• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 23 °C

İslamfobisi zarar veriyor (5)

İslamfobisi zarar veriyor (5)
Türk Alman Medya Diyaloğu’nda; eski düşman komünizm bitti, yeni düşman islam yaratıldı ve medyanın haberleriyle Türkiye bundan zarar görüyor

ÖZKAN ALTINTAŞ-TÜRKİYE TURİZM


ANTALYA-Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı tarafından Antalya Belek Lykia World Golf Oteli"nde düzenlenen Türk- Alman Medya Diyaloğu konulu “Alman medyasında islam”  başlıklı toplantıda Türkiye"nin imajının ve islam görüntüsünün Alman medyasında iyi yer almadığı belirtildi. 11 Eylül"den itibaren dünyada oluşan islamfobisinden Türkiye"nin ne kadar etkilendiği ortaya konuldu. Türkiye"nin islamfobisi nedeniyle karanlık resim ortaya koyduğu belirtildi. Ayrıca AB"nin Türkiye"nin AB"ye girmesini istemediği için halkında karşı çıkması için çeşitli politikalar geliştirdiği söylendi. Bu arada dünyayı saran gıda krizinde Türkiye"nin elinde gıda gibi büyük bir şansının bulunduğu belirtildi.



HELM: İSLAM HAKKINDA GİDEREK KARANLIK RESİM ORTAYA ÇIKIYOR

Araştırmacı yazar Dr. Dirk Helm araştırma verilerini içeren barkodlu gösteride “İncelemeyi yaptıkça resimin giderek karanlık olduğunu ortaya çıktı” dedi.
Helm araştırmasıyla ilgili bulguları şöyle özetledi:
İslam korkusu ve terörost görüntüsünün bir arada tutuluyor. Bunu birbirindem kesinlikle ayırmak gerekir. İslamı din veya fikir olarak reddedilmesi günlük hayatı etkiliyor. Organize islama baskı bulunmaktadır. İnsanların kendi dininden şikayete kadar götüren bir baskı uygulanıyor.
tehdit senaryosu olarak bakarsak sadece 11 eylül etkisi değildir 1979 İran devreimi ile başladı. İran batıda tehdit dejimi olarak görüldü. İslamın algılanmasını tehdit olarak görme gikrini güçlendiren 11 eylül oldu.. Kamuda islamın terör ve göçle nasıl bağlandığını ortaya çıkarmak gerekir. Almanya iyi bir durumda değildir. 1992-2000 yıllarında göç tartışması başladı. Entegrasyon politikası 2004 te bir yasa ile sabitleşti. Bu tartışma islami terörle birlikte gitti. İkisi de aynı zamanda başlamadığı için entegrasyon tartışması kültürle çözülmeye çalışıldı. İslam koruksunun oluşmasıyla ilgili çok büyük çalışmalar var . Bielefeld"de ve Türkiye Araştırmalar Vakfı çalışmalar yapıyor. Müzlümanların günlük hayatı ve yaşamıyla ilgili bir çok soru cevap alamadı. İslam dininin Alman halkı tarafından soyut şekilde algılandığını görüyoruz. Şükür ki Türkler bunu önemsemiyor.  Allmanlarla çatışmalar olabilir. Ancak karikatür kavgası bunu ateşledi.
11 eylül ve 2004-2005 arasındaki islam etkileri için araştırmalar yaptık. Spiegel ve WAZ araştırmasında bazı yazılarla islam kavramı üzerinde çalışmalar yaptık.  Almanların ve Türklerin bir arada yaşamalarıyla ilgili çalışmalar yaptık. Çalışmalarımazla müslümanların tepkisini araştırdık ve organize islamın söylemlerden nasıl etkilendiğini ortaya çıkarmak istedik. 40 tane çalışma yöntemi uyguladık.
İslamın demokrasideki yerini reddetmek yeni sorunlar ortaya çıkaracağı için nasıl birlikte olması yönünde çalışmalar sürdürdük.
Araştırma sonucu İslam söyleminin parlamentoda 2 veya 3 katı arttığını gözlemledik. İslam söylemi Almanya"da negatif olarak gelişti. Dağılıma bakıldığında tehdit söz konusu olduğunu gördük. Şiddet ve terör tartışmaları ortaya çıktı. İslamdan korkma ön planda yer aldı.
Ayrıca medya toplumu olduğu kadar, siyaseti de etkiliyor. Ancak parlamento ile medyada islam söyleminin oranının birbiri ile aynı olması ilginçtir. Söylemler büyük oranda müslümanların aleyhine olmaktadır. Müslümanlar terörist olarak gösterilmektedir. Bu araştırmalarda islama karşı negatif bir bakışın varlığı ortaya çıktı. Bunda medyaların etkisi büyüktür. Medyalar haberleri veriyor,  ancak henüz günlük hayatta etkisi görülmüyor. İleride bunun etkileri olumsuz olarak görülebilir.



SALİH MELEK: AVRUPA"NIN EN ÖZGÜRLÜKÇÜ BASIN KANUNU"NU HAZIRLADIK

Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürü Salih Melek, Türk medyasının durumu hakkında bilgiler verdi. Kamu ve özel sektör hakkında bilgi vererek, Türkiye"de Devlet Bakanı Mehmet Aydın"ın bulunduğu kuruluşun şemasını anlattı. Türkiye"deki yerli ve yabancı medyanın çalışmalarına yardımcı olmak, Türkiye"nin tanıtımına katkıda bulunmak görevleri olduğunu belirten Melek, yurtiçi ve yurtdışında işlenen konuları değerlendirerek kamu eformasyonui görevini yürüttüklerini belirtti. Türkiye ile ilgili yanlış anlaşılan konularda çalışmalar yapıldığını söyleyen Melek şöyle devam etti:

Dünyadaki haber ajanslarını inceleyerek Türkiye hakkında yazılanlar hakkında değerlendirmelere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ayrıca her yıl bir çok dilde hazırlanan Türkiye"nin tanıtımını içeren kitabı her yıl güncelleyerek yayınlıyoruz. 2004 Haziran"ında basın tkanunu"nu hazırladık. Avrupa"nın en özgürlükçü basın kanunundur. Hazırlarken AB"deki basın kanunlarını inceleyerek ortak bir noktaya varardık. Basın meslek gruplarının görüşlerini alarak ortak bir konsensusla oluşturduk.  Basın özgürlüğü sansur edilemez, haber kaynağının açıklanması gibi detaylar yer almaktadır. Encak uygulamada bazı sıkıntılar oluyor. Bunu zamanla aşacağımızı düşünüyoruz.
Günde 56 yaygın, bölgesel 700, yerel 2382 gazete olmak üzere 6025 tane gazete yayınlanıyor. Hepsi Türkçedir. İki tane İngilizce gazete yayınlanıyor. Türkiye"de Almanya gazete yayınlanmasını istiyoruz.
Günlük tiraj 5 milyon 200 bindir. En yüksek tirajlı gazete zaman, Hürriyet, posta, sabah gazeteleridir. Ortalama gösterge 850 bindir. Hafta sonlarında 1,5 milyona yükseliyor.
Türkiye"de 27 ulusal TV var. 4"ü TRT hükümete aittir. Bölgesel 16, yerel 215 15 tane olmak üzere toplam 258 kanal vardır. 65"i kabloda, 92"si uydudadır. Radyoları 36 ulusal, 100 bölgesel, yerel 951 olmak üzere 1087 radyo vardır. Uydudan 48, kablodan 22 tane radyo verdir. 24 ajans verdır. AA, İHA, CHA, Anka gibi...
1990"a kadar TV hükümetin elindeydi. Bu tarihte özel sektör girince patlama oldu. Elaman yetiştirilmesi için İletişim Fakülteleri kuruldu 32 tane vardır her yıl 5 bin öğrenci giriyor. Yılda 3 bin mezun oluyor. Mezunlardan yüzde 10-20"si medyada çalışıyor. Bu oranın yükselmesini istiyoruz. Böylece kalite ve hizmet artacaktır.

MEDYAYA YILDA 60-70 TRİLYON DESTEK VERİYORUZ
Yerel medyanını sorunları vardır. Yapının tuğla taşlarıdır. Eğitim, ekonomi, dağıtım sorunları vardır. Meslek örgütlerine seminerler vererek korumaya çalışıyoruz. Yılda 65-70 trilyon ilan desteği veriyoruz. Yerel gazete 2383 tanedir. 812 il oranına göre her ilede 25-30 gazete olduğu görülüyor. Kalitelerine bakınca ekonomisi gelişen illerde kalitenin iyi olduğu görülüyor. Türkiye"de ekonomi kalkınıca yerel medyada kalkınacaktır diyoruz.
Dünyadaki gibi rekabet sorunu vardır. İnternet gazetelere rakiptir. İnternet kendi yoluna devam edecek, yazılı basında devam edecektir. Yazılı basının kendini yenileyip güçlendirmesi vekaliteli olması gerekmektedir. Günlük gazetelerin günlük tirajı 5 milyon 280 iken internette günlük giriş 20 milyondur.
Türkiye"deki medya sorunlara rağmen AB ayarında gelişmiş ve kendisini yenileyen bir yapıdadır. Eksiklikleri tamamlayarak dünya medyasının seviyesine getirmeyi amaçlıyoruz.
Her toplantının sonucu vardır. Bu toplantı Türk ve Alman medyası arasında işbirliği gelişmesine katkıda bulunmasını diliyorum. Bu toplantıların Almanya, İsviçre, Avusturya"da yapılmasını  istiyoruz. Genel müdürlük olarak maddi ve manevi katkıda bulunabiliriz. Gelen gazetecilere her türlü konuda yardımcı olma sözü veriyoruz. Türk ve Alman gazeteciler birlikleri arasında işbirliğinin bu süreci artıracağını düşünüyorum.



BÜLENT MUMAY: SORUNLAR YUMAĞINA ÇÖZÜM ARIYORUZ

Hürriyet"in Yurtdışı Yayınlar Müdürü Bülent Mumay, seminerde sorunlar yumağını cözümler arandığını söyledi.



Mumay'ın
modertörlüğünde  “medyada çıkan haberlerin ülke siyasetleri üzerine etkileri ve Türkiye"nin AB sürecinde medyanın rölü” başlıklı oturuma Focus dergisinden Andrea Claudia Hoffman, UNO Cenevre ve Bentur Turizm"in sahibi Kadir Uğur, Turbillon Magazin"den Karl-Heinz Nuber, Tageszeitung"tan Pascal Beucker,TUROB Sektör Temsilcisi ve  İstanbul Antik Otel Genel Müdürü Sevda Yılgaz,  Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürlüğü Enformasyon Dairesi Başkanı Hüseyin Topal, Cumhuriyet yazı İşleri Müdürü Güray Öz  katıldı.




TÜRKİYE"NİN TARIMDAKİ GÜCÜ AB ŞANSINI ARTIRACAKTIR

Tageszeitung"tan Pascal Beucker şöyle konuştu:
AB"ye Türkiye"yi kabul etmeyenler şu anda seslerini çıkırmayorlar. Görşmeler başladığında Almanya"da tartışymalar vardı. Çerçeve Türkiye için kötü duruma gelmişti.  Medyanında bunu körüklediğini ve yeni söylemler gelişti. Örneklere bakarsak; "Türkiye hiçbir zaman Avrupa"ya ait değildir. Onlar rönesansı bilmiyor. Bizde haremiibilmiyoruz. Türkler Viyana kapılarına dayanmıştı. Ankara"da özgürlükçü demoakrasi yok" gibi yazılanların Türkiye"ye bakışı etkilediğini söyledi. Gazetelerde yer alan örneklere devam edersek "Türkiye vatandaşı  AB ümidini yitirmiştir ve ilgilenmemektedir. AB"nın Hristiyan Kulübü olduğunu ve müslümanları kabul etmeyeceğini" belirten yazılar yayınlanmıştır. Butünü bu yazılar Avrupa ülkelerinde Türkiye"ye karşı yürütülen blokajın etkisidir. Aslında Türkiye"nin AB şansı vardır. AB"ye giren ülkeler istikrarlı bir yaşama kavuşuyorlar. Yunanıstan"da hükümet krizleri ve askeri darbeler olmuştu. AB nedeniyle artık bunlar olamaz.
bu arada başka seslerde yükseliyor. AP ajansı Türmiye"nin AB şansı artmıştır şeklinde yazılar yazdı. Türkiye"nin tarımdaki gücü bunu sağlayacaktır”



SEVDA YILGAZ: MUTLU OLMAK İSTEYEN DÜNYAYA MEDYA YARDIMCI OLMALIDIR

TÜROB Sektör Temsilcisi Antik Otel Genel Müdürü Sevda Yılgaz,  medyanın dünyayı yönlendiren önemli bir silah olduğunu belirterek söyle konuştu:
“Turizmin medya sayesinde giderek güçlendiğini ve inanılmaz boyuta gelerek insanları birbirine yaklaştırdığını söyledi. İnternet medyasının ise bu süreyi hızlandırıyor. Turkiyeturizm.com anında haber vererek herkesin konuşmalardan haberdar olmasını sağlıyor. Türkiye"ye en çok turist gönderen ülkelerin başında Almanya geliyor. Halklar birbirlerine sarıldılar. Politika ve stresten uak yaşamak isteyen toplumun farkına vardır. Dünyanın bir çok yöresindeki medya mensuplarını ülkemize çağırarak 1990"da TUROB olarak öncülük yaptık. Medyanın turizm ekonomisine katkısı düşünülerek bu çalışma örnek oldu. Bu çalışma Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklendi. Medyasız bir dünya görülemez.  Mutlu olmaya çalışan dünyada turizmin önemini kavrayarak medyanın anlamlı çalışmalarının yanında olmak istiyoruz. Toplumun üzerine baskı yapan bir anlaşıy kabul edilemez. İnsanlar medyadan bu nedenle uzaklaşabilir. Medyada kendi içinde şekillenecektir. Daha sorumlu davranacaktır.  Almanya"da Bayern"de 7 yıl yaşadım ve hiçbir sorun yaşamadım. 1980-87 yılları arasında uzaydan gelmişiz gibi garip sorular soruyorlardı. Giyim kuşam konusundaki farklılıklarımızı görerek bizim Türk olduğumuz düşünemiyorlardı. Dünya kültürü ile ilişkisi olan kişi Türk olamazdı. Bunun karşımızdaki kişilerin bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşündük. O dönemde Türk tiyatrosunu kurduk. Büyük ilgi oldu ve ertesi gün gazetede "Türkelinde tiyatrosu varmış" diye yazılar çıktı. İki toplum bir araya gelerek sosyal faaliyetler başlattık. İnsanların birbirlerine yaklaşmalarında ülke yöneticilerine büyük görevle düşüyor. İnsanlar birbirlerine daha fazla yaklaştıkça sorunlar ortadan kalkar.



HÜSEYİN TOPAL: YABANCI BASINA DİPLOMAT İMKANLARI VERİLİYOR

Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürlüğü Enformasyon Daire Başkanı Hüseyin Topal, özellikle yurtdışından ülkemize gelen devlet ve hükemet başkanlarına refakat eden gazetecilerin çalışmalarını kolaylaştırıcı önlemler almak ve yardımcı olmakla görevli olduklarını belirtti. Ayrıca uluslararası seminerlerde işyerini kolaylaştırmakla görevliyiz.  Ülkemize gelen gazetecilerini işinri kolaylaştırarak doğru bilgilere ulaşmasını sağlıyoruz. Çalışmaları için geçici basın kartları, araç, gereç temini ve izinler veriyoruz.  Ayrıca Türkiye"deki yerleşik yabancı basınla ilişkiler kuruyoruz. Almanya"da geçen yıl 720 Alman gazeteci geldi, 297 Alman gazeteciyi ise bir davet ettik. İsviçre"den ise 70 gelen, davetli ise 13-15 gazeteci oldu.  Türkiye"de 27 temsilci bulunuyor. Bunların teknik ve donanımlarını diplomat gibi gümrüksüz sağlayabilmeleri imkanlarını sağlıyoruz.



CLAUDIA HOFFMANN: HABERDE TÜRKİYE"YE AYRICALIKLI DAVRANMIYORUZ

Focus dergisinden Andrea Claudia Hoffman, 15 yıl önce sol eğilimli Spiegel"e karşı muhafazakar yayın olarak kurulduklarını ve 6 milyon okuyucuları ile başarıyı yakaladıklarını söyledi.  Her haberi değil seçtikleri konular üzerinde çalışmalar yaptıklarını belirterek şunları anlattı:

“Bizdi kararlar genellikle duyguyla veriliyor. Alman okuyucusunun ilgilendiği konulara yönelik kafasının içine girmeye çalışıyoruz. Türkiye ile gilgili konularda farklı olmak gerekiyor. Bu islam temalarıyla ilgili oluyor. Türkiye"de öldürülen hristiyanlar konusu Almanları harekete geçirdi. Ülmanlar bunun arkasında neler gizili idiye merak etti. Baraj ve siyasi konularada yer veriyiyoruz AKP"nin kapanması ve seçim dönenmleri bizler için önemli konulardır. Sorulara cevaplar arıyoruz. Resimlerde çok dikkat ediyoruz. Editör olarak tuzafa düşmemek gerekiyor. Çoğu zaman konu türbanlı kadın veya cami oluyor. O zaman statik kalınıyor. Dikkatli olmaya çalışıyoruz. Diğer taraftan resimlerle haber vermeye çalışıyoruz. Tamamen tarafsız resimler koyarsak ülkeyi anlatamayız.
medyaların olumsuz haber dedikleri söyleniyor. Böyle trend var. Bu Türkiye ile bağlantılı değildir. Avusturya"da ki ensest ile ilgili 10 sayfa yazdık.İtalya Napoli"deki çöp yığınlarını yazdık. Türkiye"ye ayrıcalıklı davranılmıyor. AB üyeliği hakkında ile lehte veya aleyhte bir şeyler yazmıyoruz. 

KARL HEINZ-NUBER: 10 İSVİÇRELİDEN BİRİ TÜRKİYE"YE GELİYOR

Turbillon Magazin"den Karl-Heinz Nuber 25 yıldır ekonomi yazarlığı yaptığını belirterek İsviçre saat sanayiine ait bir dergide yazdığını belirterek, 4 aydabir yayınlanan 40 bin tirajlo dergi olduğunu belirterek şunları söyledi:

“medya her iki ülekedeki siyasetçileri etki yapıyor. Ben sosyolog ve iktisat uzmanıyım. İnsanlar bazı şeyleri neden ve neler yapıyor diyorum. TV"de RTL"de sokakta töre cinayeti haberini gördüm. 40 kadının ölmesi gerektiğine ilişkin bir haberdi. Kadınlar farklı yaşamak istiyorlardı. Berlin"den islam toplumundan biri hiçbir din islamda dahil cinayeti affetmez dedi. Biz İsviçreliler yabancılardan korkuyorsakta yabancı kültürler bizde özgür bir şekilde gelişir.
Türklerin İsviçre"deki duruma bakarsak 310 bin Türk yaşıyor. 1945"te ilk Türkler geldi. Üniversite ve yüksek okul programında Bakan tahsin Önal başlattı. Bitirenler geri döndü. 1970"de işçiler geldi.
İsviçre"deki Türkler organize yaşıyorlar. Topluma entegre oldular ve kendi kimliklerini yitirmediler. Kebap Kralı Erdoğan gibi bulaşıkçılıktan milyarder olan Türk hakkında sürekli haberler yapılıyor. McDonalds bile onu rakip görüyor.
Ben tatil için İspanya İtalya"yı tercih ediyordum. 10 yıl önce eşim Türkiye"ye gidelim dedi ve gelince şaşırdık. İnsanlar yardımcı ve misaferpercer ve fiyatlar uygundu. Türkiye 60"lı yıllardaki İtalya"yı hatırlattı. Kapadokya rüya gibiydi. 400 bin İsviçreli Türkiye"yi ziyaret ediyor hedef 800 bin imiş demekki 10 İsviçreliden biri Türkiye"ye geliyor.  Türkiye AB"ye girmek istiyor, biz AB dışında kalmak istiyoruz.



KADİR UĞUR: GERÇEK TÜRKİYE'Yİ GEZİN VE YAZIN

UNO Cenevre ve Bentur Turizm"in sahibi Kadir Uğur, hayatının byük bölümünü Almanca konuşulan ülkelerde geçtiğini belirterek şöyle konuştu:

“Medya halk ve siyasetçiler arasında büyük rol oynuyor. Bana göre turistlerin ülkeler arasında büyük ilgisi var. Avrupa"da Türkiye hakkında yapay fikirler oluşuyor. 60"lı yıllarda insanların dişlerine bakılarak sağlık kontrollerinden geçirilerek, büyük şehirler grmeyen Türkler bu ükelere gelerek medeniyetin içine atıldılar. Getto"lar oluştu. Böyle bir şey beklenmiyordu. En büyük hata 70"li yıllarda oldu. Herke geri dönmek istiyordu.  Çocuk parası kalkınca herkes çocuklarını geri gndermeye baxladı. Ben turistlerin Türkiye"ye gelerek gerçek Türkiye"yi görmelerini istedim. Ama turistleri otelden çıkarmak imkanımız olmuyor. Medyaya Türkiye"ye zaman ayırıp Türkiye"yi gerçekleri yansıtın diyorum. Bir şeyi 40 kere söylersenizçgerçekleşir. Almanya"ya gittiğimde Stuttgart"ta oturuyorum. Gazeteci dostum hep Türkiye"yi yazıyor. Ama sonunda Türkiye AB"ye ait değildir yazıyor. Bence bunu izleyeceğimize gerçek Türkiye"yi yazalım.

GÜRAY ÖZ: GAZETECİNİN GÖREVİ OLUMSUZ GİDENİ HALKIN ÖNÜNE KOYMAKTIR
Cumhuriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve Avrupa Türk Gazeteciler Birliği Kurucu Üyesi Güray Öz, yapılan konuşmalarda ortak bir noktaya varırsak mutlu olacağını belirterek şöyle konuştu:
“Birbirimizi ne kadar iyi tanıyoruz, anlıyoruz  sorusuna kendimizi ne kadar iyi tanıyoruz ile başlamalıyız. İki toplumun farklı özellikleri bulunuyor, bunlar düşüncelere yansıyor.  Aslında kültürel farklılıklar bütün bunlara etkendir. Bu farkları konuşarak ve üretime döndürerek çözebiliriz. Kültürel farkların zehirlendiği alan siyaset alanıdır. Tarih boyunca böyle olan durum 20. yüzyıl zehirlenmeyi bir kaç kata çıkardı ve idelojik farklılık olarak zirveye çıkardı. Komünizm bitince, yeni düşman batının dışındaki islam oldu. Thornby"ın dediği gibi kültürler savaşı ortaya çıktı. Batı Türkiye"den belli şeyler istiyor. Amerika ise bölgede uysal, muti, itiraz etmeyen Amerikan konseptine uygun ülke istiyor. Ilımlı islam ülkesi istiyor. Avrupa ilişkilerinde ise AB Türkiye"nin girmesini istemiyor.
Ama pratikte yürüyen Türkiye ile sürekli bir tartışma içinde olarak nedeni AB"ye üye olmayacağını anlatalım dediler. Türkiye 1920"lerden beri batılı olmaya çalışan bir ülkedir. Siz modern  ülke olamıyorsunuz. Sizde başka şeyler var diyerek, bizim içimizdeki farklılıkları modernleşme çabamızın önünen koyuyorlar. Bir yandan Türkilye"deki insanların canını sıkacak kadar Türkiye"yi meşgul etmeye çalışıyorlar. Adamlarını hergün Türkiye"ye gönderiyor her konuda müdahale ettiriyorlar. Bu Türk halkının canını sıkıyor. Türkiye"nin modernleşme hareketi AB ile başlamadı. Çok önceden başladı.
AB"nin adamı her gün Türkiye için konuşursa Türk halkının gururuna dokunur ve Türkiye AB"den uzaklaşır. Bu AB"nin işine gelir. Çünkü bizi istemiyorlar. AB"ye giriş önünde engel yaratma bilinçli bir çabadır. Bu hareketleri Türkiye"ye AB"den her geçen gün uzaklaştırıyor.
Bu dünyanın sonu değildir. Türkiye AB"ye girsede girmesede kendi iç dinamikleri ile istenen seviyeye gelecektir. Türkiye"de işleyen bir demokrasi vardır. Türkiye"de islam ülkesi yönetimi değildir. Türkiye müslümanların çoğunlukta bulunduğu demokratik, laik bir cumhuriyettir.  Türkiye ile ilgili yayın yaparken önyargıları kırarak, gerçeği yazmak gerekir.
Gazetecinin görevi olumsuz gideni halkın önüne koymaktır. Düzeltilmesi gereken şeyleri ortaya koymaktır. Türkiye"de iyi giden kötü giden değil olumsuz giden şeyleri yazmalıdır. Hiçbir çekince olmamalıdır. Türkiye"de iyi gitmeyen şeyler konusunda ne kadar yazarlarsa biz memnun oluruz. Bizde sizlerin ülkelerinizde kötü giden şeyleri daha fazla yazma hakkını kendimizde buluruz.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.