi alındığını, bu orana ''dünyanın hiçbir ülkesinde rastlanmadığını'', verginin, değerli ve yüksek fiyatlı hammadde kullanan mücevher sektöründe ''aşırı yüklü'' finansman maliyetine yol açtığını söyleyerek, Türkiye'de üretilerek ihraç edilen mücevherde yüzde 20'lik verginin geri ödenmesini öngören mevzuatın, uygulamada aksaklıklara neden olduğunu kaydetti.
Verginin düşmesinin, uluslararası alanda Türk mücevher sektörünün rekabetçiliği artıracağına, iç pazar canlanacağına, işleri büyüteceğine, sektörü ''daha kayıtlı ve düzenli'' hale getireceğine değinen Meeus, ''Verginin kaldırılması durumunda, 1-2 yılda pırlantalı mücevher sektörü, yüzde 50 büyüme sağlayarak 1,5 milyar dolara ulaşır'' diye konuştu.
IDL Üst Yöneticisi (CEO) Meeus, Türkiye pırlanta pazarının 1,5 milyar dolara çıkmasının, Türkiye'nin ihracatının 5 milyar dolara ulaşması anlamına geldiğine işaret ederek, şöyle dedi:
''Türkiye halen 1,5 milyar dolarlık mücevher ihraç ediyor. Ancak burada asıl pay altın takıda. Tasarım ve değerli taş mücevherde katma değer yaratır. Bu sayede mücevher değer kazanır ve maliyetine göre çok daha yüksek fiyatla alıcı bulur. Türk hükümetinin, mücevher sektörünü desteklemesi halinde tasarımcıların yetiştirilmesi ve sanatçıların güçlenmesi halinde gelinecek nokta şudur; neredeyse tamamı 1,5 milyar dolar olan ihracattaki pırlantalı mücevher oranı da
artarsa, ihracat rakamı kısa sürede 3 milyar dolara ulaşır. Tasarım ve markalaşmanın desteklenmesiyle bu rakamın yıllar içinde 5 milyar doları aşması beklenebilir.''

''UZUN VADEDE, UCUZ MÜCEVHER ÜRETEN ÜLKELER İLE REKABET ZORLAŞACAK''-
Peter Meeus, Türkiye'de sektörün, mücevher tasarımına odaklanması ve sektörle ilgili eğitimlerin teşvik edilmesi tavsiyesinde bulunarak, ''Uzun vadede ucuz mücevher üreten ülkeler ile rekabet gitgide zorlaşacak. Dolayısıyla, Türk mücevher endüstrisinin 'benzersiz' olması gerekiyor'' dedi.
Türkiye'nin ikinci güçlü noktasının bölgesel coğrafi konumu olduğunu vurgulayan Meeus, şöyle devam etti:
''Stratejik konumundan dolayı Türkiye'nin çevresinde çok büyük bir pazar var. Bunun avantajını çok iyi kullanabilirsiniz. Bu, Türkiye için çok büyük bir rekabet avantajı yaratıyor. Gerek ABD, gerek Avrupa mücevher tüketimi açısından git gide yavaşlıyor, talep azalıyor. Oysa ki, Türkiye'nin çevresindeki Kafkas, Balkan ve Orta Asya ülkeleri, büyümeye açık. Türkiye'de mücevher sektörü, tasarıma ve bölgesel konuma odaklanabilir.''

-''SERTİFİKASYON, ÜRETİCİNİN FARKLILAŞMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ''-
IDL'nin Türkiye'de krizin başlamasından 2 ay önce açıldığını ve bunun ''mükemmel'' bir zamanlama olduğunu söyleyemeyeceğini ifade eden Meeus, ancak kendilerini ''benzersiz'' kılanın, pazara ''mücevher sertifikası''yla girmeleri olduğunu kaydetti.
Meeus, laboratuvarlarında verdikleri mücevher sertifikasının, diğerlerinden farkının, mücevheri bütün haliyle, taş bilgilerini ve özelliklerini inceleyerek, fotoğraflı ve ayrıntılı detaylı biçimde göstermesi olduğunu anlattı.
Özellikle kriz ortamında tüketicilerin alışveriş yaparken titiz davrandıklarının ve satın aldıkları pırlantanın gerçek değerini hak edip etmediğinden emin olmak istediklerinin altını çizen Meeus, şöyle devam etti:
''Bu sertifikayı geliştirirken elbette hedefimiz tüketici güveninin sağlanması ve sürdürülmesi oldu. Tüketici pırlanta satın alma kararını verirken mevcut tüm seçenekler arasında, bir cankurtarana, bir rehbere, bir standarda ihtiyaç duyuyor. Tüketici artık ürün hakkında güzel sözler söyleyen satış danışmanından daha fazlasına ihtiyaç duyuyor.''
Meeus, krize rağmen burada faaliyet göstermekten mutlu olduklarını ve biraz sabırlı olmaları gerektiğini dile getirerek, ''2009'un mücevher endüstrisi açısından çok karlı bir yıl olmayacağı malum. Ancak, inanıyoruz ki ürünümüz, Türk mücevher üreticilerinin farklılaşması açısından çok önemli'' diye konuştu.
Türkiye'de IDL'de önde gelen mücevher markalarının çalışanları ve bayilerini eğitmekle işe başladıklarını kaydeden Meeus, 500'ün üzerinde kişi eğittiklerini, sertifikasyon işleminin krizin etkisiyle bir miktar yavaş gittiğini ancak eğitimlere odaklandıklarını belirtti.
Meeus, pazar günü sona eren 28. Uluslararası Mücevher, Takı, Gümüş, Saat ve Aksesuarları Fuarı ''İstanbul Jewelry Show''u değerlendirirken, fuarın genel olarak, işlerin söylendiği kadar kötü olmadığı duygusu verdiğini söyledi.
''6 aydan bu yana ilk kez Türkiye'de pozitif sinyal aldım'' diyen Meeus, Vicenza, Macau, Hong Kong fuarlarında geri bildirimlerin oldukça kötü olduğunu aktararak, ''Elbette işler geçen yılla kıyaslandığında hala düşük ama İstanbul fuarının bende bıraktığı izlenim pozitif'' diye konuştu.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.