• BIST 92.092
  • Altın 233,894
  • Dolar 6,1179
  • Euro 6,9276
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C

Economist: Merkel AB'nin tek lideri

Economist: Merkel AB'nin tek lideri
Economist'in bu haftaki yazısına göre ; Şansölye Merkel artık AB'de tek lider. Dümen Merkel'in ellerinde. Merkozy devri kısa sürdü

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
HAFTANIN EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ 23-28 Ocak 2012
İSTANBUL
- Economist’in bu haftaki yazısına göre ; Şansölye Merkel artık AB’de tek lider. Dümen Merkel’in ellerinde. Merkozy devri kısa sürdü. Ratingi düşen diğer AB ülkeleri ile birlikte aynı akibete uğrayan Fransa’nın yıldızı söndü gitti. Eski Fransa Maliye Bakanı Thierry Breton ‘a göre “Kokpit’te Merkel artık yalnız.” Ancak işi çok zor.
Nitekim Şanşölye artık, sadece Sarkozy ile görüşmüyor. Sarkozy’yi bypass ederek diğer ülke liderlerininde görüşlerini tek tek almayı ihmal etmiyor.
Bu arada Merkel ülkeleri mali entegrasyon anlaşmasını şubat sonuna kadar imzalamaya davet etti. ECB Başkanı bu süreyi ocak sonuna çekmeğe gayret etti ama başaramadı.ECB’nin acelesinin nedeni “ iki ay daha AB bankalarını yogun bakımda tutmanın zorlukları.
Avrupa’da mali sistem; Avrupa Merkez Bankasının desteğiyle ayakta duruyor.Bankalara üç yıl süre ile verilen yarım trilyon eoru likidite sayesinde İtalya ve İspanya geçen hafta borçlanabildiler.. Tuhaf olan her iki ülkenin faizleri ihale öncesi ve sonrası ciddi biçimde geriledi.

Haftanın AB açısından önemli bir gelişmesi Yunanistan’ın alacaklıları ile yaptığı pazarlık bitmek üzere.

Duyumlara göre ; banka ve alacaklı kurumların bu pazarlıkta kayıpları %70’lere kadar çıkabilecek. Bu görüşmelerde direnç direnç hedge fonlardan geldi. Kısa vadeli tahvilleri elinde tutan fonlar, Yunanistan’ın bir müddet daha AB desteği alabileceğini öngördükleri için anlaşmak yerine vadeyi beklemeyi tercih ediyorlar.

emen22.20120122232555.jpg

IMF 500 MİLYAR DOLAR EK KAYNAK ARAYACAK


Uluslararası Para Fonu IMF, küresel ekonomiyi istikrara kavuşturmak için 500 milyar dolarlık ek kaynak arayacağını duyurdu.

emen-kodak.jpg
KODAK İFLAS KORUMA BAŞVURUSU YAPTI


132 yıllık geçmişi olan ve bizleri fotoğrafla ve kamera ile tanıştıran şirket, dijital dünyaya ayak uydurmakta daha hızlı davranan rakipleri karşısında bocalıyordu. Geçtiğimiz aylarda bazı lisanslarınıda satışa çıkaran şirket, en son Citigroup’tan yüklü kredi aldığını açıkladı.
Bu fonlama ile borç yapısını düzeltmeyi amaçlayan şirket iflas erteleme ile bu yapılanmada rahat hareket etmek istiyor.

İlk bir dolarlık Brownie Camera’sını yüzyıl önce piyasaya süren New York merkezli şirket, ABD kanunlarında iflas koruma başvurusu olarak kabul edilen Chapter 11 açıklamaları kapsamında elinde 5.1 milyar dolarlık varlığa sahipken, 6.8 milyar dolarlık borcu olduğunu açıkladı.

emen33.20120122232737.jpg

GM YİNE DÜNYA LİDERİ


İki yıl önce iflasın eşiğinden dönen Amerikan otomotiv devi GM, en çok araç satan şirket ünvanını Toyota'dan geri aldı
Piyasalarda faiz hala yüksek-Bankalar daha dikkatli.

TÜFE DEĞİŞİM ORANLARI VE ENFLASYON HEDEFLERİ

emen44.20120122232817.jpg

Bankalar 2012 yılına girince stratejilerini mevcut en önemli sorunumuz “cari açık” gerçeğine oturtarak yapmağa başladılar.
Cari açığın yaratacağı kaynak kıtlığı ve yükselen borçlanma maliyeti, onu takip eden enflasyon tehlikesini baz alarak yükselen faiz ve yükselenkurlara odaklanmaya başladılar.
Bu değerlemenin sonucunda 2012 için gözüken sonuç, düşen GSMH ve bankaların düşen iş hacımları ile düşebilecek karları ortaya çıkıyor. Bunlara tedbir almak gayreti içindeler.
Piyasalardaki gelişmelere bakarsak, Merkez Bankası’nın yeni fonlama politikası ve Avrupa’daki borç krizi nedeniyle bankaların kaynak tarafında daha dikkatli davranmaları piyasa faizlerini yükseltti.
Her yıl bilançoda makyaj yapmak için yılın son günlerinde mevduat ve kredide yükseltilen faizler yeni yılın ilk günlerinde tekrar normale dönerdi.Ancak bu yıl beklenen olmadı.

2011 Kasımında ağırlıklı olarak yüzde 10.5-11 faizle toplanan mevduat, 2011’in son günlerinde yüzde 13’lere kadar yükseldi. Ancak 2012’nin ilk günlerinde normal seviyeye inmesi gereken bu faizler beklenildiği gibi gevşemedi.

Halen piyasadaki mevduat faizleri yüzde 11.5 ile 12.5 arasında değişiyor. Bu durumun nedeni bankaların kaynak ihtiyacından kaynaklanıyor. Aynı zamanda Avrupa’yı saran borç krizi bankaları kredi konusunda daha temkinli olmaya yöneltiyor. Bu da direkt olarak kredi faizine yansıyor.

2012’nin başında tıpkı mevduatta olduğu gibi kredi faizlerinde de beklenen gevşeme gerçekleşmedi. Kasım 2011’de ağırlıklı olarak yüzde 16-17 seviyesinde olan kredi faizi yılın sonunda yüzde 20’leri gördü Kredi faizleride 2012’nin başında mevduatta olduğu gibi küçük oranlı bir düşüş yaşadı ve yüzde 18’lere oturdu.

Ancak bu faizler her işletme için aynı değil. Bankalara göre yüksek miktarda risk taşıyan KOBİ’ler için bu rakam yüzde 24’lere kadar çıkıyor.. Kobi kredi faizlerinde yelpaze çok geniş ve iştahta çok kuvvetli değil. Kredi talebinde ağırlık işletme sermayesi ihtiyacından kaynaklanıyor.
Teminat riski kuvvetli olan KOBİ’nin faizi yüzde 16-20, riski daha yüksek olanın ise yüzde 20-24 arasında değişiyor. Diğer taraftan ufak ufak dökülmeler var. İflas erteleme talepleri var. Bankalar piyasaları rahatlatmaz ise sorunlu krediler artabilir.

KUR GERİLEDİ

1.86’lı seviyelere yükselen dolar/TL, haftaya nispeten sakin başlarken TCMB’nin repo ihalesini ve yurt dışı gelişmeler izlendi. Çin’de zayıf büyüme verisinin global piyasalara olumlu yansıması ile Euro/dolar paritesindeki yükselişe paralel gerileyen dolar/TL’de 1.8350 oldu.
Global piyasalardaki olumlu seyir, Euro/dolar paritesindeki yukarı hareket risk iştahındaki artışa paralel olarak TL, Dolar karşısında güçlü seyrini geçen hafta sürdürerek 1.8250 seviyesine çekti. Ancak önemli olduğu belirtilen bu destek seviyesini kıramadı. Dolar/TL’de 1.8250 seviyesi hala önemini korurken, kur haftayı 1.8318 seviyesinden kapattı.

BORSALARDA HAVA OLUMLU

Borsalar olumlu bir havaya girdi, İMKB başta olmak üzere endeksler aşırı satımdaydı, bu nedenle yukarı hareket doğal bir durumdu. Ancak bu olumlu hava kısa da uzun da sürse gerçek şu ki dünya ekonomisi yokuş aşağı gidiyor.

Yunanistan iflasa doğru ilerliyor, ardından Portekiz’in iflası gündeme gelecek Dünyada işlerin kötü gitmesi için bu iflasların yaratacağı bir şoka ihtiyaç yok.Mali entegrasyonun imzalanması gecikirse dökülmeler başlayacak.

Avrupa’nın borç sorunu dünyanın her yerinde ekonomileri yavaşlatıyor ve hiçbir şey olmasada bu süreç devam edecek.

Avrupa bankaları dünyaya dağıttkları 3.5 trilyon dolar tutarındaki krediyi yavaş yavaş geri çağırırken sendikasyon kredilerinin re-run edilmesinde sorunlar ortaya çıkmaya başladı

.Başta Avrupa ‘da olmak üzere tüketimin azalması dünyadaki durgunluğu körüklüyor. Bu nedenle borsalardaki bu iyimserlik fazla sürmeyecek gibi gözüküyor.
Dış talepteki azalmayı iç talepteki azalma takip ederse Türkiye’nin %2.5 büyümeyi bile yakalıyabilmesi sorun teşkil edecektir.

SEÇİME GİDERKEN, AMERİKA BİR ŞİRKET Mİ?

Dünyanın gündeminde önemli yeri olan ABD Başkanlık seçimlerinde muhalefetteki cumhuriyetçi partide başkanlık yarısı kıyasıya devam ederken, Cumhuriyetçi Partide

emen55.jpg

Mitt Romney’ın adaylığı şimdilik önde gözüküyor. Ama benim kişisel tercihim, Türk dostu ve Atatürk hayranı Ginrich’in bayrağı yakalamasından yana.
Bundan sonraki tartışma ve mukayeseler şimdilik önde gözüken Romney ile Başkan Obama’nın karşılaştırılmasına döndü.

Newyork Times yazarlarından Ekonomist Krugman’ın özetlemeğe çalıştığımız bu yöndeki mukayesesi oldukça ilginç.

“ Sözlerimi bir köşeye yaz. Aç gözlülük, yalnızca Teldar Kağıt’ı değil, ABD denen şu diğer bozuk işletmeyi de kurtaracaktır.”

1987’deki “Wall Street “ filmindeki Gordon Gekko karakteri, “Aç gözlülük iyidir” konuşmasını yukarıdaki cümlesi ile bitirir. Filmde Gekko hak ettiğini bulur... Fakat gerçek hayatta Gekkoculuk zafere ulaştığını ve en zengin yüzde 1’e ait gelirin orta sınıfın gelirinden daha hızlı büyümesinin ana nedeni, aç gözlülüğün iyi bir şey olduğuna dair politikalardır diyebiliriz.

Biz bugün bu cümlenin ikinci yarısına , yani ABD’yi bir şirketle karşılaştıran benzetmeye bakalım. Bu düşüncede kabul edilmiş durumda.

Mitt Romney neden neden başkan olması gerektiği tezini bu görüşe dayandırıyor. Çünkü ona göre hasta ekonomimizi düzeltmek için ihtiyaç duyduğumuz şey, iş dünyasında başarılı olmuş birisi.

Tabii Romney bu sözü ederek, kariyerinin büyüteç altına alınmasına davetiye çıkardı. . Ve anlaşıldı ki, özel bir sermaye şirketi olan Bain Capital’da çalıştığı zamanlar filmdeki Gekko karakterinden hiç olmazsa bir miktar ilham almış. İşletmeleri alıp satan Romney, şirketleri uzun vadede yönetmek isteyenlerin yerine , bunu çoğu zaman çalışanların zararına olmak üzere kısa vadede alıp satarak büyük karlar yapıyormuş.

Böylece Romney, “istihdam yaratan” rolüyle ilgili dayanaksız iddialarını zayıflatmış, inandırıcılığını daha da yitirmiş oldu.

Fakat ülkenin başkan olarak başarılı bir iş adamına ihtiyacı olduğu düşüncesinde daha büyük bir sorun var.
O da Amerikanın bir şirket olmadığı. İyi bir ekonomi politikası yürütmek hiç de şirket karına tavan yaptırmaya benzemez. Ayrıca işadamlarının, hatta büyük işadamlarının bile, ekonomiyi düze çıkarmak için gereken şeyleri kavramakta yetenek sahibi oldukları pek söylenemez. Ülke ekonomileri neden şirketlere benzemez? Öncelikle ülkelerin net bir kar-zarar tablosu yoktur. İkincisi, ekonomi denen şey en büyük özel şirketlerden bile daha çok karmaşıktır.

Fakat bizim durumumuzu şu an en çok ilgilendiren konu, dev şirketlerin bile ürettiklerinin çoğunu kendi çalışanlarına değil, başka insanlara satmalarıdır. Oysa en küçük ülkeler bile ürettiklerinin çoğunu kendilerine satar ve ABD gibi büyük ülkeler ezici bir ağırlıkla yine kendi kendisinin müşterisidir.

Evet küresel ekonomi denen bir şey var. Fakat Amerika’da her yedi insanın altısı, uluslararası rekabetten büyük ölçüde tecrit edilen hizmet sektöründe istihdam ediliyor. Ayrıca imalatçılarımız bile çoğu ürünlerini iç piyasada satıyor. Ürettiklerimizin çoğunu kendimize sattığımız gerçeği, politika oluştururken çok büyük bir fark yaratıyor.

Bir işletme amansızca masraf kısmaya başladığında neler olduğunu düşünelim. Şirket sahibi açısından (ama çalışanlar açısından değil), masraftan ne kadar kısılırsa o kadar iyi.
Fakat durgun bir ekonomide , hükümet harcamaları kısınca iş değişiyor. Hert üçü de sert kemer sıkma tedbirleri almış olan Yunanistan’a, İspanya’ya, İrlanda’ya bakın. Hepsinde de işsizlik hızla yükseldi, çünkü devlet harcamalarındaki azalma esas olarak yerli üreticileri vurdu. Ve hepsinde de bütçe açığı tahmin edilenden çok daha az düştü, çünkü üretim ve istihdamdaki azalma yüzünden vergi gelirleri de azaldı.

Politikada kariyer yapmış olmak, ekonomi politikalarını iyi idare etmek için bir iş adamından daha avantajlı olduğunuzu göstermez. Fakat Romney yaptığı kariyer dolayısıyla biçilmiş kaftan olduğunu ileri sürüyor.

Beyaz Saray’da kalan son iş adamının Herbert Hoover adında biri olduğunu biliyormuydunuz? (Eski Başka George W. Bush’u saymazsanız). Bir de tabii Romney’in bir işletmeyi idare etmekle bir ekonomiyi yönetmek arasındaki farkı kavrayıp kavramadığı gerçeği var.

ABD’nin şimdikinden daha iyi mali politikalarına ihtiyacı olduğu kesin. Ve yetersiz politikalardan çoğunlukla Cumhuriyetçiler ve onların ne kadar yapıcı olursa olsun her girişime karşı çıkmaları sorumlu olsa bile mevcut başkanın da bazı önemli hataları oldu. Fakat gelecek yıl Oval Ofis’te oturacak adam , Amerika A.Ş.’yi borç parayla nasıl satın alabileceğinin hesaplarını yapacaksa daha iyi politikaları göremeyiz.

Esenlikle kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)


 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.