• BIST 103.328
  • Altın 193,733
  • Dolar 4,6527
  • Euro 5,4829
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

Merkel, vize kapısını araladı

Merkel,  vize kapısını araladı
Merkel, "Özellikle iş adamları, öğrenciler ve sanatçılar için uzun süreli vizelerin verilmesi düzenlemesi tabii ki düşünülebilir. Hepimizin menfaati bu yönde" dedi.
İSTANBUL -Almanya Başbakanı Angela Merkel, "Özellikle iş adamları, öğrenciler ve sanatçılar için uzun süreli vizelerin verilmesi düzenlemesi tabii ki düşünülebilir. Hepimizin menfaati bu yönde" dedi.
Merkel, Türk-Alman Ekonomi Forumunda yaptığı konuşmada, ekonomik gelişmeler açsından var olan engelleri ortadan kaldırmak gerektiğini söyledi.
Angela Merkel, "Aynı zamanda çifte vergilendirme anlaşmasının yenilenmesi gerekiyor. Sayın Başbakan Erdoğan ile birlikte biz bu konuyu görüştük. Çok teknik bir konu bir taraftan baktığımızda, ama bu tabii ki olmad ığı takdirde çok sayıda dezavantajı da var. Maliye bakanlarımızdan rica edeceğiz bu konudaki maddeleri ele almalarını, müzakere etmelerini. Tabii ki zorluk teşkil eden noktalar varsa, bunları tekrar birlikte ele almak gibi görüş birliğine vardık ki en geç önümüzdeki yıl itibariyle çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması sağlanabilsin" diye konuştu.
Diğer bir konunun da vize konusu olduğuna işaret eden Merkel, şunları kaydetti:
"AB ile ilgili tabii Türkiye'nin müzakere süreci çerçevesinde çok önemli olan bir konu, Türkiye'nin dış sınırları itibariyle güvenliği çok daha iyi bir şekilde temin edebilmesi. Çünkü Türkiye'nin birçok ülkeyle dış sınırı var. Burada göçmenler, mülteciler var. Önemli çabalar da tabii Türkiye tarafından sağlandı. Bunu da ben takdir ediyorum. Öbür taraftan tabii geri iade anlaşması çerçevesinde de bir düzenlemeye gitmemiz gerekiyor. Bunlar aslında pratikte hızlandırmamız gereken, yani ekonomi o kadar hızlı dinamik bir şekilde gelişiyor ki bunları da çözmemiz gerekiyor.
Müzakerenin ilerlemesiyle birlikte ikili olarak da neleri hızlandırabiliriz diye bakmamız lazım. Geri iade anlaşmasını sağladığımız takdirde İspanya ve İtalya'nın yapmış olduğunu da yapabiliriz. Yani vize konusundaki şartları özellikle iş adamları, öğrenciler ve sanatçılar için, ki burada İstanbul Kültür Başkenti tabii ki aynı zamanda, uzun süreli vizelerin verilmesi düzenlemesi tabii ki düşünülebilir. Hepimizin menfaati bu yönde."
Merkel, "Birileri için kültürel zenginlik, diğerleri için ekonomik ilişkiler ön planda. Özellikle kültür başkenti olan Essen, klasik sanayileşme döneminde kömür ve çelikle birlikte büyüdü" dedi.
Kültür başkentini kendilerine tanıtan, 'Alman bir Türk' diyebilecekleri bayanın çok güzel bir şey söylediğini, "Birlikte çalıştığın ız zaman Türkler ve Almanlar 1960'lı, 1970'li yıllarda bir arada çalışırken, maden ocaklarında veya yüksek fırınlarda çelik sektöründe kimin nereden geldiği konuşulmazdı, önemli olan burada birbirine güvenip güvenemediğiydi insanların" dediğini ifade eden Merkel, "Ve benim de bu son iki günde Başbakan'la yaptığım görüşmelerde üzerinde durduğum husus buydu. Birbirimize güvenmek istiyoruz. Güvene dayalı ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz ve Türkiye ile Almanya'nın, iki halkın yararına yapabildiklerimizi geliştirmek istiyoruz. Ortak bir yolda ilerliyoruz. Daha fazla şey yapabiliriz" diye konuştu.
İstanbul'da refah içinde, hareketli bir şehir gözlemlediklerini, burada Almanya'nın aksine nüfusun çoğaldığını gördüklerini belirten Merkel, gen ç insanların eğitim görmek istediğini, Türkiye ile Almanya olarak ortaklaşa yaşama geç irmek istedikleri projenin İstanbul'da Türk-Alman Üniversitesi olduğunu, bu üniversitenin iki ülkenin eğitim alanındaki faaliyetlerinin nasıl birbirine yaklaşabileceğinin, işbirliğini nasıl geliştirebileceğinin bir örneği olduğunu ifade etti.
Merkel, Türk-Alman ekonomik ilişkilerinde sağlam bir temel bulunduğunu, geçen yılki ticaret hacminin yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu, ekonomik kriz döneminde bu rakamın biraz azaldığını, fakat gelecek dönemde yeniden artmasını istediklerini söyledi.
Angela Merkel, "Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret, Türkiye'nin 27 AB üyesi ülkeyle olan toplam ticaretinin çeyreğini oluşturmaktadır. Bu, gerçekten çok özel bir ortaklık, bir stratejik model olacak bir partnerlik, Türkiye'nin AB'ye daha da yakınlaşması yolunda" dedi.
İki ülkenin ekonomik sektörlerinin birbirini çok iyi şekilde tamamladığına işaret eden Merkel, "Biz Alman şirketlerinden önemli bir talep ve istek olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

"ÇAĞDAŞ BİR GÜVENLİK YAPISINA İHTİYACIMIZ VAR"
Biraz önceki yuvarlak masa toplantısında bazı projeleri ele aldıkları nı, Nabucco gibi doğal gaz boru hattı projesinin gerçekten Türkiye'nin önemli bir yarar sağlayabileceği proje olduğunu ifade eden Merkel, bunun aynı zamanda Orta Asya'dan Türkiye'ye kadar farklı bölgeleri Batı Avrupa ile bağlayan bir proje olduğunu kaydetti.
Angela Merkel, "Başbakan bana biraz önce demir yolu ve kara yolu inşaatının olduğu yeri gösterdi. Bu alanda çok büyük kapsamlı projeler var. Bunun ötesinde içme suyu ve atık suyu projeleri var. Türkiye'nin sadece büyük kentleri yok, orta ölçekli kentlerinde de modernleşme çabaları büyük bir önem ta şımakta. Savunma sektörünün de temsilcileri aramızda bulunuyor. Burada çağdaş bir güvenlik yapısına ihtiyacımız var" diye konuştu.
Türk tarafında orta ölçekli işletmelerin de Almanya ile iş yapmak üzere örgütlendiğini duyduğunu söyleyen Merkel, bu alanda da işbirliği imkanların ın artabileceğini belirtti.
Angela Merkel, "Almanya'da yaşayan Türk kökenli vatandaşlara bakınca, bunların ikinci, üçüncü nesili itibariyle işletmecilik yapanları, başarılı olanları var. Özellikle Türkiye ile bağlantılı işlerde de çok uygun partnerler olduğunu da ifade etmek istiyorum" dedi.
Bundan sonra da var olan engellerin ortadan kaldırılması için birlikte çalışılması gerektiğini ifade eden Merkel, Almanya'nın global ekonomik krizden dolayı yüzde 5 oranında daralma yaşadığını söyleyerek, "60 yıllık Almanya federasyonu tarihinde böyle bir şey görmemiştik biz. Eksi 5 gibi rakamla şu anda bir nevi mücadele etmemiz gerekiyor, ihracatımızı artırmamız gerekiyor, aynı zamanda kaliteli ürünlerin de bir nevi satın alınabilmesi, ithalatın mümkün olması gerekiyor. Tabii Türk iş adamlarının Almanya'da üretim yapabilmesi gerekiyor" diye konuştu.

"ENERJİ ALANINDAKİ İŞBİRLİĞİ ÇOK KAPSAMLI OLABİLİR"
Enerjiyle ilgili olarak da Merkel, şunları kaydetti:
"Enerji alanındaki işbirliği çok daha kapsamlı olabilir. Almanya yenilenebilir enerji konusunda çok önemli deneyime sahip. Hukuki dayanağımız da var. Bu konudaki düzenlemeden dolayı Almanya'daki talep çok artmıştır. Buradaki orana, toplam enerji içerisindeki yenilenebilir enerjilere baktığımız zaman artışın olduğunu görüyoruz. Türkiye'ye baktığımız zaman Türkiye güneşi bol bir ülke, burada çok daha iyi teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama güne ş enerjisinin önemli derecede sübvansiyona ihtiyacı var. İlk etapta belki Türkiye'nin güney bölgeleri ön planda gelebilir. Rüzgar enerjisinde belki henüz daha olması gereken seviyede değil. Bilgi paylaşımında bulunabiliriz. Rüzgar enerjisi konusunda Almanya lider bir ülke, teknoloji bakımından ve Türkiye ile birlikte geliştirmek ister."
Türkiye'nin toplam enerji altyapısını da yeniden inşa ettiğini söyleyen Merkel, "Ama enerji alanı Türkiye'de önümüzdeki yıllarda, Türkiye'nin ekonomik büyümesiyle birlikte önemli bir konu olacaktır. Bundan dolayı da Almanya bu alanda hem fikirleriyle hem fiilen de Türkiye'ye yardımcı, destek olmak ister" dedi.

"DÜNYA GENELİNDE DE BİRLİKTE HAREKET ETME ÖNERİMİZ VAR"
Angela Merkel, "Dünya genelinde de birlikte hareket etme önerimiz var. Türkiye ile birlikte G20 süreci çerçevesinde AB konusunda, Türkiye ile daha yakın işbirliği konusunda, daha fazla finans regülasyonları konusunda tabii ki bir motor olarak da işbirliği yapılabilir" dedi.
Türkiye'nin ekonomik krizden belki çok fazla etkilenmediğini söyleyen Merkel, daha önceki yıllarda yaşanan olaylardan dolayı dersler çıkarıldığını, önlemler alındığını belirtti.
Merkel, "Tabii korumacılık belki burada tam istediğimiz hedeflere ulaşılmasında her zaman belki çok doğru reçete de olmayabilir. Bu alanda da işbirliğine gidebiliriz" dedi.

"SORUNLARI ÇÖZMEMİZ GEREKİYOR"
AB katılımıyla ilgili olarak da Merkel, "Burada pratik düşünmek gerekiyor. Yani müzakerelerin devam ettirilmesi ve bu aşamada Ankara protokolünün şu anda en büyük engeli teşkil ettiğini ifade etmiştik. Ankara protokolünü n bazı fasılların açılmamasına neden olması ki, burada ekonomi için önemli olan fasıllar, bu durumda Almanya'nın, bizim şöyle bir önerimiz de olmuştu; Kıbrıs ile müzakerelerin iyileştirilmesi ki limanların, havaalanların, bunların serbest dolaşımının sağlanması gerekiyor. Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile de konuşulması gerekiyor. Tabii ki ben de konuşacağım, konuşurum. Hindistan'ı, Çin'i, oradaki rekabeti düşündüğümüz zaman bizim bu sorunları çözmemiz gerekiyor ki bu alanda da ilerleme kaydedebilelim."

"ENTEGRASYON DA GEREKİYOR"
Almanya'da yaşayan Türk kökenli 3 milyon insanın toplum yaşamına katılabilmesi için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyen Merkel, "Bu insanların çocuklarının kültürümüzü ne kadar zenginleştirdiğini görüyoruz. Bunun için entegrasyon da gerekiyor. Ben 'asimilasyon' demiyorum. Dilin de bu entegrasyon için ihtiyaç duyduğumuz anahtar olduğunu, ki bunu da anlayacağınızı düşünüyorum. Türkiye'de herhalde Türkçe konuşmayan bir kimsenin de başarı lı olamayaca ğını bildiğimiz gibi Almanya'da da Almanca bilmeyen bir kimse de zorluk çekecektir" diye konuştu.
Birçok ortak proje olduğunu belirten Merkel, "Sayın Başbakan Erdoğan'a, görüştüğümüz bütün bakanlara teşekkür etmek istiyorum. Türkiye'nin konuk severliği için de. Bu mükemmel, harikulade şehri, İstanbul'u ziyaret edebildiğim için çok memnunum. Türkiye ile birlikte daha yapmamız gereken, yapacağımız çok iş var. Bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor. Üstelik de ekonomide. Bunun için de ben çalışmaya devam edeceğim" dedi.

ERDOĞAN: "BİZ ALMANYA'YI DOĞAL BİR MÜTTEFİK OLARAK GÖRÜYORUZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, Almanya'yı doğal bir müttefik olarak gördüğünü belirterek, "Türkiye'nin AB üyeliğini en çok desteklemesi, en çok katkı vermesi gereken ülke olarak biz Almanya'yı görüyoruz ve Almanya'yı görmek istiyoruz" dedi.
Erdoğan, Türk-Alman Ekonomi Forumunda yaptığı konuşmaya, "Şansölye Merkel ve heyeti başta olmak üzere tüm misafirlere Türkiye'ye ve İstanbul'a hoş geldiniz diyorum" diyerek başladı.
Başbakan Erdoğan, Türk ve Alman iş adamlarını bir araya getiren bu forumun, iki ülkenin ekonomisine ve refahına katkı sağlayacak sonuçlar doğurması temennisinde bulundu.
Türkiye-Almanya ilişkilerine dair bir hususu özellikle vurgulamak istediğine dikkati çeken Erdoğan, bu iki ülkenin şu anda çok önemli ve her alanda çok sıkı bir dostluğu ve işbirliğini sergilediğini belirtti.
Erdoğan, Almanya'da 3 milyondan fazla Türk vatandaşı ve soydaşının bulunmasının, Türkiye'ye yerleşen Alman vatandaşlarının ve yine aynı ş ekilde ticaret hacimlerinin bu sıkı dostluk ve işbirliğinin en bariz göstergeleri olduğunu kaydetti.
Türkiye ile Almanya'nın işbirliğinin, 20-30 yıllık bir geçmişe dayanan bir işbirliği olmadığını, bu iki ülkenin, tarih boyunca her zaman işbirliği ve ittifak içinde bulunduğunu anlatan Erdoğan, 1. Dünya Savaşı sonrasında Türk askerleri Galiçya'da, Alman ordusu saflarında çarpışırken, Alman asker ve özellikle de subaylarının, başta doğu ve güney cepheleri olmak üzere Türk ordusunun saflarında görev yaptıklarını hatırlattı.
Türkiye ile Almanya'nın ittifakının sadece savaşlardaki ittifaklardan ibaret olmadığını belirten Başbakan Erdoğan, Kurtuluş Savaşı'nın hemen ardından, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yanmış, yıkılmış bir ülkeyi ayağa kaldırma çabalarında, Almanların da önemli katkıları bulunduğunu söyledi.
Bugün Ankara'daki birçok Cumhuriyet dönemi mimari eserinin altında Alman mimarların imzasının bulunduğunu ifade eden Erdoğan, aynı şekilde 2. Dünya Savaşı'nın ardından Almanya'nın imarında, Almanya'nın dünyanın en bü yük ekonomilerinden biri haline gelmesinde Türk işçilerinin alın terinin görüldüğünü anlattı.
Erdoğan, "Türkiye ile Almanya arasındaki işbirliği sığ bir nitelik de arz etmez. Son derece derinliklidir. Kökü tarihe dayanan bir dostluk ve işbirliği söz konusudur ve bugün ulaştığımız bu nokta da işte tarihte kurulmuş o dostlukların bir tezahürüdür" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Almanya'nın Türkiye'yi, Türkiye'nin de Almanya'yı çok yakından tanıdığına işaret ederek, 1960'lı yıllarda başlayan Türkiye'den Almanya'ya işçi göçünün, bugün Almanya'da 3 milyonu aşan bir nüfusa ulaşt ığını kaydetti. 50 yıl önce işçi olarak giden vatandaşların çocukları ve torunlarının bugün artık Alman vatandaşı olarak orada eğitim gördüklerini ve Almancayı en az Alman dostları kadar iyi konuşan vatandaşlar olarak siyaset, sanat ve iş dünyasında önemli başarılar kaydettiklerini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İdeal noktada olduklarını iddia etmiyorum, savunmuyorum. Daha ideal noktaya gelmeleri gerekir. Onun için de sürekli istediğimiz konu malum. Üçüncü nesilde bunun başarıyla sürdürülmesi lazım ve entegrasyon noktasındaki adım ı az önce değerli meslektaşım ve dostumun da ifade ettiği gibi gerçekleştirmek gerekir. Tabii bunu dün de aramızda paylaştık. Asimilasyon farklı, entegrasyon farklı bir olay. Asimilasyon düşünülmeden, ama entegrasyonu da sağlamak gerekir. Zaman zaman sorunlar olabilir, tartışmalar yaşanabilir, bunların çözülebilir olduğunu biliyorum. Bunları aşmak için de hep birlikte mücadele veriyoruz."
Şu anda Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülkenin Almanya olduğunu, en fazla ithalat yaptığı ülkeler arasında da Almanya'nın ikinci sırada yer aldığın ı belirten Erdoğan, Türkiye'deki uluslararası yatırımlar ve gayrimenkul satışlarında da Almanya'nın müstesna bir yeri olduğunu kaydetti.

"STRATEJİK MODEL OLUŞTURALIM İSTİYORUZ"
"İşte tüm bu ve buna benzer işbirliği noktaları, bizi birbirimize yapıştıran, yakınlaştıran konular" diyen Erdoğan, Türkiye'nin AB üyeliği değerlendirilirken de tarihsel sürecin ve bugün ulaştığı seviyenin mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini aktardı.
Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Biz Almanya'yı doğal bir müttefik olarak görüyoruz. Dün Sayın Şansölye ile bunu da konuştuk. Bir stratejik model Türkiye ile Almanya arasında oluşturalım istiyoruz. Yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyini aramızda oluşturalım istiyoruz. Türkiye'nin AB üyeliğini en çok desteklemesi, en çok katk ı vermesi gereken ülke olarak da biz Almanya'yı görüyoruz, Almanya'yı görmek istiyoruz. Nitekim, Almanya'nın dönem başkanlığında, hiçbir dönemde olmadığı şekilde üç fasıl o dönemde geçmiştir, çevre faslının geç tiği dönemde de yine Almanya'nın çok ciddi katkıları olduğunu vurgulamam lazım."
Türkiye'nin, Avrupa'daki hemen her ülkede vatandaşları, soydaşları bulunduğunu, her ülkede yatırımları olduğunu ve bu ülkelerle ticari ilişkiler içinde bulunulduğunu anlatan Erdoğan, Almanya'yla ilişkilerin, diğer hiçbir Avrupa ülkesiyle mukayese edilmeyecek kadar farklı olduğunu belirtti.
"Almanya'nın Türkiye'ye bakışı diğer tüm ülkelerden farklı olmak durumundadır diye düşünüyorum" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürd ü:
"Türkiye'nin neden AB'ye tam üye olması gerektiğini, Türkiye'nin AB'ye üye olması noktasında altını çizmem gereken husus şudur; Türkiye, AB'ye yük olmaya değil, AB'den yük almaya gelmektedir. Türkiye'nin böyle bir özelliği var ve aynı zamanda Türkiye'nin üyeliği büyük düşünmenin, bölgesel ve k üresel vizyon sergilemenin kaçınılmaz bir gereğidir. Özellikle de medeniyetler ittifakını sürdürdüğümüz bir dönemde, medeniyetler ittifakının adresi olarak da biz AB'yi görüyoruz ve bu AB'ye zaten farklı bir güç kazandırmaktadır."
Erdoğan, cumartesi gü nü Libya'da düzenlenen Arap Ligi Zirvesinde yaptığı konuşmada Türkiye'nin Afrika ve Orta Doğu ile tarihten gelen çok sıkı bağlara sahip olduğunu bir kez daha müşahede ettiğini belirterek, uzun yıllardır Avrupa kurumlarıyla bütünleşmi ş olan ve buralarda önemli roller üstlenen Türkiye'nin vereceği mesajların çok geniş bir bölgede karşılık bulduğunu kaydetti.
Bu bölgelerdeki ülkeler açısından da Türkiye'nin AB sürecinde hangi konumda bulunduğunun da merak konusu olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu bakımdan Türkiye'nin AB'ye katılması... 1,5 milyarlık İslam dünyasıyla Batı dü nyasının kaynaşması noktasında Türkiye burada en önemli bir köprü görevini ifa edecektir, ifa etmektedir" dedi.
AB'ye tam üyelik hedefinin kendileri için stratejik ve vazgeçilmez bir hedef olarak kalmaya devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin AB hedefi, halkımızın değişim iradesinin, gelişim arzusunun da bir tezahürüdür. Tabii burada siyasi mülahazalarla üzüldüğümüz bir nokta vardır ki, AB süreci içerisinde 18 fasılda bir kilitlenme söz konusudur. Bu bizi üzmektedir. Halkımızı da doğrusu üzmektedir. Şu anda 12 fasıl açılmıştır. İ spanya'nın dönem başkanlığını yaşıyoruz, ardından Belçika'nın dö nem başkanlığı var. Bu iki dönemde 18 faslı tamamlarsak, burada kilitlenme var. Bundan sonraki süreç ne olacak? Dolayısıyla kalan fasıllarla ilgili bir revize edilme olayı söz konusudur veyahut da AB'nin bu noktada yeni bir karar alma durumu söz konusudur. Burada değerli müttefikimiz olarak gördüğüm, NATO'da beraber olduğumuz Almanya'dan çok şeyler bekliyorum. Türk halkı da bunu özellikle bekliyor. Diyorum ki geleceği birlikte inşa etmek imkanına sahibiz. Gelin bu imkanı en iyi şekilde değerlendirelim, birbirimize güç katalım."

TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER
Başbakan Erdoğan, Türkiye ekonomisinde son dönemde yaşanan dönüşüme de işaret ederek, Avrupa'da Türkiye'nin 6. en büyük, Almanya'nın ise 1. ekonomi konumunda bulunduğunu, bu iki ekonominin birbiriyle dayanışmasının birçok sorunu da çözebileceğine inandığını belirtti.
Küresel kriz döneminde Türkiye'nin, finans sektörüne müdahalede bulunmayan tek OECD ülkesi olduğunu ve hiçbir bankanın batmadığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"2009 yılının ocak-şubat ayına göre Avrupa'ya ihracatımızda bu yıl yüzde 20 artış vardır ve bu artış trendinin de yükselmekte olduğunu görüyorum. Turizmde küresel krize rağmen 2009 sonu itibariyle artışımız devam etmiştir. 2008'de 26,3 milyon turist ülkemize gelmişken, 2009'da bu sayı 27 milyonu aşmıştır. 2010 ve 2011 yıllarında Türkiye ekonomisinin dünyada en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer alacağı uluslararası kuruluşlar tarafından da teyit edilmiştir. Biz 2010 için büyüme hedefimizi yüzde 3,5 olarak belirlerken, başta IMF, Dünya Bankası olmak üzere asgari yüzde 4,5 olarak bunu ilan etmişlerdir."
Uluslararası yatırımlar konusunda da önemli başarılara imza atı ldığını kaydeden Erdoğan, 2007'de 22 milyar dolara çıkarak rekor seviyeye ulaşan, ancak küresel krizle birlikte düşüş trendine giren uluslararası yatırımların, yeniden toparlanarak rekor seviyeyi aşacağına inandığını dile getirdi.

NABUCCO
Erdoğan, enerji konusuna da değindiği konuşmasında şunları kaydetti:
"Bu konuda Nabucco'nun bir ortağı da Türkiye. 3 ana başlığı var enerjinin. Bir tedarikçi, iki transit ve üç tüketici ülkeler. Türkiye, transit ve tüketici ülke konumunda, tedarikçi ülke konumunda değil. Tedarikçi ülkeler acaba hangi yıl itibariyle söz veriyor? Burası çok önemli. Yatırımlar noktasında da diyorum ki biz onların tedarik etmeye başladığı zamanı mı bekleyeceğiz, yoksa hemen transitle ilgili olarak isale hatlarını döşemeye mi başlayacağız? Şu anda hala karar ortaya konmuyor. AB'den aldığımız bu noktadaki haberler bana göre pek sağlıklı değil. Eğer para gelecekse biz Türkiye olarak her şeye hazır ız. Hemen yatırıma varız. Hazırlıklarımız zaten belli. Hatlar nereden gelecek bu da belli. Herhangi bir ön kabulümüz, ön yargımız söz konusu değil. Tedarik noktas ında da biz de çalışmaların içerisindeyiz, biz de görüşmeleri aynı şekilde yapıyoruz. Burada ister kuzeyden, ister doğudan, ister güneyden, hepsinden alabileceğimiz doğal gazın süratle Avrupa'ya intikali noktasında hazırız. Orada hiçbir endiş e söz konusu değil."
Bu konuda daha fazla beklenmeden adımların atılması gerektiğini söyleyen Erdoğan, iş forumunun katılımcıları arasında yer alan Nabucco'nun Alman ortağı RWE'nin Üst Yöneticisi (CEO) Jürgen Grossmann'a da hitap ederek, şu anda enerji komiserinin de bir Alman olduğunu, kendisini de enerji komiseriyle birlikte görüşmeye beklediğini ifade etti.

VİZE KONUSU
Almanya ile müteahhitlik sektöründe de önemli adımlar atılması gerektiğine, bu sektörde Türkiye'nin dünyada ikinci sırada yer aldığına işaret eden Erdoğan, burada karşılıklı ve üçüncü ülkelerde yatırımlar gerçekleştirilebileceğini söyledi.
Erdoğan, Türkiye'de 4 bini aşkın Alman firma bulunduğunu ve bir anlamda bu firmaların uluslararası camiada elçilik yaptığını ifade ederek, Türkiye'den yapılan ihracattan hem Türkiye'nin hem de bu markaların kazandığını, şu anda bu firmaların bulunduğu konumun çok önemli olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, "İnanıyorum ki yeni bir sıçramaya, özellikle otomotiv sektöründe giriyoruz. Başarılı çalışmaları var, istikrarı var ve bu istikrarı korumaları sayesinde hem markanın itibarını yükseltecekler hem de ülkemizin itibarını yükseltmeye devam edeceklerdir" dedi.
Vize konusundaki gelişmelere de değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İtalya ve İspanya ile biz bu arada bir anlaşma yaptık. Bu da 5 yı llık çok giriş-çıkışlı vize. Bu vize, ticari vize, bu vize akademisyenlerle ilgili, öğrencilere yönelik, sanatçılara yönelik vize. Bir adım atalım dendi ve bu adımları onlarla attık. Mayıs ayında Ruslarla öyle zannediyorum ki aynen Suriye, Ürdün, Libya ile aldığımız vize kararı gibi bir vizeyi Rusya'yla da alacağımıza inanıyorum. Temenni ederim ki daha sonra Almanya ile de böyle bir vize kararını hep birlikte alırız. Bunlar tabii kaynaşmayı, dayanışmayı çok daha farklı bir yere taşıyacaktır. Schengen ülkeleri arasında olduğuna göre, Türkiye de Gü mrük Birliği üyesi bir ülke olduğuna göre, Gümrük Birliği'nden hareketle bu tür bir adımı atabileceğimize inanıyorum."
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.