• BIST 93.616
  • Altın 209,952
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C

Harvard'ta okudu kafe'ci oldu

Harvard'ta okudu kafe'ci oldu
Harvard mezunu Harvard Cafe’nen sahibi Oğuz Şenol’un biri Londra’da yedi kafe-restoranı, 200 çalışanı var ve cirosu 7 milyon doları aştı.

İSTANBUL- Üniversiteyi ABD"de okuyup İstanbul"a dönen Oğuz Şenol, bir süre ticaretle uğraştıktan sonra kafe-restoran alanında, İstanbul"da boşluk olduğunu gördü ve 1995"te Etiler"de Harvard Cafe"yi açtı.
Ardından Bursa Kebap Evi ve Cafe Italiano adlarıyla da yatırımlarını sürdüren Şenol"un şu anda biri Londra"da olmak üzere yedi kafe-restoranı, 200 çalışanı var ve cirosu 7 milyon doları aştı.
-İstanbullu genç girişimci Oğuz Şenol, kafe-restoran işinde küresel ekonomik bunalıma karşın yeni yatırımlar gerçekleştirecek ve 200"e yakın olan çalışan sayısını daha da artıracak.
1967 doğumlu olduğunu söyleyen ve liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi ABD"de okuduğunu anlatan Global Restaurant Group Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Şenol, ABD"deyken gördüğü Harvard Cafe"den esinlenerek Etiler"de 1995"te bir Harvard Cafe açtı.
Ardından Bursa Kebap Evi markasıyla kebapçılar, Londra ve İstanbul"da da Cafe Italiano markasıyla cafe restoranlar açmaya başladı. Şenol"un 7 işletmeyi bulan restoran grubunda 200 kişi çalışıyor ve cirosu 7 milyon doları aşıyor. Dünyaca ünlü Neuhaus çikolatalarının Türkiye distribütörlüğünü de alan Oğuz Şenol, krize rağmen Bağdat Caddesi"ne bir Harvard Cafe daha açacak. İki yakada birer tane Bursa Kebap Evi ve Londra"da bir Cafe Italiano devreye girecek.

Önce süt ürünleri
Oğuz Şenol, ABD"de okulu bitirdikten sonra 1 yıl Manhattan"da çalıştığını belirtiyor ve Türkiye"ye 1990"da döndüğünü, askerliğini yaptıktan sonra da Global Gıda adıyla ticarete girdiğini söylüyor. Şenol, şöyle konuşuyor: "Babamın durumu da iyiydi ama ondan destek almadım. Kendi yolumu çizmek istedim. O müteahhitlik yapıyordu. Ben ticaret yapmak istedim ve kendi işimi kurdum. İlk başta süt ürünleri pazarlamasına başladım. Sektörü bilmiyordum ama yine de başladım. 1993"ten itibaren bu ürünlerin ithalatına yöneldim. Avusturya"dan tereyağ getirip yurt içinde satıyordum. Böyle 3 yıl kadar çok iyi ticaret yaptım. Piyasa koşulları ithalata dur diyene kadar bu iş sürdü. Çok iyi cirolar yakaladım. 1994 krizi herkes gibi beni de sarstı. Yine de bu ticarete devam ettim ama daha "nakitli" bir iş yapmaya da karar verdim."

İyi semtte kafe-restoran
Oğuz Şenol, başka ne iş yapabilirim diye düşünürken İstanbul"da iyi semtlerde çağdaş modern "kafe-restoran" tipi yerlerin çok az olduğunu gördüğünü söylüyor ve şöyle devam ediyor anlatmaya: "Ben bile arkadaşlarımla gidip oturabileceğim bir mekan bulmakta zorlanıyordum. 1995"de Etiler"de bu mantıkla Harvard Cafe"yi açtım. ABD"de okulum Boston"a yakındı. Harvard Üniversitesi"nin bir cafesi vardı ve orada öğrenciler, kitap, gazete okur bu arada bir hamburger de yerlerdi. Oranın havası ilham verdi. Harvarda Cafe"yi ilk açtığımızda biz de kitap satıyorduk. Müşteri atıştırırken, kitap seçiyor, okumaya başlıyordu. Sonra kitabı satın alıyordu. Ancak bir süre sonra işletme zarar etmeye başladı. Çünkü her gün 10-15 kitabı hediye etmiş gibi oluyorduk. Kitap işini kaldırdık. Daha başarılı ve kárlı bir işletme çıktı ortaya."

Kafe-restoran işine girerken karımın verdiği 28 kitabı okudum
Harvard Cafe"yi açarken eşi Pınar Ulusoy Şenol"un bilimsel desteğini aldığını da söyleyen Oğuz Şenol, şöyle konuşuyor:
"Bu işi en iyi nasıl yaparız diye düşündüm. Şu an eşim olan ki o zaman evli değildik Pınar Ulusoy hanım otel restoran alanında İsviçre"de çok özel bir okulda okumuştur. Kendisi bana tüm kitaplarını verdi. Restoran nasıl kurulur nasıl yönetilir v.s. Berna Hanım bana tam 28 tane kitap verdi ve ben bunların hepsini 6 ayda satır satır okudum."

İskender"in müdürünü aldım Bursa Kebap Evi"ni kurdum
Gyobal Restaurant Group Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Şenol, kafe-restoran işinde Türkiye"nin mutfak değerlerini de markalaştırmak istediğini bu yüzden de Bursa Kebap Evi markasıyla restoran zinciri kurmaya başladığını söylüyor. Şenol, "Bizim kebap kültürünü, çok büyük ticari geleceği olan bir iş olarak görüyorum. Bu yüzden de Bursalı meşhur İskender ailesinin yanında uzun yıllar çalışmış bir arkadaşı transfer ettim ve çok güzel bir konsept geliştirdik. Bursa Kebap Evi açmaya başladık. 3 yıl içinde 4 kebapçı açtık. Önmüzdeki dönemde de en hızlı bu markamızla büyüyeceğiz gibi geliyor bana" diyor.

Godiva'ta sevindim ama ben Neuhaus satıyorum
Oğuz Şenol, bir dönem turizmin başka alanlarına da girdiğini ancak sonra bu işi ortaklarına bıraktığını belirterek "Daha sonra sadece ticaret ve restoran kafe işinde karar kıldım. Şu anda Neuhaus"un Türkiye mümessili benim. Çünkü Belçika"nın en ünlü çikolata markalarından olan Neuhaus bu sektörde çok iyi biliniyor. Tabii ki ben de her Türk gibi Ülker"in Godiva"yı almasına sevindim ama ben de Türk tüketicisine Neuhaus"u sunuyorum ve ürünümle çok iddialıyım. Bu işte en azından Türkiye"de Godiva"ya rakibim," diyor.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.