• BIST 105.700
  • Altın 191,389
  • Dolar 4,5854
  • Euro 5,3525
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 25 °C

İkinci yarıda doların performansı artacak

İkinci yarıda doların performansı artacak
Dünyanın tanınmış 48 analistiyle yaptığı Bloomberg’in anketinin ortalaması, doların 2009 yılını şimdiki seviyelerden (1.40) kapatacağını işaret ediyor.
MURAT EMEN-EMEN&EMEN

Haftanın Ekonomik Görünümü- 06-12 Temmuz 2009
Dünya gazetesinin haberine göre; Bloomberg"in dünyanın tanınmış 48 analistiyle yaptığı ankete göre, dolar 31.12.2009 tarihine kadar %4"ün üzerinde değer kazanacak. Kur stratejisti dediğimiz bu insanlar yılın ilk yarısı için de tahminde bulunmuş ve fevkalade başarılı olmuşlardı.
Gerekçe olarak, ABD ekonomisinin Avrupa"dan daha çabuk toparlanmasını gösteren stratejistler ki bunların arasında (CIBC World Narkets, Deutche Bank, Bank of America ve Wells Fargo) var ki; ABD"nin son verilerininde 1-2 çeyrek önde olduğunu söylüyorlar.
Bloomberg"in anketinin ortalaması, doların 2009 yılını şimdiki seviyelerden (1.40) kapatacağını işaret ediyor.

Öte yandan doların değer kaybedeceğini de savunanlar var. Mesela HSBC daha önce Euro/dolar paritesinin 1.25 olacağını tahmin eden HSBC, şimdi paritenin yılı 1.50 düzeyinden bitireceğini iddia ediyor.

Diğer taraftan IMF verileri, ABD dolarının tahtını sağlamlaştırdığını gösteriyor. Ayrıca yılın ilk çeyreğinde euronun uluslar arası döviz rezervi içindeki payı %26.5"dan 25.9"a gerilerken doların payının %64"den %64.9"a çıktığını görüyoruz.



Ekonomik Görünüm belirsizliğini koruyor


Tahminciler Durmuş Yılmaz"ın teşbihi olan tünelin ucundaki ışık konusunda iki ayrı görüş ortaya sürüyorlar. Pesimistlerin başka bir ifadeyle “yeşil filizciler” in başı çektiği gruba göre, tünelin ucundaki ışık güneş ışığı. Yeşeren filizler krizin geçmekte olduğunun ümit ışıkları. Son veriler ve kredi piyasalarında görülen kısmi rahatlama da bu görüşü destekliyor.
Işığın yaklaşan kamyonun ışığı olduğunu söyleyen karşı grubun başında Prof. Reubini var. Bunlara göre; ekonomide görülen yeşil filizler aldatıcı. Bir müddet sonra bu filizler sararıp otlaşacaklar. Bunlar ekonominin W harfi şeklinde hareket edeceğini, aldatıcı bir büyümenin ardından ekonominin tekrar daralacağını düşünüyorlar.



ABD"den son gelen haberlere bakarsak bazı şeyler gerçekten karanlık gözüküyor. Bu haftanın Economist Dergisi ABD eyalet bütçelerinin bir ikisi hariç iflas noktasında olduğunu söylüyor. Yılın yarısında tüm bütçeyi tüketen eyaletler Washington"a bakıyorlar. Obama planına göre; ABD bütçe açığı 1,750 Trilyon dolar olacak ki bu ABD GSMH"nın %12.5 gibi akıl almaz bir açık. Dolar basarak ABD krizi nereye kadar finanse edebilir?

Bütün bu muhtemel gelişmeler dünya tüketiminin 3/4ünü yutan ABD yanında Avrupa"yıda yakından etkileyecek gelişmeler. Dolayısıyla da, Türkiye"de bu gelişmelerden belini doğrultamadan tekrar etkilenir mi ?



Türkiye"de neler oluyor?

2009 yılının ilk çeyreğinde yaşanan %13.8 düzeyindeki küçülme, yurtiçi kadar yurtdışında da ses getirdi ve gelişmekte olan ülkeler arasında krizi en ağır yaşayan ülke olduğu konuşuldu. Toparlanmanın zaman alacağı konuşulurken çareler aranıyor diye düşünüyoruz!
Talebi canlandırmak için barut yok. Yatırımları artırmak mümkün değil. Borçlanmak için itibar yeterli değil. 6.3 milyon işsiz var ülkede. Ve hükümetin istikrarı sağladığı ve sağlayacağına inanan sayısı az. Faizler düşerken tasarruf hacmini artırmak mümkün görülmüyor. Bankalar hala çok temkinli. Çözüm için hastalığı kabul etmek gerekiyor.
Bizde inkar geçerli bir yol olduğu için de direniyoruz. IMF bir yol ama geç kalıyoruz.

Ülke bunları konuşmak yerine başka gereksiz konularla oyalanıyor. Üretimi, yatırımı gerileyen, insanları iş bulamayan, aş bulamayan bir ülkede kamuoyu yönetenlerin, kamu kurumlarının önceliği ne olur? İş olur. Aş olur. Geliniz görünüz ki “Burası Türkiye ağabeycim” diyor Güngör Uras. Geçen hafta küçülme rakamları-tarihi çöküntü açıklandığında ülke gündeminde “ ekonomi-işsizlik-fakirlik” yoktu. Kamu sorumluları ”Canbaza bak-Canbaza bak” diyerek ülke gündeminin başına 1)7.5 saatlik MGK toplantısını 2) Albay Çiçek"in tutuklanması oturtuldu. Kriz başladığından beri ülkeyi her gün yeni bir Ergenekon hikayesi ile kamuoyunu uyutmada başarılı olan RTE Hükümetinin 13.8"lik küçülmeyi umursamayacağı ve hükümetin önceliklerinde ekonomi olmadığı anlaşılıyor. (Güngör Uras)



Önemli dönemeç: Çankaya noteri mi yoksa Cumhurbaşkanı mı ?


Askere sivil yargı kararı en geç salı günü belli olacak. Darbeci askerlere sivil yargı yolunu açan düzenleme nedeniyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül"ün kararını bugün yarın vermesi bekleniyor. Esasında 15 günlük bekleme süresi olmasına rağmen, Çankaya"nın bu süreyi kullanmayacağına muhakkak gözü ile bakılıyor. Ama tansiyonu düşürmek için bazı düzenleme çalışmalarının yapıldığı da kulağımıza geliyor.

Bu haftanın Economist Dergisinde bu konuyu, beklenti ve endişeleri bütün açıklığı ile ortaya koyan bir makale yayınlandı. Genel Kurmay Başkanı"nın ilgili yasanın tekrar incelenmesinde ısrarına yer veren makale, topun Cumhurbaşkanında olduğunu belirtiyor. Dergide yer alan bir yoruma göre; eğer Gül kanunu CHP"nin istediği gibi TBMM"ne geri gönderirse büyük prestij kaybedecek.
Devlet Bakanı Mehmet Aydın “Bizim hükümet olarak görevimiz demokrasinin önündeki engelleri kaldırmak. Ama sağduyu sahibi bazı kesimlerde bunun demokrasinin mi yoksa bazı emellerin-hedeflerin önündeki engeller mi ? olduğunu tartışılıyor. Hani ordu müsaade etmez dediğimiz güveni, tarihe gömen bir engel
gibi geliyor bize. Sn. Aydın “yurtdışı yansımalarına bir bakın” diyor. “Türkiye çok büyük bir adım attı” diyorlarmış. Doğru, Türkiye bu konuda batının istediği konuma gelmek , Atatürkçü ve laik çizgiden ayrılmak için çok büyük bir adım atıyor. Bu yoldaki tek güvencesini kaybediyor.

Çankaya"dan benim umudum yok. Klasik Gül yaklaşımı olacak. Tayyip Bey"in son nutuklarından bu anlaşılıyor. İnşallah yanılırım.Tek seçenek CHP"nin Anayasa Mahkemesine müracaatı olacak.



Ülke gündemindeki bir diğer konu “tutuksuz yargılanma ilkesi”,


İnsan Hakları Mahkemesi Eski Yargıcı Rıza Türmen diyor ki;
“Esas olan yargılamanın tutuksuz yapılmasıdır. Tutukluluk için makul bir şüphe olmalıdır. Serbest bırakıldığı takdirde delilleri kararma ihtimali var mı? Ya da yeniden suç işleme ihtimali var mı? Teminatla salıverilmemesi için geçerli bir neden var mı? Bir hakimin hele uzun tutukluluk süresi için bütün bunlara büyük özen göstermesi gerekir. Tutuksuz yargılama ilkesi, bizde tam tersine çevrilmiş durumda.” diyor Rıza Türmen.

Mesele Deniz Seki meselesi değil, daha hakim karşısına çıkamamış onlarca insan, saygın hocalar, gazeteciler vs. Ergenekon davasından içerde tutuluyor.

Bir dostum, Ece Temelkuran"ın geçenlerde yayınlanan bir yazısını göndermiş. Hepinize okumanızı sağlık veririm.” Sistem seni istemiyor” yazının başlığı.
“ Be sistem beni yetiştirdi ve artık beni istemiyor.” Genetik Mühendisi bir arkadaşım önceki gün böyle dedi. Bu sık sık duymaya başladığım bir şey son günlerde. Bazısı bunu “Ben artık eskidiğimi hissediyorum” diye anlatıyor bunu, bazısı Türkiye muhafazakarlaşıyor” diye açıklıyor.
Mesela sadece AKP hükümeti ve onun yarattığı korku imparatorluğu değil. Türkiye daha geniş ve derin bir değişimden geçiyor.
Bu değişimim hepimizin kişisel hayatlarında bir karşılığı var. Genetik mühendisi arkadaşımın dediği gibi. “Bu ülkenin bana kötü davrandığını, gitmemi istediğini düşünüyorum” diyebilirsiniz.
Ya da başka bir şekilde ifade edebilirsiniz. Ama şurası çok açık. Bir insan modeli yaratılıyor ve batılı, laik, demokratik değerlerle yetiştirilmiş insanları sistem kusmağa hazırlanıyor.
Bu, bütün meslekler ve bütün toplumsal sınıflar için geçerli. Sistem bizi kusuyor.”

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1110915&Date=26.06.2009&Kategori=guncel&b=Sistem%20seni%20istemiyor

Yazının devamı daha ilginç. Okumanızı tavsiye ederim. Günlerimiz bunlarla geçiyor derken önemsiz gözüküp gerçekte çok önemli olan bu konularda bir şey yapamadığımızı görmek üzüntü veriyor.

Bu bölümü değişen Türkiye"den son bir ekonomik veri ile bitireyim.

Citibank"ten Cenk Tabakoğlu “Krizde dünyanın diger bölgelerinde üst gelir grupları sayısı azalırken Türkiye"de artış gözlendi.
Milli gelir küçüldüğü-daraldığına göre ve birleşik kaplar kuralı geçerli olduğuna göre, birileri birilerinin zenginliğini kapmış gözüküyor.



Yurtdışı Ekonomi


Bu hafta İtalya"da G-8 Zirvesi var. Gündem kabarık. Önemli görüşler çıkabilir. Bu haftanın önemini dış piyasalarda G—8 belirleyecek.
Gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde hissedilen bir konu, mülteci sayısının düşürülmesi.ABD"den Avustralya"ya kadar bütün gelişmiş ülkeler önümüzdeki yıl kabul edecekleri göçmen saysını, ekonomik nedenlerle düşürma kararı aldılar. Bu konu belki G-8"de görüşülecektir.

ABD"de Haziran ayı istihdam rakamları geçtiğimiz hafta açıklandı. Buna göre, tarım dışı bordrolu çalışan sayısı beklentilerin oldukça üzerinde 467bin kişi düşüş gösterirken işsizlik oranı ise %9.5 ile 26 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. ABD istihdam rakamları, son dönemde hakim olan toparlanma beklentilerini boşa çıkarmak suretiyle mali piyasalarda satış baskısına neden oldu.

Geçtiğimiz hafta Fourth of July tatili nedeniyle ABD"de sakin geçti. Ancak İngiltere ekonomisi 51 yılın küçülme rekorunu kırdı.
Yılın ikinci çeyreğinde UK ekonomisi %2.4 ile beklentilerin üzerinde küçüldü. Euro bölgesinde enflasyon euronun devreye girdiği 1999 yılından buyana ilk defa eksiye geçti. (%-0.1). Bu bölgede deflasyonun başlangıcı olabilir mi tartışmasını başlattı. Fiyatlar düşmeğe başlayınca tüketici” daha da düşecek” beklentisine girip harcamıyor ve bunun etkisiyle ekonomide üretim düşüyor.



Türkiye"de neler oluyor.


CNBC-E"nin 21 kurumun katılımıyla gerçekleştirdiği ankete göre TÜFE ve ÜFE"nin Haziran"da sırasıyla %0.09 ve %0.35 artış göstermesi bekleniyordu. . Ancak, Tüfe %0.11, Üfe %0.94 olarak beklentilerin biraz üstünde geldi. Yıllık Tüfe 5.73, Üfe %1.86"ya geriledi.

Mali piyasalar geçen hafta ortasında temkinli iyimser bir başlangıç yapsa da ABD"den gelen olumsuz istihdam rakamları sonrasında hatırı sayılır bir satış baskısına maruz kaldı. ABD"de tarım dışı bordrolu çalışan sayısının tahminlerin de üzerinde düşüş kaydetmesi, toparlanma umutlarının sönmesine ve böylelikle de son dönemde mali piyasalarda yaşanan iyimserliğin kaybolmasına yol açtı.

Küresel piyasaların genelinde hissedilen bu eğilim Türk mali piyasalarında da geçerli oldu. Bir yandan Euro/dolar paritesinin tahmin ettiğimizin aksine sıkışma bandının alt kısmına doğru gitmesi, diğer yandan ise yurt dışı hisse senedi piyasalarındaki kayıpların artması, USD/TL kurunda %1"e yakın bir yükselişe yol açtı. Akşam saatleri kur 1.5350-1.5400 bandında işlem görüyordu. Ancak, TL"nin sepet cinsinden değerine baktığımız zaman, Euro/dolar paritesindeki sert düşüş nedeniyle değer kaybı oldukça sınırlı kaldı. Bu hafta doların 1.53-!.5430 bandında hareketini bekliyoruz.

Faiz cephesinde günün ilk yarısına genele yayılan bir alım dalgası
hakimdi. Özellikle kısa vadeli bonolar ve sabit kuponlu tahvillere yönelik
yabancı yatırımcı ilgisi canlıydı. Bu hareket gösterge bileşik faizin de
%11.7"ye kadar gerilemesine yol açtı. Akşam saatlerinde ABD verisi ile
birlikte faizlerde bir miktar yükseliş olsa da günlük bazda düşüş
yaşandığını gördük.

Hisse senedi piyasası uzun süreli rallinin ardından dün
nihayet kar satışlarına sahne oldu. Ancak, satışların sert ve hacimli
olmaması nedeniyle İMKB-100 endeksindeki kayıp %0.56 ile sınırlı kaldı.

Bu hafta İtalya"daki G-8 Zirvesinden nelerin çıkacağı önemli. ABD"de fazla ve önemli bir veri yok. Türkiye"de de Çankaya"dan ne çıkacağı merakla bekleniyor.

Esen kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır.
İzinsiz kopyalanıp kullanılamaz.
Aksi takdirde Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)
 
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.