• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 23 °C

Mimar Sinan'ın torunuyum

Mimar Sinan'ın torunuyum
Mimar Sinan'ın torunu olduğunu iddia eden Mustafa İlker Yönel, Mimar-ı Sultani Sinanuddin Atik Yusuf bin Abdullah Vakfı üstündeki hakların iadesini istiyor.
ANKARA - Mimar Sinan'ın torunu olduğunu iddia eden Mustafa İlker Yönel, Mimar-ı Sultani Sinanuddin Atik Yusuf bin Abdullah Vakfı'nı korumak ve bu vakıf üstündeki haklarının iadesi için uluslararası mercilere başvuracaklarını belirtti.
Yönel, Ankara'da düzenlediği basın toplantısında, Mimar Sinan'ın öz evlatları olduklarının Cumhuriyet tarihinde alınan çeşitli kararlarla kesinleştiğini, bu yöndeki ilk kararın 1942 yılına ait olduğunu savundu.
Mimar Sinan'ın, tam unvanı ve öz ismi ile Mimar-ı Sultani Sinanuddin Atik Yusuf bin Abdullah adı altında öz mal varlığından bir vakıf kurduğunu ve vakıf senedinde idaresini soydan gelen torunlarına bıraktığını ifade eden Yönel, ailelerinin bu görevi 350 sene yerine getirdiğini söyledi.
Vakıf yönetiminin, 1922 yılında Evkaf Vekaleti, 1935'te ise Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresine geçici olarak verildiğini belirten Yönel, büyük dedesi Derviş Mustafa Yönel'in vakfın idaresini alabilmek için 1937'de başlattığı hukuk mücadelesini kendisinin sürdürdüğünü dile getirdi. Vakıflar Genel Müdürl üğünün vakfın yönetiminin kendilerini verilmesi yönündeki başvurularını "vakfa kayıtl ı eser bulunmadığı" gerekçesiyle geri çevirdiğini ifade eden Yönel, şöyle konuştu:
"Ailemizin dört nesildir sürdürdüğü hukuk mücadelesine rağmen vakfın yönetimi bugüne kadar iade edilmemiştir. Usulsüz ve hukuka aykırı kararlarla bu engellenmiştir. Vakıf senedinde 'satılamaz, devredilemez, hibe edilemez, rehin edilemez' şerhi olmasına rağmen akar vakıf mallarının önemli bir kısmının, dedemiz Yüce Mimar'ın vasiyeti ayaklar altına alınarak, çok çok ucuz bedellerle neredeyse ücretsiz Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından elden çıkarıld ığını ve çarçur edildiğini hayretler içinde kalarak tespit etti.
Vakıflar Genel Müdürlüğü yöneticileri, Yüce Mimar'ın vakfına yapılan usulsüz işlemleri çok iyi bildikleri, bu olayı örtbas çabasında oldukları için iki Mimar Sinan varmış gibi açıklama yapmaktadırlar. Yüce Mimar'ın sırf vakfı yok edilmeye çalışılmıyor, şimdi de adının tarihten silinmeye çalışıld ığını maalesef görmekteyiz. Biz torunları olarak ne bu vakfın adının yok edilmesine ne de adını n tarihimizden silinmesine seyirci kalmayacağız."
Şimdiye kadar Mimar Sinan'ın adına gölge düşürmemek için konuyu uluslararası hukuk sahnesine taşımak istemediklerini belirten Yönel, "Ailemize, Mimar-ı Sultani Sinanuddin Atik Yusuf Bin Abdullah Vakfı'nı korumak ve bu vakıf üstündeki bilcümle haklarımızın iadesi için uluslararası tüm gerekli mercilere başvurmaktan başka çare bırakılmamıştır" dedi.
Kendileri gibi birçok "mağdur vakıf evladı" olduğunu söyleyen Y önel, bunları bir araya getirmek için önümüzdeki günlerde Mağdur Vakıf Evlatlar ı Derneği kuracaklarını bildirdi.
Yönel'in avukatı Ayhan Tuncer ise Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılan basın açıklamasında yer alan "Mimar-ı Sultani Sinanuddin Atik Yusuf bin Abdullah'ın bilinen dünyaca ünlü Mimar Sinan olmadığı, başka bir dönemde yaşadığı, Hasan Sinan Yönel'in mimar Sinan'ın soyundan gelmediği" ifadelerinin, "gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığını" savundu.
Söz konusu açıklama nedeniyle müvekkillerinin "derinden yaralandığını" ifade eden Tuncer, "Bu basın açıklaması, basın yoluyla kişilik haklarına açık saldırı mahiyetinde olup, ilgililer hakkında gerekli yasal yollara müracaat edilecektir" diye konuştu.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, tarihte Azatlı Sinan lakabıyla da bilinen Sinan-ı Atik isimli bir mimarın bulunduğunu bildirdi.
Genel Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, yüzlerce önemli tarihi şaheserin mimarı, Kayseri Ağırnas doğumlu Koca Sinan Lakaplı Mimar Sinan'ın torunları olduklarını iddia eden kişilerin, doğrulukları mahkeme yoluyla kanıtlanmamış bilgi ve belgeleri basın organlarına verdikleri ifade edildi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Genel Müdürlüğün temsil ettiği vakıfların haklarının, "basın gücü kullanılarak rencide edildiği, doğru olmayan iddialarla yapay gündemler oluşturulduğu" savunuldu.
İstanbul Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğünün arşivlerine ve Vakıf Arşiv Yönetim Sistemi kapsamında dijital görüntülerine göre, Meşhur Mimar Sinan Ağ a'nın Vakfiyesi'nin 1587 tarihli olduğu belirtilen açıklamada, Mimar Sinan'ın, "Ağırnaslı Sinan Ağa bin Abdurrahman" isimli vakfını ölümünden bir y ıl önce kurduğu kaydedildi.
Mimar Sinan'ın 1489 tarihinde Kayseri'de doğduğu hatırlatılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
"Kamuoyuna Mimar Sinan'ın evlatları olduklarını beyan eden kişilerin ellerinde bulundurdukları ve torunları olduğunu söyleyerek ibraz ettikleri vakfiyeler 1464 yılında kurulmuş Sinanuddin Yusuf Ağa Bin Abdullah vakfına aittir. Meşhur Mimar Sinan'ın doğumundan önceki bir tarihte vakıf kurması imkansız olduğu gibi, 1464 yılında vakıf kurmuş bir vakfın da iddia edildiği şekilde 1567 tarihinde inşa edilmiş olan Büyükçekmece Köprüsü'nün mimarı olması mümkün değildir."
Vakıflar Genel Müdürlüğünün arşivleri incelendiğinde, Sinanuddin Yusuf Bey bin Abdullah Vakfının torunları olduklarını ifade eden kişilerin Meşhur Mimar Sinan ile hiçbir bağlantılarının olmadığının net bir biçimde gö rülebileceği ifade edilen açıklamada, şunlar ifade edildi:
"Tarihimizde Sinan-ı Atik, bir başka lakabıyla Azatlı (köle) Sinan isimli bir başka mimarımızın olduğu doğrudur. 1464 tarihinde Sinanuddin Yusuf Ağa Bin Abdullah Vakfını kuran Sinan-ı Atik 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamıştır ve Fatih Sultan Mehmet Camisi'nin mimarıdır.
Koca Sinan lakabıyla bilinen dünyaya malolmuş Meşhur Mimar Sinan ise 16. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde yaşamış olup, 1587 yılında yılında Ağırnaslı Sinan Ağa bin Abdurrahman isimli vakfını kurmuştur.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, yöneticisi kalmamış 41 bin 720 vakfın temsilcisi durumundadır ve yüzyıllar önce kurulmuş bu vakıfları korumak, bu tür asılsız bilgiler ve doğru olmayan iddialar ile vakıflarımıza zarar verilmesini önlemekle yükümlüdür. Vakıflarımızı kuran atalarımızın vakfiyelerde yer alan koşullarını gerçekleştirirken, vakıflara duyduğumuz saygı kadar onların evlatlarına ve evlatlarının haklarına duyduğumuz saygı da sonsuzdur. Bu nedenlerle vakıflarımızın varlıklarının ve hukukunun korunması için gereken her türlü hukuki mücadelenin verileceğini hatırlatırız."
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.