• BIST 91.686
  • Altın 211,532
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C

Basket maçları ve referanduma kilitlendik

Basket maçları ve referanduma kilitlendik
Her vatandaş demokrasi uğruna anayasanın kendine verdiği oy hakkını, özgür iradesi ile ülkesinin geleceği için kullanmak zorundadır
MURAT EMEN-EMEN&EMEN

Haftanın Ekonomik Görünümü (6-10 Eylül 2010)
Bu hafta Ramazan"ın arkasından bayram günlerine, oradan da ülkenin aylardır kilitlendiği referanduma geliyoruz. Bir kısmımız bu Pazar Fransa ile başlayan çeyrek final basketbol maçlarına kilitlendik.
Fransa"yı rahat geçtik. İnşallah sonra Slovenya"yı yenip, yarı finali atlayıp referandumla aynı güne gelecek finali oynarız. Oyumuzu kullanıp bir taraftan referandum sonuçlarını beklerken TV karşısında inşallah basket milli takımımızın final başarısını izlemek kısmet olur.



BAYRAM HAFTASI

Gerçi bu bayram şehirler, özellikle İstanbul oldukça dolu olacak. Önce bayram sonra referandum ve arkasından hemen açılacak olan okullar var. İnşallah referanduma katılım yüksek olur. Bunca zamandır karşılıklı yapılan atışmalardan halkın bir şey anladığını zannetmiyorum. Neyin referandumu bu? Anayasanın değişen maddeleri ise en okumuşumuz bile neyin değiştiğinin pek farkında değiliz. Bildiğimiz iktidarın söz geçiremediği yargıyı kuşatmaya yönelik bir tuzak var. Tuzak olduğu AKP"nin devamlı 12 Eylül"ü işlemesinden belli. Bu referandum on genel seçime bedel demelerinden belli. Yoksa sadece 12 Eylül ile hesaplaşmak AKP"nin işi değil. Yeni jenerasyon 12 Eylül"ün ne olduğunu bile bilmez. Bizlerde acı da olsa unuttuk gitti. Nesi ile hesaplaşılacak o da belli değil. Evren Paşa mı yargılanacak. Yahut 12 Eylül sonrası yapılan anayasanın bazı maddelerimi bizi rahatsız ediyor. Öyle ise niye 30 sene bekledik. Anlamak mümkün değil. AKP"nin bir bildiği var ya göreceğiz bakalım.



Referandumda liderleri dinlerken çok insanın artık o eski ilgiyi göstermediğini hissettim. Kimse kimin ne söylediğini fazla merak etmiyor. Çünkü yeni bir şey söylenmediğinin onlarda farkındalar. Bu benim değil, bindiğim taksinin şoförünün düşünceleri.
Bana göre, yaklaşan seçimler için bu referandum, yeni oyuncu Kılıçdaroğlu"na çok iyi bir antrenman oldu. Gittikçe kıvama girdi. İyi espriler yakaladı. En önemlisi yurdu baştanbaşa dolaştı. “Hodri meydan” dedi karşıdan cevap alamadı. Başbakan"da yeni bir mesaj veremedi, ama bu propaganda sürecinde toplumun farklı kesimlerine yönelik vaatleri bol bol dağıttı. Kimi faiz indirimi kopardı. Kimileri vergi ve SSK affı yakaladı. Dahası da gelebilir.



Sonuç ne olur?

Sonuç konusunda bir tahmin yapmak kolay değil. Beni düşündüren halkımızın demokrasi kültürüdür. Ancak henüz bunun bilincinde olamadık. İnsanlar neye oy verdiklerinin farkında ve bilincinde değiller. Bazı entel solcular Orhan Pamuk, Sezen Aksu gibileri 12 Eylül ile hesaplaşılacak diye “evet” diyormuş. Bazı bilinen işadamları (bertaraf edilmemek) için “evet” diyeceklerini belirttiler. Hülya Avşar gibi akıllı sanatçımız son güne kadar anayasanın değişen maddelerini inceleyeceğini belirtti. Erdoğan"ın bazı söylemleri demokrasiyle bağdaşmadı. Özellikle tehdit kokan sözler ona yakışmadı. Bunu bizzat bazı aklı başında işadamlarımızdan duydum. Bu söylemleriyle değişik bir ütopya yarattı.
Aylardır konu edilen 12 Eylül öncesi ve sonrasını hatırladığımda aklımda sağ-sol çatışmaları ve irtica kalmış. Sağ-sol çatışmaları gerçekten çok vahim günler geçirtti bize. Darbe olmadan olayların üstesinden gelinmesi gerekirdi. Bu yapılamadı ve otorite boşluğu doğdu. 13 ilde birden örfi idare ilan edildi.



O günlerde neler yazılmış ne methiyeler düzülmüş ordu göklere çıkarılmıştı.. Ben mi yanlış hatırlıyorum diyerek, bir tanesini Nazlı Ilıcak"ın 14 Eylül 1980 tarihinde Tercüman"da çıkan yazısının bir bölümünü aşağıya alıyorum.
“ Türkiye'de demokrasi, demagoji ve anarşiye dönüşmüştür. Otorite ve hürriyet arasındaki denge birincisi aleyhine bozulmuş, bir otorite boşluğu doğmuştu.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu boşluğu doldurdu.(...) Hürriyet halk için değil, aydınlar için lüzumludur, belki kulağa hoş gelmeyen ama gerçeği aksettiren bir sözdür. Parlamentonun feshi ve demokrasinin bir süre askıya alınması, mutlaka geniş halk kitlelerini fazla etkilememiştir." *(Nazlı Ilıcak, 14 Eylül 1980, Tercüman)*

Ilıcak bugünlerde bu konuda neler yazıyor, bilmiyorum.

Ne uğruna olduğunu tam anlayamadığımız iç çatışmalar çok acı izler bıraktı. Sonrası da kötü oldu. İdamlar, işkenceler, gereksiz tutuklama ve gözaltılar. Hiç olmaması gereken şeylerdi. Daha 12 Eylül sürecinde başlayan Ziverbey işkenceleri kolay kolay unutulmayacaktır.

Referandum AKP iktidarı için bir ön seçim provası olacak. Hayır çıkarsa işler kötü. İşte o zaman 12 mart yerel seçimlerinde oyu %12 lere düşen Özal hükümetinden farkı kalmayacak ve ipin ucu kaçacak. Popülist ekonomi dönemine girip bütçe-mali kural vs. unutulacak ve popülist ekonomi politikası uygulamaya sokulacak.
”Evet”ler ağır basarsa iktidar daha moralli olarak seçimlere hazırlanacak. Ama bu stratejide elde edilen başarının sadece bir referandum sonucu olduğunu unutmadan hareket etmeliler. Diğer taratan evet"in fazla olduğu bir sonuçtan , muhalefet özellikle CHP"nin kendi içinde hesaplaşmak yerine yeni dersler çıkarmalı. Eksiklerini görmeli. İçinde bulunduğumuz kritik günler sadece siyasi partilerin sırtına yıkılamayacak kadar önemli günler. Her vatandaş demokrasi uğruna anayasanın kendine verdiği oy hakkını, özgür iradesi ile ülkesinin geleceği için kullanmak zorundadır.
İnşallah haftaya bu satırları yazarken referandum sonuçlarını almış olacağız. Her şeyin hayırlısı.

P İ Y A S A L A R

Son 3 aydır düşüşte olan enflasyon, ağustosta yeniden yükselişe geçti.
Enflasyon geçen ay, tüketici fiyatlarıyla (TÜFE) yüzde 0.40, üreticide (ÜFE) yüzde 1.15 arttı. Bu durum, aşırı sıcakların rekolteyi azaltması ve ramazan ayında yükselen talep nedeniyle gıda fiyatlarında yaşanan yüzde 2.95'luk artıştan kaynaklandı. Yıllık enflasyon TÜFE'de yüzde 8.33, ÜFE'de yüzde 9.03'e çıktı.




TCMB Başkanı Durmuş, geçtiğimiz hafta küresel krizin önemli kısmının geride kaldığını ancak toparlanmanın uzun zaman alacağını söylerken, Sn. Ali Babacan 20-30 yıl sonra Avrupa"da sadece Almanya ve Türkiye diye iki büyük ülkenin varolacağını söyledi. İnşallah bunları rakamlara bakarak söylemiştir.
Durmuş"tan anladığımız, düşük faizler daha uzun zaman devam edecek. Enflasyonda orta vade de bir sorun görmüyor.
Diğer taraftan ABD ekonomisinde alınan bunca tedbire rağmen sorunların devam etmesi ekonomistlerin şom ağızlarını tekrar açmalarına neden oluyor. Kahin Roubini 2.inci dip ve ABD"de 500 bankanın batabileceğinden bahsediyor.



Bernanke sorgulanıyor demiştik. Kongrede bilgi veren Bernanke “Ekonomideki aksaklıkları 2007"de yönetilebilir olarak gördüğünü “Bu büyük oranda benim hatam. Piyasalarda panik oluşmasından çekindim. Daha atik davranmadığım için pişmanım” dedi.”
Durumun bir balon olduğu ve finans sisteminde bir risk oluşturacağı anlaşıldığı zaman düzeltmenin yalnızca para politikaları ile gerçekleşmesi için çok geçti” konuştu. Bu arada Lehman"ın batmasını öngöremediklerini itiraf etti.

Bizde haftanın önemli kısmı bayram tatiline rastlarken, dünyada küresel etkiler devam edecek. Küresel ölçekte ekonomik büyümeye yönelik endişeler ve zayıf enflasyon beklentileri, dünya genelinde düşük faiz ortamını destekliyor.

Dolar fazla bir değişim göstermedi ve haftaya 1.5259"den başlayan ve dar bir bant içinde hareket ederken bir ara bankalar arası piyasada 1.4990"lara geriledi. Haftayı 1.5080"lerde kapatan doların az da olsa aşağı hareketi beklenebilir.
Bu hafta 1.50-1.52 bandında seyrini normal karşılayabiliriz. Referandum sonucuna kadar temkinli geçecek kotasyonlar, sonuca göre kısa vade de sıcak para kaçışına neden olabilir.

Haftabaşında 1.2630 dan başlayan parite, gelen verilere Trichet"in konuşmasına bağlı olarak haftayı 1.2850"den kapattı. Beklentiler euronun biraz daha değer kazanacağını gösteriyor.

Sıcak para için hala cazip ülke konumundayız. Geçen haftayı biraz düşerek 8.08"den kapatan bileşik faizlerin bu seyrini devam ettirmesi bekleniyor. TCMB açıklamaları bunu teyit ediyor.
Yatırımcılara bu günlerde mevduatta kalmaları öneriliyor.

Bu arada bankalarımızın ilk çeyrekte yakaladıkları rekor karlılık seviyesine göre ikinci çeyrekte %9 gerileme oldu. Bankalar cephesinde ikinci yarı hızlı bir mevduat yarışı var. Kredilerde büyüme olsa bile karşılıklardan dönüşler azalmaya devam edeceğinden aynı karlılıkları yakalamanın zor olacağı konuşuluyor.



Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın, “Vergi ve prim borçlarına kolaylık gelecek” sözlerini, “Sayın Başbakanımızın bu konuda ifadesi oldu. Bu konuda bir çalışma var ama tamamlanmış değil” dedi.
Şimşek, şöyle devam etti: “Ama vatandaşa, esnafa, mükelleflere kolaylık sağlama anlamında, taksit sürelerinin uzatılması anlamında, geçmişte varsa çok yüklü bir faiz ödemelerinin veya faiz yükünün, daha makul seviyelere, enflasyona paralel bir düzeye çekilmesi hususları değerlendirilebilir. Bu konuda henüz yapılmış, tamamlanmış bir çalışma söz konusu değil. Bunu af niteliğinde bir çalışma olarak kimsenin görmemesi lazım.

Bütün okuyucu ve dostlarımızın Ramazan Bayramını en içten dileklerimizle kutlarız.

Esenlikle kalın.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.