• BIST 103.200
  • Altın 196,867
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 16 °C

Bazilika, 5. yüzyılda yapılmış

Bazilika, 5. yüzyılda yapılmış
Marmara Ereğlisi, (Heraklia) Kalekapı semtinde ortaya çıkarılan bazilika yapısının M.S. 5. yüzyıla ait dini yapı olduğunun anlaşıldı.
TEKİRDAĞ - İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Eski Çağ Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar, Tekirdağ'ın Marmara Ereğlisi, (Heraklia) Kalekapı semtinde ortaya çıkarılan bazilika yapısının M.S. 5. yüzyılda ilçenin genişlemesi sırasında burada yapılmış olan bir dini yapı olduğunun anlaşıldığını belirtti.
Prof. Dr. Sayar, Marmara Ereğlisi'nin Kalekapı semtinin bölgede 1990'lı yılların başların da bir temel kazısı sırasında bazı "geç antik devir" denilen döneme ait duvar kalıntılarının ortaya çıktığını ifade etti. Tekirdağ Müze Müdürlüğü'nce bölgede kazı çalışmasının başlatıldığını söyleyen Sayar, kazı sonucunda burada mozaikli zemin bulununca kazının genişletilmesine karar verildiğini ifade etti.
Söz konusu yapının yayılma alanı olduğu tahmin edilen bölgenin tamamen istimlak edildiğini belirten Sayar, Tekirdağ Müze Müdürlüğü ve Kültür Müdürlüğü ile birlikte Kültür Bakanlığı da dahil edildikten sonra bu bölgede, İÜ ve Tekirdağ Müze Müdürlüğü işbirliğiyle çalışmalara başlandığını kaydetti.
Prof.Dr. Sayar, şunları kaydetti:
"Yapılan kazı çalışmalarında, 1990'lı yılların başlarında batı kesiminde açığa çıkarılan yapının doğu kesimi ile güney ve kuzey duvarları yavaş, yavaş ortaya çıkarılmaya başlandı. Bu yılın Ekim ayında yapının batı girişinden Doğ udaki Apsis alanına kadar tüm mekanları ortaya çıkarılmış oldu. Bunun sonucunda Kuzey ve Güney nefler dediğimiz neflerinde mozaik zeminin, orta nefteyse mermer ve tuğla döşeli bir zeminin olduğunu tespit ettik. Binanın, giriş kısmında ve avlunun bazı bölümlerinde mozaik bulunduğu, Güney nefin ise Gü neybatı köşesinin MS. 10. yüzyılda tek nefli bir kilise haline getirildiğini ve parçalı mermerlerle döşendiğini açığa çıkardık.
Prof. Dr. Sayar, yine bu alanın daha sonraki yüzyıllarda bölgedeki yerleşme sisteminin değişmesi ve kentinde küçülmesiyle mezarlık olarak kullanıldığını tespit ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Kazılarımız sırasında 330 civarında mezar açıldı ve bunların hepsinin doğu, batı istikametinde yatırılmış cesetler olduğu aynı zamanda iskeletler üzerinde yapılan incelemelerde de doğal ölümlerle hayattan ayrıldıkları anlaşıldı. Sonuç olarak kale kapı semtinde ortaya çıkarılmış olan bu bazilka yapısının MS 5. Yüzyılda Marmara Ereğlisi'nin yani o zamanki adıyla Herakleia'nın genişlemesi sırasında burada yapılmış olan bir dini yapı olduğu ve daha sonraki yüzyılda bölgeye saldıran Avarlar'ın bir kuşatması sırasında atılan ateşli bir cisimle ahşap çatısının yanarak tahrip olduğunu tahmin etmekteyiz."
Proje çalışmalarında sadece bu bazilika yapısına bağlı kalmadıklarını ve çevresiyle olan ilişkisini de incelemeye başladıklarını anlatan Sayar, hedeflerinin projenin ayaklarından biri olan mozaiklerin sürekli açıkta kalmasını sağlamak olduğunu ifade etti.
Sayar, buranın üzerini koruyucu bir çatıyla örterek binanın dış duvarlarının kültür varlıklarının neler ve bunların ne kadar derinlikte olduğunu saptamak için yapılan sondaj çalışmalarında özellikle Kuzey kesiminde Kuzey nefin dış duvarının bir kaç metre ilerisinde şehrin surlarının dış bedenini bulduklarını kaydetti.
Böylece, yapının şehir surlarıyla olan ilişkisi, şehir surlarıyla yapı arasında bir sokak olduğunun ortaya çıktığını belirten Sayar, şunları kaydetti:
"Yine Güney kesiminde Osmanlı döneminden kalma bir kanalizasyon sistemiyle ve geç aktif devirden kalma bir çok yapıya ait mimari malzemenin bu bölgede kullanıldığını ve devşirme malzeme olarak bir çok duvarın oluş turulduğunu gördük. Çeşitli bölgelerde, sel ve deprem felaketleri izlerine rastladık. Bütü n bunların hepsi Marmara Ereğlisi tarihinin orta çağ boyunca bilinmeyen yönlerini aydınlatma konusunda bilgi bankası niteliğindedir. Bu projenin amacının bazilika ve onun üstünün örtülmesinin yanı sıra bazilikanın hemen Kuzeyinde yer almasından söz ettiğimiz şehir surlarının doğu-batı istikametinde ne kadar uzandığını da hesaplamak olmalı. Bu da hava fotoğrafları ve yerinde yaptığımız gözlemlerle büyük ölçüde belirlenmiş vaziyette. Önümüzdeki yıllarda kalekapı semtini bütüncül bir şekilde ele alan ve burada bu kentin eski eserlerini vurgulayabilecek şekilde bir çevre düzenlemesi yapılmasına fırsat verecek bir genel proje yapmayı tasarlamaktayız."
Prof. Dr. Sayar, burada küçük buluntu denilen eser sayısının az olduğunu belirterek, Orta Çağ dönemine ait çeşitli kanat ağırlıkları, bazı roma devrindeki mezarlık taşlarının kıvrılarak kullanılmış parçaları ve çok sayıda mimari eleman olduğunu ancak ölü hediyesi olan veya başka amaçlarla kullanılan küçük buluntunun olmadığını ifade etti.
Şu anda en değerli buluntunun çok güzel hayatlardan bahseden mozaik zemin olduğunu ifade eden Sayar, Kuzey ve Güney nefler boyunca uzanan bu mozaiklerin restore edildiğini ve üzeri kapatıldıktan sonra herkesin anlayabileceği şekilde teşhir edilebileceğini umduğunu kaydetti.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.