• BIST 88.735
  • Altın 232,584
  • Dolar 6,0804
  • Euro 6,9416
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 22 °C

Dünyanın sonu bekleniyor

Dünyanın sonu bekleniyor
Meksika'da yeni açılan bir müzede bu kehaneti gösterdiği inanılan bir taş yazıtın kopyası sergilenmeye başlandı

İSTANBUL- Maya Takvimine göre Şirince ve Bugarach’ta 21 Aralık 2012’te dünyanın sonu bekleniyor. Onlar kurtulacak. Diğer yerler yok olacak. Nasıl olacak kimse bilmiyor. Ama 22 Aralık’ta hiçbir şey değişmeyecek. Savaşlar, felaketler, sevinçler, krizler…. Dünya yine insanları ile baş başa kalacak ve aynı düzen sürecek.
Aslında Şirince'nin kıyameti de 22'sinde başlıyor. Kıyamet geçirmez çadır yaptılar! Aracımana talayn soluğu Şirince’de aldı. Esnaf memnun, çevre memnun. Ama 22’sinde heryer boşyalacak. Bunun tek faydası var Şirince’yi dünya tanıdı…İnşallah önümüzdeki yıllarda Şirince modası sürer..

maya-takvimi.20121221013506.jpg

MAYA MÜZESİNE AKIN
Dünyanın sonunun geleceğine inanan hazırlıklarını sürdürürken Meksika'da yeni açılan bir müzede bu kehaneti gösterdiği inanılan bir taş yazıtın kopyası sergilenmeye başlandı. Müze ziyaretçi akınına uğruyor.
21 Aralık 2012. Maya takvimine göre, kıyametin yaşanacağı tarihin yer aldığı tabletlerd sergileniyor. Bu inanışın en büyük kaynakları o dönemden kalan tabletler... Mayalılara ait bu yazıtlardan biri Meksika'nın Tabasco kentinde sergileniyor. Yazıtlara ilgi o kadar yoğun ki şimdi de bir kopyası Cancun'da yeni açılan bir müzede sergileniyor. Müze ziyaretçilerle dolup taşıyor.
Cancun'daki yazıtın orijinali, 7. yüzyılda Maya hükümdarı Bahlam Ajaw dönemine ait.
Maya takvimi, 394 yıllık periyotlardan oluşuyor. Bu periyotların her birinin adı Baktun. 13. Baktun, 21 Aralık 2012'de bitiyor. 13 rakamı, Maya kültüründe kutsal bir rakam. Bu nedenle, birçok kişi bunu kıyametin kopacağı tarih olarak kabul ediyor.
Uzmanlar 21 Aralık tahmininin yapıldığı altı taşın olduğunu söylüyor. Bunların üçü kayıp. Cancun'da kopyası sergilenen yazıt ise elde bulunan üç taştan biri.
Tablete ilgi büyük ama müze çalışanları 21 Aralık öngörüsüne inanmıyor :
Taşlarda belirtilen öngörülerin doğruluğu 3 gün sonra belli olacak. Yani 21 Aralık'a kadar yeni müze çekim merkezi olmayı sürdürecek.

BUGARACH KASABASI DA ÜN KAZANDI
Yıllardır pek çok “mistik” tarafından söylenen bir şey var. Fransa’nın İspanya sınırına yakın, Pireneler üzerinde 1200 metre yükseklikte bulunan Bugarach kasabasının 2012 “kıyamet”inden kurtulacak tek yer olduğu iddia ediliyor. Bu sebeple şimdiden pek çok insan “tatil” programını buna göre yaptı. 21 Aralık’tan önce bu küçük kasabayı dolduracaklar ve “kıyamet”i orada bekleyecekler. Bunun yanında İtalya’da Torino yakınlarındaki Angrogna kasabasının da Bugarach ile birlikte kıyametten sağ çıkacağı söyleniyor. Anlaşılan o ki 2012 yılı kıyamet kehanetinden en çok yararlanacak olanlar turizmciler olacak. Mayalar belki de bu halimize gülüyorlardır. Ne dersiniz?

MAYA TAKVİMİ VE DÜNYANIN SONU

Maya uygarlığı Orta Amerika’da doğmuştu. Bugünkü Meksika’nın güneyinden Honduras, El Salvador, Guatemala ve Belize’ye kadar uzanan bir alanı içeriyordu. Bu uygarlığın hüküm sürdüğü tarihsel dönem konusunda bazı tartışmalar bulunmaktaysa da genel olarak İsa’dan önce 1500 yılından İsa’dan sonra 900'lü yıllara uzandığı kabul edilir. Bu uygarlık İ.Ö. 600 tarihlerinde yükselişe geçmiş, İ.S. 3. yüzyılda altın çağına ulaşmış ve İ.S. 900'lü yıllara doğru çok hızlı ve tuhaf bir çöküş yaşamıştır. Sonrasında ise İspanyol işgaliyle bu medeniyetin sonu gelmiştir. Ama uygarlığın izleri günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.

Mayaların, her biri 5125 yıl süren döngülerden oluşan bir temele dayalı tuhaf bir zaman ölçme biçimleri vardı. Mayalara göre 5125 yıllık her bir döngü dünyada bir çağa tekabül ediyordu ve bir döngüden diğerine geçiş olumlu bir değişimi simgeliyordu, fakat bu olumlu değişimin bedelleri vardı: Mayalara göre bu değişimler sırasında oldukça önemli ve hatta yıkıcı olaylar meydana geliyordu. Maya mitolojisine göre şu anda içinde bulunduğumuz döngü İsa’dan önce 11 Ağustos 3114 yılında başladı ve 21 Aralık 2012’de sona erecek. Böylece Maya Takvimi’ne göre yeni bir zaman döngüsüne, yeni bir çağa girmiş olacağız. Fakat asıl mesele yalnızca arkeolojik ve antropolojik bir meraktan ibaret olan takvimin değişecek olması değil, daha ziyade Mayalar tarafından bu takvim değişikliğine eşlik ettiği düşünülen doğal felaketler. Kayalar ve tabletler üzerine yazılıp çizilmiş olan, Mayalara ve hatta onlardan daha eski Aztek ve Sümer uygarlıklarına ait çeşitli belgelere göre tam da bir önceki döngünün sona erdiği 3114 tarihlerine denk gelen dönemde büyük felaketler gözlenmiş.

Mayalara ait olan ve üzerlerinde uzay giysilerine benzer giysiler içerisindeki insanların ve tuhaf taşıtların yer aldığı çizimler bir önceki takvim döngüsünün sonunda uzaylıların dünyaya gelip Maya toplumunun kökenini oluşturduğuna dair inanışları tetiklemişti. Bilimsel açıdan ciddiye alınması mümkün olmayan, yine de önemli sayıda destekçisi bulunan bu teori bizi bir felaket senaryosuna götürüyor. Bu kehanete göre bir gezegen meşhur 21 Aralık tarihinden önce güneş sistemimize girerek “cisimleşecek” ve bu gezegenin kütlesi ve yörüngesi güneş sistemimizdeki gezegenlerin ve güneşin sahip olduğu kozmik dengeyi bozarak sistemimizin bildiğimiz anlamdaki halinin sonunu getirecek. Bu gezegenin adı Nibiru (Marduk’un gezegeni olarak da biliniyor) ve varlığı ilk olarak Mayalar ve Sümerler tarafından iddia edilmiş; hatta bu uygarlıklar tarafından insanoğlunun geldiği yer olarak tanımlanıyor.

NASA bütün bu söylentiler için yaptığı açıklamada Nibiru diye bir göktaşı olamayağını, zira 2012’de değil Dünya’ya çarpacak, yakınından geçecek bir meteor bile görünmediğini, ‘Gezgin gezegen’ diye bir şeyinse zaten evrende bulunmadığını belirtti. Ancak mesele Nibiru’nun gerçekdışı olmasının kabulüyle çözümlenmiş olmuyor, çünkü tam da 21 Aralık 2012 tarihine denk gelen başka bazı “rastlantılar” söz konusu. Bunlardan birincisi Güneş Sistemi’nde gözlenecek olan sıra dışı bir gezegen dizilimi. Maya takviminin bitişini takip eden gün dünyada kış gündönümü yaşanacak ve Güneş çok nadir bulunduğu bir pozisyon alıp Samanyolu’nun merkeziyle aynı hizaya gelecek. Bu olay en son 26 bin yıl önce gerçekleşmiş. Astronomların dediğine göre bir gezegen, bir yıldız ve bir galaksi arasında gerçekleşecek olan bu heyecan uyandırıcı gökcisimsel dizilim -evet, çok nadir görülüyor, fakat yine de düzenli olarak gerçekleşiyor ve eğer batıl inançlarınız yoksa hiçbir şekilde endişeye kapılmanıza gerek yok.

Fakat tesadüfler bununla da bitmiyor: söz konusu tarihte Güneş’in aktivitesi en yüksek noktasına gelecek. Bu durum da Güneş’in normal bir aktivitesi olarak görülüyor, çünkü yaklaşık on birer yıllık periyodlarla gerçekleşiyor (bu periyodlara “Güneş döngüsü” adı veriliyor) ve bundan önceki Güneş döngüsünün tepe noktası 2001 yılı civarında kaydedilmişti. Şu anda içinde bulunduğumuz Güneş döngüsünün tepe noktasının ise 2012 sonu ile 2013 başı civarlarında kaydedileceği ve söz konusu dönemde Güneş’ten fışkıracak olan çeşitli partiküllerin uydulara zarar verebileceği, yüksek enlemlerde elektrik kesintilerine ya da görkemli kuzey ışıklarına (güneş fırtınaları sonucu ortaya çıkan görsel bir olgu) yol açabileceği söyleniyor. 5125 yıllık büyük döngülerinde güneş lekelerinin oluşumu ve döngüsünü de hesaba katan Mayalara göre ise, bunların aktivitesinin artması dünya sıcaklığında tehlikeli bir yükselişe neden olabilecek. Şu anda içinde bulunduğumuz Güneş döngüsünün 2012 sonu ve 2013 başına denk gelecek olan tepe noktasında Güneş’in belki de çok uzun zamandır olmadığı kadar fırtınalı olabileceği düşünülüyor ve bu nedenle hem gökyüzündeki uyduları yönetenler hem de NASA’nın görevlerini planlayanlar olası tehlikelerden korunmak için büyük bir özenle tedbirler almaya çalışıyorlar. Bununla birlikte bilim adamları radyasyon ve benzeri tehlikeler konusunda telaşlanılmaması gerektiğini çünkü daha sert koşullarda bile dünyanın manyetik alanının insanları daima Güneş’in sebep olduğu radyasyondan koruduğunu söylüyorlar. 

Bir yanda dünyanın manyetik alanının bizi bu güneş fırtınalarının etkisinden koruyacak seviyede olduğu hükmü duruyor olsa da, "öyle olmadığı takdirde ne olacak?" demekten kendimizi alamıyoruz. Bilimsel ortamlarda dünyanın manyetik alanının ters yüz olma ihtimalinden de bahsediliyor. Pratikte gerçekleşme ihtimali az olsa da bu durum insan ırkını tehlikeli kozmik radyasyonlara ve güneşten gelen partiküllere maruz bırakabilir. (Yapılacak tek şey kötümser Murphy Yasaları’nın bu sefer geçerli olmamasını beklemek.) Henüz tam olarak açıklığa kavuşturulamamış nedenlerden ötürü, milyonlarca yıllık var oluşu boyunca dünyanın manyetik kutuplarının zaman zaman yer değiştirmiş olduğu biliniyor. Bu konuda yapılan çalışmalar bu yer değiştirmelerin yaklaşık 300 bin yılda bir kez olmak üzere son 30 milyon yıl içerisinde en az birkaç düzine kez gerçekleşmiş olduğunu gösteriyor. Böyle bir yer değiştirme durumunda insanlığa neler olabileceğine dair doğrudan yaşanmış bir deneyim olmasa da bu durumu anlamak için kurulan matematiksel modeller manyetik alandaki böyle bir bozulmanın özellikle dünya üzerindeki belirli bölgelerde büyük yıkımlara yol açacağını öngörüyor, bu da bizi felaket teorilerine götürüyor. Bilim adamları 2012 sonu ve 2013 başında gerçekleşecek olan yukarıda saydığımız göksel olayların Maya takviminin kehanetine denk gelmiş olmasını sadece bir tesadüf olarak görüyorlar ve biz de onlara hak vermek istiyoruz.

Mayalar üzerinde çalışan araştırmacılar ise “dünyanın sonu”nu ilan etmenin Mayalardan kalan yazıtların aşırıya kaçmış bir yorumu olacağını, bunun yerine Mayaların aslında dünya için bir çağdan diğer bir çağa geçişi öngördüklerini söylüyor. O halde endişelenecek bir şey yok. Bilim bu yılın sonuna doğru ve gelecek yılın başında gözlenecek doğal fenomenler hakkında bizi rahatlattığına göre bir sonraki yılbaşında ne yapacağımızı planlayabilir, her daim yapılan dünyanın sonu kehanetlerinin bir yenisini merakla bekleyebiliriz. Bugüne kadar yüzlerce kez bu tip kehanetlerde bulunulduğunu, fakat hiçbirinin gerçekleşmediğini biliyoruz. Aslında dünyanın sonunun doğal olaylar neticesinde değil, insanlığın kendi kendine yapıyor olduğu kötülükler neticesinde geleceğini düşünmek ve buna karşı harekete geçip önlemler almaya çalışmak çok daha akla yatkın. Bu noktada daha önceden hazırladığımız küresel ısınma dosyamıza ve genleri değiştirilmiş bitkilerle ilgili yazımıza yeniden bir göz atmanız dünyamız için faydalı olabilir. 
 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.