• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C

Hakan Alpay: Mutluluk veriyoruz

Hakan Alpay: Mutluluk veriyoruz
Susesi De Luxe Resort Genel Koordinatörü Hakan Alpay "İnsanlara yaşam tarzı, Life Style sunabilmek bizi de mutlu ediyor, dinamik kılıyor." dedi.

SELÇUK MERAL-GM


ANTALYA- Susesi De Luxe Resort Genel Koordinatörü Hakan Alpay resepsiyonun tozunu yutarak büyüdüğünü belirterek GM dergisine "Otelcilikte her gün yeni bir dünya kurma şansını yakaladım. İnsanlara yaşam tarzı, Life Style sunabilmek bizi de mutlu ediyor, dinamik kılıyor." dedi.

Hakan Albay kendini şöyle anlattı:
Ben 22 senedir Antalya"dayım, 47 yaşındayım, 35 senedir de otelciliğin içindeyim. Yaşıma çok yakın rakam telaffuz etmem başkalarınca garipsenebilir; bu benim baba mesleğim. Babamın otelinde, resepsiyonda folyolara adisyonları işleyerek, günlük polis defteri doldurarak, deyim yerinde ise resepsiyonun tozunu yutarak büyüdüm. Daha sonra üniversitede farklı bir alanda, jeolojide okudum. Askerliğimin sonrasında Antalya"ya yerleşip, otelciliğe devam etmek gibi bir tercihim oldu. Bu tercihi yapmış olmaktan dolayı da çok mutluyum. Hizmet sektörünün en kilit unsurlarından biri olan otelcilik; insanların mutluluğu ve memnuniyetine dayanan bir iş sahası. İnsanlara yaşam tarzı, Life Style sunabilmek bizi de mutlu ediyor, dinamik kılıyor. Otelcilikte sözüne hürmet ettiğim İsviçreli genel müdür şöyle derdi: Otelcilikte her gün dünya yeniden kurulur. Her gün yeniden dünya kurabilme şansını elde edebileceğiniz meslek sayısı gerçek anlamda da çok azdır. O açıdan hem kişisel dinamizm hem ülke ekonomisine katkısı hem de genç nesillere, az miktarlı bir yatırımla bu kadar istihdam sağlayabilecek ve bacasız sanayi diyebileceğimiz sektörün içinde olmaktan çok mutluyum.

Uzun yıllar farklı departman müdürlükleri ile bu meslekte hizmet verdim. Yaklaşık 10 yıldır da koordinatör olarak çalışıyorum. Daha önce Corinthia gurubunda mali işler koordinatörlüğü, Sunrice gurubunda da işletmeler koordinatörlüğü görevinde bulundum. Her iki şirkette 20 seneye yakın hizmet verdim. 18 aydır da Susesi Otelin sahibi olan BATA Şirketler gurubunun genel koordinatörlüğünü yapıyorum.



Belek"e gelmekle neler fark ettiniz?

Öncelikli olarak Belek, benim Antalya"da ki meslek yaşamım da çalışmak istediğim yerlerin başında geliyordu. Ben böyle bir şans yakalamış olmaktan dolayı mutluyum. Belek"in anahtar bir takım özellikleri var. Bunların birincisi; piyasa yapıcı banka tabir ederler. Türkiye"de 5- 6 banka vardır, bunların faiz oranları, günlük döviz kurları Türkiye"de ki piyasayı oluşturur, Türkiye"de ki ticaret hayatını yönlendirir. Belek"te Türk turizm piyasasının belirleyici destinasyonudur. Belek"in fiyatları, hem Antalya"nın hem de turizm yörelerinin fiyatlarını belirleyici unsur oluyor. O açıdan Belek"te ki otellerin işi hem kolay hem de zor. Neden zor? Kendi ticari işlevlerinin yanı sıra turizm adına sosyal bir sorumluluğa sahipler. Belek ve Antalya çevresinde son 4-5 yılda daha
üst gelir gurubuna hitap eden oteller açılmaya başlandı. Bu, başlangıçta yadırgandı. Ama aradan 4-5 sene geçtikten sonra görüyoruz ki; Antalya"ya, daha üst gelir gurubuna ait misafirleri getirmek göründüğü kadar zor değilmiş. Doğru işler yaptığımız vakit, insanlara verdikleri paraların karşılığını verebileceğimizi hissettirdiğimiz zaman bunlarda başarılabiliyormuş.

Belek ve Golf; Kış ve Turizm?
Öncelikle golf konusunda çok fazla bir bilgiye sahip olmadığımı ama analitik yönden hadiseyi iyi inceleyebildiğimi vurgulayabilirim. Tabii ki Antalya"da, yıla yayılmış sağlıklı bir turizm alt yapısı oluşturmak çok önemli. Yaz da bir sorun yok. Antalya şu an Mallorca"dan sonra en büyük ikinci destinasyon. Bu artış ile devam ederse, bu krizi saymaz isek birkaç yıl içerisinde Akdeniz çanağının en büyük destinasyonu olacak gibi. Halen o şansı kaybetmiş değil. Önümüzde ki yıllarda bunun gerçekleşeceğine inanıyorum. Ama kışın Belek"i en önde tutan, en önemli, en vurucu özellik golf turizmidir. Çünkü Belek; sahip olduğu tesis alt yapısı ile golf sahalarının kalitesi, çeşitliliği ve güzelliği ile Avrupa"nın en önemli destinasyonlarından biri olmaya adaydır. Bunun geçtiğimiz günlerde semeresini bir parça aldık; 2010"da dünya çapında çok önemli bir golf turnuvası Belek"te düzenlenecek. Ama hadiseyi makro ölçekte planlama ayağında incelediğimiz vakit üzülerek görüyorum ki; dersimize, ne bakanlık ne de yatırımcı olarak hiç çalışmamışız. Özellikle, Türkiye"nin turizm politikasını şekillendiren Turizm Bakanlığının, bu konuda makro ölçekte büyük hesap hataları yaptığına inanıyorum. Belek"te bugün 42 adet otel var. Bu 42 adet otelin aşağı yukarı her gün pazarlanabilir 40 bine yakın yatağı var. 40 bine yakın yatak, yaz kış, aşağı yukarı insanlara hizmet vermek için hazır bekliyor. Bakıyoruz, şu an bu sene yeni açılmış olan 2 adet golf sahası ile Belek"te 10 adet golf kulübü var. 10 kulübün 3 tanesinin, 18+18 delikli olmak üzere sahaları olduğunu varsayar isek basit bir hesapla 13 adet sahamız var. Bu 13 adet sahanın yıllık olarak bize oynatabilme kapasitesi ise aşağı yukarı 578 bin greenfree ediyor. Kasım sonu itibari ile oynanmış olan greenfree sayısı ise 360 bin. Ve golf sahalarının her birinde günde ortalama 200- 250 kişi oynayabiliyor. Ama işin ilginç olan yanı, her bir golf oyuncusu geldiği zaman, yaklaşık olarak bir haftalık süreçte 4 ya da 5 kez golf oynuyor. Diğer bir deyimle eğer ki bu insan hiç saha değiştirmez ise sahanın günlük 200 kişilik istihdamını ya da kapasitesinin bir tanesini bloke etmiş oluyor. İki farklı sahada oynarsa, bu kapasitenin bloke edilmesi yarı yarıya düşüyor. Diğer bir hesapla, bu gün Belek"e gelmiş olan golf oyuncularının, Kasım sonu itibari ile oynamış oldukları oyun sayılarının 5 olduğunu var sayarsak, 73.000 golfçu geldiğini söyleyebiliriz. Bu 73.000 golfçunun da yaklaşık olarak yarattığı saha kullanımı %65 civarında. Bunun yıla düzgün yayılmadığını, golf oyuncularının saatlerinin zaman zaman tutmamasından dolayı arada boşluklar olduğunu düşünürsek, bir golf sahası için %75- 80 doluluk normal ve iyi sayılabilecek bir doluluk. Bu kabulden yola çıkarsak, Belek"e yarın öbür gün 90–100 bin kişi geldiği zaman zaten golf oynayacak sahamız yok. 90–100 bin kişinin de yaratacağı doluluk, aşağı yukarı 20 otelde, günlük 80 oda gecelemedir. Bu ciddi bir rakamdır ama yeterli değildir. Kış turizmi açısından Belek"i, Türkiye"yi belli noktalara taşıyacak yatak kapasitemiz, Belek"te mevcut iken buna karşın golf sahalarımız sayıca fevkalade yetersizdir. Bunun acilen 23- 25 olması lazım. Bununla ilgili planlamaların bugünden itibaren yapılmaya başlanması, golf sahalarının yapılıp ortaya çıkması, nereden bakarsanız bakın, bir 5 senelik süreçtir. Bunların, Belek"in kış turizmine yönelik yatak kapasitesi kurgulanırken, alternatif turizm hareketi olarak golfun seçimini de 10–13 sahalık bir planlamanın ne kadar yetersiz ve yanlış olduğunu bir kez daha görüyoruz. Özellikle bunu, bir sektörün düzenleyici, regüle edici unsuru olarak değerlendirdiğimiz vakit; Turizm Bakanlığı nezdinde, bir Daire Başkanlığı olmasa bile Şube Müdürlüğü nezdinde golf turizmi ile ilgili acilen bir birimin açılması; bu birimin Türkiye ölçeğinde makro planlamalar yapması, yeni golf destinasyonları oluşturması, halihazır Belek"in 13 adet kabul edebileceğimiz saha sayısını en kısa sürede nasıl 25"e hatta 30"a çıkartılabileceğinin planlamasını, projelendirmesini yapması lazım. Bunu yapmadığımız vakit, Belek"in golf sevdası deyim yerinde ise kursağımızda kalacak. Belli bir noktanın üzerine gidemeyecek ve Belek hak ettiği ""Avrupa"nın en büyük golf destinasyonlarından biri olma şansını yitirecek. Neden? Bugün, golfun geleneksel olarak oynandığı İngiltere, İskandinavya ve diğer Avrupa ülkelerinin çoğunda saha sayıları 100"ler ile ifade ediliyor. Avrupa"da önemli golf destinasyonu olarak kabul edilen İspanya"da ve Portekiz"de gördüğümüz golf bölgelerinin ortalama saha sayıları da 20-30"un altına inmiyor.

Şu an var olan 13 saha; bir plan nezdinde değil, kişisel çabalar ile oluşmuş sahalar değil mi?
Açıkçası, Belek"te ki golf sahalarının oluşumu ile ilgili düşüncenin kaynağında ne yatıyor, onu bilemiyorum. Ama
görünen o ki; burada bakanlıktan daha çok yatırımcılar, golfu hareketlendirmek, Antalya"ya daha paralı, daha üst gelir grubundan turisti çekebilmek için bireysel gelişmelerini, planlama bazında bir noktaya getirmişler ama bu arada bu işin makro düzeyde politikasının oluşturulması da maalesef ıskalanmış. Çünkü makro düzeyde bu işleri daha önceden ince ayrıntıları ile kamu adına birileri incelese, bugün Serik ve çevresinde belki de her bir bölgede, kamuya ait arazilerde 12"şer adet sahalı golf sahalarının bulunduğu, golf bölgeleri yaratılabilirdi.

Birinci banta odaklanıyoruz hep. İkinci bantta ise niteliksiz yapılar oluşturuyoruz. Çarpıklık aldı başını gidiyor. Sizce?
Orada temel sorun, Türkiye"de ki kadastro yapısından kaynaklanıyor. Bugün Belek"te golfe tahsis edilmiş olan alanların çoğu kamuya ait alanlardır. Belek"te ikinci parselde, ikinci zonda yapılan villalar ise hep birer-ikişer, beşer-altışar dönümlük, şahıslara ait arazilerde yapılmıştır. Eğer ki bundan 15- 20 sene evvel planlama aşamasında bu villaların yapıldığı yerler, kamulaştırma sureti ile golf sahalarının planlanmasına yönelik olarak tasarlansa idi bugün bu konuşmaları yapmıyor olacaktık. Fakat Türkiye"de mülkiyetin veraset yolu ile çok bölünebilir olması, böyle üzücü bir durumu ortaya çıkarmıştır. Bunun en yakın örneği de Oymapınar bölgesinde yaşanıyor.
Oymapınar bölgesine ilişkin olarak yeni bir planlama yapıldı. Bu planlama çerçevesinde orada da bir takım golf sahaları var. Ama bakıyorsunuz ki planlanmış olan bir golf sahası için optimum değerler 600- 700 dönümdür. Bu sahanın içinde; ormana ait, hazineye ait arazide var, yüzlerce varisleri bulunan şahıslara ait arazilerde var. Siz, yatırımcıları bu arazilerde yatırım yapmaya nasıl yönelteceksiniz? Yatırımcının, bu arazilerin mülkiyet sorunlarını halletmesi belki 10 senesini alacaktır. Bunları halletmeden bu işe başlamak çok zor. Devletin planlamada öncülük, konuya liderlik etme bağlamında arazi üretmesi lazım. Gerekiyorsa kamulaştırmaları, devletin yapması ve buna karşın bu araziyi devrederken yatırımcıdan da kamulaştırmanın adaletli karşılığı parasını talep etmesi lazım. Son senelerde yapılan turizm tahsislerinin hepsinde, alt yapı katılım payı olarak ciddi anlamda 10–15 bin Dolar ile ölçülebilecek paralar alındı. Bu da, bunun benzeri uygulama olacaktı. Devlete ait olan arazilerde, ormanların da bir parça yok oluşuna rağmen üretilmiş olan golf sahaları, bugün sadece Belek"e 75 bin kişinin gelmesini sağlıyor; bu ciddi bir potansiyel. Bu potansiyeli arttırmak için, kullanılmayan Serik ve çevresinde ki araziler, kamuya ait birçok boş yerler, planlamaya açılıp bir an evvel kullanıma sunulabilir. Bu konuda devletin öncülüğü ilkesi, kaçınılmaz kural.

Genel anlamda 2009 ile ilgili herkes bir şeyler söylüyor, sizin görüşünüz ne yönde? Somut görüler var mı elinizde? Rezervasyon akışınız nasıl?
Zaman, doğru ya da yanlış, kimin, nasıl yaklaştığını daha iyi gösterecektir. Benim gördüğüm, ana başlıklar halinde özetleyebileceğim genel durum şudur; Avrupa pazarında, all inclusive"i en iyi uygulayan ülke olarak, longhall destinasyonlarda ki azalmanın, midiumhall diye tabir ettiğimiz 3-4 saat uçuş mesafeli Antalya pazarında olumlu etkileri olacaktır. Ben, geçen sene bizim ilk senemiz olmasına rağmen, şu anda gelen rezervasyon sayısında, Avrupa"dan talebin azalmayacağını, en azından 2008"le aynı nokta da kalacağını, belki %6-7 artış bile gösterebileceğini düşünüyorum. Bizim gibi, üst gelir grubuna hitap eden otellerin, Avrupa"da ki longhall misafirlerinin bir kısmını, bu sene fiyat avantajı ile ağırlayacağını düşünüyorum. Rusya"da aşağı yukarı %20 bir devalüasyon oldu. Rus tüketicisi, Türkiye"de ki paket turları, Dolar olarak belirlenmiş olsa bile fiyatı Ruble olarak alıyor. Şu an Ruble %20 civarında bir değer kaybına uğradı. Bu, özellikle Türkiye"de, düşük bütçeli
tatil paketlerini olumsuz yönde etkileyecek. Çünkü Rusya"da, bir kısım hiç para düşünmeksizin tatil yapar, bir kısım ise 250- 300 Dolar kazanır, bunun 50 Dolar"ını biriktirir, yılsonunda 500- 600 Dolarlık paketler satın alır. 500- 600 Dolar civarında ki paketlerin bu işten son derece olumsuz yönde etkileneceğini düşünüyorum. Buna ilk işaret olarak ta Alanya"nın Rusya ve Ukrayna"dan misafir kabulünde bir azalma olacağını düşünüyorum. Belek yöresinde çok fazla bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Ukrayna ekonomisi büyük bir sıkıntıda. Ukrayna geçen yıl itibari ile Antalya"ya en çok turist yollayan üçüncü ülke idi. Ukrayna"da %50"yi aşan azalma olabilir. Çünkü Ukrayna"nın şu an ki ekonomik konjüktürü çok kısa zamanda toparlanacak gibi görünmüyor. Ukrayna 2- 3 sene boyunca hep azalışa geçecektir. Rusya"dan o anlamda çok ümitsiz değilim. Çünkü Rusya"da daha önce büyük devalüasyon yaşandığı dönemlerde, biz buradan gelen turist sayımızı arttırarak gidiyorduk ama şu an Mısır"a gidişlerin %30 oranında azaldığını duyuyor olmakta beni endişelendirmiyor değil. Buna rağmen çokta ümitsiz olmadığımı söylemek istiyorum. Bu arada bizim, Antalyalı turizmciler olarak, Bağımsız Devletler Topluluğunda özellikle eski Türki Cumhuriyetlerde; Kazakistan (ki orada da kriz vardı ama krizden etkilenmeyen kesimler Türkiye"de tatil yapıyor) Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Rusya"nın ekonomik krizden fazla etkilenmeyecek uzak zirvelerinden misafir getirmek için en kısa sürede sektör olarak çalışmalarımıza başlamamız lazım. Onun dışında çok fazla da bir alternatif kriter yok. İsrail"den gelen sayısı, belli bir güçlenme ile gidiyor; o devam edecektir diye düşünüyorum. Balkanlar, özellikle Romanya"dan büyük bir artış vardı. Romanya"dan gelen turist sayısında, ben bu sene bir azalma beklemiyorum, artış olacaktır. Orta Avrupa Ülkelerinden gelen sayısında da artış olacaktır. Belki Rusya"nın Alanya tarafında ki açığını, Orta Avrupa Ülkeleri bir parça doldurabilecektir. Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya bunlara örnek teşkil edebilir. Genel itibariyle 2009 senesini, 2008 senesinin rakamları ile eş değer ya da %5 civarında bir artış ile kapayacağımızı düşünüyorum. Bu iyimser bir tahmindir. Kötümser tahminlerde bulunmak, bizi enerjimizden yoksun bırakır. O anlamda çok kötümser tahmin yapmakta istemiyorum açıkçası. Çünkü daha, tatil yapacak insanların (Avrupa pazarı haricinde konuşuyorum) Nisan"a, Mayıs"a kadar uzunca bir süreleri var. Özellikle Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde iklim çok değişebilir. Ukrayna"yı hariç tutarak konuşuyorum. İngiltere"de zaten bir yükseliş vardı. O yükselişin belli bir şekilde daha devam edeceğini ümit ediyordum ama son 10 günde Pound"un Euro karşısında ciddi değer kaybetmesi bizim elimizi güçlendirdi açıkçası. Türkiye, iki ay öncesine kadar o anlamda zaten bir artışta idi. Romance Club"te Türkiye"nin artışı %25 idi İngiltere"de. Thomson"da ise %15 civarındaydı. Tahmin ediyorum bu yükseliş, hızından bir parça kaybetse de sürecektir.

Bu konjüktürde Susesi"ni nasıl konumlandırmayı düşünüyorsunuz? 2009 için belli başlı stratejilerinizde değişiklik var mı? Nasıl bir Susesi göreceğiz 2009"da?
2008 senesi, Susesi açısından ilk yaz sezonu idi. Bizim burada misafirlerimize sunabileceğimiz 2 farklı ürünümüz var. Biri, klasik standart odalarda verilen ve üst gelir grubuna hitap eden, çok zengin büfe, çok zengin animasyon ve misafir odaklı bir hizmet. Bunun yanı sıra, yarattığımız bir ikinci alt marka var: SUSESİ HIGH QUALITY LUXURY adı ile seslendirdiğimiz özel oda tiplerimizi, villaların satışına yönelik burada butler servisinden tutun, aklınıza gelebilecek tüm allinclusive"in ultra ölçeğinde ki yiyecek, içecek ve diğer servis unsurlarını kapsayan, havaalanından SL500 Mercedes ile transferde dahil olmak üzere bir ürün paketimiz var. Bahsettiğim ikinci ürün paketimizde ki payımızı arttırmak istiyoruz. Çünkü bu, Belek"te ciddi anlamda başarılmış bir şey. Bu başarıların devamını Susesi"nde de gerçekleştirmek istiyoruz. Bizim geçen sene Avrupa pazarında çok fazla bir etkinliğimiz olmadı. Bu sene projeksiyonumuzu, Avrupa pazarında ki adedimizi fazlalaştırarak, bu pazardan gelen misafir adedini çoğaltmak üzerine kurduk. Bu yıl %30- 35 oranında Avrupa pazarından misafir kabul etmeyi hedefliyoruz. Bağımsız Devler Topluluğunda ki payımızı %40-45"lerde tutmayı düşünüyoruz. Ciddi anlamda Doğu Avrupa pazarından da talep alıyoruz. Geçen sene Doğu Avrupa pazarının payı bizde %20"lerin üzerinde idi. Bu senede aynı payda kalacağını düşünüyoruz. Bunun yanı sıra yerli pazarda geçen sene, ilk sene olmanın verdiği bir handikapla istediğimiz sayılara ulaşamadık. Bu senede hedefimizin %10–15 yerli pazar olmasını düşünüyoruz. Onun yanı sıra, biliyorsunuz biz, Türkiye"nin en büyük 4- 5 kongre merkezinden birine sahibiz. Yaşanan kriz maalesef Türkiye"de Miles adı ile tanımladığımız İntensive sektörünü çok olumsuz etkiledi. Bunu, bu kış çok ağır bir şekilde yaşıyoruz. Kongrelerde de bir takım iptaller var. Önümüzde ki sene bu potansiyelin arzuladığımız
düzeyde olmayacağını düşünüyoruz. Bu yüzden kış operasyonunda kongre ve seminerlerin yanı sıra, golf ve Avrupa pazarında ki payımızı da arttırmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Öncelikli olarak, Antalya bir turizm kenti. Burada da çok güzide bir üniversitemiz var: Akdeniz Üniversitesi. Akdeniz Üniversitesinin, yılda 9 milyon turisti ağırlayan, önümüzde ki 10 senelik projeksiyonda 15 milyon turisti ağırlamaya aday Antalya"ya; hem turizm sektöründe hizmet işlevini gerçekleştirecek dallarda hem de yabancı dil branşlarında, hitap ettiğimiz pazarları gözeterek yeni bölümler, yeni kürsüler açmalarını diliyorum. Bunu bir an evvel yapmaları lazım. Bugün Rusça, Romence ve diğer Avrupa dillerini bilen eleman sayısında, Almanca hariç büyük sıkıntı çekiyoruz. İngilizce anlamında bile çok gerilerdeyiz. Bunun bir şekilde, Antalya odaklı eğitim politikası ile doğru kurgulanması lazım. Yoksa önümüzde ki senelerde hizmet sektörü ve eleman alt yapısı ile ilgili sıkıntılarımız sürüp gidecek. Bu da, sürdürülebilir turizm anlayışı ile uyuşmuyor. Planlama her şeyin önünde gelir. Doğru planlamadığınız her şeyde de sıkıntılar gün gelir sizi bulur.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.