• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -4 °C

Karbon alışkanlığından vazgeç

Karbon alışkanlığından vazgeç
BM Genel Sekreteri, iklim değişikliğine yapan karbona dikkat çekmek için 2008 Dünya Çevre Günü'nün temasının "Karbon alışkanlığından vazgeç:"seçti.

NEWYORK-Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, iklim değişikliğine neden olan karbon salınımına dikkat çekmek için 2008 Dünya Çevre Günü'nün temasının "Karbon alışkanlığından vazgeç: Düşük karbonlu bir ekonomiye doğru" olduğunu söyledi.

Ban Ki-moon'un 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyleyayınladığı mesajda, dünyanın karbon müptelası olduğunu belirterek, karbon tabanlı enerjiye olan bağımlılık nedeniyle atmosferde önemli miktarda sera etkisi yapan gaz biriktiğini bildirdi.
İklim değişikliğine neden olan karbon salınımına dikkat çekmek için 2008 Dünya Çevre Günü'nün temasının "Karbon alışkanlığından vazgeç: Düşük karbonlu bir ekonomiye doğru" olduğunu söyleyen Ban Ki-moon, iklim değişikliğinin çevresel, ekonomik ve siyasi etkilerinin çok fazla olduğunu belirtti.

Ban Ki-moon, ekosistemin çok hızlı bir değişim geçirerek, alçak seviyedeki şehirlerin su baskını tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, verimli toprakların çölleştiğini ve iklimleri tahmin etmenin gittikçe zorlaştığını bildirdi. Bunun bedelinin ise herkes tarafından ödeyeceği uyarısında bulunan Ban Ki-moon, "İklim kaynaklı doğal afetlerden ve artan gıda fiyatlarından en fazla yoksullar etkilenecek, ancak, en varlıklı ülkeler dahi ekonomik durgunluk ve kıt kaynaklardan dolayı çatışmaya yuvarlanmış bir dünya ile karşı karşıya kalacaklar. İklim değişikliğine uyum sağlamak, yoksulluğu ortadan kaldırmak ve ekonomik ve siyasi istikrarı desteklemek için tek bir yol var; karbon alışkanlığımızdan vazgeçmek" dedi.


İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELENİN MALYETİ YÜKSEK
Hükümetlerin ve iş çevrelerinin de iklim değişikliğine çözüm bulmanın aslında mali tasarruf ve ekonomik canlanma sağlayacağını anlamaya başladıklarına dikkat çeken Ban Ki-moon, iklim değişikliğinin yol açtığı zararı hesaplamak imkansız olsa da, iklim değişikliği ile mücadelenin maliyetinin hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar düşük olacağını ifade etti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Ban Ki-moon, bir başka sevindirici haberin ise karbon tabanlı yakıtların daha temiz ve daha etkin kullanılabilmesine, güneş, rüzgar ve deniz dalgaları gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılabilmesine imkan tanıyan teknolojilerin geliştiği olduğunu belirtti.
Birleşmiş Milletler Merkezi'nin tadilatının çevre dostu ilkeler çerçevesinde yapılması talimatını verdiğini ifade eden Ban Ki-moon, "Dünyanın her yerinde insanlar, şehirler, teşkilatlar ve iş çevreleri çevre dostu seçenekler arıyor. BM kuruluşlarının başkanlarından hızla karbonsuz bir ortama geçmelerini istedim. Dünya Çevre Gününün ana mesajı hepimizin çözümün bir parçası olduğudur. İster birey, ister hükümet, ister şirket olun arkanızda bıraktığınız karbon izini azaltmanıza yarayacak bir önlem mevcuttur. Bu, hepimizin kalpten inanması gereken bir mesajdır" dedi.

 

DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ NASIL DOĞDU?
Birleşmiş Milletler Örgütü 1972 yılında İsveç"in başkenti Stockholm"de 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği zirvede, 5 Haziran tarihinin “ Dünya Çevre Günü” olmasını oybirliği ile kabul etti. O tarihten bu yana çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla dünya genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenmeye başlandı.
Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında Türkiye Çevre Sorunları Vakfı, daha sonra Çevre Müsteşarlığı kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı 5-11 Haziran tarihleri arasını Çevre Koruma Haftası olarak kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gereği öğretilir. Hafta boyunca radyo ve televizyonda halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır. Gazete ve dergilerde doğal çevrenin korunmasına ilişkin yazılara yer verilir.


AÇLIK, SUSUZLUK, GÖÇÜN TEMELİ KORUNMAYAN ÇEVREDİR
Açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göç toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunlarıdır. Kırsaldan kente göç beraberinde tarımsal üretimde azalma ve kentlerde yoğun işsizliği getirmektedir. Bunun sonucunda ülke genelinde işsizlik şiddetlenmekte, gelir dağılımındaki adaletsizlik artmakta, çarpık kentleşme, çevre kirliliği, doğal kaynakların aşırı kullanımı ve tahribi gündeme gelmektedir. Toprak; yaşamın ön koşulu, yeniden üretemeyeceğimiz ve satın alamayacağımız tek varlığımızdır. Bu nedenle Toprağı verimli kılmak için, önce o toprağı korumak, korunan toprağı ıslah edip geliştirmek ve verimli kılmak gerekir.

KÜRESEL ISINMA ÇEVRE FELAKETİ GETİRİYOR
Bir yandan küresel ısınma sorunu iklimleri ve toplumsal yaşamı felç eden felaketlerle ardında binlerce evsiz, barksız, yoksul insan bırakırken; ulus ötesi sermaye ve ilişkili devletler küresel ısınımanın baş sorumlusu olan petrol şirketlerine iş alanı açmak için doğanın ve insanlığın kanını emmenin gerekçelerini üretiyorlar. Dünyayı elinde tutan güçler gelişmekte olan ülkelerin kendi halkını doyuracak ürünleri ekmesini engelleyip, endüstrileşmiş ülkelerin isteklerine uygun tek tip tarım yapılmasını dayatıyor.

DOĞAL KİRLENME DÜNYANIN SORUNUDUR
Doğal çevrenin kirlenmesi bütün ülkelerin ortak sorunudur. Çevre kirlenmesi hepimizin günlük yaşayışını etkileyen bir olaydır. Uygarlığın gelişmesi, endüstrileşme sonucu fabrikalarda insan gücüne gereksinme arttı. Kırlarda, köylerde, doğal çevrede yaşayan insanlar kentlere göçtü. Kent nüfusu önemli ölçüde çoğaldı. Kentlerde nüfusun artışı ve endüstrileşme ile birlikte çevre sorunları ortaya çıktı. Bu sorunun en önemlisi çevre kirlenmesidir.

GELECEK NESİLLERE TEMİZ BİR ÇEVRE BIRAKALIM
Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep oldu. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaştı. Ölümlere sebep olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliği sonucunda oluşuyor. Balıklar, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında geliyor.

Sanayi artıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan gazlar, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler çevre kirlenmesine sebep olan en önemli etmenlerdir.

 Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Doğanın korunması ve tahribatının engellenmesi zorunludur. Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek, yeşil alanları ve hayvanları koruyup çoğaltmak gerekir. Bilinçsizce sağa sola attığımız plastik ürünlerin doğada 400 yıl kadar çürümeden kalabildiğini söylersek, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin boyutlarını biraz olsun anlayabiliriz. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız.

Hepinize güzel, temiz bir çevrede, mutlu ve sağlıklı bir ömür dileriz.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.