• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C

Mimar Sinan tekniğiyle İznik çinisi

Mimar Sinan tekniğiyle İznik çinisi
30 yıldır çalışmalar yapan Nursen ve Güvenç Güven çifti, Mimar Sinan'ın eserlerindeki tekniği kullanarak, İznik çinisini, yaptıkları eserlerde ölümsüzleştiriyor.
İSTANBUL - Geleneksel Türk sanatları üzerine yaklaşık 30 yıldır çalışmalar yapan Nursen ve Güvenç Güven çifti, Mimar Sinan'ın eserlerindeki tekniği kullanarak, İznik çinisini, yaptıkları eserlerde ölümsüzleştiriyor.
Türkiye'nin ilk ve tek kadın nakkaşı olan eşi Nursen Güven ile Ey üp'teki atölyelerinde 15 yıldır İznik çinisi üzerine çalışmalar yapan Güvenç Güven, yüzyıllardır yapılamayan ahşap üstü kalem işlerini, uzun araştırmalar ve çalışmalar sonrası 16. yüzyılda uygulandığı gibi orijinal teknik ve kalitede uygulayarak bu sanat dalını gün yüzüne çıkardıklar ını söyledi.
Edirne Selimiye Camisi, İstanbul Sultanahmet Camisi ve Rüstempaşa Camisi'nin kalem işlerinin, yaklaşık 200 yıl sonra orijinal desen, renk ve kalitesinde restorasyonunu yaptıklarını belirten Güven, yabancıların da etkisiyle unutulan kalem işlerinin, yaptıkları uygulamalarla geleneksel Türk sanatlarının önemli bir dalı olduğunu ispatladıklarını ifade etti.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü mezunu olan endüstri tasarımı ve geleneksel Türk sanatları eğitimi de alan Güvenç Güven'in eşi Nursen Güven, 1983 yılında Edirne Selimiye Camisi restorasyonunda ilk akademisyen kadın olarak kalem işleri yaptığını belirtti.
1990-2005 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin, Geleneksel Türk Sanatları Bölümünde uzun yıllar hocalık yaptığını dile getiren Nursen Güven, eşi Güvenç Güven ile yaklaşık 50 caminin kalem işlerini, özgün renk, desen ve kompozisyonları ile süslemesini yaptıklarını söyledi.
Çini üstadı Faik Kırımlı'dan dersler alan eşi Güvenç Güven ile birlikte 16. yüzyıl orijinal teknik İznik çinisi çalışmalarına başladıklarını kaydeden Nursen Güven, Los Angeles'ta Suudi Arabistan Kralı Fahd Camisi'nin kalem işlerini, Bahreyn'in başkenti Manama'da Mumin Mosgue'un (Cami) kalem işlerini yaptıklarını belirtti.
Güvenç Güven, geleneksel sanatların çoğunun, 200-300 sene duraklama yaşadığını ve Osmanlı'nın batı hayranlığı döneminde bu sanatı n durduğunu belirten Güven, bu sanatın bazı sanatkarlar tarafından günümüze kadar ulaştırıldığını ifade etti.
Mimar Sinan'ın eserlerinde uzmanlaştıklarını anlatan Güven, "Sanat felsefemiz, Mimar Sinan'ın ve o dönemki sanatkarların felsefesiyle çok örtüşüyor. Onları manevi açıdan keşfettik. Eserlerimizi, dünya durdukça duracak kalitede, sağlamlıkta ve estetik güzellikle yapmaya gayret ediyoruz" dedi.
Günümüzde estetik kirliliği gördükçe Mimar Sinan'ın izinden gidebilmenin çok önemli olduğunu dile getiren Güven, "Bizim amacımız mükemmele ulaşmak. Mükemmeli yapmaya gayret etmek gibi bir hedefimiz var" şeklinde konuştu.
Güvenç Güven, son 10-12 yıldır İznik çinisinin şifalı olduğu ve enerji verdiği yönünde söylemlerin yayıldığını, İznik çinilerinin belirli kesime bu şekilde çok basite indirgenerek pazarlandığını söyledi.
İznik çinilerinin şifalı olduğu inancının sokaktaki insana kadar yayıldığını belirten Güven, altyapı formülleri çok zor olan bu tekniğin en önemli özelliğinin, malzemelerin doğallığı olduğunu ifade etti.
"İznik çinisinin malzemesi yüzde 85 kuvarstan oluşuyor" demenin, 400 yıl boyunca bu eserleri üreten sanatkarlara büyük bir hakaret olduğunu dile getiren Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İznik çinisinin boyaları tamamen doğal maden oksitlerinden oluşur. Altyapısı, yüzyıllar sonrasına uzanacak kalitede olmalıdır. Sırların sağlamlığı önemlidir. İznik çinisine baktığın zaman mücevher hissi verir. Yeşile baktığı nda yakut rengi, kırmızı mercan kırmızısı olmalıdır ama günümüzde İznik çinisi diye yapılan çiniler, altyapısı uzun ömürlü olmayan çiniler. Üzerindeki boyalar tamamen sentetik esaslı ve doğal değil. Baktığınız zaman yoğun işçiliği olmasına rağmen insanın içine o güzel duyguyu veremeyen çalışmalar. O ruhu vermiyor. İznik ç inisine baktığınızda, müthiş bir derinlik hissi veriyor."
Güvenç Güven, İznik çinisine "İznik" adının son yıllarda konulduğunu, Osmanlı döneminde bu çinilere "sır altı tekniği" ve "kaşi" dendiğini belirtti.
Bursa'daki Yeşil Türbe'nin yapıldığı dönemlerde çininin, Ç in'den gelen porselenlerden etkilenildiğini ve sanatkarların bunu kendilerine göre geliştirdiklerini ifade eden Güven, "Günümüzde insanların hayran kaldığı İ znik çinisi denilen eserler ortaya çıkmıştır daha sonra tabak vazolarda kullanılmıştı r ancak mimarideki çiniler, en zengin kullanım alanıdır" dedi.
Güven, "İznik çinisi, seri üretime uygun değil. Kısa yoldan bir şeyler yapıp, 'İznik çinisi' diyorlar. Türkiye'ye gelen yabancı devlet adamlarına maalesef İznik çinisiyle ilgisi olmayan çiniler hediye ediliyor" diye konuştu.
Güvenç Güven, son yıllarda "sanat kursu" adı altında çok sayıda kursun açıldığını ancak çiniciliğin bu kurslarda öğretilecek bir sanat olmadığı nı belirtti.
Mükemmel dengeyi kurabilmek için masa üstünde öğrenilecek el becerisinin dışında başka şeylerin de öğrenilmesi gerektiğini ifade eden Güven, "Çiniyi öğrenecek kişinin çok yüksek ahlaka sahip olması, işi yaparken kafasının ucunda tüccar zihniyeti gibi düşüncelerin olmaması lazım" dedi.
İznik çinisinin geleneksel Türk sanatlarının bir parçası olduğunu, bu nedenle bu sanatı Türkiye'de yaşatmak istediklerini anlatan Güven, "İznik çinisinin, 100-150 senedir Avrupa'da, Rodos'ta, Suriye'de taklitleri yapılıyor, Türkiye'de ise iyice çoğaldı. Bu sanat, Türk sanatı. Başka ülkelerde bu sanatı yaparak o ülkelere mal etmek istemiyoruz. Biz yaptığımız işleri öğretelim istiyoruz ama bu ancak ve ancak devletin desteğiyle olabilir" diye konuştu.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.