• BIST 102.258
  • Altın 190,236
  • Dolar 4,5836
  • Euro 5,3954
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C

Kanarya Adaları’ndaki devremülkler ne oldu?

Özkan Altıntaş

Bir dönem sokaklarda iyi giyimli gençler “bedava tatil” ve “devre mülk” satıyordu. Ellerinde birer broşür “bedava tatil” kazanmak isteyenleri eşleriyle birlikte bir toplantıya davet ediyorlardı.Toplantıya katılan herkes Kanarya Adaları’nda tatile gidiyordu.
Merak edip bende gittim…
Şişli, Halaskargazi caddesinde bir apartmanın kapı girişinden asansöre, asansörden kat girişine kadar şık giyimli gençler bizi “hoş geldiniz” diyerek karşıladılar.
Daha sonra içeri alıp bir salonda ağırladılar.
Yumuşak koltuklara oturduğumuz an bir bayan garson gelerek içecek ikramında bulundu. Çaylarımızı içerek ikram edilen kurabiyelerden atıştırdım.
Salonda bizim gibi birkaç çift daha vardı. Duvarda bulunan kocaman ekranlı televizyonda Kanarya Adaları’na ilişkin bir film oynuyordu. Gidilecek yer cennetten bir köşe gibi sunuluyordu. Filmi izleyip te gitmemek mümkün değildi. Ekranda 3-4 katlı villalar, yemyeşil bahçeler, havuzlar, kumsallar ve denizi olan bir yerler anlatılıyordu.
Neden sonra genç bir adam gelerek bizi başka bir salona davet etti. Geçtiğimiz salonda bir sürü masa, bir sürü insan ve ortada masadan masaya dolaşan görevliler vardı. Arkada bir müzik çalıyordu. Ortada ise yabancı olduğu anlaşılan biri masadan masaya geçiyor İngilizce Türkçe karışımı bir şeyler söylüyordu.
Salonda tam bir curcuna vardı.
Görevliyle masaya oturduk. Önümüze bir dosya koydu. İçersinde fotoğraflar, broşürler ve devre mülkü satın alma şartlarını içeren bilgiler yer alıyordu. Dosyayı incelerken bir yandan anlatıyordu. İster alalım ister almayalım Kanarya Adaları’na gidebilecektik. Tatil bedavaydı, orada kalabilirdik. Ama uçak parası ve yeme-içme bize aitti. Kabaca bir hesap yapınca bizim bütçemizi aşan bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gördüm. Görevli oraları allıyor pulluyor ve anlatıyordu. Bu arada bir bayan görevli gelip bize bir ikramda daha bulundu ve önümüze kurabiye tabağını koydu.
Kanarya Adaları’ndaki bu cennet köşeden bahsederken 15 günlük tatilde yaşayacağımız günleri anlattı. O sırada yanımıza bir genç kız yanaşarak birkaç masa ileriyi gösterdi: “Bakın orada oturan şu üniversiteden profesör. Geçen gün iki tane aldı. Şimdi üç tane almak için geldi. Öbür masadaki ünlü işadamı da aynı… Artık karar verin. İyi komşularla birlikte olacaksınız” dedi. O gitti karşımızdaki kişi yine anlatıyordu. Bu arada göz ucuyla kızı izledim. Bir başka masaya bizi gösteriyordu. Kimbilir bizim için neler söylüyordu. Aradan biraz zaman geçti İngiliz olduğunu anladığım kişi masamıza geldi: “Yes” or” no” dedi. Sonra kırık bir Türkçe ile “Çok kutlu olacaksınız. Geç kalmayın. Alın” dedi.
Bembeyaz bir gömlek, kırmızı kravat giyen orta yaşlı İngiliz, devlet dairelerinde kirlenmesin diye korumak amacıyla takılan iki ucu lastikli kılıf takmıştı. Bunu Amerikan filmlerinde borsacıların da taktığını görüyordum. Nitekim burası da bir borsaydı.
Bir yandan müzik, bir yandan anlatanlar. Masamıza gelip gidenler. Bir karamboldür gidiyordu.
Evler için şartlara baktık. Çok cazip geliyordu. Hatta bir ara eşim “Alsak mı” demeden edemedi.
Karşımızdaki kişi oradan devre mülk satın alan bir çok ünlü kişinin adını sıralıyordu.
Tam o sırada bir çan sesi duyduk. Bütün başlar sesin geldiği yere döndü. Müzik sustu. Ortadaki İngiliz, elinde çekiç kapının yanındaki çanı çalıyor ve ortadaki bir masayı gösteriyordu. O İngilizce bağırıyor, yanındaki aynı tonda Türkçe’ye çeviriyordu.
”İşte talihliler. Kanarya Adaları’ndan devre mülk aldılar. Bu talihli çifti alkışlayalım”
Herkes alkışladı. Biz de alkışladık.
Satışı yapan genç adam ayağa kalktı. İmza attırdığı sözleşmeyi bir şampiyon edasıyla havaya kaldırdı. İngiliz yanlarına gitti. Satın alan çiftin arasına girip onların ellerini havaya kaldırdı. Sonra satanın ellerini havaya kaldırdı. Alkışlar sürüyordu. Salondaki görevliler alkışlayınca herkes alkışlıyordu. Satan değil satın alanın kazançlı olduğu gösteriliyordu. Halbuki atılan imza o günkü şartlarda 150 bin dolar değerindeydi.
Arkasından şampanya patladı ve müzik yeniden başladı. Görevliler masalara şampanya dağıttılar.
Sanki kazanan, satan değil, satın alandı.
Masamızdaki genç “Aldıkları yer çok iyi. Sizin kaçırdığınız yer. Onun gibi daha bir iki yer daha var. Fırsatı kaçırmayın” diye bize gaz veriyordu.
Eşim nerede ise ikna olacaktı ki masadan kalktık.
”Düşünelim” diyerek ayrılacağımızı söyledim.
Görevli bir kere daha gelmemizi söyledi. Biz kapıdan çıkarken o hala fırsatı kaçırmamızı söylüyordu.
Asansörden indik ve dışarıya çıktık. Kaldırımda birkaç adım yürüdük, Sonra eşimle bir lokantaya girdik.
Köşede biraz önce salonda Kanarya Adaları’ndan devre mülk aldığı anons edilen çift ile salonda gördüğüm birkaç görevli birlikte yemek yiyordu. Aralarındaki konuşmayı dinleyince hepsinin arkadaş olduğunu anladım.
Demek ki satış bölümlerindeki çiftlerden bir çoğu görevliydi. Toplantıya katılanlara gaz vermek için gösteri yapıyorlardı. Buna işportacı ağzında “patalya” derlerdi. Adam gömlek satar, çevresinde birkaç kişi “Sar bana şu kadar” der ve izleyenleri tahrik eder. Burada da öyle yapılıyordu. Ortaya atılan şöhretli isimler ise birer hayaldi.
Kanarya Adaları’nda devre mülk hikayesi birkaç hafta sürdü… Sonra bir gün onları “hayal” sattığı anlaşıldı. Parasını kaptıranlar polise başvurdular.
Ama adamlar tası tarağı toplayıp sırra kadem bastılar.
O senaryonun içinde yer alıp alacağı olan görevliler, devre mülk aldık diye bankaya ödeme yapan mağdurlar ortaya çıktı. O mağdurların dışında ödeme yapan oldu mu, olmadı mı bilmiyorum. Kimisi tongaya bastık diye utancından ortaya çıkmadı.
Ama hayal tatil satıcıları geldikleri gibi gittiler.
Hala çalıştıklarını internetten izliyorum.
Hedefleri ise üçüncü dünya ülkelerinin saf ve gariban vatandaşları…
Türkiye’de insanlar balık hafızalıdır.
Adamlar gelse, yine paraları kaptırırlar.
Yakında ortaya çıkarlarsa hiç şaşırmayın…
Bunu niye yazdım.
Bugünlerde Türkiye’de yabancılara yönelik yapılan konutlar başka ülkelerde böyle satılıyor.
Konutlar var. Gerçekten satılanlar var. Ama arada hayal olup satılanlar da var.. Zaman zaman patlayan bu gibi inşaatların haberlerini duyuyoruz. Bizce bu işi yapanlar iyi kontrol edilmeli. Yoksa ülkemizin adı kötüye çıkabilir.

Bu yazı toplam 4266 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.