• BIST 91.686
  • Altın 211,744
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 8 °C

Karanlıkta eğitim

Can Pulak

Nedir bu karanlık merakı, karanlık sevgisi, aydınlık düşmanlığı? Çoluk çocuğu sabahın köründe sokaklara düşürmenin mantıklı bir izahı var mı? Aileler kahvaltıya karanlıkta oturuyor, çocuklar karanlıkta yolcu ediliyor, ailede çalışanlar işlerine karanlıkta gitmek zorunda kalıyorlar. Güya bu yıl düzelecekti güne karanlıkta başlama kararı. Ama düzelen bir şey yok. Zaten ne düzeliyor ki, bunun düzelmesini bekleyelim…

can-pulak.jpgMillet sıkıntıda. Ama derdini anlatacak kimseyi bulamıyor. Hele büyük şehirlerde durum tam bir rezalet. İki-üç saatte okuluna ve işine gidip dönenler var. Günün birkaç saatini yolda geçiren insanlarımız, burunlarından soluyorlar. Hele bir de büyük şehirlerin acımasız trafiğini bir düşünün, o zaman daha çok acırsınız millete. Çocuklar minibüslerde uyuyorlar, işe gidenler otobüs ve metrolarda kendilerinden geçiyorlar. Bu yüzden ineceği istasyonu, durağı kaçıranlar var.

O kadar zor mu güne başlamayı aydınlığa taşımak? Millete sıkıntı vermemek, herkesi rahatlatmak, zulmü bitirmek o kadar zor mu? Ülkeyi yönetenler, soruna niye bir çare bulmazlar ki? Yıllarca elektrik tasarrufu dediler. Rakamlara bakanlar, ne yaparlarsa yapsınlar tüketimin daha da arttığını gördüler. Demek ki, milleti karanlıkta sokağa itmek, tasarrufa çare olmuyor. Başka yollar bulunamaz mı acaba?

Bir de işin moral kısmına bir bakmak lazım. Uykusunu doğru dürüst alamamış, neredeyse mehtapta yola koyulan milletin, güne güzel başlaması mümkün mü? Güneşi görmeden başlayan bir eğitimin, bir çalışma hayatının verimliliğinden bahsedilebilir mi hiç? O kafayla ne çocuklar anlatılanlardan bir şey anlayabilirler, nede öğretmenlerini büyük bir dikkatle dinleyebilirler. Hoş öğretmenleri de aynı durumda ya. Onlarda karanlıkta yola çıkıyorlar, karanlıkta giriyorlar derslere.

Hani 50-60 yıl öncesini yaşıyor olsak anlarım. Gaz lambasında ders çalışılırdı o zamanlar. Çoğu yerde elektrik bile yoktu, İlçelerde akşamları bir-iki saat jeneratörlerle aydınlatılmaya çalışılırdı ortalık. Yokluk dönemlerinde elbet normal sayılırdı böyle eksikler. Ama şimdi böyle mi? Hani milli gelir 11.000 dolara çıkmıştı, hani büyüme hızımız 11 civarındaydı. Öyle olsa, elektrik tasarrufu diye bu sıkıntılar çektirilir miydi millete?

Bizi yönetenler, görmüyorlar mı insanımızın çektiği sıkıntıları? Kendileri dünyanın en masraflı yönetiminin başında otururken, minicik yavrularımızı sabahın köründe, karanlıkta sokaklara salıyorlar. Ne o, elektrik tasarrufu yapacaklarmış. Oysa tasarruf yapılacak öyle şeyler var ki Türkiye’de, gereksiz öyle harcamalar ve israflar yapılıyor ki, bunların binde birinde yapılacak tasarruflar, milleti karanlıkta değil, güneş doğduktan sonra sokağa çıkarır. Herkes güneşle birlikte başlar güne, işine ve okuluna güneşle gider. Güne güneşle merhaba der. Karanlığı el yordamıyla aşmak mı kolay, yoksa aydınlıkta, güneşte yürüyerek gideceğin yere varmak mı?

Aydınlıkta hayır vardır, bereket vardır, mutluluk vardır. Yarasalar sever karanlığı. İnsanları karanlığa zorlamanın kimseye faydası yoktur. Sadece ibadet için, sabah namazı için kışın karanlıkta kalkılır yataktan. Bir de gece çalışmak zorunda kalanlar.

Herkesin çoluğu, çocuğu var. Bizi yönetenler de, mutlaka çoluk, çocuk sahibidirler. Öyleyse, onlar da bu milletin çektiği sıkıntıyı çekiyorlardır. Peki, neden bir formül bulmazlar, bir çare üretmezler bu genel şikayete? 550 milletvekilimiz var, niye bir kanun teklifi vermezler ve okula başlangıç saatlerini karanlıktan kurtarıp, gündüze kaydırmazlar ki? Milli Eğitim Bakanlığı, saat değişikliği talebinde bulunsa, eğitimcilerimiz bu konuda ısrar etseler, herhalde bir sonuç alırlar.

İnsanları zorlamamak lazım. Hiç değilse, ülkenin içinde bulunduğu şu çetin şartlarda hayatı kolaylaştırmalı, moralleri güçlendirmeliyiz. İdarecilerimizin bizi anlamaları, sorunlarımızı fark etmeleri için sesimizi biraz yükseltmeliyiz. Velilerin şikayetlerine, çocukların feryatlarına kulak vermeliyiz. Yanlış kararlarda direnmek, ısrar etmek doğru bir hareket tarzı değildir. Aksine genel isteklere uymak, yanlıştan dönmek, ısrardan vazgeçmek, sorunların çoğunu kolaylıkla çözer. Kolayı yapmak varken, zorla uğraşmaktan ve milleti zora mahkum etmekten kaçınmalıyız.

Lütfen karanlığı kucaklamak yerine aydınlıkta yürümeyi tercih edelim ve bunun için gerekeni süratle yapalım…

Bu yazı toplam 2449 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.