• BIST 102.410
  • Altın 186,954
  • Dolar 4,4877
  • Euro 5,2816
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

Dilek Sabancı:Modern kapanırım

Dilek Sabancı:Modern kapanırım
Sabancı Ailesi'nin en renkli simalarından Engellilerin koruyucu meleği Dilek Sabancı başörtü takmaya sıcak baktığını açıkladı.

İSTANBUL- Engellilerin koruyucu meleği Dilek Sabancı, engelli sporcular için hazırladığı yeni bir projeyle karşımızda. Yeni projesi için kapısını çaldığımız Sabancı hayatını, babasını, ilişkilerini ve engelli bir Sabancı olmayı anlattı

Sabancı Ailesi'nin en renkli simalarından biri Dilek Sabancı. O, Türkiye'nin en varlıklı ailelerinden birinin kızı olmakla yetinmedi. Doğuştan itibaren taşıdığı engeliyle yüzleşti, mücadele etti. Bununla da kalmadı, Türkiye'de yaşayan engelliler için hep çalıştı Dilek Sabancı, engellileri hiç unutmadı. Geçtiğimiz günlerde açıklanan ve büyük ilgi gören, Sabancı Vakfı'nın desteklediği engellilere yönelik 'Algı ve Ayrımcılık' araştırmasında da dahli var. Ne kadar varlıklı da olsa o da, 'yüzde 70'i engelli komşu istemeyen' insanların, ülkesinde yaşıyor. Şimdi de kollarını engelli sporcular için düzenlenen Özel Olimpiyatlar için sıvamış ve bir proje hazırlamış.

Engelli sporcuları desteklemek için beş liraya satılan ayakkabı bağcıkları üretilerek satışa çıkarılmış. Sabancı projeden çok umutlu. Proje vesilesiyle kapısını çaldığımızda, oldukça mütevazı ve neşeli birini bulduk karşımızda. Dilek Hanım, hiç durmuyor; seyahat etmek, yardım projelerini desteklemek, yaşam biçimi onun için. Başlayıp bırakmıyor, hem projelerle hem de yardım ettiği insanlarla tek tek ilgileniyor, akşam yemeklerini yeni projeler bulmak için görüşmeler yaparak geçiriyor. Dilek Sabancı, hayatını, babasını kaybettikten sonra yaşadıklarını, Sabancı adını taşımayı ve engelli bir birey olmayı içtenlikle anlattı.

- Sizi yine engelliler için yapılan bir projede görüyoruz. Sizce nasıl çözülür engelli sorunları?

- Aslına bakarsanız üçlü bir çözüm uygun olur. Hem Avrupa Birliği hem de ABD'den vakıf ve derneklerle ortaklıklar kurulabilir, ayrıca Türkiye'de devlet ve özel sektör ilgilenebilir. Biz şimdi Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla çalıştay kurduk. Engellilerin sorunları üzerine çalışacağız ve sonuçları sunacağız. Bunun içinde rehabilitasyondan günlük hayata her şey yer alacak. Meslek edinmelerine de değineceğiz. Ayrıca Sabancı Üniversitesi'nde de bir çalışma yapılıyor. Zor koşulların bazıları bile değişse kardır. Yardım nasıl yapılmalı da önemli bir konu. Mesela rampa yapıyorlar dağa çıkar gibi. AK Parti, bu işe özen gösterdi, farklı davrandılar. Başbakan'ın 2023'e kadar çılgın projeleri var, bu da onlardan biri olabilir. Engelliler için altyapının değiştirilmesi gerek. Keşke devletimiz biraz daha destekleyebilse. Anladığım kadarıyla şundan korkuyorlar: Pek çok kişi böyle şeyleri yapmış gibi gösterip devleti suistimal ediyor. Devletimiz de bunun için önlem almaya çalışıyor.

- Siz bir engelli olarak, engellilerin neler yaşadığını daha iyi biliyorsunuz...

- Biz yaşadığımız için elbette çok daha kolay empati kurabiliyoruz. Ama yaşamasaydım da bende o yürek var, ben yine de empati kurardım. Hiç unutmam, bir gün babama şunu sordum, 'Sen bu rehabilitasyon merkezini, engelli okullarını Metin ve benden dolayı mı yaptın?' Babam, 'Tabii ki etkisi var çünkü benim ciğerim yandı ama aslında hiç o yüzden değil, hatta alakası yok,' dedi ve bana şunu sordu; 'Ben körler için yardım merkezi de yaptırdım, bizim ailede kör var mı?' Bir düşündüm yok. Öyleyse babam biz olmasak da bunu yapardı diye düşündüm.

- Babanızın sizinle ve engelli kardeşinizle ilişkisi nasıldı?

- Eskiden insanlar engelli çocuklarını saklıyorlardı, çok utanılırdı. Oysa babam kaç sene öncesinden, 'Engelli çocuklarınızdan utanmayın, bakın ben oğlumu ortaya çıkartıyorum,' dedi. Engelli çocuklar aileleri tarafından saklanıyor, 1997'de görme engelliler okulu yaptık öğrenci bulamadık. Ama babamın etkisi çok oldu. Bir de paranın o kadar önemli olmadığını söylerdi, 'Para her şey değil. Ben oğluma bir ayakkabı bile alamıyorum,' dedi.

- Çocukken üzüldüğünüz oldu mu durumunuza?

- Oldu, ama ben neden böyleyim diye değil; 'Niye koşamadım, oynayamadım?' diyordum. Bunlara üzüldüğüm oldu ama sonra benim böyle doğmamın takdir-i ilahi olduğunu, benim böyle doğmuş olmamın başka insanlara yardımcı olmam için vesile olduğunu öğrendim. Kardeşim Metin'in de böyle olmasının nedeni var. Para da verdi ki bize Allah, biz herkese yardımcı olabilelim. Ben öyle pek yüzeysel yaşayamam. Ben hiçbir zaman sırf para harcamak için akşam yemeklere giden, sırf para harcamak için sosyetik insanlarla oturup yüzeysel konuşan bir insan değilim, öyle olamam da. Ben bir yemeğe gidiyorsam mutlaka bir proje söz konusudur.

- Varlıklı bir ailede olmasaydınız hayatınız nasıl olurdu?

- Çok büyük fark olurdu. Yoksul aileler onlara ne verilirse onunla yaşıyor. Seçme şansları yok. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın pek çok çalışması var. Oralara gelen çocukların maddi durumu hiç yok. O çocukların halini düşünüyorsunuz... Metin Sabancı Vakfı'na da gelirler çok. Benim açımdan soracak olursanız, param olmasaydı yine yardım etmeye çalışırdım.

- Kadın bir engelli olmakla erkek olmak arasında fark var mı?

- Bence hiç fark yok. Muamele aynı. Şimdi şunu hatırladım, ben çocukken bana çok sorarlardı, hatta 20 sene öncesine kadar hep sorulurdu, 'Ayağına ne oldu?' diye. Şimdi neredeyse hiç sormuyorlar. Demek ki birtakım şeyler değişmiş. Küçük çocuklar da beni tekerlekli iskemlede görünce hiçbir şey sormuyorlar. Eskiden çocuklar mutlaka sorarlardı. 'Neden tekerlekli iskemledesin, ne oldu ayağına?' diye. Sebebi engellilerin eve kapatılmasıydı. Şimdi görüyorlar ve normalleşiyor. 'Ha bu da onlardan biri,' diyorlar.

- Özel Olimpiyatlar dünya çapında engelliler için büyük önem taşıyor. Sizce Türkiye'de yapılması rüya mı?
- Rüya değil. Sanırım 2020'de Dünya Olimpiyatları'nın Türkiye'de yapılması söz konusu. Sayın Başbakan'la da konuşmak istediğim bir konu bu, hazır Dünya Olimpiyatları Türkiye'de yapılacakken öncesi ya da sonrasında Türkiye'de Özel Olimpiyatlar da yapılabilir, neden olmasın? Dünya Olimpiyatları yapıldığında altyapı sağlanmış oluyor, bundan Özel Olimpiyatlar da faydalanabilir. Başbakan'ın desteklemesi maddi manevi önemli. Çünkü o desteklediği zaman herkes destekler.

ARTIK BİRİNE TABİ OLMAK ZOR

- Sizin bir İtalyan sevgiliniz vardı son duyduğumuzda. Hâlâ birlikte misiniz?

- Bitti, olmadı yürümedi

- Ayrılık sebebi kültür farkı mı?

- Hayır, hiç onunla alakası yok. Anlaşamadık birtakım sorunlar yaşadık.

- Peki şu anda kimse var mı?

- Hiçbir özel arkadaşım yok. Ve son derece de mutluyum. Çünkü ben kendi kendimi çok güzel oyalayabilirim. Kitap okumayı, film izlemeyi çok severim. Çok fazla kitap okurum. Türk de yabancı da film çok severim. Onun için illa hayatımda biri olsun istemem. Bazı insanlar, çok ister her dakika biri olsun. Birine çok fazla bağımlı olunca, bana göre insan çok fazla oyalanıyor. Her dakika ona adapte olmak zorunda kalıyorsunuz. Sizin yapmak istediğiniz ona uymuyor, onun yapmak istediği size uymuyor. Ben diyorum ki onun da yaşı var. Ama gençken olsaydı doğru biri, 20-25 yaşlarındayken zaten beraber büyüyorsun, o yürüyor. Ama belli bir yaştan sonra birine tabi olmak çok zor.

BELKİ MODERN BİR ŞEKİLDE KAPANABİLİRİM

- Din sizin için önemli mi?

- Babamı gömdükten sonra çok değiştim. Beş metrelik kefene sarıp gömdükten sonra bitiyor her şey. İstersen Kanuni Sultan Süleyman ol hiçbir şey değişmiyor. Topraktan geldik toprağa gideceğiz. Orada rahat uyuyabilmek, kabir azabı çekmemek için elimden geleni yapıyorum. Başka insanlara destek olmaya çalışıyorum. Bana Allah niye daha fazlasını veriyor? O zaman zaten dindardım ben ama babamı kaybedince daha dindar oldum. Hatta bakış açım tamamen değişti.

- Peki ailenizde dine bakış nasıldı?

- Benim annem Yasin okur, anneannem namaz kılardı beş vakit. Ben anneannemle çok vakit geçirdim. O yüzden de olabilir. Hatta Kur'an kursuna bile gittim. Ama öğrenemedim. Yakın zamanda yeniden öğrenmeyi denedim. Arapça çok zor geldi bana. Nasıl olsa Türkçe meallerini okuyabiliyoruz.

- Hacca gitmeyi düşünüyor musunuz?

- İki kere Umre'ye gittim. Hacca gitmeyi de düşünüyorum. Ama ne zaman bilemiyorum. Onun vecibeleri daha zor. İçki içmiyorum zaten ama belki kapanmam gerekebilir. Aslında ondan da çekindiğimden, değil de... Biraz daha oturması lazım bazı şeylerin... Belki modern bir şekilde kapanabilirim. Yapabileceğime inanmam lazım. İçki içmediğime emin olmam lazım. O vaktin gelmesi lazım. Belki başıma çok sade hafif bir örtü atabilirim, bunu düşünüyorum.

BENİM HAYATIMDA ÇOCUĞA YER YOK

- Çocuk yapmak, aile kurmak istediniz mi hiç?

- Allah dağına göre kar verir. Benim artık yaşım geçti ancak bundan 15-20 sene önce çocuğum olsaydı olabilirdi. Tabii ki onu büyütmek büyük bir iş, sorumluluk. Her şey para değil, bizzat ilgilenmem lazım benim. Hamileliği de taşıyabilmem zor. Ama işte ben, bir hemşire bile olsa, 'Al bak, diyemem' kendim bakmam gerekir o zaman da bu kadar çok şeyi yapamazdım. Şimdi bir kişiyle ilgilenmek mi daha önemli yoksa birçok kişiyle ilgilenmek mi önemli? Ben bir kişiye bakacaktım şimdi bin kişiye bakıyorum. Çocuk hastalansa ben kahrolurdum, çok üzülürdüm. Onun için, Allah birtakım şeyleri vermiyorsa sebebi var.

- Beraber olduğunuz erkek arkadaşlarınızdan böyle bir talep geldi mi?

- Bir erkek arkadaşımın öyle bir talebi olmuştu. 15 yıl falan önceki bir ilişkimdi. Onun da dayısı engelli olduğu için duyarlıydı. O dönem benim çocuğum olur mu, olmaz mı çok araştırmıştı. İstiyordu çünkü. Doktorlar, 'Yapabilir,' dediler, öyle öğrenmiştik. Ama belki yatmam gerekecekti hem de dokuz ay falan. Böylesi daha iyi oldu. Ancak bu kadar hassas olmasaydım, sağlık sorunum olmasaydı yapardım.

- Evlat edinmeyi düşünmediniz mi?

- Babam çok istedi bir dönem, 'Bir erkek çocuk evlat edinelim benim adımı veririz, Sakıp olur,' dedi. Ama dedim ki; 'Baba o kadar zor ki, ben kendime zor bakıyorum,' 'Ama imkânın var,' dedi. 'Babacım her şey parayla olmuyor, ilgilenmek lazım,' dedim. O zaman, 'Tamam,' dedi hiç üstelemedi. Hak verdi yani. Düşünebiliyor musunuz, daha kendim fizik terapi görüyorum yürümek için, benim hayatımda çocuğa yer yok, çok zor. Maalesef yer yok. Bence insan iyi bir şekilde çocuğunu büyütebilecekse çocuk yapmalı. Diğer türlü her şartı uygunken de yapmıyorsa onların da herhalde bir bildiği var diye düşünüyorum. Herkes için bir sebep vardır. Herkeste aynı sabır da olmuyor, çok kalender olmanız lazım, atacak dökecek, titizlikle çocuk büyütülmez yani.

ANNEMİ ANLAYAMAMIŞIM

- Sabancı olmak dışarıdan çok güzel görünüyor, size göre nasıl?

- Ben bir parçası olduğum için normal ve muhteşem geliyor. Tabii ki belli boyutlarda zorlukları var. Sabancı değil kim olursanız olun. Meşhur, üst düzey olduğunuz zaman, hareketlerinize çok dikkat etmeniz gerekiyor.

- Nelerdir bu kurallar?

- Çok gençken vardı kurallar ama onu da hemen kamufle ettik. Babam da özellikle çok yardımcıydı o dönem. Mesela içki içip sarhoş olmak gibi şeyler... Ya da marjinal bir görüntü, eve geç gelmek gibi.

- Zorlandığınız oldu mu kurallara uymakta?

- Babam, Allah'ı var beni hiç sıkmadı. Çünkü sıksa daha beter olacak, tam tersi olacaktı. Ama annemler zorlanırdı. Saçımı belli aralıklarla rengarenk boyardım. Mesela sapsarı yapardım, sonra kıpkısacık kestirirdim. Kırmızı falan olunca tabii biraz üzülürlerdi. Ama babam hiçbir şey söylemezdi, hiçbir zaman. Hep annem söylerdi. Babalar hiç kötü olmak istemez. Ben babamı hep muhteşem baba olarak bilirdim. Meğer arkadan anneme yaptırıyormuş. Sonra annemden öğrendim. Annem esasında çok daha yumuşak başlı, anlayışlıymış. 'Şunu yapsın, bunu yapsın, geç kalmasın,' deyip duruyormuş meğerse. Babalar kızlarına düşkün oluyor. Ben de babama çok düşkündüm, annemi anlayamamışım, anneme döndüğümde yükün yüzde 99'unun onda olduğunu anladım. Baba sadece maddi imkan sağlıyor bir de seviyor çocuklarını. Hep iyi hep güzel. Bütün yük annede oluyor.

Fisun Yalçınkaya/Akşam
 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.