• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C

Belli sınıftan olanlar konuşuyor

Özkan Altıntaş

Daha  önceki yazılarımda insanların önce yüzüne gülüp sonra arkadan dolap çevirenlerin sayısı arttıkça üzüntümü dile getirmiştim.

Bu gibi insanların dakika başı insanlık ayıbı işlediklerini söylemiştim.

Kalitesizliğin girdabında kaybolup gideceklerini belirtmiştim.

 

Biz gücümüzü insanlara iyilik yapmaktan alıyoruz.

Aksini söyleyen beri gelsin.

Doğru bildiği yolda ilerleyeni kimse sevmez

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar...

Gazeteci doğru yazmazsa zaten gazeteci değildir.

Rahmetli Sedat Simavi gazeteciler için "Kalemini kır ama satma" demişti.

Bu kalitesiz kişiler gazeteci değiller ama kendilerini ucuza satıyorlar.

Her ortamda de ne olduklarını 'vesikalı' gibi ortaya döküyorlar

 

İnsanlara iyilikten kötülük gelmez...

Bırakın yapana enayi desinler, siz gene iyilik yapın

Allah hepimize Mevlana sabrı vermiştir.

Yeter ki gönlünüz zengin olsun.


Allah’ın tokadı yok ya!

Bir gün bu gibi insanlardan hesabını sorar...

Biz görmeyiz ama kendileri görür ya...

Acaba o zaman ne düşünürler?
En çok onu merak ediyorum.

 

Hırsızlık, uğursuzluk, ona bu çamur atmak, gerçeklerden kaçmak.

Yalana dolana sığınmak kanına işlemiştir bu gibi kişilerin...

Namuslu insanın erdemine ulaşamayınca çamur atarlar...

Ancak insanlar onlara sadece gülüp geçerler...

Çünkü bilinen bir gerçek vardır.

O insanlar sicilli ve zihinlerde sabıkalıdırlar...

Vesikalıdırlar...

Vücutlarını satmışlardır
Vücutlurı bir yerlerden hava almaktadır

Ağızlarıyla kuş tutsalar kimseyi inandıramazlar.

 

Yanlarında bir takım parazitlerde taşırlar.

Yokluklarında onları çomak gibi kullanırlar...

Hepsi aynı dili konuşurlar.

Çünkü aynı çanaktan yiyorlar.
Bitleniyor ve eşeleniyorlar...

Çanak yalayıcının çöp toplayıcısılar.


Kuş dili hariç her dili biliyorlar.
Bildiklerini zannedip hiç bilmeyenlerde var..
Hatta sahte belgelerle dolaşanlarda...


Ama beyinsizin önde geleniler...

Gördükleri eğitim hava cıva...

Onlara kişilik vermemiş.
Hiçbirşey kazandırmamış...

Onur vermemiş.

Onun bunun uşağı olup kalmışlar.

 

Turizm sektöründe benzerlerin gördükçe iğreniyorum...

Vah zavallı Türkiye turizmi diyorum.

Bu gibi sahtekarların elinde kaldığı içinde üzülüyorum.
Çünkü Türkiye turizminin çok üst düzeyde kaliteye ihtiyacı var.

 

Bu yazıların muhatapları kendilerini bilirler.

Herkes üzerine alınmasın.

Allah’tan bu gibi insanların yanında ülkesini, milletini ve temsil ettiği camiayı seven, onlara saygı duyan, yeri geldiğinde riske giren ve kimin kim olduğunu bilen çok değerli olanlar çoğunlukta da fazla bir şey yapamıyorlar.

 

Gazeteci Doğan Katırcıoğlu’nun bir sözünü anmadan geçemeyeceğim:

"Bu insanlar akıllanmıyor. Habire bize kazık atıyorlar.

Atsınlar... Onlar bize kazık attıkça, biz daha fazla iyilik yapalım...

Elbet bir gün akıllanırlar..."

İnşallah öyledir.

 

André Weil Kanunu olarak bilinen gerçeği anımsayalım:

 

Birinci sınıf insanlar, birinci sınıf insanlarla çalışırlar.

İkinci sınıf insanlar, üçüncü sınıf insanlarla çalışırlar.

Üçüncü sınıf insanlar...

Şakşakçı, yalaka ve dalkavukturlar...

Kısaca hokkabazdırlar...

 

Şimdi şapkanızı önünüze koyun ve düşünün:

 

Siz hangi sınıftansınız?

Onları düşünmeyin

Sınıfları belli...

Vesikalılar....  

Bu yazı toplam 868 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.