• BIST 102.258
  • Altın 190,236
  • Dolar 4,5836
  • Euro 5,3954
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C

Helikopter kazası ve uydurma senaryolar

Musa Alioğlu

Geçen haftaya Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun can verdiği helikopter kazası damgasını vurdu. Sayın Cumhurbaşkanı'nın kendisine gelen bir cd'yi izledikten sonra " Bu aletleri keçiler mi yedi" demesinden sonra ortalık ayağa kalktı. Yeniden bir soruşturma başlatıldı, eski defterler yeniden açıldı. Konuyla ilgili olarak herkes bir şeyler söyledi. En çok suçlanan askerler ise uzun süren sessizliği bozdu ve Genelkurmay Başkanlığı yaptığı açıklamada " Herkese istenen belge ve bilgileri gönderdik. Başka yorum yapmak, dava sürdüğü için doğru olmaz " dedi ve köşesine çekildi. Herkes, her konuda uzman değildir. Ben hayatımda helikoptere hiç binmedim.

Nasıl bir şey olduğunu da bilmem. Sadece bildiğim şu ki, fizik kurallarına uygun olarak yapılan bu hava aracı, motoru ve pervaneleriyle olduğu yerden kalkar , uygun olan yerlere iner. Olayı kısaca resmetmek gerekirse şunları söyleyebiliriz. Helikopterleri kullananlar pilottur, pilotlar da insandır. Böyle olunca da birincisi helikopter arıza yapabilir ve düşebilir. İkincisi, helikopteri kullanan pilot da hata yapabilir ve helikopter düşebilir. Bir üçüncü şık olarak da tabiat şartları nedeniyle helikopter düşebilir demek mümkün. Sade bir insan olarak izlediğim haberlere bakarak, bu helikopterin karlı dağ başına tabiat şartları nedeniyle düştüğünü sanmaya devam ediyorum. Aksi ispat edilene kadar düşüncem bu. Yani çetin hava koşullarına teknik olarak yanıt veremeyen helikopter ve bu durumda yapacak bir şeyi olmayan pilotun içinde bulunduğu çaresizlik bu sonucu doğurmuştur diyebiliyorum. Bu konu hayli su kaldırdı. Devlet Denetleme Kurulu bu konuyu araştırdı ve bir sonuç bulamadı. Şimdi Malatya Özel Savcılığı araştırıyor. Merhum Yazıcıoğlu'nun partisi ve eşi bu konunun üzerine gittikçe gidiyorlar. Haklıdırlar elbette gidecekler. Ama ortaya atılan senaryolar, spekülasyonlar, dedikodular insanı gerçekten şaşırtıyor.

Bana göre Silahli Kuvvetleri suçlamak ve zan altında bırakmak için özel gayretler sarf ediliyor. Bir takım odaklar belge ve bilgi üretmeye gayret ediyor. Jetler geçmiş, helikopter bu nedenle düşmüş gibi bir iddia var. Bir ülkenin ordusu, ülkenin bir parti liderini neden öldürmek istesin. Diyelim ki ordu içindeki karanlık odaklar böyle bir şey düşündü. Bunun başka yolu yok mudur? Yakın siyasi tarihimize bir bakarsak kimlerin nasıl öldürüldüğünü görebiliriz. Yani bu kadar zor bir yola neden tevessül edilsin ki? General Bitlis olayı dışında çok fazla bir olay göremiyoruz Silahlı Kuvvetlerin başında Genelkurmay Başkanı vardır. Zamanın Genelkurmay Başkanı çağırılır ve bilgisine başvurulur.. Neden bu kadar kuru gürültü anlamıyorum. Bir de bu işi Ergnekoncular yaptı diyenler var. Eğer onlar yaptıysa zaten hapisteler gidin sorun. Bu da saçma bir iddia. Bu iddiaları ciddiye alıp yazan çizenlere gülüyorum.

Bir başka konu daha var ki, içler acısı ve vahim. Aradan bunca zaman geçmiş bir bakıyoruz Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne bir baskın yapılıyor. Neden o zaman kimse oraya bir şey sormadı da şimdi filmlerde görülecek bir tantana ile devletin kurumu basılıyor. Devletin savcısı öyle karar almış olabilir. Ama yöntem hiç şık olmamıştır. Makul bir saate, makul bir şekilde kuruma gelinebilir ve belge ve bilgi istenebilir. Böyle bir şeyi o kurum hak etmedi. Binayı baştan başa boşaltıp insanları dışarı çıkarıp saatlerce arama yapmak nasıl bir mantıkla izah edilebilir, doğrusu anlamıyorum. Burada ölçü aşılmış ve kurum hedef tahtası gibi gösterilmek istenmiştir. Merak ediyorum iki gün süren bu aramadan ne gibi bir sonuç elde edildi. SHGM saygın bir kurumdur. Dünya devletleri nezdinde bizi temsil eden sayılı genel müdürlüklerden biridir. 190'a yakın ülkeyle öyle veya böyle ilişkileri vardır. Örneğin, Merkez Bankası'na böyle bir baskın yapılamıyorsa, SHGM'ye de yapılamamalı.

Büyük Birlik Partisi yapılacak olan her şeyi yaptı. Her yöntem denendi ve her taşın altı arandı. Merhun Genel Başkanın muhterem eşleri de zaten cinayet ihtimalını düşünmüyor, ama ihmalleri gündeme getiriyor. İhmali olan varsa bulunsun, cezasını çeksin. Ama eğer bu tabiat olayı sonucu meydana gelmiş bir kaza ise, uçuşa izin verenlere mi ceza vereceğiz yoksa, helikopteri kaldıran merhum pilota mı? Veya hadi gidelim bir şey olmaz demesi de muhtemel olan sayın merhum genel başkana mı fatura çıkaracağız. Askerleri gösteren CD nereden ve nasıl geldi bilemem. Doğru mudur yalan mıdır sözüm olamaz. Ama koca bir orduyu suikastçı olarak nitelemek, güzide bir kurumu mafya filmlerindeki gibi basmak hiç mi hiç doğru değildir. Bekleyelim görelim. Hakikat neyse zamanla çıkar ortaya.

İyi uçuşlar Türkiyem.

Bu yazı toplam 3303 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.