• BIST 103.200
  • Altın 196,867
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 16 °C

Kontrolsuz banka sayısı görmeyeceğiz

Kontrolsuz banka sayısı görmeyeceğiz
Babacan, ''Daha sorumluluk sahibi, daha dikkatli, daha uluslararası iyi tecrübelerden örnek alan kurumsallaşmış bir bankacılık sektörü görüyoruz
MURAT EMEN- EMEN&EMEN

Haftanın Ekonomik Görünümü - 31 Mayıs-03 Haziran 2010
İSTANBUL- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, sektörün artık çok daha farklı bir yönetim anlayışını benimsediğini dile getirerek “''Kontrolden çıkacak banka sayısını Türkiye"de görmek istemiyoruz''dedi.
Babacan, ''Daha sorumluluk sahibi, daha dikkatli, daha uluslararası iyi tecrübelerden örnek alan daha kurumsallaşmış bir bankacılık sektörünü biz artık Türkiye'de görüyoruz. Artık bu işin ciddiliğini sektörümüz de anladı ve gerçekten gayet profesyonel, ciddi düzgün bankacılık yapılıyor artık Türkiye'de. Ben bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü biliniyor ki bu işi iyi yapanlar kalacak, rahat edecek, geceleri rahat uyuyacak'' diye konuştu.
''Mevcutlar el değiştiriyor, birleşiyor çünkü sayı konusunda da böyle kontrolden çıkacak bir banka sayısını da Türkiye'de pek de görmek istemiyoruz. Bir yandan oligopole karşıyız, rekabet istiyoruz ama bir yandan da denetim gözetim kapasitesini aşacak sayıda bankanın Türkiye'de oluşmasını istemiyoruz.



CEBİNE PARASINI KOYAN BANKA AÇAMAYACAK

Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumumuzun bir limiti var. Diyor ki; 300 milyon dolar getirmeyen Türkiye'de banka sahibi olamaz. 300 milyon doları getiren olur mu? Hayır, onun da bir sürü şartları var. 300 milyon dolarını cebine koyup gelen herkes Türkiye'de banka sahibi olabilir diye bir şey yok.
Biz işi sıkı tutacağız, dikkatli olacağız ki sektör sıhhatli bir şekilde devam edebilsin. Ben özellikle bu geçtiğimiz 2008 ve 2009'da yaşadığımız ve belli ölçülerde hala yaşamakta olduğumuz bu uluslararası finans krizinde aslında Türk bankacılık sisteminin çok önemli sınav verdiğini düşünüyorum. Önemli bir testtir, sınavdır. Yani bütün dünya sarsılırken, gelişmiş ülkelerde dünyanın en büyük ekonomilerinde en büyük bankalar sallanırken bazıları batarken bazıları ancak devlet müdahaleleriyle zar zor ayakta tutunurken Türk bankacılık sisteminin sapasağlam ayakta kalması gerçekten büyük bir başarıdır.''



REEL SEKTÖRÜN BANKACILARLA SORUNU VAR

Türkiye'nin kredi hacminin de genişlemediği bir dönemin yaşandığını anımsatan Babacan, yaklaşık 1 yıl kadar Türkiye'de kredi hacminin 370 milyar lira civarında seyrettiğini söyledi.
Babacan, belki reel sektör kuruluşlarından arzu edenlerin, her kredi isteyenin kredi alamadığını, bu durumların da yaşandığını ifade ederek, reel sektörün bankacılık sektörüyle sorunları olduğunu, bunu da yakından takip ettiklerini ifade etti.
Bir yandan bankaların ihtiyatlı duruşlarının, öte yandan da reel sektörün finansman ihtiyacı arasında o doğru dengeyi bulabilmenin gerçekten önemli olduğunu vurgulayan Babacan, bu noktada dengeyi iyi bulan bankaların olduğunu, ancak aşırı muhafazakar kalan bankaların da bulunduğunu söyledi.
Babacan, ''Ama öyle ya da böyle o sıkıntılı dönemleri artık biz geride bıraktık ve bu dönemi geride bırakmanın ötesinde sadece hasarsız atlatmakla kalmadık üstelik bankalarımız önemli bir mali performans sergilediler. Kar ettiler ve bu karlarının önemli bir kısmı da sermayelerine eklediler'' dedi.



BANKALARIN KARI, KREDİ HACMİ DEMEKTİR

Bazen bunun eleştiri konusu olabildiğine işaret eden Babacan, şunları kaydetti:
''Diyorlar ki 'reel sektör bu kadar sıkıntı çekerken bankalar bu kadar kar etti bu adalet mi? Belki bu haklı bir soru. Gerçekten belki derinlemesine ele alınması gereken bir soru. Ancak bunun bir de öbür türlü olduğunu düşünelim. Allah korusun bankaların kar edemediği hatta zarar ettiği ve bu zararların devletin, kamunun üstlenmek zorunda kalacağı bir senaryo düşünün. Herhalde onu da hiç arzu etmezdik. Olan oldu, artık biz geleceğe bakacağız. Bankaların geçen yılki 20 milyar liralık karının önemli bir kısmı sermayeye eklendi ve bizim kaldıracımız aktif sermaye dengesine bakacak olursak 7-8. Bu şu demek aslında, bugün bankalarımızın sermayesine eklenen her 1 milyar lira ileriye doğru en az 7-8 milyar, belki 10 milyar liralık kredi hacmi demek. Bugün eğer 20 milyar liralık bir kar söz konusuysa nereden baksanız bu böyle 150-200 milyar liralık ilave kredi hacmine imkan vermek aynı zamanda.



50 MİLYARLIK KREDİ HACMİ ARTIŞI VAR

Eylül 2009'a kadar kredi hacminde fazla genişleme olmadığını, yatay seyrettiğini ancak 2009'un son çeyreğiyle beraber kredi hacminde genişleme başladığını belirten Babacan, ''Ve o günden bugüne yaklaşık 50 milyarlık bir kredi hacmi artışı var Türkiye'de. Bu küçük bir rakam değil. Yani şu anda toplam 50 milyar lira tüketicilere, şirketlere, bankalar tarafından ilave kullandırılmış bir kredi söz konusu.
Babacan"ın ülke ekonomisi açısından krizin bittiğini ama vatandaş açısından henüz bitmediğini hatırlaması ve bankacılara hatırlatması gerekir diye düşünüyorum. Bankalar tetikçi konumuna getirdikleri Hukuk Büroları marifetiyle acımasızlarına devam ediyorlar. Hatta piyasada söylenen bir anekdota göre; saygın bir bankanın Hukuk Müşaviri kullandıkları büroları toplamış ve “ Acımak yok. İnsaf yok. Sıkıştırmak için her yolu deneyin” demiş.



BANKALAR KURTULURKEN, VATANDAŞ BATIYOR

Bankalarımız kriz sırasında devletin vatandaşın cebinden kendilerine yaptığı “kıyak”ın bir kısmını vatandaşa gösterirlerse ne kaybederler diye konuşuluyor. Herkes ödemek istiyor. Ama anlayış bekliyor. Özellikle kredi kartlarındaki fahiş faize makul demeniz anlaşılır gibi değil. Yıllık faiz %12, kredi kartı faizi %45. Tabii ki biraz farklı olacaktır ama bu kadar da değil. Siz bankaları kurtarırken, vatandaşı batırıyorsunuz.



BANKA GENEL MÜDÜRLERİ MÜLAKATTA

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin, banka genel müdür ve genel müdür yardımcılarının atanmasına onay vermeden önce bu kişilerle Ankara"da yüz yüze görüşeceklerini, mülakattan sonra karar vereceklerini söyledi
Türk bankacılık sektörü kriz tecrübelerinden dolayı bankacılıkta dünyada bir çok konuda örnek gösterilirken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Türkiye Bankalar Birliği genel kurulu toplantısında yaptığı konuşmada sektörde bir ilke daha imza attı.
Aldığı kararı basının önünde bankacılara duyurarak görüşlerinin alınacağını ifade eden BDDK Bilgin, bundan sonra banka genel müdür ve yardımcılarını Ankara"ya çağırarak bankacılık ve Bankalar Kanunu"na ilişkin bilgilerini ölçeceklerini, ondan sonra atamalarına karar vereceklerini söyledi.
Bilgin, bu açıklamasıyla bu yıl hükümetin açıkladığı şube vergisi kararıyla şaşıran bankacıları bir kez daha şaşırtmış oldu. Bankacılar her ne kadar bu uygulamanın yararlı olacağını söyleseler de yeni uygulama sektörün alışık olmadığı bir kararı ifade ediyor.



DAHA ÖNCE DE BONUSLARINI ELEŞTİRMİŞTİ

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, dünyada bankacılık krizi patlak verdiğinde açığa saçılan büyük şirketlerin CEO"larının aldığı ücretler ülkelerinde sert tepkilere neden olurken, Türkiye"de de bankacıların aldığı prim ve jestiyonların inceleneceğini, gerekirse yönetim kurullarından ayrıntılı bilgi isteyerek sınırlama getireceklerini söylemişti. Sn. Bilgin"i bu yönteme sevkeden neden, özellikle banka genel müdürlüğü veya üst yöneticiliğinden gelen bazı kişilerin açıklanamayan aşırı zenginleşmeleri olarak gösteriliyor.
Özellikle halka açık bankalarda geçmişte bu tür dedikodular çok görülmüştü.
BDDK, elde ettikleri kârları dağıtmadan bünyede tutmaları konusunda da kriz sürecinden bu yana bütün bankaları yakın takipte tutuyor.

”ÇAY İKRAM EDİP KANUN SORACAĞIZ”
Tevfik Bilgin bankalara yeni yönetici atama uygulamasını şöyle açıkladı:
- 27 Mayıs 2010"dan itibaren atama yapacağınız genel müdür ve genel müdür yardımcılarını bizzat ben ve gerekli göreceğim bürokratlarım tarafından Ankara"da konuk etmek istiyoruz.
“ CV üzerinden değerlendirebiliyoruz. Biz yüz yüze konuşmak istiyoruz.- Acaba Bankacılık Kanunu"nu okumuş mu?- İlgilendiği alandaki hususlara hâkim mi?- Bu konudaki görüşlerimizi daha sonra ilgili genel müdür veya yönetim kurulu başkanına ileteceğiz.” diyor.
Uzun yıllar bankacılık sektöründe hizmet vermiş bir insan olarak, haddime düşmez ama bu uygulamayı tasvip etmediğimi belirtmek isterim. Tanışmak isteyebilirler. Ama kanun soracağız dedinimiz mi işler değişiyor. Bir nevi KPS imtihanına dönüyor. Kaldı ki BDDK olarak sorumluluğa ortak oluyorsunuz. .”Bu uygulama bir nevi meslekten gelme koşulu gibi algılanacaktır. Özince"nin konuya sıcak yaklaşmasının nedeni İş Bankası"nda geçerli sistem olmasıdır.

ÜST YÖNETİCİLİK BİZDE VE DÜNYADA FARKLI
Bu konu ile ilgili bir anımı anlatmak isterim.
Yıl 1972 galiba. CHP iktidara geldi ve genel müdürler değişmeye başladı. Bu arada Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne değerli yazarımız ve üstadımız Erhan Bener atandı. İlk gün. Üst yönetim tebrik kuyruğunda. İşgüzar bir genel müdür yardımcısı koltuğunun altında kalın kalın ciltli kitapları Bener"in masasına bırakır. Bener sorar “Nedir bunlar” diye. ”Mevzuatımız efendim” der. “Alın bunları geri” der. Bener “Ben bunlara okuyacaksam, o zaman size ne gerek var”. Üst yöneticilik bizde de dünyada da farklı bir yaklaşımdır. Bırakalım onun değerlemesini yönetim kurulları yapsın ve onlara hesap sorabilelim.

KAR ÜZERİNDEN BONUS DAĞITALIM
Bankacılara verilecek bonuslar konusunda ise farklı bir teklifim var Başkana “Derdimiz bankaların reel sektöre kredi vermeleri değilmi?”
O halde reel sektöre verilen kredilerden doğan kar üzerinden bonus dağıtalım. Devletin bol keseden dağıttığı devlet tahvilinden para kazanmayı tercih eden banka yöneticisini böylece cezalandırmış oluruz. Hatta ağırlıklı ortalamalar uygulayıp, kurumsal kredi ile bireysel kredi farklılıkları yapabiliriz gibi yönlendirmeler yapılabilir.
Şaka gibi ama adamı mecbur ediyorlar böyle abuk subuk düşünmeye.

TÜKETİCİ KREDİLERİ 138 MİLYAR LİRAYA GERİLEDİ
Tüketici kredileri ve kredi kartları tutarı 21 Mayıs tarihi itibarıyla geçen bir haftada, 409,6 milyon lira azaldı, Mevduat bankalarında tüketici kredileri ve kredi kartları tutarı 21 Mayıs tarihi itibarıyla geçen bir haftada, 409,6 milyon lira azalarak 138 milyar 83 milyon liraya indi. Bankalardaki tüketici kredileri ve kredi kartı tutarı 14 Mayıs tarihi itibarıyla 138 milyar 492,6 milyon lira idi. Bunun 100 milyar 903,8 milyon lirası tüketici kredilerinden, yaklaşık 37 milyar 179,2 milyon lirası da bireysel kredi kartlarından oluştu.
Merkez Bankası verilerine göre, 21 Mayıs itibarıyla konut kredileri 47 milyar 475,4 milyon lira, taşıt kredileri 4 milyar 40,9 milyon lira, diğer krediler 49 milyar 387,4 milyon liraya oldu. Tüketici kredilerinin yaklaşık 36,3 milyar lirası kamu bankaları, yaklaşık 44,1 milyar lirası özel bankalar ve 20,5 milyar lirası da yabancı bankaları içeriyor. TL cinsinden bireysel kredi kartları tutarının 15 milyar 173,6 milyon lirası taksitli, 21 milyar 950 milyon lirası taksitsiz kredi kartından oluştu.

BANKALARIN KREDİ HACMİ
Katılım bankaları hariç bankaların kredi hacmi, 14 Mayıs tarihi itibarıyla geçen bir haftada 2 milyar 417,9 milyon lira artarak 350 milyar 293,6 milyon liradan 352 milyar 711,5 milyon liraya çıktı.
14 Mayıs tarihi itibarıyla mali kesime verilen kredilerin yaklaşık 6 milyar 500,5 milyon lirası mevduat bankaları, 2 milyar 571,5 milyon lirası da kalkınma ve yatırım bankaları kredilerinden oluşuyor.
Mali olmayan kesime verilen kredilerin dağılımına bakıldığında 31,2 milyon lirasının Merkez Bankası, 330 milyar 539,2 milyon lirasının mevduat bankaları, 13 milyar 69,1 milyon lirasının da kalkınma ve yatırım bankaları kredilerinden oluştuğu görüldü.

BANKALARDA TOPLAM MEVDUAT
Bankalardaki toplam mevduat, 14 Mayıs tarihi itibarıyla geçen bir haftada 5 milyar 271,7 milyon lira artarak 481 milyar 155,5 milyon liraya çıktı. Bankalardaki toplam mevduat 7 Mayıs tarihi itibarıyla 475 milyar 883,8 milyon lira idi.
Aynı dönemde TL cinsinden mevduat 322 milyar 800,6 milyon liradan 329 milyar 683,9 milyon liraya çıkarken, yabancı para cinsinden mevduat 143 milyar 886,2 milyon liradan 141 milyar 793 milyon liraya geriledi.

SÜPER DÖVİZ HESAPLARINDA HIZLI DÜŞÜŞ
Yurtdışında yaşayan vatandaşların Süper Döviz Hesapları'nda tuttuğu döviz miktarı son 5.5 yılda büyük bir azalma yaşadı. Türk bankalarının yurtdışı şubelerine geçen ya da dövizden kaçıp TL'ye dönen gurbetçi işçilerin süper döviz hesaplarındaki paraların miktarı 2004 yılının sonunda yaklaşık 37 milyar dolara ulaşıyordu. 2010 yılının 21 Mayıs'la başlayan haftasına gelindiğinde ise bu rakam 22 milyar dolara geriledi.
Bu azalışın 3.9 milyar dolarlık bölümü ise son 5.5 ay içerisinde gerçekleşti.
Türkiye 60'lı yıllardan sonra işçi dövizi transferlerinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyordu. 1964 yılında 9 milyon dolar olan işçi gelirleri 1998 yılından itibaren milyarlarca dolarlık süper döviz hesaplarına ulaşmıştı. Merkez Bankası verilerine göre 1964–2005 arasında işçi gelirlerinin 78 milyar doları aştığı ortaya çıkmıştı. Fakat bu tarihten sonra başta tabela şirketleri skandalları, batan bankalar ve işçilerin döviz tevdiatları yerine Türkiye'ye doğrudan yatırım yapma tercihleri sonrasında gurbetçilerden Türkiye'ye akan dövizlerde de ciddi bir gerileme yaşandı.

VIA HOTEL AÇILDI
İki yıl önce Türkiye"nin en büyük outlet alışveriş merkezi Via/Port"u açan Bayraktar Grup, Via Hotel"i faaliyete geçirdi. 90 milyon avro yatırımla inşa edilen beş yıldızlı iş ve kongre oteli Via Hotel"in ilk misafirleriyse F1 ekipleri oldu. Via Hotel"in açılışını Bayraktar Grup Yönetim Kurulu Üyesi Coşkun Bayraktar, Via Hotel İşletme Sahibi Ertuğrul Kurtulan ve Via Hotel Satış&Pazarlama Müdürü İbrahim Bal yaptı. Sözlerine "The World of Via/Port" projesiyle Türkiye"de bir ilki gerçekleştirdiklerini söyleyerek başlayan Bayraktar, tek bir proje ile 250 bin metrekarelik arazi üzerinde alışveriş merkezi, otel, kongre merkezi, fuar alanı ve eğlence parkını buluşturduklarını ifade etti. Bayraktar, “Hedefimiz alışveriş turizmini getirmek. Yurtdışından müşteri ithal edeceğiz” açıklamasında bulundu.



HOUSE CAFE'LER ARTIYOR

Canan Özdemir, bir yıl içerisinde İstanbul"a 3 yeni House Cafe açacaklarını belirterek, “Son bir yıldır yeni mekan açmıyorduk. Kurumsallaşma sürecimizi tamamlamaya odaklanmıştık. İstanbul"daki restoranları açtıktan sonra Anadolu"da şube açacağız. Şu anda 11 şubemiz var” dedi. Özdemir, son dönemde otel tarafına ağırlık verdiklerini belirterek şöyle devam etti: “Galatasaray"da 20 odalı The House Otel"i açtık. 50 odalı ikinci oteli temmuz ayında Abdi İpekçi caddesinde Prada mağazasının üstünde açacağız. Üçüncü otelimizin çalışmaları da temmuz ayında başlıyor. Ortaköy House Cafe"nin üstünde 27 odalı olacak. Otel tarafında da büyüme kararı aldık.”

DÜNYADAN HABERLER

İspanya 15 milyar euroluk kesinti planına onay verdi(BBC)

Oylamada red oyu çıkması, Zapatero için büyük darbe olabilirdi. İspanya parlamentosu 15 milyar euroluk bir kemer sıkma paketini bir oy farkla onayladı.
İktidar partisinin, bütçe açığının kapatılmasını hedefleyen kesintiler önerisine 169 milletvekili evet ve 168 hayır oyu çıktı.Sonucu belirleyen ise oylamaya katılmayan azınlıktaki muhalafet partilerinden 13 milletvekili oldu. Dolayısıyla bugün İspanya"da iki dönemdir süren Sosyal Demokrat Parti iktidarının en zor günlerinden biri olduğunun söylenebilir.
Zira ana muhalefet partisi olan Halk Partisi, ve Birleşik Sol Koalisyon pakete onay vermeyeceklerini, önlemlerin açıklanmasından bu yana dile getirmişken azınlık partilerinin hangi tavrı takınacağı son ana kadar belli değildi.
Neticede Katalan partilerinden CIU ve Kanarya Koalisyonu"nun 13 milletvekili oylamaya katılmayarak, yani pakete hayır demeyerek dolaylı olarak paketin yasalaşmasını sağlamış oldular.
Mayıs ayı başında açıklanan ve İspanya"nın şu an yüzde 11 seviyesinde seyreden bütçe açığını 2011 itibariyle yüzde 6"ya düşürmeyi hedefleyen tasarruf paketi, özellikle kamu çalışanlarının maaşlarında yüzde 5lik azalmayı, emekli maaşlarında ise iki yıl boyunca artış olmamasını içermesi sebebiyle, geçtiğimiz ay boyunca ülke gündemini kaplamıştı. Bugün meclisteki oylama öncesinde parti sözcüleri düzeyinde bir kez daha yaşanan ekonomi yönetimine dair tartışmalar, hükümetteki sosyal demokratların yani başbakan Zapatero"nun mecliste gitgide yalnızlaştığını ortaya koydu.
Oylamaya katılmayarak paketin geçmesini sağlayan Katalan CIU partisinin lideri Josep Antoni Duran'i Lleida"nın Zapatero"ya yönelik ağır eleştrisi günün en dikkat çekici demeciydi:
"Sorun ne kamu çalışanları, ne de emekliler, sorun sizsiniz Sayın Zapatero.Şu an bu paketin geçmesini sağlayarak yalnızca ülkenin kaosa girmesine engel oluyoruz. Ve seçmenimiz bunu anlayacaktır.Ancak gelecek yıl bir erken eeçim yapılması yönündeki talebimizi bundan sonra çok daha fazla ciddiye almalısınız."

AB Komisyonu bankalara kriz vergisi öneriyor(BBC)

AB hükümetleri banka vergisi konusunda farklı düşünüyor
Avrupa Birliği Komisyonu, gelecekte bankacılık sektöründe bir çöküş olursa faturanın vergi mükelleflerinden çıkartılmaması amacıyla bankalardan yeni bir vergi alınması öneriyor.Bankalardan, ileride kredi sıkıntısına girerlerse bu vergilerden toplanacak para ile kurtarılmaları isteniyor.
Komisyon, vergi miktarının her bankanın karlılığı ve çalışanlarına ödediği ikramiye ile orantılı olarak belirlenmesini talep ediyor.Planın haziran ayındaki Avrupa Birliği zirvesinde hükümet liderleri tarafından onaylanması gerekiyor.
Avrupa Birliği Komisyonu'nun iç piyasasından sorumlu üyesi Michel Barnier BBC'ye verdiği mülakatta, ''Bir felaket yaşanmasını beklemeden, vergi mükelleflerine kalmadan, sorunlu bankalara ya da mali kurumlara çözüm sunulabilecek'' dedi.
Ancak İngiltere ve Fransa dahil kimi AB ülkelerinin bu önerilere ilişkin çekinceleri var. Önerilen vergilerle toplanan fonların bankalara "Nasıl olsa kurtarılacağız" güveni vermesinden endişe duyulduğu söyleniyor.
İngiltere'de yeni koalisyon hükümetinin Maliye Bakanı George Osborne, ulusal hükümetlerin harcama ve vergi konusunda daha bireysel kararlar alabilmesinden yana. özgürce karar vermelerinden yana. Muhabirler, önümüzdeki AB zirvesinde Komisyon'un banka vergisi önerilerinin hararetli pazarlıklara sahne olabileceğini bildiriyor.
Avrupa Komisyonu'nun ekonomi ve para politikalarından sorumlu yetkilisi Olli Rehn, banka vergisi önerisinin yanısıra AB hükümetlerine borçlanma yükünü hafifletecek ciddi yapısal reformlar yapmaları çağrısında bulundu. Rehn, reformlar gerçekleşmezse AB'nin refah devleti anlayışının ve sunduğu sosyal güvencelerin altından kalkılmaz bir yük haline geleceği uyarısını yaptı.

OECD küresel ekonomide büyüme tahmin ediyor(BBC)

Büyümenin motoru Asya.. OECD'nin yayımladığı yeni rapora göre, küresel ekonomideki iyileşme beklenenden daha hızlı gerçekleşiyor.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'nün altı ayda bir yayımladığı ekonomik değerlendirme raporunda Asya'nın gelişen ekonomileri büyümenin önderleri olarak nitelendi. Buna karşın, raporda dikkat çekilen tehlike sinyalleri de var.
Türkiye'ye de uyarıda bulunulan raporda, ülkede yeni iş gücü ve istihdam yaratılmasına rağmen işsizlik oranının , gelecekte artacağı belirtiliyor.
OECD, gelişmiş ülkelerde dev boyutlara varan borçlanmanın ekonomik iyileşmeyi rayından çıkartabilecek ciddi bir risk olarak da değerlendiriyor. Örgüt, euro bölgesinde hükümetlerin üstlendiği dev borçlara dikkat çekiyor. OECD, ekonomik canlanma paketlerini hayata geçiren ve piyasalara büyük miktarlarda para pompalayan sanayileşmiş ülkelerin artık buna son vermesini istiyor. Aksi takdirde sanayileşmiş ülkelerin borç sorununun içinden çıkılmaz bir hale gelebileceği uyarısı yapılıyor.
Buna ilaveten, Çin ve Hindistan gibi ekonomileri hızla büyüyen ülkelere de bir uyarı var. OECD, bu ülkelerin ekonomilerinin aşırı ısınması tehlikesine işaret ederek, ani bir yükseliş ve ardından gelen düşüş senaryosundan uzak durmaya gayret edilmesini talep ediyor.

İngiltere kamu harcamalarını kısıyor(BBC)

İngiltere Maliye Bakanı George Osborne, kamu harcamalarında 6,2 milyar sterlin (yaklaşık 9 milyar dolar) kesinti yapılmasını öngören planlarını açıkladı.
Muhafazakar Partili Maliye Bakanı George Osborne
5 Mayıs'taki seçimin ardından Liberal Demokratlar ile koalisyon yaparak iktidara gelen Muhafazakar Parti, en önemli vaadini yerine getirmek üzere kolları sıvadı. Muhafazakar Parti, iktidara geldiklerinde İngiltere'nin dev bütçe açığını kapatmak üzere kamu harcamalarında acilen kesintiye gidileceğini açıklamıştı.
İngiltere'nin bütçe açığı 156 milyar sterlin tutarında.
Açığın gayri safi yurt içi hasılaya oranı ise yüzde 12 civarında ve bu oran Yunanistan'ınkinden yüksek. George Osborne, "kamu maliyesini düzeltmek için hemen harekete geçilmesi gerektiğini" söyledi.
Açıklanan planlar uyarınca, bilgi işlem teknolojileri, emlak, reklam ve işe alım bütçelerinin kısılması öngörülüyor.Plana göre, bağımsız yetkileri olan bazı hükümet kuruluşları da lağvedilebilecek.
BBC'ye bir açıklama yapan İngiltere Maliye Bakanı Osborne, "bu kesintilerin istihdama etkilerinin büyük bir kısmının" kamudaki kadroların dondurulması ile sağlanacağını, kamu açığını azaltma yolundaki adımlarının özel sektöre destek olacağını ve daha fazla istihdam yaratılmasını sağlayacağını belirtti.
'İlk adım'
Kesinti yapılacak alanlar:
• Bağımsız yetkileri olan hükümet kuruluşları
• Bilgi işlem, emlak ve seyahat harcamaları
• Reklam ve danışmanlık bütçeleri
• Hükümet kadroları
• Hükümetin mal ve hizmet alım sözleşmeleri
• Kimlik kartları ve biyometrik pasaportlar
Yapılan açıklama, İngiltere'de Muhafazakar Parti ve Liberal Demokrat Parti'nin oluşturduğu yeni koalisyon hükümetinin bütçe açığını azaltma yolundaki planlarında ilk adımı oluşturuyor. Bunu Haziran'da açıklanacak bütçe ile yeni kesintiler takip edebilir.
Beş yıl içinde sıfırlanması öngörülen İngiltere'nin barış zamanında sahip olduğu rekor bütçe açığının, 156 milyar sterlin (225 milyar dolar) civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu yıl için öngörülen kesintiler ise seçim kampanyasında vaat edilen 6 milyar sterlinin biraz üzerinde yer alıyor.

"Hükümet risk alıyor"

Ancak eski Hazine bakanı Liam Byrne, hükümetin ekonomide bir risk almakta olduğunu söyledi. Şu anda muhalefetteki İşçi Partisi'nden milletvekili olan Byrne, "kamu harcamalarında erken kesintiye gitmenin yanlış olduğunu" söyledi. Liam Byrne, bu durumun özel sektör açısından olumsuz sonuçları olabileceği uyarısında bulundu.

BİZE DE TASARRUF LAZIM

Bu tasarruflar değerlendirilirken bizde de bazı tasarruflar yapılsa diye düşünüyorum. İngiltere Başbakanı"nın metro ile işe gittiğini okuyunca aklıma geldi.
Geçen gün gördüm. Bir bakan geçti simsiyah Mercedes ve kırmızı plakalı arabası ile. Önünde iki eskort, arkasında iki eskort. Bütün trafik allak bullak. Gerek var mı? Aklıma Saddam zamanının Bağdat"I geldi. Devlet gücünü yansıtmak için bile her devletin üst memuruna siren sesli eskortlar verildiği dönem. Bir seferinde ben tesadüf ettim. Siren sesleri ve konvoyu görünce ”Saddam mı” diye sormuştum. Yok canım dedi mihmandarım. Müsteşarlardan biridir.
Birde eski bakan ve emekli generallare verilen araba ve korumalar konusu var. Bütçede ne yer tutuyor bilmiyorum ama bana gereksiz geliyor.
Herhalde Kılıçdaroğlu"nun hükümetin lüks merakına, özel uçak sevdasına değineceği günler gelecektir.

PİYASALAR

Piyasalar yükselişte ama diplerden geldiğimiz için bu kimseyi yanıltmasın.
Piyasalar yatırımcılara sürpriz yapmaya devam ediyor. Artan oynaklık ve Avrupa Bölgesine dair tedirginlik, olumlu makro ekonomik verilere rağmen piyasalarda sert hareketlere neden oluyor. Piyasalardaki olumsuzluk, Çin'in euro bölgesindeki yatırımlarını gözden geçirdiğine dair haberi yalanlaması ile dağılırken, ABD borsaları günü sert yükselişlerle kapadı. Dow Jones % 2.85, S&P 500 % 3.29 ve Nasdaq"da % 3.73 değer kazanarak günü tamamladı. Piyasaların destek seviyelerine çekildikten sonra sert hareketlerle yükselmesini olumlu buluyoruz ancak diplerden geldiğimiz için bu yanlış değerlendirilmemeli.
ABD piyasalarındaki olumlu kapanışların ardından, Asya borsaları da Çin'in Avrupa'daki yatırımlarına bağlı kalma sözü ile yükselişini üçüncü günde de sürdürdü, ancak haftanın sonuna doğru 1,2380 seviyelerine yükselen euro elde ettiği kazanımların bir kısmını geri verdi ve son güne 1,2330 seviyelerinden başladı. Kapanış 1.2273 oldu..
Geçen haftanın sonuna 1,57 seviyelerinde seyreden dolar kotasyonları, yurtdışı piyasalardaki olumlu kapanışlar ile son güne 1,56 seviyelerinden girdi ve haftayı 1.5650"den kapattı. Bu hafta yurtdışı piyasalardaki seyre göre yön bulmasını ve 1,55-1,5750 aralığında seyretmesini bekleyebiliriz.
Çin"in euro yatırımlarını gözden geçireceğine dair Financial Times da çıkan haber ile son dört yılın en düşük seviyelerini test eden euro, Çin"in bu haberi yalanlaması ile tekrar 1,2383 seviyelerine yükseldi . Haftanın son günü bu kazanımlarının bir kısmını kaybeden euro haftayı 1,2273"den kapattı.
Paritenin bu hafta 1,2250-1,2380 aralığında seyretmesi beklenebilir. Euro/TL haftayı 1.9298"den kapattı. Euro"ya dönmüş olan turizm sektörü bu düşüşlerden tedirgin.
Ekonomisi zorda olan AB ülkeleri açısından euronun bu düşük seyrinin, bir nevi devalüasyon yapmış gibi ihracatları açısından olumlu seyir çizdiğini veya çizeceğinide ifade etmek gerekir.
Geçen hafta başlarında yabancı alımları ile % 9 bileşiklerin hemen üzerinde kapanış yapan bono bileşikleri, daha sonra % 8,98 ile % 9 bileşik seviyesini uzunca bir sürenin ardından %9"un altını test ettiyse de günü % 9,02 seviyelerinden kapadı. Bileşiklerin bu hafta % 9,02-9.05 aralığında seyretmesi beklenebilir.

Siyaset Erdoğan yurtdışında olunca sakin geçiyor.



Kılıçdaroğlu ısınma turlarında.

27 Mayıs devrimine tu kaka dendiği bir hafta yaşandı. Halbuki her olayı zamanının koşullarında değerlememiz gerekir diye düşünüyorum. 27 Mayıs"ı böyle düşündüren, ihtilal değil, başta Yassıada ve idamlar olmak üzere ondan sonra yapılan yanlışlardır diye tanımlamalıyız. Bu yılın 27 mayıs hatırlaması, her yılınkinden daha doygun geçmesinin nedeni, “günümüz bundan ders almalıdır” vurgusunu yapmaktı diye düşünüyorum.
Esenlikle Kalın.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır.  İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz.  Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.