• BIST 103.235
  • Altın 197,827
  • Dolar 4,7171
  • Euro 5,5018
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C

Denizcilikte mazeret kalmadı

Denizcilikte mazeret kalmadı
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Tesisleri'nde düzenlenen iftar yemeğinde ulaştırma sektörü çalışanları ile buluştu.

İSTANBUL- Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Tesisleri'nde düzenlenen iftar yemeğinde ulaştırma sektörü çalışanları ile buluştu. İftar yemeğinin ardından konuşan Yıldırım, " Ondan önce 10. Ulaşım Şurası düzenleme komitesi heyeti değerli hocamız Prof. Dr. Metin Yerebakan Müsteşarım Habip Soluk strateji başkanı Kenan Bozgey"i, bu programda diğer arkadaşlarda dahil olmak üzere aşağı yukarı 9 ayı aşan bir süreden beri bir çalışma yapıyorlar. 27 Eylül-1 Ekim Tarihleri arasında Sütlüce Kongre Merkezi"nde gerçekleştirilecek Şura'dan beklentimiz Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş Yıl dönümüne giderken ulaşımda iletişimde ki Türkiye'nin vizyonunu belirlemek ve 2023 hedeflerini gerek ulusal düzeyde gerekse uluslararası düzeyde Şura'da enine boyuna tartışmak, görüşmek ve buradan bir sonuç üretmek suretiyle ülkemizin ulaşımın bütün türlerinde iletişimde ki öncelikli projelerini öncelikli alanlarını belirlemek suretiyle bunların infazını gerçekleştirmek. Benim Şura'dan anladığım bu.” dedi.

Bakan Yıldırım, “30'a yakın çalıştay var, 300 civarında katılımcı var. Zannediyorum bunların yüzde 50 civarında yabancı diğerleri de ülkemizde akademisyenler, uygulamacılar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olmak üzere çok geniş bir yelpazede katılımı hedefliyoruz. Burada bir sınırlamamız yok, Yani her türlü iklim ulaşım ve iletişim sınırları içerisinde özgürce konuşulması, tartışılması buradan ülkemiz adına ülkemizin geleceği ve altyapısı adına bir sonuç üretilmesi bizim hedefimizdir. Bu hedef için yola çıktık, titiz bir çalışma yapıldığını söyleyebilirim hem bu vesile ile arkadaşlarıma başta değerli hocama olmak üzere bakanlığın yürütme kurulunda yer alan çok geniş bir kadro var. Burada 3 arkadaşımız var ama çok geniş bir kadro var. Hepsine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Sizlerin katkıları bu 25 arkadaş bizzat iyi bu işte çalışmış. Sizlerinde tabi sayılı günler kalan bu şura bakımından bir kamuoyu oluşması, kamuoyunun farkındalığının sağlanması amacına yönelik katkılarınızda takdirle karşılayacağımızı da ifade etmek istiyorum. Bu bir iftar sofrasında bir araya gelmekti. Sadece sizlerle bir arada bulunmak bu manevi havayı bu iftar sofrasını sizlerle paylaşmak istedik, sağ olun sizde teşrif ettiniz onur verdiniz." dedi.



Türkiye"nin gündemi her zaman yoğun

"Şüphesiz ülkemizin yoğun bir gündemi var. Türkiye"nin gündemi her zaman yoğun hiç sakin bir gündemi olmadı. Birçok alanda yoğun bir gündemimiz var. Son yaşadığımız tabi İstanbul"daki sel afeti de oldukça hepimizi başta İstanbullular olmak üzere üzdü, bu konuyu da zaten son 2 gündür çok detaylı bir şekilde gündeme sizler getirdiniz, kamuoyuna paylaştınız bununla ilgili her şey hemen hemen konuşuldu. Herkes eteğindeki taşları döktü. Bu işle ilgili tabi çok şey söylenir çok şeyde söylenmeye devam edecek ama bu yaşanmış olayı yaşanmamış hale getirmiyor. Maalesef bu olayı yaşadık. Olay ilk vuku bulduğunda sınırlı bilgilerle benim sorular üzerine bir kısa değerlendirmem oldu. Orda şunu dedim: Bu bir sonuçtur bunu elbirliği ile yaptık. Kamu yöneticileri artı vatandaş burada hepimizin taksilatı var. Bu birden bire olan bir şey değil, yılların birikimidir ve bu bölge ile sınırlı değildir. Bu Türkiye"nin her tarafında maalesef buna benzer olaylar gelecekte yaşayabiliriz. Bu bizim yaşadığımız bu coğrafyaya gösterdiğimiz saygının bir ölçüsüdür. Doğaya ne kadar saygı gösteriyorsak doğanın haklarına ne kadar saygı gösteriyorsak doğada bize o kadar müsama ediyor aksi halde bize cevabını veriyor. Bunu böyle görmemiz lazım. Tabi zor olan şey şudur: İcra makamında olmak her zaman zor iştir, her şeyi konuşma şansınız yok, şikayet etme şansınız yok, ama icra makamında değilseniz her şeyi konuşma, söyleme, sınırsız bir şekilde eleştirme hakkına da sahipsiniz, buna da saygı duyuyoruz. Ama icra makamında olmakla olmamak arasında herkes için geçerli dünya kadar fark var. Keşke mümkün olsa da bu roller değişse o zaman tenkit edenlerle edilenlerin pozisyonunu karşılaştırabilsek. Konu o zaman daha netliği ile ortaya çıkacak. Şüphesiz bu doğa olayları öngörülemeyen sonuçları da hemen ortaya çıkan bir iştir. Bazıları hep söyler işte gelişmiş ülkelerde böyle olmuyor falan diye, Almanya"da oldu başka ülkelerde oldu, Amerika"da oldu her yerde oluyor bu, hepsinin farklı nedenleri var. Bir ülkede bu işin nedeni bir şekilde ise öbüründe öyle değil farklı bir nedeni var. Ama netice de bu olayların olması belki bizim kontrolümüzde olan bir şey değil. Ama olduktan sonra çıkarılacak dersleri hiçbir siyasi malzeme yapmadan, felaketten siyaset çıkarmadan ders çıkararak gerekli sonuçları almamız lazım. Bunu yaparsak hemen 3-5 gün konuşulduktan sonra hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya, yaşamaya vatandaşlar olarak yöneticiler olarak devam edersek o zaman yine üzücü olaylarla karşılaşmamız kaçınılmaz hale gelir.”

Şura gündeminde ağırlıklı merkez demiryolları olacak

Konuşmasının ardından basın mensupları ve davetlilerin sorularını yanıtlayan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım 2023 vizyonunda ne kadar yatırım yapılması planlanıyor ve bu yatırımın finansmanı nasıl olacak? sorusu üzerine “Uygulama raporu ortaya çıkacak değil. Biz öngörüler, öncelikler ve hedefleri buraya koyacağız. Bunlarda tabi tartışmalardan sonra ortaya çıkacak. Bizim bir takım savlarımız olacak. Şura"ya getirdiğimiz projeler olacak. Bunlar kabul gördüğü nispette sonuç raporuna yansıyacak. Dolayısıyla global bir maliyet hesabı var elimizde ama o uygulamaya yönelik bir maliyet olarak ele alınması çok mümkün değil. Yaklaşık toplam 200 milyon dolar civarında. Bütün sektörler artı bilişim. Buna tabi kamu kaynaklarıyla yapılacak işler artı alternatif finans yolları, kamu özel sektör ortaklığı, yap-işlet-devret projeleri ve diğer alternatiflerde dahil olmak üzere böyle bir planlama var. Ama bu yapı içerisinde de bizim Şura gündemine demiryollarını ağırlık merkezine koymayı öneriyoruz. Önerimiz demiryolu ağırlıklı Türkiye 2023 vizyonu demiryollarının altyapısının işletmeciliğinin verimliliğinin hizmet kalitesinin geliştirilmesini işin ağırlık merkezine koymayı önermeyi düşündük arkadaşlarla. Bu konu daha çok tartışılsın istedik. Ama tabi ki diğer sektörlerde buna paralel olarak gerekli projelerle önceliklerle konuşup görüşülecek. Demiryollarıyla ilgili 2023 öncesi aşağı yukarı ana alt yapı malzemelerinin çoğu ithal ediliyordu. Rayda dahil. Normal demiryolu rayları 60"lık, 48"lik her ikisi de ithal ediliyordu. Bunları biz Karabük"te özel destek verdik. Tabiri caizse onları teşvik ettik. Ve üretim hattını kurdular. Alımlarda da onlara kanunların bize verdiği yetkiyi kullandık. Oradan da bir avantaj sağladık. Şu anda yetiştiremiyorlar ama ful kapasite demiryollarına çalışıyorlar. Güzel bir şey. Şu ana kadar 70-80 milyon euro"lukta yurtdışına sipariş aldılar. Yani demiryollarının ihtiyacını görsün diye girdik bu işe. Komşu ülkeden siparişlerini alıyorlar. Diğer konu tren setleri metro araçlarını üretmek üzere Kore Demiryolları özel sektör ortaklığıyla bir fabrika kurdu. Bunlar Marmara araçları, İstanbul metrosunun araçlarını da bunlar kazandılar. Uluslar arası ihale açtık. Bunlar kazandılar. Bu da 1 milyar euro"ya yakın bir iş. Kore Rotem firmasıyla birlikte Türk ortaklığı burada yapılıyor. Ayrıca ray bağlantı elemanları bağlantı fabrikası kuruldu. Makas fabrikası kuruluyor. Yeni bir gelişme Amerikan general elektrikle Eskişehir Tülomsaş fabrikası 20 yıllık bir sözleşme imzaladı. Bu yeni nesil lokomotiflerin Eskişehir"de üretilmesine yönelik bir işbirliği. Ve Avrupa, Balkanlar, Kuzey Avrupa, Rusya, Ukrayna, Kafkaslar, Ortadoğu sorumluluğu da bu fabrikaya ait olacak. Yani kıta Avrupa"sıyla Ortadoğu Kafkaslar bu bölgeye pazarlama hakkını da verdiler. Ve ilk siparişini de bu anlaşmayla birlikte 30 tane lokomotif başlayacak. Demiryollarının fabrikaları Sivas"ta, Eskişehir"de, Sakarya"da. Bunlar sadece demiryolunun tamir bakım ufak tefek işlerini yapardı. Şimdi artık hepsi ihracat yapmaya başladı. Mesela Tülomsaş Tayland"a, Fransa"ya ihracat yapıyor. Amerika"yla şimdi işbirliği yapıyor. Bundan önce de general motorla 84 tane lokomotif yapılması projesi vardı bunu tamamladılar. Bu projede yüzde 50 katkıyla yapılan bir proje. Yani yüzde 50 general motor, yüzde 50"side burada yapılacak. Şartımız buydu. Bu projede tamamlandı. Müşteri Devlet Demiryolları, finansmanı da onlar sağladı. Yüzde 50"lik malzeme karşılığı finansmanı sağladılar. Böylece envanterdeki 50-60 yıldır yenilenmeyen lokomotifler yenilendi. Vagonlar yenileniyor. Demiryollarında değişim yavaş yavaş hissedilmeye başladı. Neden daha önceden çok hissedilmiyordu? Çünkü çok fazla ihmal edildiği için yapılanlar gözükmüyordu. Şuan fiilen 1500 km yeni hat yapımı devam ediyor. 1500 km bu ne kadar biliyor musunuz? 1951 ile 2000 yılı arasında yapılan demiryolu hattına eşit. İhmalin boyutunu anlatmak bakımından bu örneği verdim. Şuan devam eden projeler 1500 km. Tabi bunun içinde 200 530 artı 308 800 metresi hızlı tren hattı. Sivas Ankara"yı da koyarsak demek ki 1000 km"nin üstündeki hızlı tren hattı. Diğerleri de normal hatlar. Normal hatlar Kars, Tiflis, Bakü projesi Tekirdağ Muratlı, Kemalpaşa Turgutlu, Tecer Kangal ve yakında başlayacak olan Köse köy Gebze hattı. Bunu da AB IPA kaynağıyla yapıyoruz. İlk defa AB"den Türkiye"de katılım öncesi en büyük kaynak kullandırılan projede bu proje oluyor. 300 milyon euro"luk bir hibe kaynağı da bu IPA forumlarında ilk defa Türkiye"de tek bir proje için demiryollarında kullanacağız.” diyerek ifade etti.

Zorunlu olarak vazgeçtik

Körfez Köprüsü"yle ilgili bir soru üzerine Yıldırım, “Körfez Köprüsü"nün geçtiğimiz Nisan ayında yap-işlet-devret modeliyle ihalesi yapıldı. Doğrusu biz bunu sizinde düşündüğünüz gibi demiryolu bağlantısı olması gerektiğini düşündük. Ve şartnamemizde de bunu zikrettik. Ancak bu teklif hazırlama sürecinde firmalardan bu konularda olumsuz görüşler geldi. Dünyada 2. açıklığı en büyük köprü olarak 2. sırada. Köprü 3 bin metre açıklıkta. Demiryolu ilavesinin teknik zorlukları oldu. Aynı zamanda eğer demiryolu ilave edilecek ise bunun hiçbir surette yap-işlet-devret modeliyle fizıbıl çıkmadığı yönünde görüşler geldi. Biz zorunlu olarak vazgeçtik yoksa aynı şeyi düşünüyoruz. Düşündüğümüz farklı bir durum yok.” dedi.

Doğanın bekareti var

Karadeniz Çevre yolu devam edecek mi veya denizyolu yada demiryolu destekli bir revizyon düşünülüyor mu? sorusu üzerine Bakan Yıldırım, “Bir siyasetçi olarak bunun zor olduğunu biliyorum ama bunu bir görev bildim. Çünkü bir doğanın bekareti var. O bir kayboldu mu ondan sonra işletme süresince yaptığınız yatırımın kat kat fazlasını oraya sarfetmeniz lazım. Açık tutmak için. Daha yolun başındayız. Bunun bize çok ciddi bir bedeli olacak. Onu biliyoruz ama vazgeçilemez bir noktadaydı bu proje. Tamamladık. Sinop"tan sonrası tekrar değerlendiriliyor. Onu söyleyebilirim. Yani aynı konseptle gitmeyeceğiz. Bu hassasiyetleri dikkate alacağız. Aynı hassasiyetleri bizde paylaşıyoruz. Olabildiğince güneye çekmeye gayret ediyoruz. Tabi Türkiye"de ulaşım koridorlarının Türkiye"nin topografyasına baktığımızda vadilerin doğudan batıya oluştuğu dolayısıyla ulaşım koridorlarının da doğu batı arasında geliştiğini görüyoruz. Halbuki Türkiye"nin iki denizinin kuzeyle güneyin mutlaka birbiriyle buluşturulması lazım. Kuzey güney koridorlarını geliştiremezsek bizim deniz taşımacığını geliştirme şansımızda fevkalade sınırlıdır. Eğer sahil boyunca yol yaparsanız deniz taşımacılığının karayolu taşımacılığı ile rekabet etme şansı asla mümkün değildir. Çünkü hızlar farklı. Artık devir hız devri. Büyük parseller taşıyabilirsiniz ama yine de aradaki hız farkından dolayı karayolu daha esnek, daha cazip olan bir yol haline gelir. Bunun yegane tedbiri sahile dik inen koridorların oluşturulması lazım. Karayollarında ki politikamızda bundan böyle kuzey-güney koridorlarını Türkiye"yi batıdan doğu istikametinde en az 5 koridor olacak şekilde açmak. Böylece Ortadoğu"yla Karadeniz"in kuzeyindeki ülkeleri, limanları birleştirmek kuzey-güney koridorlarının ülkemizi merkezi haline getirmek. Bir nebze doğu-batı koridorunda Türkiye geçiş ülkesi. Bunu artık herkes kabul etti. Ama kuzey-güney koridorlarında yeterince rekabetçi değiliz. Bunun çalışmasını yapıyoruz.” dedi.

Üçüncü köprü geniş bir konu

Üçüncü köprüyle ilgili yöneltilen soru üzerine Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, üçüncü köprünün geniş bir konu olduğunu belirterek, “Burada aynı düşünmediğimizi biliyoruz. Ama bunun hakkında burada konuşurken biz, siz, başkaları, kamuoyu konuşurken maalesef konunun detaylarına inmedim. Üçüncü köprü konusu başbakanın, bakanın ve belediye başkanının helikopterle dolaşıp belirleyeceği güzergah ile sınırlı bir şey değil. Bunun evveliyatı 1993 senesine gidiyor. 93 senesinde bu devlet planlama teşkilatında yatırıma konmuş bir projedir. Daha sonra Japonya"yla yapılan bir anlaşmayla güzergah etütleri gerçekleştirilmiş. Altı güzergahta çalışma yapılmış. Bu güzergah etütlerinde bunların birbirine göre üstünlükleri, olumsuzlukları, çevre bakımından, kamulaştırma maliyeti bakımından, trafiğe olumlu olumsuz katkıları bakımından zannediyorum 6-7 tane kriter esas alınarak bunların detaylı raporları var. İncelenmiş. Ve orada bir kat sayı belirlenip o katsayıya göre daha cazip olan en az cazip olana göre bir sıralama yapılmış. Ve çalışma var elimizde. Onun dışında tabi karayollarının kendi ekiplerince yaptığı çalışmalar var.” diyerek ifade etti.

Yanlış anlaşılmaya müsait bir söylem

Helikopter meselesine değinen Yıldırım, “Helikopter meselesi şundan ibaret, yapılan bu çalışmalarda öngörülen güzergahların bir kez de Sayın Başbakan"a gösterilmesinden ibaret. Yoksa Başbakan"ın burası güzel şöyle yapın demesi beklenmiyor. Böyle bir düşünce yok. Bunu da düzeltmekte fayda var. Bu yanlış anlaşılmaya müsait bir söylem olabilir. Başbakanın kastı o değil. Başbakanımızın kastı o değil. Başbakanımızın kastı yapılan bu çalışma iyi güzel de ben kağıt üzerinde anlamam gelin bana bunu gösterin. 1 numaralı güzergah bu, 2 şu, 3 bu… gibi. Gördükten sonra tabi ki sorgulanacak. Tabi bunlar yapılmasına yönelik çalışmalar, sizinki ise yapılamamsına yönelik çalışmalar. Bu noktada aramızdaki mesafe tabi ki epey fazla. Ortak akıl her zaman mümkündür. Ne siz ne biz bu konuda güzel İstanbul"un ülkemizin bu bölgelerinin yok olmasını asla kabul etmeyiz. Orada farklı düşündüğümüzü zannetmiyorum. Tabi ihtiyaçlar ve hassasiyetler bir tarafta. Bunların dengesini iyi kurmak mecburiyetindeyiz. Mesela bir proje vatandaş istiyor yapacağız. Siyasetçi yaklaşımı budur. Bunun yapılmamasını öngörenlerin dediğinin çok bir kıymeti yok diye düşünülebilir ama bunun geçerli olmadığı yer şudur: dere yatağını vatandaş imara açın diyor, büyük bir çoğunlukla yapılaşmayı getirin diyor. Kamu görevlisi karar verici vatandaş istiyor diye bunu yapamaz. Orada vatandaşa rağmen yapmayacak. Vatandaşın isteğinin yerine getirilip getirilmemesinin ölçüsünü koymak bakımından bunu söylüyorum. Ama böyle bir kısıtlamamız yok. Çevreyle ilgili hassasiyetlerimiz var. Giderilebilecekse, tedbirleri alınacaksa bu hassasiyetlerin, trafikte İstanbul"un önemli bir sorunuysa burada da çözüm üretmek tabi ki uygulayıcıların görevidir. Uzmanlarıyla konuşarak ortak akılla doğru olanı yapmak hepimizin görevidir diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Devlet böyle günlerde vatandaşın yanında olacak

Bakan Yıldırım bir gazetecinin UND hasarın çok büyük olduğunu bazı firmaların filolarının yarısının ortadan kalktığını belirterek hükümetten destek istedi. Böyle bir destek paketi hazırlanması gündemde mi? sorusu üzerine “Doğrusu tabi bu sel afetiyle ilgili genel bir hükümetimiz şüphesiz değerlendirme yapacak. Bakanlar kurulu olarak bu çerçevede o da dikkate alınacaktır. Şüphesiz yapılması gereken ne lazımsa elde ki imkanlarla yapılacak. Ama o açıklamada iki şey benim dikkatimi çekti. Bilmiyorum siz farkına vardınız mı? Bu tırları kriz münasebetiyle sigortaları yoktu çoğunun. İkincisi de burada ki tırlar da ki yüklerin bir kısmı da kayıt dışıydı. Şimdi böyle bir yaklaşımı benim kabul etmem mümkün değil. Bu hiçbir zaman mazeret olmaz. Bir hafifletici neden olmaz. Mağduriyeti desteklemesi bir haklı gerekçe olamaz. Bütün bunlara rağmen mevzuat neyi gerektiriyorsa muhakkak devlet böyle günlerde vatandaşın yanında olacak. Gereken şeyler mutlaka yapılacak. Tır parkıyla ilgili çok şey konuşulacaktır. Neden oraya kurulmuştur? Doğru mudur? Oradan kalkması da tabi yerel idarenin bir sorunudur. Bizim oranın ne tahsisinde bir dahilimiz vardır ne de kaldırılmasında. Hangi usüllerle bura tahsis edildiyse o usüllerle kaldırılacaktır. Ama kaldırılmasının o vadinin o su yolunun mutlaka bütün engellerden temizlenmesini artık bir kez daha hiçbir tartışmaya, tereddüte mağal vermeyecek şekilde ortaya çıkmıştır. Gördüğünüz manzara selin o yoğun düşen yağışın bütün dorseleri, tırları önüne katıp menfezlerin önünde set oluşturması felaketin boyutunu büyütmüştür. Bu aşikar bir sonuçtur. O halde demek ki çok önemli katkı sağlayan bu felaketin büyümesine bir rol üstlenmiştir. Bundan sonra bu tır parkı burada devam etsin demek bile bile yeni felaketlere davetiye çıkarmaktır diye düşünüyorum.” diyerek cevapladı.

Kimsenin denizcilikte bir mazereti kalmadı

Ulaştırma Bakanı Yıldırım kendisine yöneltilen Şura kapsamında demiryollarıyla birlikte kıyı şeridinin ulaşımda canlandırılması söz konusu mu? sorusunu şu şekilde cevaplandırdı:

“Denizciliğin en önemli sorunu denizde kullanılan yakıtın çok pahalı olmasıydı. Bugün kü değerinin iki katı idi. Geldiğimizde yaptığımız ilk iş yakıttan ÖTV"yi kaldırdık. Şimdi arada istasyonlarda, trenlerde, otobüslerde, kamyonlarda, taksilerde hepsinde kullanılan mazotun bedeli denizde neredeyse yüzde 35-40"ı kadar. Böyle bir en önemli teşvik buydu. Bunun kısa vade sonuçlarının Marmara Havzası"nda gördük. Marmara"da bugün atık bir çok yerde karşıdan karşıya ağır vasıta geçişi var. Yüzde 108 artış oldu. Ayrıca yolcu taşımacılığı da 5 milyondan 8 milyona çıktı. Yolcu taşımacılığı 72 milyondan 108 milyona ulaştı. Eskiden dediğiniz şey devletin işlettiği gemiler vardı Akdeniz, Karadeniz, Marmara o beyaz 56"da alınan gemiler. O artık yok. Yani devlet deniz işletmeciliği biz devlet olarak bakanlık olarak ta diyebiliriz buna sadece demiryollarını yapıyoruz. Onun dışında işletmecilikten çekildik. Doğru olan da bu. Ancak bir evrensel hizmet, sosyal hizmet gerektiren ticari endişe olan yerler varsa onu da bir kanun çıkardık. Belki bundan haberiniz olmayabilir. Evrensel hizmet kanunu. Ağırlıklı olarak bilişim projelerine harcıyoruz. Okullara internet sınıfları yapıyoruz. internet erişim merkezleri yapıyoruz. Bir çok sosyal içerikli proje yapıyoruz ama orada bir madde koyduk. Ulaşımı sadece denizyoluyla yapılacak yerler, Adalar. Bunlara da evrensel hizmet desteği veriyoruz. Mesela Bozcada, Gökçeada"ya şu anda çalışan gemiler bizden destek alıyor. Taşıdığı yolcu başına. Oraya gemi lazımsa bizde bu gemiyle evrensel hizmet fonundan ödeyerek karşılıyoruz. Böylece aldık bir gemi. Son bir senedir Gökçeada"da Bozcaada"da muazzam bir yerleşim olmaya başladı. Bu iyi midir kötü müdür? O da ayrı mesele. Şimdi dolayısıyla biz denizciliğin gelişmesi anlamında yapılması gereken bütün tedbirleri aldık. Bundan sonra iş artık müteşebbislerin. Denizcilerimiz şu anda kabotaj taşımacılığı yaparlarsa ister yük, ister yolcu mutlaka para kazanırlar. Neden yapmadılar? Çünkü denizcilik 2003-2008 arasında çok gelişti. İhtiyaç duymadılar. Bu tarafa bakacak zamanları olmadı çünkü iyi para kazandılar. Uluslararası tersanecilik, yatçılık, taşımacılık ihracat üç kat artmış. Dolayısıyla çok muazzam iş var her tarafta. Dönüp yeni iş kurmayı akıllarından geçirmediler. Ama şimdi kriz dolayısıyla onu düşünenler var. Ama denizciliğimizi olumsuz hale giren konuşmamın başında söylediğim yer, ulaşım türleriyle entegrasyonunda yaşadığımız sorunlar. Bütün bunlar neden böyle oldu? Burada da cumhuriyetin ilk yıllarında ulaşımla ilgili konular hemen hemen aynı idare altındaydı. 40"a kadar. 40"tan sonra kurulan hükümetlerde buradan birer bir bir parça koparılarak bakanlıklara serpiştirildi. Böylece demiryollarındaki politikalarımız kayboldu. Denizlikte ki önceliklerimiz kayboldu. Karayolu tamamen diğerleriyle kopuk halde büyümeye gelişmeye başladı. Dolayısıyla ulaşım türlerinin entegrasyonuyla türler arasında ki denge dediğimiz olay tamamen yok oldu. Şimdi işte bizim hükümetin dönemiyle birlikte ilk yıllarda değil ancak 2007 seçimlerinden sonra biz tekrar ulaşımda bir entegrasyonu belirli bir ölçüde sağlamış olduk. Bugün artık karayolu da deniz yolu da demiryolu da havacılıkta aynı bakanın bünyesinde dolayısıyla geleceğe yönelik projeler öncelikle bu türlerin birbirleriyle entegrasyonu konuları çok daha rahat bir şekilde görülebilecek. Aslında bu şura olayı bakanlığımızın kuruluş yasasında var olan bir şeydir. Düzenlenen Şura en son 98"de olmuştu. 9. ulaşım şurası yapılmıştı. Şimdi 10 sene sonra 10."sunu yapıyoruz. Elbette bunu bu kadar geciktirmemek lazım. Her 5 senede bir tekrarlanırsa bu o zaman daha iyi gelişmeleri gidişatı doğru mu olduğu yanlış mı olduğu, nereleri düzeltmek gerektiğini daha rahat göreceğiz. Denizciliğimizin hem mevzuat altyapısı hem de fiziki altyapısı şuanda hazırdır. Hiçbir engel yoktur. En son bu yatların Türk bayrağı çekmesiyle ilgili düzenlemeyi de yaptık. Kimsenin denizcilikte bir mazereti kalmadı. Denizcilikte hakikaten çok şey yapıldı. Türkiye Türk gemileri kara listedeydi. Şu anda beyaz listeye geçti. Bu şok önemli bir başarıdır. Limanlarımızı terk eden gemiler her gittikleri yerde kontrol ediliyordu. Her 100 gemiden de 26 tanesi tutuluyordu. Şu anda her 100 gemiden 4 tanesi tutuluyor. Bu da Paris memorandumu dediğimiz bir anlaşma var. Orada beyaz liste, kara liste sınıflanması var. Orada Türkiye beyaz listeye geçen ülkeler arasına girdi. Bu da denizciliğimizin uluslararası itibarını bayrağımızın itibarını arttıran önemli bir gelişmedir.”

Daha gündeme gelecek projeler var

Deniz Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Recep Canpolat'ın Türkiye Denizcilik İşletmeleri bünyesinde bulunan kılavuzluk ve römorkör hizmetleri VTS"yle ne zaman birleşecek? Ayrıca bildiğiniz gibi Ege Denizi"nde yeni VTS"ler kuruluyor ve bunlarla ilgili ön çalışmalar tamamlandı. Türkiye"nin Adana bölgesi, Ceyhan ve Ege Denizi"nde. Bu hattın içerisinde özellikle Ege Denizi"nde sayın hocam komşularımızın ulaştırma bakanlarının da davet edileceğini ifade etti. Burada özellikle VTS"in kurulmasıyla birlikte Yunanistan"la aramızda yeni bir kriz oluşacak mı? Ve karayollarının özellikle otobanların 2023 perspektifi çerçevesinde özelleştirilmesi düşünülüyor mu? Yeni karayolları yatırımlarında finans kaynağı oluşturmayı düşünüyor musunuz? sorusu üzerine Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Karayollarının mevcut otoyolların uzun süreli işletme hakkının devri zaten gündemde. Bu uzun vadeli bir hedef değil. Bir kaç yıldır gündemde olan bir şey. Bazı yasal düzenlemeler gerekiyor. Onlarda meclis gündeminde olduktan sonra yapılacak. Yeni projelerde ağırlıklı olarak yap-işlet-devret yöntemiyle gerçekleştirileceği için zaten bir yandan da özel yollar olacak. Körfez geçişi böyle, boğaz tüp tünel geçişi böyle. Daha gündeme gelecek projeler var. Onlar da böyle olacak. Bunlar büyük finansman gerektiren projeler. İzmit Körfezi, İzmir Körfezi, Mersin, İskenderun Körfezi buralara da yani deniz trafiğinin yoğun olduğu yerlere de VTS yapıyoruz. Bunun Yunanistan"la bir kriz oluşturması söz konusu olmaz. Neden olmaz. Zaten şu anda gerek AIS gerekse LIRIT çerçevesinde böyle kesişen kapsama alanlarımız var. Bunlar bizim Yunanistan"la aramızdaki geleneksel itilaflara ilave bir şey getirmiyor. Aksine Ege Denizi"ndeki geleneksel itilaflarımız devam eder. Aksine bu itilafların daha kontrollü olarak sürmesine de yardımcı olur. Bilgiler daha güncel, gerçek zamanlı olacağı için burada anlaşmazlıklarında minimize edilmesini sağlayacak diye düşünüyorum. Çok yakında hallolacak işlemleri devam ediyor. Burada ki kılavuzluk imkan ve kabiliyetlerini birleştireceğiz. Yani iki kuruluşun bir müddet daha tüzel kişilikleri ayrı ayrı devam edecek. Ama Ulaştırma Bakanlığı bünyesine ikisi de alınmış olacağı için birisi zaten var, diğeri de geldiği için biz kendi iç düzenlememizde buradaki koordinasyonsuzluğu, eksikliği gidereceğiz. Haftalarla ölçülecek kadar kısa sürecek.” dedi.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.