• BIST 91.686
  • Altın 211,532
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C

Irak işgalinin üzerinden on yıl geçti

Irak işgalinin üzerinden on yıl geçti
Rusya varken Esad'ın gitmeyeceği anlaşıldığına göre; Türkiye taşıdığı mülteci yükü ve muhaliflere olan destekçiliğinden nasıl kurtulurumun hesabını yapıyor

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 18-23 Mart 2013
İSTANBUL
- ABD'nin Irak'ı işgale karar verdiği günlerin sıcaklığını yaşayanlar çok iyi hatırlayacaklardır. Türkiye ABD ile birlikte hareket edecek mi etmeyecek mi? Sorusu hepimizin merak ettiği konu idi. ABD stratejik ortağı Türkiye'nin birlikteliğinden o kadar emindi ki gemiler dolusu ABD askeri İskenderun açıklarında günlerce bekletildi. 1 Mart Teskeresini TBMM onaylamayınca 22 gün gemide bekleyen askerler Süveyş üzerinden Körfeze gönderildiler.
Ülke kamuoyu bu durumu günlerce tartıştı. İyimi yaptık kötü mü yaptık diye.Ancak şu gerçek ki bizim yokluğumuz ABD'yi Barzani'nin kucağına attı ve Kuzey Irak Bağımsız bölgesi doğdu. PKK Kandil ve Kuzey Irak'ta çok güzel yuvalandı, palazlandı ve harekete geçti. Türkiye ABD nezdinde güvenilirliğini kaybetti. O günlerde askeri 22 gün gemi içinde turşuya dönen ABD Savunma Bakanı Rumsfeld'in hakkımızda söyledikleri laflar sansürlenecek cinstendir.
Aksi olsaydı diye başlayanlar yani Türkiye ABD ile birlikte Irak'a girseydiniz çok güzel senaryolarını yazdılar. Musul, Kerkük bile bizim olurdu dediler. Kürt sorunu biterdi, PKK'nın ve Kandil'in kökü kazınırdı. Bölge çok güzel kontrol altına alınırdı dediler. Güneydoğu'da sınırlar yeniden çizilirdi falan gibi hayaller üretildi.
Bütün bunların üzerinden tam on yıl geçti. Ortalık duruldu mu? Hayır. Hala Bağdad'da hemen her gün hadise eksik olmuyor. Barzani güçleniyor. Mezhep kavgaları ve Iran nükleer denemeleri başta Suriye olmak üzere farklı ve huzursuz bir bölge yaratıyor. İnsanlar Saddam'lı günlerini aramaya başladılar.
Bu karışık ortamın her zaman dışında kalabilmeyi başarmış Türkiye nedense son yıllarda farklı hayallerin peşinde koşarken, bütün komşuları ile problemli bir ülke konumuna geliverdi. Bu yüzden dış ticareti etkilendi. Yatırımcıların ülkeye bakış açılarına Suriye riski oturuverdi. Batının geri çekildiği ortamda Türkiye kendini ön saflarda yalnız buldu. Rusya varken Esad'ın gitmeyeceği anlaşıldığına göre; taşıdığı mülteci yükü ve muhaliflere olan destekçiliğinden nasıl kurtulurumun hesabını yapmaya çalışıyor. Güvenlik Konseyi kararı olmadan bir şey yapmak mümkün olmadığına ve Rusya ile Çin bu konuda evet demeyeceğine göre Suriye konusu şimdilik böyle devam eder. Herhangi bir arabuluculuk girişimi de ufukta gözükmüyor.
Korkarım ki Esad'ın bundan sonraki gayretleri kavgayı Sünni-Şii mezhep savasına doğru götürmesi olacaktır. Bu kavgayı destekleyen İran-Lübnan ve Irak menşeli gruplarda mevcut.

ABD'Lİ BANKALAR STRES TESTLERİNİ GEÇTİ

ABD Merkez Bankası FED biri hariç ülkedeki en büyük 18 ABD bankasının stres testlerini geçtiğini açıkladı. Bir tek Ally Finansal hariç, hepsi %5'lik sermaye yükümlülüğü şartını geçti.
FED'den yapılan yazılı açıklamada “ülkedeki en büyük bankacılık kuruluşları ... topluca küresel finans krizi öncesinde olduklarından daha güçlü bir sermaye konumuna sahipler.” denildi.
Dört büyük bankasından üçü Bank Of America, Wells Fargo ve Citigroup'un Seviye I sermaye oranlarında geçen yılki testlere göre iyileşme görüldü. JPMorgan Chase ise 6.3 ile yatay kaldı. Citi bunların içinde en yüksek( 8.3) seviyede kaldı.

AB DOSYASI

AB'nin kuruluşundan itibaren kaymağı kim yedi diye soracak olursanız, hilafsız Almanya diyecektir herkes. Şansölye Kohl'un DeGaulle karşısındaki tavizkar politikasının nedenleri daha iyi anlaşılıyor şimdi. AB Almanya'yı abad etti. Bölgenin ve birliğin kaymağını gerçekten Almanya yedi ve dünyanın ihracat ve büyüklükte on saflarına taşındı.Bugün AB'nin güneydeki üyelerine yardım konusunda vicdani olarak sorumlulukları vardır ve faturayı yüklenmelidir.
Herzaman birinin kaybettiğini başkası kazanmıştır. AB içinde kaybeden çok ülke olmuştur. Ama Almanya sanayi gücü sayesinde gerçekten bu krizdende kazançlı çıkmıştır.

2.20130317110100.jpg

İTALYAN TAHVİL FAİZİ PATLAYABİLİR UYARISI

İtalya'da seçin sonrası siyasi belirsizliğin sürmesi piyasaları endişelendiriyor. Ülke şu anda ciddi bir resesyonda. Fitch'in İtalya'nın notunu bir kademe indirmesinin de etkisiyle 10 yıllık tahvil faizleri geçtiğimiz hafta 7 baz puan birden arttı. Daha da armasından endişe ediliyor.İtalya'nın bu notu İspanya'nın bir çıt üstünde.

SİYASİ İSTİKRARSIZLIK ÇÖZÜLÜR MÜ?

Çözüm partisi en çok oy alan komedyen Grillo'da. Ancak o tek başına hükümet olmak istiyor. Hiçbir düzen partisine destek vermeyeceğini belirtiyor. Tek çözüm yeniden seçime gitmek.
İtalya dünyanın üçüncü büyük tahvil piyasası. Faizlerin yükselmesi Euro bölgesini ciddi olarak etkileyebilir. Roubini “faiz yükselmesinin önü alınamaz ise İtalya'nın durumu AB içinde Tsunami etkisi yaratabilir.” diyor. Roubini'ye göre İtalya'da seçim sonuçlarına göre “halk kemer sıkma politikasına sıcak bakmıyor. Durum Portekiz'de de aynı.

IMF’DEN AVRUPA’YA UYARI

3.20130317110135.jpg

Uluslararası Para Fonu (IMF) "Avrupa'da finansal istikrarın halen kırılganlığını korumaya devam ettiği" tespitinde bulundu.
IMF tarafından yayınlanan "Avrupa Birliği Finansal İstikrar Değerlendirmesi" raporunda, AB ülkelerinin ve karar alıcı mercilerin krizde finansal istikrarın yeniden kazanılması yönünde önemli adımlar artmasına karşın, alınan mesafenin yeterli olmadığını, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini belirtildi.
Raporda, AB'nin devam eden finansal krizin önüne geçebilmek için ciddi adımlar attığı vurgulanırken, "Bankaların bilançolarını düzeltmesi, bozulan varlıklara da yönelecek şekilde, hızlı ve sürdürülebilir Ortak Denetim Mekanizması ve Bankacılık Birliği konusunda ilerleme kaydedilmesi, daha güçlü birAB finansal denetim çerçevesinin oluşturulması, öncelikler ve atılması gerekli adımlar arasında yer almaktadır" ifadesi kullanıldı.

"AB'NİN FİNANSAL GÖZETİM YAPISINI GÜÇLENDİRMESİ GEREKLİ"

IMF raporunda, AB üyesi ülkelerin finansal istikrarı sağlamak için bankaların bilanço dengelerini düzeltmeleri gerektiği belirtilirken, AB karar alıcılarına ve kurumlarına bankaların güçlü sermaye tamponları oluşturma yolunda ilerlemesini garanti altına almaları çağrısında bulunuldu.
"(Güçlü sermaye tamponları oluşturma yolundaki) süreci güçlendirmek için, ulusal otoriteler tarafından seçici varlık kalite değerlendirmeleri uygulanmalı ve süreç AB seviyesinde koordine edilmeli" denilen raporda, ortak bankalar birliğinin oluşturulması için bir adım sayılacak Ortak Denetim Mekanizması'nın (SSM) etkili hale gelmesini sağlamaya yönelik hızlı ve sürdürülebilir gelişme kaydedilmesi gerekiyor" ifadesi kullanıldı.
Böyle bir gelişme kaydedilmesinin, Euro Bölgesi'nde devam etmekte olan finansal istikrarın; dayanak noktası, çıpa oluşturması açısından son derece gerekli olduğu ifade edilen raporda, ESM'in bankaların sermaye yapılarını direk olarak yeniden düzenleme rolünü üstlenmesi için, gerekli şekil üzerinde bir anlaşmaya hızlı bir şekilde varılması gerektiğini belirtildi.
Avrupa Birliği içerisindeki ülkelerin finansal kurumları arasında daha direk ve hızlı bir kooridnasyon oluşturulması önerilen bulunulan raporda, "Avrupa Birliği'nin finansal gözetim yapısını güçlendirmesi gerekli" denildi.
IMF raporunda önümüzdeki dönemde uygulanması gerekli görülen tavsiyeler de şu şekilde sıralandı:
"Birlik içerisinde kriz yönetimi, mevduat sigortası, denetim ve çözüm mekanizmalarının sağlanması ve ortak bir koruma duvarının oluşturulması için birliğin finansal istikrarı içerecek şekilde geniş bir şekilde tam anlamıyla sahiplenilmesi gerekiyor. şokları engellemek ve oluşacak şoklara direnmesi için özellikle parasal birliğin güçlendirilmesi gerekli."

AB BÜTÇESİ: PAZARLIKLAR PARLAMENTOYA TAŞINDI

4.20130317110202.jpg

Avrupa Birliği, geçen ay varılan uzlaşmaya rağmen birlik bütçesi konusunda zorlu müzakerelere hazırlanıyor.
Avrupa Parlamentosu'nun bugün, açık verilmemesi için, Avrupa Birliği'ni mevcut bütçe kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmeye çağıran bir kararı onaylaması bekleniyor.
Avrupalı parlamenterler ayrıca birliğin 2014-2020 bütçesinin ihtiyaca göre programlar arasında para aktarılmasına izin verecek şekilde esnek hale getirilmesini istiyor.
Birlik bütçesinde ilk kez kesintiye gidilecek. Yedi yıllık dönemde bütçe yüzde 3,3 oranında azaltılacak.

1.217 MİLYAR EURO BORÇ

Avrupa Parlamentosu'nun bir yetkilisi BBC'ye şimdiki bütçe kapsamında imzalanan sözleşmeler için Avrupa Birliği'nin 217 milyar Euro ödeme yapması gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği kuralları uyarınca, birlik bütçesi açık veremiyor.
Adının açıklanmasını istemeyen yetkili, Avrupa Birliği'nin az gelişmiş bölgelere yönelik projeler kapsamında sadece geçen yıl için 16,2 milyar Euro ödeme yapmak zorunda olduğunu belirtti. Parlamento mevcut kriz ortamında Avrupa Birliği'nin öncelikleri arasında yer alan uzun vadeli araştırma projelerinin tehlikeye girmemesi için birliğin borçlarını kapatması gerektiğini vurguluyor.
Bütçe için bu yıl sonuna kadar uzlaşmaya varılması gerekiyor aksi halde bazı AB programlarının tehlikeye gireceği belirtiliyor.

ASYA DOSYASI

ABE'DEN BİR ADIM DAHA

5.20130317110231.jpg

Japonya ekonomisini büyümeyi destekleyici adımlarıyla bilinen Japonya Başbakanı Abe'den bir adım daha geldi.
Japonya Başbakanı Shinzo Abe, lobi örgütleri ve kimi yasa yapıcılardan gelen tepkilere rağmen Amerikan öncülüğündeki bölgesel ticari işbirliği müzakerelerine dahil olacağını açıkladı.
Ticari işbirliğinin olası ekonomik etkileri üzerine de değerlendirmelerde bulunan Abe, Japonya'nın katılımının ülke GSYH'sını yüzde 0,66 ya da 3,2 trilyon yen düzeyinde artıracağını ifade etti.
Dünya ekonomisinin üçte birine karşılık gelecek bir ekonomik bölgenin doğuşuna tanıklık edildiğini bildiren Abe, Japonya'nın kendi içine kapanmayı sürdürmesi durumunda büyüme fırsatlarını yakalayamayacağını, şirketlerin ülkeden çıkacağını ve Japonya'dan kaçışın başlayacağını belirtti.
''Bu son şansımız'' diyen Abe, ''Bu şansı kaçırırsak serbest ticarette küresel regülasyon düzenlemelerinin dışında kalacaktık. Eğer Japonya içe-dönük olursa, ekonomik büyüme şansı olmayacaktır'' diye konuştu.

ÇİN DOSYASI

Dünyanın ikinci büyük ekonomisinin başına bugün yeni biri geçiyor.
Şi Cinping, bugün resmen Çin Halk Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı oluyor.
Ancak yeni lideri bekleyen sorunlar aynı: Halk hâlâ yolsuzluktan şikayetçi; zenginler ve fakirler arasındaki gelir uçurumuysa daralmıyor.

6.20130317110313.jpg

Çin Ulusal Halk Kongresi, Kasım'da Komünist Parti Genel Sekreterliği'ne seçilen Şi Jinping'in cumhurbaşkanlığını onayladı.
Şi'nin cumhurbaşkanlığının onaylanmasıyla liderlik değişimi süreci tamamlanmış oldu. Yeni seçilen liderler, Çin'in önümüzdeki 10 yılına yön verecek.
Cumhurbaşkanı yardımcılığına ise Li Yuançao getirildi. Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı sembolik bir görev ve Li, yedi üyeli Komünist Parti Merkez Komitesi'nde (Politbüro) yer almıyor.

ÇİN’DE LİDERLİK DEĞİŞİRKEN KREDİ BALONU KORKUTUYOR

Lider değişirken ülkenin ekonomisine ilişkin kaygılar artıyor. Banker Faber Çin’de kredi balonunun tehlikeli boyutlarda olduğunu belirtti. Çin’de son 10 yılın en düşük büyüme verileri açıklandıktan sonra pekçok yatırımcının Çin’e bakış açısı değişmeğe başladı. Benel görünüm Çin ekonomisinin yavaşlıyacağı. 2013 yılında %7.5 hedeflemiş Çin ekonomisinin gerçekleştireceği rakam bu hedefin altında kalacak.

SONRAKİ GLOBAL KRİZİN MERKEZİ ÇİN OLABİLİR

PWC Türkiye Ülke Başkanı Haluk Yalçın “Ticaret doğuya geri dönüyor. Burada Rusya çok önemli ve dikkate alınması gereken bir faktör. Çin çok entresan bir evrim geçiriyor. Çin aslında bir anonim şirket gibi yönetilen bir ülke ama kasım ayından itibaren üretim toplumundan biraz daha tüketim toplumuna dönüşüyor. Bu pekçok probleme gece bir değişim. Bu dikkatle izlenmesi gereken bir süreç çünkü pekçok insan gibi bundan sonra globak krizlerin nereden çıkabileceği sorusunun cevabı orası.” diyor.

TÜRKİYE DOSYASI

Kötümser bir hava yaratmak hiç istemem. Ancak hava öyle bulutlu ki gülümsemek insanın içinden gelmiyor. Ülkede ekonomi sanki belirli paralı grupların varlıkları özelleştirme furyasında paylaşımına odaklanmış, diğer taraftada hacizler, konkordatolar ve iflas ertelemeler. İcra Daireleri yoğunluktan geçilmiyor. İnsanlar paralarını tahsil edemedikleri için ödemelerini, işçilerinin maaşlarını ödeyemiyorlar. Ama ülke işin bu tarafına bakmıyor. Özelleştirme yolu ile zenginleştirme çalışması yapılıyor. Bankalar yüzlerini onlara dönmüşler.
TCMB alışılmış sıkı para politikası ile sanki kuvezdeki bir ülkenin ekonomisine yön vermeğe çalışıyor. Hele yerel seçim ortamına boşluk bırakabilmek için balonlar daraltılıyor. Halada güçlü ekonomi lafları edilmiyor mu onu kabullenemiyorum. Cari açık gene büyüme trendinde, israf ekonomisi devam ediyor. Yeni bir yatırım haberi duymayalı aylar oldu. Varsa yoksa havaalanı, kanal projesi gibi hayal projeler peşinde koşuyoruz.Dışardan gelen dövizi inşaat sektörü gibi hayal projelere harcarsak bu ülkenin ileride sorunu var demektir.

BORSA

İMKB yurtdışına uydu.Günü 0.76 düşüşle kapattı.Dolar değerlenmeye devam ediyor. Nedeni FED musluğu kısmen kesebilir beklentisi ile değerleniyor.Dolar son beş ayın zirvesinde güniçi 1.88278 gördü.Çarşamba gününü 1.8132 ile kapattı. Perşembe günü negatif ayrışan IMKB Haftanın son gününde pozitif ayrışarak ilk seansta %1.89 yükselişle başladı. Gösterge faiz iki ayın zirvesine çıktı. Haftayı 83.115 den kapatan Borsada banka hisseleri gene öncü idiler. Bu haftada IMKB’de kar realizasyonları ile karışık bir yatay gidiş sürpriz olmaz.

FAİZ
Faizde yukarı yönlü eğilim devam ediyor. 5.87-5.80 bandında hareket eden gösterge tahvilin bileşik faizi ortalama 5.82, valörlü işlemlerde 5.87 seviyesinde idi. Parasal daralma demek gelişmekte olan piyasalara daha az para gelmesi demek. Dolayisiyle uzun vadeli tahvillerde yükselme söz konusu.

DÖVİZ
Para piyasalarında Euro, dolar karşısında yüzde 0,45 oranında yükselişle 1,3066'da seyrediyor. Dolar/TL kuru yüzde 0,10'luk geri çekilmeyle 1,8084'de, Euro/TL kuru yüzde 0,34'lük yükselişle 2,3632'de, gösterge faiz 8 baz puan yükselişle iki ayın en yükseğinde 5,95'de, sepet kur ise 2,09 seviyesine yükselmiş durumda.
Görüldüğü gibi doların güçlü seyrini devam ettirmesi TL karşısında da değerlenmesine yol açıyor. 1.81’leri gören piyasalarda TCMB’nin daha yükseklere pek müsaade etmeyeceği beklentisi var.Ancak ABD verileri kuvvetli gelmeği sürdürdükçe zorlama devam edecek gözüküyor.

Siyasi olarak gündemde İmralı süreci var. Erdoğan grip olduğu için bu hafta istirahat etti. CHP süreçle ilgili parametrelerini ortaya koydu. Bu hafta İmralı’ya tekrar gidiş var. Çok değer verdiğim bir arkadaşım “Herşey kabulümdür. Ancak Türk üst kimliği konusunda katiyen tavizim yoktur” dedi. Genel kanaat bu konuda her konuştuğum kişide bir tedirginlik ve huzursuzluk var. O konuda kimse tavize yanaşmıyor.

Esenlikle kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır) .

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.