• BIST 103.704
  • Altın 195,373
  • Dolar 4,6820
  • Euro 5,4883
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C

Kaplıca insan sağlığı için ilâhi bir nimettir

Özkan Altıntaş

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin termal turizminin öncü isimleriyle birlikte Ukrayna’nın Lviv şehri yakınlarında bulunan önemli termal merkezi Truskavets’i gezdim.
Truskavets’de Sovyetler döneminden kalma bir sürü termal tesisi bulunuyor. Türkiye’nin dünyadaki otel zinciri olan Rixos Oteli’nde kaldık.
Sonra Türkiye’nin önemli firmalarından Rönesans İnşaat tarafından yapıldığı bildirilen Med Palace adlı sanatoryumu gezdik. Daha sonra ise bitişik olan tasarım harikası muhteşem bir otel olan Mirotel’in yönetiminin konuğu olarak enfes bir yemek yedik.
Yemekte ete sos olarak gelen Karadeniz’in ‘kuymak’ı hepimizin ilgisini çekti.
Truskavets insanın şaşırtan bir yer her yaştan insan şifa bulmak üzere buraya geliyor. Sovyet döneminde çalışan işçiler 15 günlük birer aylık tatillerde buruya gelerek sanatoryumlarda kürlere katılıp yenilenerek dönerlermiş. O dönemdeki alışkanlıkları hala devam ediyor. Kimilerini kurumlar ödüyor, kimileri ise cepten geliyor.
En çok Azerbaycan’dan gelenler bizleri şaşırttı. Biz Türkçe konuştukça laf atıp “Türk müsünüz?” diye soranlar çoktu.
Truskavets’in suyu öyle kaynar değil… 30-40 derece sıcaklıkta ve mineral yoğunluğu oldukça fazla…İnsanlar bu suya girip çıkıyor, hatta ibrik şeklindeki özel seramik bardaklarla içiyorlar.
İçim şekilleri de bir seremoni gibi gerçekleşiyor. Muslukların üzerinde geldikleri yörelerin isimleri var.  Bir ikisini denedim. Sıcak deniz suyu gibi geldi içemedim. “Nerede bizim Erikli suyu?” diye aramadıysam yalan olur.
Biz gezdikçe Türkiye’nin termal suları ile Truskavets’in sularını kıyasladık. Türkiye termal suları konusunda bir cennet.
Sadece Afyon dünyanın termal merkezi olmaya aday… Ama eksiğimiz ne diye bakarken bir şey gördük.
Sovyetlerden bu yana Truskatevs’deki tesisler “sanatoryum” olarak tanımlanıyor.
Sanatoryum adı Türkçemize yanlış bir şekilde yerleşmiş. Bizde veremli hastaların tedavi edildiği yer olarak bilinir. Aslında Sanatoryum doğal ortam, temiz hava ve termal sularıyla birlikte bir yenilenme merkezi olarak değerlendiriliyor.
Hatta fazlası bile var. Hastanelerin poliklinik hizmetleri, spa merkezlerinin hizmetleri ve ilk müdahale gibi tedavi amaçlı hizmetlerde veriliyor.
Afyon’daki tesislerimizde de bu imkânlar fazlasıyla var. Ama hiçbir zaman sanatoryum adı kullanılmamış. “Spa” “wellness”, “thermal” gibi batı ülkelerinde çok kullanılan terimlerle tanıtılmış. Batıda kullanılan isimleri telaffuz edince, batılı turist “Bizde de var” diye hafife alabiliyor. Ama “Sanatoryum” deyince iş farklılaşıyor. O zaman yenilenme, gençleşme gibi bir farklılık ortaya çıkıyor.
Benim yaşımdakiler hatırlar.
Çavuşevski döneminde Romanya’da Anna Aslan diye bir doktor vardı. Kadın “Gerovital” diye bir ilaçla herkesi gençleştirdiğini ileri sürmüştü.
Herkes akın akın Anna Aslan’ın sanatoryumuna gitmişti. Aslında onun verdiği bazı minerallerle desteklenmiş termal suyundan başka bir şey değildi. Ama yıllarca insanlar oraya taşınmıştı.
Kadın öldü ve bu iş bitti. Arkasından gelenler bu işi sürdüremedi.
Anna Aslan termal tesisi tanıtımında farkı yaratan bir simgedir.
Türkiye’nin termallerinin de tanıtımda böyle farklara ihtiyacı vardır. Bizim termallerimiz klasik tanıtımdan kurtulup, farkı aramaya başlamalılar.
Yıllardır gazetecilik yapıyorum. Bir gazete her gün aynı başlıkla çıksa onu kim okur? Mevlana’nın dediği gibi “Dün dündü cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” sözünü unutmamak gerekir.
Sanatoryum yaklaşımı belki bir farktır. Bu ve bunun gibi farkların üzerine gidilmedir.
Çünkü “Kaplıca insan sağlığı için verilen ilâhi bir nimettir”

Bu yazı toplam 5781 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.