• BIST 103.267
  • Altın 197,713
  • Dolar 4,7110
  • Euro 5,4950
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 25 °C

Hitler’in turizm tesisine ilgi

Hitler’in turizm tesisine ilgi
Adolf Hitler döneminde kurulan “Haz Aracılığıyla Dayanıklılık” Örgütü'nün Lideri Robert Ley’in fikriyle planlanan Prora Dinlenme Tesisleri.'ne büyük ilgi
RÜGEN- Almanya"nın en çok turist çeken, en popüler rekreasyon alanlarından birisi olan Rügen Adası'nda inşa edilmeye başlanan fakat hiçbir zaman tamamlanamayan Prora Dinlenme Tesisleri yoğun ilgi çekiyor. 
Rügen, diğer adıyla Rugia Almanya"nın en büyük adası.
Mecklenburg-Vorpommern açıklarında, Baltık Denizi"nde yer alan ada diğer birçok adayı kapsayan Rügen Bölgesi"nin de en büyük bölümünü oluşturuyor.
Günümüzde Almanya"nın diğer tüm bölgelerinden daha fazla turist çeken en popüler rekreasyon alanlarından birisi olan, İkinci Dünya Savaşı"ndan önce de yine ünlü bir tatil yöresi olan ada bu özelliğinden çok, Nazi mimarlığının önemli merkezlerinden biri olmasıyla ilgi çekiyor.
Bu ilginin nedeni, Adolf Hitler döneminde kurulan “Haz Aracılığıyla Dayanıklılık” (KdF: Kraft durch Freude) Örgütü'nün Lideri Robert Ley"in fikriyle planlanan fakat hiçbir zaman tamamlanamayan Prora Dinlenme Tesisleri.
1936 ile 1939 yılları arasında, modern tarzda inşa edilen Prora adlı devasa dinlenme kompleksi aynı zamanda kaplıca özelliği de taşıyor ve birbirinin aynı toplam sekiz binadan oluşuyor.
Nazi Almanyası"nın en önemli mimarlık örneklerinden biri olan Prora hem bu sebeplerle hem de ilk kitle turizmine yönelik girişimlerden biri olması nedeniyle mimari miras listesinde koruma amacıyla kayıt altına alınan yapılardan.
Savaş yıllarının beklenmedik şartlarının tesisin çıkış noktasıyla tamamen ilgisiz bir biçimde kullanılmasına neden olması ise ilgi çekici bir diğer durum.
Deniz kıyısına 150 metre uzaklıkta olan tesisi meydana getiren binalar 4,5 km"lik bir hat oluşturuyor.
Orta gelirli İngilizler için planlanan tatil kamplarından esinlenilerek inşa edilen tesisler Mimar Klotz'ca “Her işçinin plajda tatili hak ettiği” fikrinden yola çıkılarak aynı anda 20.000 kişiyi barındırabilecek kapasitede inşa edilmiş.
Odaların tamamı deniz manzaralı ve 5 m x 2,5 m ölçülerinde.
Altı katlı sekiz binanın tamamı, hepsi tıpatıp aynı olan ve içlerinde iki yatak, bir gardrop ve bir lavabonun yer aldığı bu odalardan oluşuyor.
Bu da bir cephede tam 1118 pencere olduğu anlamına geliyor.
Odaların 10 m derinliğinde olması, blokların büyüklüklerine oranla hayli yassı görünmelerine neden oluyor.
Tüm ziyaretçilerin eşit koşullarda ağırlanması amacıyla düzenlenen binalarda tuvalet ve duşlar ise ortak kullanım için odalardan ayrı konumlandırılmış.
Tesis turizmin aktif olduğu bölgedeki yeni otellerle ilgi çekici bir kontrast oluşturuyor.
Ayrıca “Prora Modeli” 1937 yılında, Paris"te düzenlenen Dünya Sergisi"nde Grand Prix ile ödüllendirilmiş.
Mimarın bu ihtiyaç programına uygun olarak tasarladığı Prora Hitler için çok daha büyük bir idealin parçası olma özelliği taşıyor.
Yeryüzündeki en büyük sahil tesisini inşa etme hayali kuran Hitler, tasarımın aynı zamanda bir savaş çıkması halinde bu binaların askeri hastaneye dönüştürülebilmesine imkan verecek nitelikte olmasını istiyordu.
Tesisin tümünde merkezi ısıtma sistemi bulunması Prora"nın sadece bir tatil kompleksi olmadığının ve Hitler"in farklı amaçlarının olduğunun bir kanıtı.
Diğer yandan Hitler, Prora"nın “Patetik” bir ulusal sosyalizm anıt mimarisi örneği olmasını da istemiyordu.
Bu nedenle blokların tam ortasında, diğerlerinden hayli büyük bir binanın yükselmesini planladı ve komplekste Mimar Erich zu Putlitz'ce tasarlanan dev bir “Kapalı meydan” olması konusunda ısrar etti.
Aynı zamanda bir festival salonu işlevine de sahip olması gereken bu yapı tüm tesisin kapasitesi olan 20.000 kişiyi aynı anda ağırlayabilecek büyüklükte olmalıydı.
Hitler"in planları iki yapay dalgalı yüzme havuzu ve bir tiyatro salonu, ayrıca yolcu gemilerinin yanaşabileceği büyük bir limanı da içeriyordu.
Prora Avrupa"nın “sanayileştirilmiş” ilk tatil köyüydü ve Nazizmin sivil hayatı askerileştirme çabasının tipik bir örneğini oluşturuyordu.
Temeli 2 Mayıs 1936 tarihinde atılan Prora"nın iskeleti rekor sayılabilecek bir sürede, 17 ayda tamamlandı.
Bu sürede dönemin tüm büyük inşaat firmaları ve neredeyse 9.000 inşaat işçisi ve asker bu projede çalıştı.
1939 yılında İkinci Dünya Savaşı"nın başlaması nedeniyle inşaatı duran tesisin o ana dek tamamlanabilen sekiz bina, tiyatro ve sineması terkedilmiş birer kabuk görünümü aldı.
Hitler"in çok önem verdiği havuz ve festival salonu projeleri ise hiçbir zaman gerçekleştirilemedi.
Hamburg"un bombalanması sırasında kaçan kentliler binaları barınak olarak kullandı.
Savaşın sonunda ise Prora hava kuvvetlerine ait yedek kadın personelin kaldığı lojmanlara dönüşmüştü.
Tesise hiçbir tatilci ayak basamadı.
Savaşın sonunda, kaba yapının bazı bölümleri önce tekrar onarım düşüncesiyle fakat daha sonra acil ihtiyaç duyulan barınak ve evlerin inşasında malzeme olarak kullanılmak amacıyla söküldü.
Güney kanadının tamamı ve kuzey kanadının büyük bir bölümü ise havaya uçmuştu.
1945 yılında Sovyet Ordusu bölgenin kontrolünü ele geçirip tesisi üs olarak kullandı.
1950"li yıllarda Alman ordusu, binalardan kışla ve askeri okul olarak yararlandı.
Demokratik Almanya Cumhuriyeti"nin sınırları belirlendikten sonra ise Prora “Walter Ulbricht Evi” adı altında ordu mensuplarının yararlanabildiği bir tatil tesisine dönüştürüldü.
1990 yılında alanın bir kısmı askeri bölge niteliği kazandı, fakat tesis silahlı Kuvvetlerce sahiplenilmedi.
1994"ten beri bir “Anıt” olarak koruma altında olan Prora"da bugün, vandalizme terkedilen sekiz binadan sadece beşi ayakta.
Alt katlardaki kapı ve pencerelerin kalaslarla kapatıldığı ve çatısız bölümlerde ağaçların büyüdüğü binalarda şu anda geçici sergiler düzenleniyor.
Erich zu Putlitz"in tasarladığı festival alanı için ayrılan arazide ise huş ağaçları büyüyor ve geçici bir arabalı sinemada “Simpsons” gösteriliyor.
Bu karmaşanın oluşmasında blokların kışla olarak kullanılmasının nedeni olarak haritalarda belirtilmemiş olmasının da payı var.
Bir kısmı da müze, galeri ve hatta disko olarak kullanılan kompleksin metruk bir “Kabuk”tan ibaret olmasına rağmen gücü simgelemesi amacıyla tasarlandığı halen ilk bakışta algılanıyor.
1920"li yılllarda Demokratik Almanya Cumhuriyeti"nin (Doğu Almanya) ünlü kabare sanatçılarından birinin oğlu ve Berlinli bir müteahhit olan Ulrisch Busch"un Ostbau GmbH"dan ortağı Dieter Zeuke ile Prora"nın birinci ve ikinci bloklarını satın alarak yenilemeyi planladığını açıklaması ise yıllar boyunca turistlerin ziyaret ettiği metruk tesis hakkında yeni sayılabilecek bir haber.
2006 yılında ortağıyla birlikte bu anıtsal tesisin söz konusu kısımlarını tatil merkezine dönüştürmeyi planladığını açıklayan Busch, aynı zamanda Nazi karşıtı bir kampanyanın yürütücüsü ve yıllardır Rügen"de faaliyet gösteriyor.
Satın almak için Anıtları Koruma Yasası ile korunan tek Nazi eseri olan Prora"nın iki bloğunu özellikle seçtiğini belirten Busch, tesisin sadece parça parça ele alınarak yenilenebileceğini düşündüğünü anlatmış.
Bu kararı vermesinde babasının Nazilere karşı yıllarca mücadele etmiş ve iki yıl boyunca da bir Gestapo (Alman Gizli Servisi) hapishanesinde tutulmuş olmasının büyük etkisi olduğunu eklemiş.
Her binada yaklaşık 80 metrekare büyüklüğünde 540 odanın yer alması ve üç yıldızlı olması planlanan yeni tesisler Prora"nın altı katlı blokları 10.000 üniteye bölen ve iki yatak, bir gradrop ve bir lavaboyu 12 metrekareye sığdıran eski planlara göre hayli ferah olarak nitelendiriliyor.
Dükkan ve asansörlerin de yer alacağı yeni tesislerde dikkati çeken bir diğer nokta da yatırımcıların odaların her birine birer balkon ekleyecek olması.
Satın alınabilecek, kiralanabilecek veya devremülk olarak kullanılabilecek olan tesisin inşaatına 2007 yazında başlandı ve yine 2007 yılı sonunda kiracıların taşınması öngörüldü.
Kompleksin üçüncü bloğu ise aslında bu gelişmelerden bir hayli önce, 2004 yılında Inselbogen GmbH şirketi tarafından satın alınmış. Gençler için “spor oteli” olarak tanımlanabilecek bir tesisin hayata geçirilmesi planlanan bu blokta, aynı zamanda kültürel faaliyetler düzenlenecek ve yemek pişirme sanatı gibi farklı konularda eğitim verilecek.
Herhangi bir pürüz çıkmadan ilerliyormuş gibi görünse de bu süreç aslında mimarlık, özelleştirme ve tarihi değer gibi bir arada telaffuz edilmesine alışık olduğumuz kavramları barındıran birçok tartışmayı da beraberinde getirdi.
Ulrich Busch “Bu tesis birikimi olan ve iyi vakit geçirmek isteyen herkes için. Tatil yapmak için ayrılan zamanı mimariden daha değerli bulan birçok alıcının çıkacağına da eminim,” dedi.
Yeni Kültür Derneği'nce 2000 yılında Prora"nın tarihini araştırmak amacıyla tesisin üçüncü bloğunda kurulan belgeleme biriminden Jürgen Rostock, buna “Bu ürkek anıt kültür turizmi için bir çekim alanı. Tesisi Nazilerin başarısını hatırlatacak izlerden koparmak gerekli, ancak binalara balkonların eklenmesi tüm didaktik değerini yitirmesine neden olur,” şeklinde yanıt verdi.
Gerçekten de Prora görünenden fazla anlamlar barındırıyordu.
Belgeleme birimince gerçekleştirilen araştırmaya göre Hitler"in verdiği “Eşit şartlar altında tatil” sözü döngüsel bir kullanım amacına dayanıyordu.
Üretimin sürekliliği sağlanmalıydı ve bu nedenle de ana fikir “İnsan” kavramının bir malzeme olarak kullanılmasıydı.
Aslında bu “Tatil makinesi” diktatörün büyük amaçlarından birinin parçasıydı.
Gerçekten de tesisin temeli atıldıktan dört ay sonra savaş zamanında askeri hastane olarak kullanılmasının tamamen bir rastlantı değil, öngörülen bir amaç olduğu ortaya çıktı.
Rostock, 90"lı yıllardan bugüne bölgede “Kültürel iletişimin ön planda olduğu uluslararası bir buluşma noktası” oluşturmak üzere çalışıyor ancak pek başarıya ulaştığı söylenemez.
2001 yılına kadar birinci blokta bir öğrenci oteli işletmiş:
“Otelde bir yılda yaklaşık 65.000 kişi kalıyordu, üstelik otel kışın bile doluydu. Kapatılması tam bir ticari delilik. Tartışmalar, görüşünü “Müzeler kaybetmeye mahkum işletmelerdir. Yönetim Prora"yı zorla satmadı ya.” cümleleriyle açıklayan üçüncü bloğun sahibi yatırımcı Hans-Dieter Lahne ile sürdü.
Lahne, açıklamalarına tarihi duyarlılığı gereksiz bulduğunu da ekledi.
Bölgenin iç işlerinden sorumlu birimin yöneticisi Karl Winands ise açıklamaları ile yatırımcılara desteğini açıkça ortaya koydu:
“Binaların denize bakan cephelerine balkon yapılamayacağı düşüncesini aklımızdan atmalıyız. Otel odaları pazarlamak istiyorsanız insanlara odadan dışarı çıkma fırsatını da vermelisiniz.”
Bu tartışmaların dışında kalan beşinci blok bölge yönetimine ait.
Burada 700 yataklı bir öğrenci oteli kurulması planlanıyor.
Binanın çevresi ise yine gençlerin kullanımı için 250 ayrı konaklama alanına bölünmüş bir kamp merkezi olarak düzenlenecek.
Rotterdamlı Kempe Thill Mimarlık Bürosu'nca geliştirrilen proje yaratıcı ve hassas bir şekilde tarihi binayı ele alıyor.

Başlangıçta Mecklenburg-Vorpommern Eyalet Yönetimi"nin elden çıkarmak istediği ve bölge derneğince satın alınan Prora hakkında işte bu karşıt açıklamalara yol açan birçok görüşme gerçekleştirildi.

Sonunda, tarihle ters düşecek bir dönüşüm planının yanlış olacağı konusunda fikir birliğine varıldı.

Bu “Suç mimarisi”nin yatırımcılara teslim edilmesi ve yaşanabilecek tesisler olarak korunması gerektiğine karar verildi.
Özel şirketlere satılan blokların yenileme süreci ve geliştirilen farklı kullanım programları kamuoyunca olumlu bulununca bölge yönetimi geriye kalan dördüncü blok ve Hitler"in kompleksin merkezi olmasını planladığı geniş alanı da satışa çıkardı.
Heyecan verici fikirlere sahip güçlü alıcıların başvurması amacıyla duyurulan satışa birçok başvuru çoktan gerçekleştirildi bile.
Bu süreç de tamamlandığında dev tesis alanının başarılı olarak nitelendirilen özelleştirme süreci tamamlanmış olacak.
Tarihi değeri ve anıtsal niteliği olan yapıların yeni işlevlerle şimdiki zamana katılabilmesi elbette üzerinde durulması gereken önemli bir konu.
Prora hakkındaki tartışmalar halen sürse de tarih ve mimarlık çevrelerinin görüşü yatırımcılardan farklı:
“Prora toplumsal girişimler açısından oldukça önemli.
Söz konusu olan, aynı zamanda ulusal sosyalizm ideolojisinin en büyük yapısı.”
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.