• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C

Boğaziçi iki kıtayı buluşturuyor

Boğaziçi iki kıtayı  buluşturuyor
İsviçre'de çıkan Neue Zürcher Zeitung Gazetesi, sayfalarında yer verdiği bir yazıda İstanbul'u ve Boğaziçi'ni ayrıntılı olarak tanıttı

ZÜRİH- Neue Zürcher Zeitung: Boğaziçi: Avrupa ile Asya'nın buluştuğu yer
İsviçre'de çıkan Neue Zürcher Zeitung Gazetesi, sayfalarında yer verdiği bir
yazıda İstanbul'u ve Boğaziçi'ni ayrıntılı olarak tanıttı. Yazıda " Boğaziçi: Avrupa Susanne Schanda imzalı yazıda "Türkiye'nin coğrafi ve kültürel
bakımdan batı ile doğu; Avrupa ile İslam Dünyası arasında bir bağ olma potansiyeline sürekli dikkat çekilir. Boğaziçi'nde bir gemi gezisi komşu olan ancak farklı dünyaları gözler önüne seriyor. Ağır gemiler, İstanbul'un en büyük atardamarı olan Boğaziçi'de, iki kıta arasında yavaşça geçiyor," denildi.
Gazetenin 28 Kasım 2008 tarihli sayısında yayımlanan yazıda daha sonra şunlar ifade edildi: Yolcu gemisi Eminönü'den kalkarken hava henüz karanlık değildi ama alacakaranlık yaklaşmıştı. Gün boyunca burada, İstanbul'un Avrupa ile Asya yakasını birbirine bağlayacak olan yeraltı metrosunun çalışmaları devam ediyor. Vapur Haliç'i geçiyor, Asya kıyısını sağında bırakıyor ve Karadeniz'e doğru açılıyor.
İstanbul yüzyıllardır en güzel taraflarını Boğaziçi'ne bağışlamıştır.
Burada, Boğaziçi kıyısında muhteşem saraylar ve beyaz ahşap villalar yer alıyor. Yalı olarak adlandırılan bu villalar 20. yüzyılın başında inşa edildi ve İstanbul'un zengin kesimine yazlık olarak hizmet etti.
Cihangir'in girişinde Orhan Pamuk'un evi görülebilir. Nobel ödüllü yazar da suyu ve arada kalmışlığı seviyor. Marmara Denizi'ndeki adalardan birindeki evinden hafta içinde birçok kez şehir içindeki evine yazmak ve okumak için geliyor. Pamuk kesinlikle Batı-Doğu karışımının bir yansıması.
İroni dolu romanlarında Batı ile Doğu arasında kalmışlığı anlatan edebi bir dünya yaratıyor. Yazı masasında otururken önünde Boğaziçi ve Asya yakası uzanıyor.
Gemiden Asya elle tutulabilecek kadar yakın görünüyor ancak kimse o tarafa bakmıyor, çünkü önce solda Dolmabahçe Sarayı var. Barok tarzında inşa edilmiş olan masal sarayı 600 metre uzunluğunda ve 19. Yüzyılın ortalarında inşa edildi. Sultan, Topkapı Sarayı'ndan Avrupa stilindeki bu yeni binaya taşındı. 1938 yılında modern Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Atatürk burada vefat etti. Bugüne kadar saray hükümetçe temsil amaçlı kullanıldı. Yaz aylarında İran
Cumhurbaşkanı Ahmedinejad tartışmalı gezisinde bu sarayda konakladı.
Ankara'da resmi bir ziyaret Avrupa yönelimli hükümet için siyasi açıdan müşkülat yaratırdı. Beşiktaş'ta gemi kısa bir süre için duruyor ve bir aile gemiye biniyor. Kadınlar geleneksel-İslami tarzda, koyu renkli giyinmiş ve türban taşıyor, çocuklar ise t-shirt ve spor ayakkabı giymişler. Sonra vapur Üsküdar'da duruyor. İskele beş vapura yetecek
kadar geniş, Beşiktaş'ın Eminönü ya da Kabataş'tan farkı yok. Üsküdar'da oturanların çoğu sabah gemiye biniyor ve işleri için Avrupa yakasına gidiyor, akşam evlerine dönmel için tekrar geri geliyorlar. Asya kıtasında ev fiyatları diğer yakaya göre daha düşük. Ancak burada da bir yükselme eğilimi var.
Sokak takip edildiğinde otobüs durağına varılıyor. Yeşil otobüsler buradan insanları iç taraflara taşıyor. Kirazlıtepe, İnkılâp, Dudullu gibi semtlere. 15 ile 20 milyon arasında tahmin edilen İstanbul'un nüfusunun yaklaşık üçte biri şehrin Asya yakasında yaşıyor.
Yedi yıldır ilk Türk kadın pilot Sabiha Gökçen'in adı verilen bir havaalanı hizmet veriyor. Üsküdar daha çok Anadolu'dan gelen insanların yaşadığı muhafazakâr bir ilçe. Din burada şehrin diğer kesimlerinden daha fazla rol oynuyor. Bu, camilerin çokluğundan
anlaşılabiliyor. Asya yakasıı Mekke'ye daha yakın. Gemi tekrar Avrupa'ya yöneldiğinde Boğaziçi'nin suyu siyah parıldıyor. Ortaköy'e giderken 1973 yılında Cumhuriyet'in 50. yılında tamamlanan Atatürk Köprüsü geçiliyor. Ortaköy'de birçok kafe, restoran ve büyük bir pazar var. Oradan eskiden bir köy olan şimdi ise şehre katılan Bebek'e ulaşılıyor.
Telaştan kaçmak isteyen burada oturuyor. Yazar ve Gazeteci Perihan Mağden gibi. Mağden, liberal Radikal Gazetesi'ndeki köşesinde devlet ve toplumda gördüğü olumsuz olayları keskin bir biçimde eleştiriyor ve bunu yaparken riskten kaçınmıyor. İki yıl önce vicdani reddin insan hakları çerçevesinde ele alınmasını talep ettiğinde, kendisine dava açıldı fakat beraat etti, köşe yazısı yazmaya devam ediyor ve hakkında yeniden dava açılıyor, Türklüğe hakaretten dolayı. Ondan önce Orhan Pamuk, Elif Şafak ve sokak
ortasında vurulan Ermeni Gazeteci Hrant Dink de suçlanmıştı.
Mağden "Türk toplumuna kızgınlığımı köşe yazılarıma kanalize ediyorum. Kendime, insanların neden benim kadar kızgın olmadığını soruyorum," diyor.
Sonra çayını yudumluyor, Boğaz'a bakıyor ve geri kalan Türkiye ile ilgisi olmayan şehri hakkında yorumunu dile getiriyor: "İstanbul'u bir şehir devlet ilân etmemiz gerekir, Singapur gibi." Eminönü'ne dönerken vapur hiçbir yerde durmuyor. Gece oldu. Üsküdar'daki bir binadan gözyüzüne doğru güçlü bir ışık yayılıyor, arayan hareketler yapıyor ve sonra
asla uyumayan şehrin merkezindeki Taksim'i hedef alıyor. Asya'da parti düzenleyenler Avrupalılara şöyle söylemek istermiş gibi: Bunu biz de yapabiliriz. Yalnızca tıpkı Boğaz gibi herkese ait olan ay İstanbul'un üzerinde sessizce parlıyor. Boğaziçi: Avrupa ile Asya'nın buluştuğu yer

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.