• BIST 100.021
  • Altın 280,323
  • Dolar 5,7250
  • Euro 6,2958
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 18 °C

Gazetecinin menfaat ilişkisi ne olabilir?

Özkan Altıntaş

Son günlerde benim hakkımda yeni bir söylem üretildi.
“Özkan Altıntaş menfaat karşılığı haber yazıyor.”
Demekki birileri fiyatımı belirlemiş ve kafalarına göre fiyat biçiyorlar. Hel son biçtikleri fiyatın muhatabı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy olunca iyice şaşırdım.
Daha sonra (Kendisinin yazdığını emin değilim. Birileri kullanıyor) Murteza Yakaryılmaz’ın “Özkan Altıntaş’a menfaat sağladım” şeklindeki sözleri işi daha da komik hale düşürdü.

Aslında muhatabımız 12 bin seyahat acentesini temsil eden, Türkiye’nin güzide kuruluşu Türsab’ın içine düştüğü çıkmazdır. Çünkü Türsab, özel kanunla kurulmuş Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın denetiminde olan bir kuruluştur.
Türsab’ın 2.5 aylık süre içinde yetkisiz Denetim Kurulu üyesine görev yaptırması, başlı başına “yasa dışı’ bir durumdur. Bu durumda Türsab yönetimi yasal sorumluluk altındadır.

Aslında benim para ile satın alınamayacağımı en iyi Türsab Başkanı Firuz Bağlıkaya bilir. Çünkü Türsab genel kurulu öncesi Divan Oteli’nde yanımızda Emin Çakmak olduğu halde birlikte kahve içtiğimizde kendisine destek olmamı istediği teklifi reddetmiştim. Kendisine “İnanmadığım birinin yanında durmam” demiştim. Bu düşünce benim gazetecilik tecrübemden geliyordu ve bugün yanılmadığımı gördüm.

Gelelim benim gazeteciliğime…
Şayet menfaat karşılığı habercilik yapsaydım, Boğaz’da yalım, Moda’da yatım ve altımda Mercedes otomobiller bulunurdu.
Bir elim yağda, diğer elim balda olurdu.

Bende bunların hiçbirisi yok ve sade bir şekilde emekli bir gazeteci olarak çok gurur duyduğum onurumla yaşıyorum ve turkiyeturizm.com’da yazılar yazıyorum.

Gazetecilik yaşamımda çevremde her türlü pislik vardı. Ama Türkiye’nin en önemli sektörü, ekonomik kaynağı olan turizm sektöründeki pislik onların yanında hafif kalmaya başladı.

1970’li yıllarda polis-adliye muhabiri olarak başladığım Hürriyet Gazetesi’nde kesintisiz 20 yıl çeşitli görevlerde bulundum. Bir çok başarılı habere imza attım.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyeliğimde Balotaj Kurulu Başkanlığı yaptım, Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube yönetiminde iki dönem bulundum.

1986 yılında Hürriyet’te yayınlanan ‘Esrar Gölü Akdeniz’ adlı dizi nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından bana “Yılın Gazetecisi” ödülü verildi. Bu diziyi yapmak için Suriye, Beyrut, İsrail, Mısır ve Türkiye’nin sınırında uyuşturucu mafyası ve Ortadoğu Savaşı’nda Beyrut ve Suriye’de bombalar patlarken çeşitli tehlikeler içinde yaptığım çalışma değer kazanmıştı.

Hürriyet’te iken İşçi-işveren ilişkileri muhabirliği ve siyasi partiler muhabirliği yaptım. Rahmetli Süleyman Demirel, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş, Kenan Evren ile bir çok kez birlikte oldum.

20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatması için kullandığı “Ayşe Tatile Çıktı’ parolasını zamanın Dışışleri Bakanı Turan Güneş ile Atatürk Havalimanı’nda sabaha karşı yaptığım sohbette öğrenip haber yaptım ve bu söz manşetlere çıktı.

12 Mart İhtilali’nin son dönemi yanında, 12 Eylül’de İstanbul 1. Ordu Karargahı’nda Sıkıyönetim Mahkemelerini izledim. Bu dönemde Türkiye’nin mafya liderleri, yasadışı örgütler yanında devletin en üst kademesine kadar herkesle röportajlar yaptım.

Hürriyet’e bağlı Gazete Gazetesi haber müdürü iken her zaman tehlikeli haberler yaptık. Hatta ekibimizden Kamil Başaran ve Sami Başaran haber uğruna hayatını kaybeden gazeteciler oldu.

Milliyet Haber Ajansı ve Meydan Gazetelerinde Yazı İşleri’nde görev yaptım.

Star Televizyonu, Star Gazetesi Halkla İlişkiler Birimi’nde görev aldım. TRT’de 13 bölümlük “Bestekar” adlı programı hazırlayıp sundum.

Emekli olunca…. CNR Fuarcıık ve Erem Tanıtım’ın yayın organları Nalburiye, Kırtasiye, Oto Yedekparça dergilerinin yönetiminde bulundum.

Daha sonra Yapı Market, Süpermarket ve Turizm Market yayınladım.

İnternet gazeteciliğine turkiyeturizm.com’da bağımsız editor olarak yazarak başladım.

Şimdi bütün bunlara bakarak. Gazetecilik için ahkam kesenlere şaşırıyorum.
Bu kadar önemli kuruluşlarda bir kuruşa tenezzül etmeyen birine çamur atmaya çalışıyorlar.

Aslında malı asıl götürenler, bu gibi yazıları yazanlar.
Kendileri son dönemin modası ‘huzur hakkı” gibi bir çok yerde çalışıp, sinsi bir şekilde birilerinden maaş alıyorlar.

Onları para aldılar diye kınamıyorum. Bu dönemde domuzdan kıl koparsan kardır. Ama domuzun ahırındaki pisliklerin içine bulanmadan bu işi yapmaları gerekir.

Hele ki… Ben bu güne kadar onlar hakkında bir şeyleri incitmeden yazmaya özen gösterirken diş göstermeleri, kişiliksiz olduklarının en büyük göstergesidir.
Yakında bu gibi acemi yazarların ipliğini pazara çıkaracağım

Daha önce yazmıştım.
Öyle çala kalem yazı yazmakla gazeteci olunmaz.
Onun bunun eteği altında dolaşarak gazeteci olunmaz.
Doğruları yazmaktan kaçarak toplumu manüple ederek gazeteci olunmaz.
Paraya tamah ederek, halkı aldatarak gazeteci olunmaz.
Üç beş kuruşa kalem satılmaz…


Ünlü yazar ve gazeteci Ernest Hemingway’ın şu sözünü çok severim:
“Gazetecilik onurlu yapılırsa güzeldir, ama zor iştir”
Doğru söylemiş benim gibi onurlu gazetecilik yapana sadece menfaatleri bozulanlar saldırır. Ama hakkını koruduğumu bilenler hep yanımda olur. Nitekim bir kaç gün içinde yanımda duranların sayısının ne kadar çok olduğunu gördüm ve Türkiye turizm sektörünün geleceği adına umutlandım.
Demek ki turizme zarar verenleri yolcu etmek isteyen ve mesleğine sahip çıkanların sayısı giderek artıyor.
Haklılar artık bıçak kemiğe dayandı ve acentelerin sahipsiz kalan mesleklerini korumaları lazım.

Tekrar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ve Hürriyet Gazetesi’nin kurucusu rahmetli Sedat Simavi’yi anıyorum.
Hürriyet’e girdiğimiz ilk günden itibaren öğrettikleri tek şey vardı…
“Kalemini kır, ama satma…”

Bu yazı toplam 800 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.