• BIST 101.089
  • Altın 258,954
  • Dolar 5,6853
  • Euro 6,3777
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C

Emin Çölaşan: Böyle turizmcilik olur mu!

Emin Çölaşan: Böyle turizmcilik olur mu!
Sözcü yazarı Emin Çolaşan, "Bu bir rezalettir, skandaldır. Özel yaşam hakkına tecavüzdür. Bırakın her şeyi bir yana, böyle “Turizmcilik” olur mu!’ dedi.

İSTANBUL- Sözcü yazarı Emin Çolaşan, otelde Fox TV’den İsmail Küçükkaya ile İstanbul’un seçilmiş belediye başkan adayı Ekrem İmamoğlu görüşmesini “Oteldeki kamera rezaleti” başlıklı yazısıyla kaleme alırken “Bu kayıtların dışarıya sızdırılmasını akıl almıyor. Bu bir rezalettir, skandaldır. Özel yaşam hakkına tecavüzdür. Bırakın her şeyi bir yana, böyle “Turizmcilik” olur mu!’ dedi.

emin-colasan.jpgEmin Çolaşan’ın yazısı şöyle:

Sevgili okurlarım, Türkiye bunca sorununu unuttu ve şimdi otelde neler olduğunu konuşuyor. Yalan cephesi bütün gücüyle yine devrede.

Burada size sık sık yandaş basından örnekler veriyorum ki, olaylar daha net kavransın.

Her şeyi, ekonominin çöküşünü, vurgunları, peşkeşleri unuttular, şimdi dikkatleri otel olayında yoğunlaştırmayı deniyorlar.

Efendim, Pazar geceki ekran tartışmasını yöneten İsmail Küçükkaya, programdan önce The Marmara oteline gidip İmamoğlu ile görüşmüş!

Şimdi yandaşların nasıl kıyamet kopardığını dünkü manşetlerinden görelim.

– Sabah: “CHP adayının büyük yalanı. Otel odasında baş başa 46 dakika görüştüler. Gizli buluşmada tezgah kurdular.”

– Hürriyet: “Tartışılan otel buluşması. Küçükkaya otele girerken görüntülendi.”

– Milliyet: “Tartışılan görüntüler.”

– Star: “Rezalet büyüyor.”

– Türkiye: “Küçükkaya program öncesinde İmamoğlu ile buluşmuş. Karanlıktaki sorular.”

– Yeni Şafak: “Tam bir felaket.”

– Akşam: “Nereden baksan rezalet.”

– Takvim: “Otel odasında baş başa 46 dakika.”

Hepsi de fotoğraflı, üzerlerinde giriş çıkışların dakikası ve saniyesi yazılı.

★★★

Programın yöneticisi olarak İsmail'i isteyen bunlardı. İsmail ayrıca, program öncesinde Binali Yıldırım'la telefon görüşmesi yapmış.

Bunlar açıkça ortada.

Burada defalarca yazdım…

23 Haziran seçim gününe kadar İmamoğlu'na çeşitli tuzaklar kurulacağını savundum. Bu da onlardan biri.

★★★

İstanbul Büyükşehir'i yitirmek bunların en büyük korkusu. İlk turu YSK'yı kullanarak atlattılar, seçimi iptal ettirdiler.

Ama şimdi durum vahim.

Korkuyorlar ve büyük panik yaşıyorlar.

İstanbul Büyükşehir onlar açısından gerçek bir hazine…Bu hazine ellerinden giderse, işte o zaman yandı gülüm keten helva.

★★★

Aslına bakarsanız “Tarafsız (!)” Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Bey seçim öncesi tartışmalara girmeye bu kez pek niyetli değildi. Ancak kendisine defalarca rica edildi, uyarıldı:

“İstanbul elimizden kayıyor. Siz devreye girip ağırlığınızı koymadığınız takdirde mahvoluruz. Bu iş Binali Bey'le olacak gibi görünmüyor. Binali Bey yorgun ve isteksiz. En kısa zamanda devreye girmeniz gerekiyor…”

Ve Recep Bey işe kendince böyle el koydu, üç günden bu yana çeşitli yerlerde İmamoğlu'na bindiren nutuklar atmaya başladı!

★★★

Sevgili okurlarım, şimdi gelelim bugünkü konumuzun en önemli bölümüne…

Yazımın başlığı “Oteldeki Kamera Rezaleti.”

Türkiye'nin dört bir yanı artık kameralarla dolu. Kapalı mekanlar, kamu binaları, bankalar, iş yerleri, sokaklar, caddeler ve hatta konutlar. Buna oteller dahil.

Örneğin ben evimden çıkıp gazeteye gelene kadar en az beş kameranın önünden geçip kayda alınıyorum.

Herkes öyle, attığımız her adım kameralar tarafından çekiliyor.

★★★

Olayımızda İsmail Küçükkaya, İmamoğlu ile buluşmak için İstanbul'da, Taksim'in göbeğindeki beş yıldızlı The Marmara oteline gidiyor.

Herkes gibi, otelin kapısına vardığı anda İsmail de kayda girmeye başlıyor.

Yürüyen merdivenlerden çıkıyor, aynı durum. Otel lobisinde de aynı…

Asansörü çağırıp yukarı kata çıkıyor.

Kameralar koridorda bile vızır vızır çalışıyor.

Görüşme bitiyor, İsmail otelden ayrılıyor.

Dışarıya adım atana kadar yine her anı kameralarda!

Kayda alınmayan tek anı çişini yaparken!..Zira (inşallah öyledir) sadece tuvaletlerde ve odalarda kamera yok (muş)!

★★★

Herhangi bir vatandaş ya da olayımızda gazeteci, otele giriyor ve bir süre sonra çıkıyor.

Peki bu kameraların fonksiyonu nedir?

Kavga, cinayet, hırsızlık vesaire gibi herhangi bir olay çıktığı takdirde bu kayıtlar otel yönetimi tarafından izlenir ve gerekirse adli makamlara teslim edilir.

Olayımızda ise böyle bir durum yok.

Sıradan bir ziyaret var.

Ancak gelin görün ki, o aşamada elde edilen tüm kayıtlar, otel koridorlarındaki görüntüler dahil, derhal yandaş medyaya servis ediliyor.

Ortada bir suç yok, kuşkulu ve esrarengiz bir durum yok, kaçan veya yakalanan şüpheli kimseler yok.

O halde kim sızdırdı, neden sızdırdı bunları?

Otel yönetimi mi, yoksa otelin sahipleri mi?

Akla ilk gelen onlar.

Nedenini de bilmiyoruz. İktidardan gelen siyasi baskı olsa gerek.

★★★

Vatandaş otelde bir iş görüşmesi yapacak, birlikte yemek yiyecek…

Siyasi toplantı yapacak.

Vatandaş otelde sevgilisiyle kaçamak buluşup odaya çıkacak…

Ve her anı, gelen giden herkes kameralarda!

Olmasına olsun ama bu kayıtların dışarıya sızdırılmasını akıl almıyor.

Bu bir rezalettir, skandaldır.

Özel yaşam hakkına tecavüzdür.

Bırakın her şeyi bir yana, böyle “Turizmcilik” olur mu!

Bakalım 23 Haziran'a kadar daha neler, ne tuzaklar, ne rezaletler yaşayacağız.

Kaynak: Sözcü
Bu haber toplam 785 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.