• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -2 °C

Günay: Sur-i Sultani'yi temizleniyor

Günay: Sur-i Sultani'yi temizleniyor
Topkapı Sarayı'nın içinden gecekondu çıkardım, gereksiz lojman yığılmaları çıkardım. Bir okul var hastane var çıkarmam gereken.
İSTANBUL- Referans gazetesinden Müge Akgün. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'la söyleşi yaptı.Bakan Günay İstanbul'un çirkinliklerini temizlemeye çalıştığını belirterek "Dünyanın en güzel camilerini yapmış toplum son on yıllarda dünyanın en çirkin camilerini yapmış. İnanılmaz güzel yaşam mekanları yaratmış toplum, dünyanın en çirkin kasabalarını şehirlerini inşa etmiş herkes de bunu seyretmiş" dedi.

Ertuğrul Günay 1974 yılında CHP Ordu İl Başkanlığı'na seçildiği günden bu yana aktif siyasetin içinde. 1977'de dönemin en genç milletvekili olarak Meclis'e giren Günay, 2007 genel seçimleri öncesi sürpriz bir kararla Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçerek İstanbul milletvekili seçildi. 60. Hükümette de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Kültür ve Turizm Bakanı olarak atandı.

Ertuğrul Günay bir yıldır görevini başarıyla sürdürüyor. Eminim ki, bir kamuoyu araştırması yapılsa hükümetin en güven veren bakanlarından biri seçilir. Frankfurt Kitap Fuarı ve 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projesindeki gelişmeleri konuşmak üzere yoğun temposu arasında Yıldız Sarayı'nda buluştuğumuzda içtenliği, heyecanı, dürüstlüğü, konulara vakıf olması ve dakikliği etkileyiciydi.

Türkiye onur konuğu olduğu 60. Frankfurt Kitap Fuarı'na heyecanla hazırlandı. Açılışı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve sizinle birlikte Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk yapıyor. Ne bekliyoruz bu fuardan? Nasıl bir getirisi olacak Türkiye'ye?

Frankfurt Kitap Fuarı sadece Alman okur yazarlarına, kitaplarla ilgilenenlere yönelik değil, yüzlerce ülkenin katıldığı dünyanın en önemli kitap fuarı. Gerçekten de Cumhurbaşkanımızın ve Orhan Pamuk'un katılımıyla görkemli bir açılış yapacağız. Türkiye'den yüz yayıncı, üç yüzden fazla edebiyatçı olmak üzere sekiz yüzü aşkın kültür sanat insanı hep birlikte gidiyoruz. Türkiye'nin çoğulculuğunu, düşünsel zenginliğini, gelenekselden güncele uzanan kültür birikimini dünyaya sunmaya çalışacağız. Fuarı, Türkiye'nin kültür sanat alanlarındaki olumlu yüzünü tanıtmak için büyük bir fırsat olarak değerlendiriyorum.

Orhan Pamuk Nobel aldığı zaman biz buna milletçe gereği gibi sevinip mutlu olamadık. Milli maçlardaki coşkuyu göremedik, kültüre, edebiyata verdiğimiz önemin tezahürü müydü bu tutumumuz?

Hayır, Türkiye'deki siyasi ufuksuzluğun yarattığı bir olumsuzluk yaşandı. Orhan Pamuk'un o dönemde söylediği gerçekten tartışmalı bazı görüşleri onun edebiyat alanındaki bu başarısını gölgeler biçimde siyasi malzeme konusu yapıldı. Ve ne yazık ki devletin tepesine kadar bu sevimsiz tavır yansıdı. Halbuki Orhan Pamuk'un Türkiye'ye getirdiği ödül yıllardan beri özlemini çektiğimiz, dünyanın en büyük edebiyat ödülüydü. Türk dilinin dünya çapında aldığı başarıydı da. Bunun yeteri kadar tadını çıkaramadık.
Fuarda Nobel ödülü almış bir yazarın orada bulunuyor olması ve açış konuşmasını yapması bizim için fevkalade önemli, dünya çapında Türkiye'nin itibarını yükseltecek bir olaydır. Sanıyorum ki genç kuşaklar, siyasetin bu sevimsiz gölgesi işin üzerinden kalktıkça Pamuk'un değerini anlamaya başlayacaktır. Dünyanın her yerinde Nobel almış yazarların kendi ülkelerinin eksik gerçeklerini tartışmaları olagelmiştir geçmişten beri. Olmasa belki resmi görüş çok daha rahat eder, ama esas olan kültür sanat alanında sağlanmış olan başarıdır.

Uluslararası toplantılarda 301. madde en çok sizin karşınıza engel olarak çıkıyor olmalı. Ne düşünüyorsunuz bu konuda, ya da nasıl cevaplıyorsunuz bu gibi soruları?

Ben göreve başladığımda 301 daha büyük bir sıkıntıydı. Bu bir yıl içinde 301'le ilgili yasal bir düzenleme yapıldı. Artık eskisi gibi önüne gelen savcı bakan izni olmaksızın aklına esen yazar hakkında dava açamıyor.

Ama 301 yerinde duruyor?

Duruyor ama kamusal süzgeçten geçiyor ve gerçekten çok başımızı ağrıtacak konularda yeni bir kontrol mekanizması var. Tabii tümden kalksa daha iyi olur ama Türkiye'de muhalefet bu gibi konularda o kadar tutucu, hatta reaksiyonel bir tavır sergiliyor ki tümüyle kaldırmak mümkün olmadı. En azından bir bariyer oluşturmaya çalıştık. Geçmişe oranla 301'den açılmış davaların sayısında ciddi bir düşüş oldu. Artık yazarlarımız bir dönem olduğu gibi 301'den sürekli mahkeme kapısına gitmiyorlar. Şükürler olsun ki şu anda onlara mahkeme kapısında yumurta atmaya kalkan insanların içyüzü de ortaya çıkmaya başladı.

Kara bulutlar beklemede, düşüncenin üzerinden baskı kalkmadı...
Şimdi daha özgürlükçü bir anayasa taslağı düşünüyoruz. Ama Türkiye'de demin söylediğim gibi geçmişte söylediklerini inkar eden, çok tepkici bir muhalefet anlayışı var. Siyaseten ulusal bir gerdirme yapılmaya çalışılıyor. Bu gerdirmelere fırsat vermemek için erteleme yapıldı
Geçen yıl meclis açıldığında bir dizi anayasa değişikliği çalışması yaptık. Ben geçmişte yapılan anayasa çalışmalarını da yakından biliyorum. Hakikaten onların ötesinde onlardan yararlanan bir çalışmaydı. Ama Türkiye'ye o kadar haksız sunuldu ki insanlar geri çekildi. Sonra taktik bir yanlış yapıldı bir madde öne çıkarıldı. O da bizim açımızdan bir yürüyüş yanlışı oldu.
Şimdi tüm bunlardan ders çıkararak yeni bir çalışma yapılacaktır. Ama yerel seçime kadar anayasa tartışması olmaz Türkiye'de. Yerel seçimlerden sonra sanıyorum daha özgürlükçü bir yasal yenileşme paketi gündeme gelecektir. Ben gelmesi gerektiğini de her vesileyle söylüyorum.

Düşüncede tutucu, geleneklerine göreneklerine bağlı kültürel yapımız var. Ama iş tarihi dokuyu korumaya gelince aynı hassasiyete sahip olduğumuz söylenemez. Yakıp yıkmayı severiz. Başta İstanbul olmak üzere kentsel bir dönüşüm yaşanıyor tüm büyük kentlerde. Zorlanıyor musunuz bu aşamada?

Türkiye'nin geçmiş yıllardaki yönetimini çok hayret verici görüyorum. Sözde ülke siyasetinde muhafazakar, daha geleneğine göreneğine bağlı bir düşünce egemen olmuş gibi gözükür. Ama altında büyük bir talan mantığı yatıyor. Ne gelenek görenek doğru dürüst yaşatılabilmiş ne de bir kültürel miras doğru dürüst korunabilmiş. Dünyanın en güzel camilerini yapmış toplum son on yıllarda dünyanın en çirkin camilerini yapmış. İnanılmaz güzel yaşam mekanları yaratmış toplum, dünyanın en çirkin kasabalarını şehirlerini inşa etmiş herkes de bunu seyretmiş.
Zararın neresinden dönülse kardır, şimdi bu anlayışı değiştirmeye çalışıyoruz. İtiraf etmek gerekir ki 59. Hükümet döneminde bir yandan Vakıflar, bir yandan Kültür Bakanlığı, bir yandan sivil toplum örgütleri, bir yandan özel idareler bu konuda yeni kaynaklara kavuşturulmuş. Şu anda da bir iyileştirme çalışması yapılıyor. Ama işimiz zor geçmişte bir katliam yaşanmış.

İstanbul'daki Dünya Kültür Mirası listesindeki yerlerin Unesco Kültür Mirası Komitesi tarafından listeden çıkarılması tehlikesi geçti mi?

Evet, böyle bir tehlike vardı ama bu yıl gelen heyet İstanbul'da bu konuda iyi niyetli bir gayret olduğunu tespit etti. Yeniden bir bildirim yapmaya karar verdiler. Her fırsatta tarihi yarımadada bir merkeze bizzat gidip bir önce söylediğimin ne halde olduğunu tekrar takip ediyorum.
Unesco da bunu fark ediyor. Sadece İstanbul'da değil Türkiye çapında Dünya Mirası listesinde yerlerimiz var. Bu yıl ilk defa Maliye Bakanlığı'nın yardımıyla bir ek kaynak bulduk ve tüm o çevredeki acil yapılması gereken düzenlemeleri yapmaya çalışıyoruz.
Kültür ve Turizm Bakanlığı kültür alanlarına ne kadar sahip çıkarsa turizmimiz de o kadar değer ve farklılık kazanacak. Türkiye'nin de Floransa, Toledo gibi kültürel mirasını koruyarak yüksek kalitede yaşam alanı çıkaracağına inanıyorum yakın bir gelecekte.

Four Seasons Oteli ek inşaatı gibi tarihi dokunun yoğun olduğu yerlerde inşaat izinleri ile ilgili yeni düzenlemeler yapılacak mı? Yerel yönetimlerle çatışma oluyor mu bakanlığınız arasında?

Türkiye gibi zengin bir kültürel mirası, bir yandan da hızlı nüfus artışı ve rant kavgası olan ülkede böyle çatışmalar olması kaçınılmaz. Önemli olan burada kuralları doğru koymak ve o kuralları kişisel siyasal nedenlerle değiştirmeden sürdürebilmek. Bu olay gibi bazen geçmişte gözden kaçan durumlar olabiliyor. O zaman da devreye yargı giriyor. Fakat orada da bazen iyiyle kötüyü birbirinden ayıramıyoruz. İnşaatı durdururken oradaki arkeolojik çalışma da duruyor. Aslında bunların birbirinden bir çizgiyle ayrılması, yeniden düzenlenmesi lazım. Tabii yargının da bilgileri bu alanda yeterli değil. Aslında yeni bir bakış açısı geliştirip bunu da toplumla paylaşmamız lazım.
Dünyada neler olup bitiyor bu gibi durumlarda o örnekleri de takip etmemiz gerek. Birkaç ay önce Atina'ya gitmiştim, Akropol'ün dibinde arkeolojik alanın yeri camla kaplanarak yeni bir müze yapılmış. Four Season'da belki onun daha altında bir uygulama var ama Türkiye'de işi nereye oturtacağımızı tam olarak bilemiyoruz. Eski şehirlerin altı olduğu gibi tarih. O zaman biz bu tarihin üzerine hiçbir şey yapmayacak mıyız? Bir koruma kullanma dengesi kurmamız gerekiyor.

2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının çalışmaları nasıl gidiyor. Konser gibi etkinlikler tüm hızıyla devam ediyor ama alt yapı çalışmaları ne durumda? 2009 için ayrılan 800 milyon YTL'lik bütçe yeterli mi?

2009 için 800 milyon YTL'lik bütçe bir varsayım. Sponsorluk desteği ile bu meblağa ulaşması bekleniyor. Şu anda elde o kadar para var diye bir şey yok. Ama bu kadar bir harcama yapmamız gerektiği üzerinde mutabakatımız var. Geçen hafta yaptığımız bütçe çalışmasında yüzde yetmişinin tarihsel mekanların iyileştirmesi için, geri kalanını da tanıtım, cari giderlere harcamak gibi bir bütçe taslağı yapıldı. Tabii bu arada dünya çapındaki sanat etkinlikleri devam edecek. Başlarken bazı sıkıntılar olsa da ajanstaki arkadaşlarımız iyi niyetle çalışıyor. Hepimiz orada şeffaf bir anlayış olması gerektiği konusunda çok dikkatliyiz. 2009'da işler daha düzene oturmuş bir biçimde devam edecek sanıyorum.

Kültür ve Turizm Bakanı olarak bir yılı geride bıraktınız. Tüm kamuoyu eminim benimle aynı düşüncededir başarılı işlere imza attınız. El atamadığınız ama aklınızda olan sorunlar ya da projeler var mı ajandanızda?

Evet, tabii ki var. Dünya mirası alanlar konusunda henüz benim hayallerimin çok gerisindeyiz. Tüm bu yerleri adım adım tekrar geziyorum. Kendime bir hafta kadar tatil ayırmıştım, onda bile Xanthos'a, Patara'yı dolaştım, Alykanda'ya tırmandım. Myra'daki ören yerlerini gezdim. Bu hafta Afrodisyas'a gittim. Türkiye'nin dünya mirasına katabileceği dokuz değil otuz yer olduğuna inanıyorum. Ama henüz dokuz yerde bile dünya miras alanı standardını yakalayabilmiş değiliz. Bugün Ayasofya'yı gezdim içler acısı. Topkapı'yı bir yıldır temizlemeye çalışıyorum. Topkapı Sarayı'nın içinden gecekondu çıkardım, gereksiz lojman yığılmaları çıkardım. Bir okul var hastane var çıkarmam gereken. Topkapı derken Sur-u Sultaniyi kastediyorum. Yeteri kadar büyük kentlerimizde kültür sanat mekanı kurulmuş değil. Geceyi gündüze katarak çalışıyoruz.

Sanırım önce görmeyi öğrenmemiz gerekiyor, estetik anlayışımızın gelişmesi için değil mi?

Kesinlikle. Rahatsız olmak lazım. İnsan rahatsız olmayınca bir şey düzeltemez. Bugün hızlıca Topkapı'ya gittim. Orada bir karakol binası var yıllardır lojman olarak kullanılıyormuş, boşalttık kafeterya yapacağız. Boş binanın camında kirli bir perde asılı. Önünden her gün binlerce yerli yabancı turist geçiyor. Çevredeki arkadaşlara "buradan hiç geçmediniz mi" dedim. "Geçtik" dediler. Peki hiç görmediniz mi" gördünüzse bu sizi rahatsız etmiyor mu? Etmiyorsa ben sizle ne yapacağım?" dedim. Bir dahaki gelişimde görürsem kendim söküp elbise yapacağım arkadaşlara...

Bakanlığın bu yıl ayırdığı bütçe geçmiş yıllara oranla çok daha fazla olmalı, katılım Türkiye'ye ne kadara mal oldu?

Altı milyar doların üzerinde bir bütçe ayrıldı. Bir milyar doları da Başbakanlık fonundan geldi.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.