• BIST 90.186
  • Altın 235,564
  • Dolar 6,1028
  • Euro 6,9689
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 30 °C

Küresel ısınma savaş iklimi getiriyor

Küresel ısınma savaş iklimi getiriyor
Kopenhag iklim zirvesinde, İklim değişimi ile mücadele amacıyla yoksul ülkelere verilecek mali desteğin yöntemi de tartışıldı.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN


Haftanın Ekonomik Görünümü-21-27 Aralık 2009
İSTANBUL- Şu satırları yazarken Kopenhag"da devam eden iklim zirvesinden henüz bir sonuç çıkmamıştı.
• 193 ülkeden delegeler, iklim değişimi tehlikesini önlemek için sera gazı salımlarının azaltılmasını öngören bir anlaşmayı müzakere ediyor
• Kalkınmakta olan ülkeler, zengin ülkelerin 2020 yılına kadar emisyonlarının en az yüzde 25 oranında azaltmasını istiyorlar
• Zengin ülkeler bu konuda şu ana kadar isteksizler, gelişmekte olan ülkelerin de salımlarını azaltmasını istiyorlar
• ABD, emisyon azaltımı konusunda Çin de aynı yönde adım atmadığı müddetçe yasal olarak bağlayıcılığı olan bir belgeyi kabul etmiyor
• Çin gaz salımı azaltımının uluslararası denetime açılmasına onay verme konusunda net değil
• İklim değişimi ile mücadele amacıyla yoksul ülkelere verilecek mali desteğin yöntemi de tartışılıyor
• Yoksul ülkeler doğrudan yardım isterken, Batılı ülkeler karbon ticareti benzeri programları destekliyor
• Karbon ticareti, gaz salımı hakkının başka ülke veya firmalara pazarlanması anlamına geliyor.
Zirvenin son gününe ABD başkanı Obama ve diğer 118 dünya lideri de katıldı.
Zirvede dünya liderlerine hitap eden Amerikan başkanı Barack Obama, dünyanın başlıca büyük ekonomilerinin karbon salımlarını azaltmak için eyleme geçmesi gerektiğini söyledi.
Obama, salımları küresel ölçekte gözden geçirecek bir mekanizma olması gerektiğini, aksi takdirde verilecek sözlerin "sadece kağıtlardaki boş laflar" olarak kalacağını kaydetti.
ABD liderinin Kopenhag'a "konuşmaya değil, harekete geçmeye" geldiği sözlerine, kendisinden sonra kürsüye gelen Bolivya lideri tepki gösterdi.
Evo Morales, "Başkan Obama harekete geçme vakti geldi diyor. Harekete geçeceksek, sizden şunu istemeliyim - bu andan itibaren lütfen Kyoto Sözleşmesi'ni uygulayın." dedi.
Sera gazı salımında başı çeken ABD ve Çin, iklim zirvesinde bazı tavizler verebileceklerini belirtmişti.
Bu adımların iki hafta süren zirvedeki zıtlaşmaların aşılmasına yardımcı olabileceği umuluyor.



Anlaşma taslağı

Çinli yetkililer, emisyon sınırlamalarının izlenmesi konusunda taviz verebileceklerini belirtmişti.
ABD tarafı ise kalkınmakta olan ülkelere mali destek taahhüdünde bulunacağını söylemişti.
Buzulların erimesi, küresel ısınmanın bir sonucu olarak görülüyor
Danimarka başbakanı Lars Lokke Rasmussen, müzakerelerdeki tıkanmanın nasıl aşılacağını görüşmek üzere, önde gelen 26 dünya liderinden oluşan bir grup ile gece saatlerinde bir toplantı düzenledi.
Rasmussen, yaklaşık iki sat süren bu görüşmelerin verimli ve yapıcı geçtiğini söyledi.
Liderlerin toplantısının ardından, yardımcıları, siyasi bir anlaşma taslağı üzerinde çalışmaya devam etti.



Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa Birliği (Economist)
Türkiye"nin AB üyeliğine ilişkin sönmekte olan ümitleri, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü ile daha da kuvvetleniyor. Önümüzdeki birkaç hafta bu bakımdan önem taşıyor.
Türkiyenin üyelik müzakerelerinin giderek yacvaşladığı artık bir sır değil. 35 başlıktan sadece biri tamamlanabildi. 5 tanesi Fransa tarafından veto edildi. 8 tanesi aralık 2006 danberi Türk limanlarının rum gemilerine açılmaması sebebiyle dondurulmuş durumda.
Türkiye"nin üyeliği için halk desteği 2004 yılındaki %70"den 2009 yılındaki %42"ye geriledi. Seçilen yeni AB başkanı Türkiye"nin asla AB"nin bir parçası olamayacağını söylemiş bir diplomat. Sarkozy"nin tutumu ortada. Gerçi gelip giden bazı diğer ülke başkanları hernekadar destek verselerde işler yürümüyor.
Çözümsüzlüğün önünde ikiye bölünmüş Kıbrıs sorunu yatıyor. Türkiye"nin 2004 yılından buyana veto hakkı olan AB üyesi Rum kesimi ile anlaşma sağlamadan üyeliği imkansız gözüküyor. Hernekadar yazan çizenler bu konu çözümlenirse AB üyelik sürecinin yürüyeceğini de söyleseler ben şahsen buna inanmıyorum. Akıllı avrupalılar şimdiye kadar yaptıkları gibi havuç gösterip bizi oyalamaya kafese sokmaya çalışıyorlar.



OBAMA Kobi'lere sahip çıktı (Dünya)
Başkan Obama, ABD bankacılık sistemini çökmenin eşiğine getiren finansal krizin “kendi ürünleri” olduğunu hatırlattığı bankalara, küçük ve orta boy işletmelere daha fazla kredi sağlama çağrısında bulundu.
Ne tesadüftür ki, geçtiğimiz hafta Tüsiad"da konuşan Mustafa Koç"ta aynı çağrıyı yapmış ve ekonominin beldireği olarak nitelediği Kobi"lere devletten ve bankalardan destek çağrısı yapmıştı.
Obama, bir grup banka yöneticisine hitap ettiği konuşmasında, krizi yaratan sizsiniz. diyerek lütfen hükümetin finansal sistemin gözden geçirilmesi çabalarına muhalefet etmeyin dedi. Bankacılardan kredi vermeyi kolaylaştırmak için yaratıcı yöntemler bulmalarını isteyen Başkan “ABD"li bankalar kendi sektörlerini yeniden inşa etmek için ABD"li vergi mükelleflerinden olağanüstü yardım aldılar ve şimdi kendi ayakları üstünde duruyorlar, ekonomimizin yeniden kurulmasına yardımcı olmak üzere onlardan olağanüstü taahhüt bekliyoruz” diye konuştu.
Bankalar kesenin ağzını açıyor
Obama"nın bankacılara yönelik sert açıklamasından sonra yapılan bu mini bankacılar zirvesinden sonra bankalar kobiler için kesenin ağzını açtılar. Obama"nın TV programındaki yaptığı sert açıklamada”Wall Street"te bir grup kodaman bankacıya yardım etmek amacıyla başkanlık için yarışmadım” demişti.
AB devlet yardımları krizde, GSMH"nın yüzde 30"una ulaştı
Avrupa Komisyonunun son yayınladığı rapora göre küresel ekonomik krize karşı önlem olarak Ekim 2008-Ekim 2009 döneminde AB"de verilen devlet yardımları tutarı 3.5 trilyon Euro"yu aşmış durumda. Bu rakam 27 üye ülkenin GSMH"sının yüzde 30"una denk geliyor.
Geçtiğimiz hafta benimde katıldığım IKV"nin düzenlediği”Devlet Yardımları ve Türkiye"nin AB"ye uyumu” başlıklı seminerde bu konu masaya yatırıldı.


“Türkiye"de devlet yardımları krizde sınırlı kaldı”

“Türkiye"de uygulanan devlet yardımlarının türleri, miktarları ve oranları bakımından AB kurallarına uyumsuzluğundan veya aykırılığından söz etmek mümkün değil. Aksine AB"de yapılan yardımların tutarı dikkate alındığında, miktar bakımından Türkiye"nin genel olarak sanayisini güçlendirmek, özelde ise yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için teşebbüslerine yeteri kadar yardım yapamadığından söz edilebilir”
Toplantıda konuşan AB temsilcisi Dr. Foecking “Serbest piyasa koşullarını koruyoruz ve AB olarak kurtarma yardımlarını sevmiyoruz.”



THY"da başkan değişti

Dr. Candan Karlıtekin THY Yönetim Kurulu Başkanlığından istifa etti. Yerine Mali müşavirlik yapan Hasan Topçu getirildi. Cem Kozlu gibi liyakatli başkanlara alıştığımız THY"da Karlıtekin müktesabatı ve dünya tecrübesi ile bu yeri dolduruyordu. Ancak yeni başkanın ismini ilk defa duydum ve Kadıköy"de müşavirlik yaptığını okudum. Son zamanlarda dillendirilen bir konu, Sn. Erdoğan"a sözümüz yok ama kadrosunun ona yetişemediği şeklinde ve bizzat AKP kanadından geliyordu. THY"daki değişim tam bu dillendirmenin üstüne gerçekleşince dudaklar biraz daha büzüldü ve AKP hükümeti ne yapmak istiyor diye yorumlar ortaya atıldı. Trilyonluk yatırımların ve kararların beşiği THY"da Kadıköylü zatın başkan ve İcra Kurulu Başkanı olduğunu okuyunca kafam daha da karıştı. Acaba ben mi devlet meselelerini bu kadar önemsiyorum ve büyütüyorum diye düşünmeğe başladım.



Bernanke yılın adamı seçildi

Time dergisi tarafından “yılın adamı” seçilen FED Başkanı Ben Bernanke, senato tarafından ikinci dönem için tekrar başkanlığa seçildi. Bazı senatörlerden kritik almasına rağmen güven oyu alan Bernanke””Ekonomiyi istikrara kavuşturabilmemiz ve istihdamı artırabilmemiz için daha yapılacak çok şey var” dedi.



PİYASALAR

Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, geçtiğimiz hafta yaptığı toplantıda beklendiği gibi, gecelik borçlanma faizini yüzde 6.5, gecelik borç verme faizini ise yüzde 9 olarak bıraktı.
Toplantı sonrası yapılan açıklamada kredi piyasalarında olumlu gelişmeler gözlendiği ve faiz oranlarının uzun bir süre düşük düzeylerde tutulacağı belirtildi. Orta vadede enflasyon düşük seviyelerini koruyacağı ancak Aralık'ta yıllık enflasyonda belirgin artış olabileceği uyarısı yapıldı. İktisadi faaliyette ılımlı bir toparlanma sürecine girilmesine rağmen istihdam koşullarında kalıcı iyileşmenin uzun zaman alacağı vurgulandı.
Yurtdışı piyasalarda Yunanistan ile kaygılar, eurodaki sert değer kaybı, haftalık işsizlik maaşı başvurularındaki beklenmedik artış, Citigroup hisselerinin ihracına olan talebin zayıf kalması ve tahminlerin çok altında fiyatlandırılması, bankacılık analisti Meredith Whitney'in Goldman Sachs Group ve Morgan Stanley'e ilişkin gelir tahminlerini düşürmesi geçtiğimiz hafta sonu global borsalara satışlar getirdi. Dow Jones % 1.27, S&P 500 % 1.18, Nasdaq % 1.22 düştü.
Yurtdışı piyasalarda yaşanan dalgalanmanın EUR/USD paritesinde yol açtığı USD lehine değerlenme USDTRL kotasyonlarında da TRL"nin güç kaybetmesine neden oldu. Piyasa yorumları kotasyonların 1,52 sınırını aşması durumunda 1,55 seviyesine doğru ivme kazanmasını bekliyordu. Pariteye korale hareket eden kotasyonların, paritede USD lehine değerlenmenin devam etmesi durumunda 1,55 seviyesini aşması da olası gözüküyor.
Haftayı 1.5230"dan kapatan doların bu haftada 1,51-1,5350 aralığında dalgalanmasını bekliyoruz.



TCMB"den gelen faiz indirim sürecinin sonuna gelindiği açıklamaları, zaten yükseliş yönünde baskı altında olan bono piyasasında aşağı yönü kısıtlıyor. Kurdaki hareketin de EUR/USD paritesine paralel USD lehine sertleşmesi bono faizlerinin 9,50% bileşik seviyesi çevresinde dengelenmesine neden oluyor.
Faizlerin bir süre daha bu seviyeleri korumasını ancak önümüzdeki sene içerisinde yukarı yönlü formasyonun daha kuvvetli olacağını düşünüyoruz. Bu hafta faizlerin 9,50-9,20% bileşik bantında işlem görmesini bekliyoruz.
Borsa haftayı 50.138"den kapatmıştı. Bu hafta DTP krizi bittiğine ve hisselerin yılsonu kapanış değerlerine etkisi sebebiyle biraz daha olumlu bir seyir beklenebilir.

Esen Kalın




Küresel ısınma

1856-2004 arası küresel ortalama yüzey sıcaklığı
Küresel ısınma, insan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artışa verilen isimdir.
50 yıldır saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır. Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2) °C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir.
Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğutarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.
Bunun yanısıra 1960'lı yıllarda başlayan "Gamma Işıması Patlamaları" küresel ısınmaya neden oluyor olabilir. Bu patlama ışımaları çok yüksek enerji ve radyasyon yayarak sadece Dünyamızı değil, Güneş'i, Güneş Sistemimizi ve yakın uzayımızı etkilemektedir. Fosil yakıt kaynaklı teoriye göre bu teori daha fazla soruya cevap verebilir niteliktedir. Fosil yakıt kaynaklı teori sadece Dünya'da ki ısınmayı açıklamaya yöneliktir ve güneş sisteminde ki ısınmayı açıklayabilmek noktasında yetersiz kalmaktadır. Oysa ki "gamma ışıması patlamaları"nı temel alan teori daha geniş zamanda soruları cevaplayabilmektedir. Gamma Işıması Patlamalarının etkisiyle daha da ısınmakta olan dünya iç çekirdeği de atmosfere salınmakta olan "iç çekirdek kaynaklı gazları"n çıkışını arttırmaktadır. (SEKAR -John/Velikovsky-TEORİSİ)



Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve gezegenin ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.
Bugün için bilim çevrelerinde küresel ısınmada baş rolün atmosferdeki karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. Her ne kadar atmosferdeki karbondioksit,
• Yeşil bitkilerin fotosentez olayında,
• Karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle,
atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.
Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha fazla su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun bir bölümünü dış uzaya yansıtırken bir bölümünü soğurarak ısınırlar, bir bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da bir bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken bir bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon yeniden bulut kütlesi ile karşılaştığında, aynı olaylar yaşanır, yansıtılır, soğutulur, dış uzaya kaçar.
Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yeni bir katkıya yol açmaktadır.

II. Dünya Savaşı sonrasında dünya nüfusu 2 kat, buna karşılık enerji kullanımı 4 kat artmıştır. 1958 yılında atmosferdeki 315 ppm/m³ karbondioksit oranı 2004'te 379 ppm/m³ olmuştur. ABD dünya nüfusunun %4'üne sahipken karbondioksit üretiminin %25'ini gerçekleştirmektedir.
Yerküre, Güneş'ten gelen kısa dalgalı ışınımın bir bölümünü yeryüzünde, bir bölümünü alt atmosferde (troposferde) emer. Güneş ışınımın bir bölümü ise, emilme gerçekleşmeden, yüzeyden ve atmosferden yansıyarak uzaya kaçar. Yüzeyde ve troposferde tutulan enerji, atmosfer ve okyanus dolaşımıyla yeryüzüne dağılır ve uzun dalgalı yer ışınımı olarak atmosfere geri verilir. Yeryüzünden salınan uzun dalgalı ışınımın önemli bir bölümü, yine atmosfer tarafından emilir ve daha az Güneş enerjisi alan yüksek enlemlerde ve düşük sıcaklıklarda salınır.
Atmosfer'deki gazların gelen Güneş ışınımına karşı geçirgen, buna karşılık geri salınan uzun dalgalı yer ışınımına karşı çok daha az geçirgen olması nedeniyle Yerküre"nin beklenenden daha fazla ısınmasını sağlayan ve ısı dengesini düzenleyen bu doğal süreç "SERA ETKİSİ" olarak adlandırılmaktadır.Küresel ısınma atmosferin delinmesi sonucu oluşur.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır.  İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz.  Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.