• BIST 91.908
  • Altın 212,120
  • Dolar 5,3784
  • Euro 6,1313
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 14 °C

Başbakan: Başkanlık sistemi başarılı

Başbakan: Başkanlık sistemi başarılı
Başkanlık sisteminden söz eden Erdoğan, diğer taraftan 2012 yılında cumhurbaşkanlığına hazırlanıyor. Sorun cumhurbaşkanının süresi 5 yıl mı 7 yıl mı?
MURAT EMEN-EMEN&EMEN

İSTANBUL- ABD başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde başkanlık sisteminin gayet başarı ile uygulandığını belirten Başbakan Erdoğan 2012 yılında cumhurbaşkanlığına hazırlanıyor.

BAŞKANLIK SİSTEMİ Mİ?

Başbakan son konuşmasında “Başkanlık Sistemi” konusunda Burhan Kuzu"nun ciddi bir hazırlık içinde olduğunu belirtti. ABD başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde bu sistemin gayet başarı ile uygulandığını belirten Erdoğan muhalefetin “Hilafet sistemini getirmek istiyor” şeklindeki itirazına ne alakası var dedi.
Bir taraftan 2011"den sonra ben yokum diyen ve eğer cumhurbaşkanlığı süresi 5 yıl olarak kabul edilirse 2012"de bu makama kayacağına inanılan Erdoğan"ın bu son çıkışını, referandum öncesi “özgüven” gösterisi olarak değerlendirenler var.
Bir tarafta başkanlık sisteminden söz eden Erdoğan, diğer taraftan 2012 yılında cumhurbaşkanlığına hazırlanıyor. Sorun cumhurbaşkanının süresi 5 yıl mı 7 yıl mı?
Erdoğan ve bazı bakanlarına göre 5 yıl, Gül ve gene bazı bakanlara göre 7 yıl. CHP lideri partilerine göre sürenin 5 yıl olduğunu ifade ediyorlar.



10 Eylül 2010 İngiliz Basın Özeti (BBC)


Financial Times gazetesi, 12 Eylül'de yapılacak Anayasa değişikliği referandumu ile ilgili bir haber-yoruma yer vermiş.
Türkiye'deki siyasi değişimin Erdoğan'ın ne kadar popüler olduğuna bağlı olduğunu yazan gazete, Anayasa değişikliği oylamasının, aynı zamanda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi'ne duyulan güvenin de ölçümü olduğu tespitini yapıyor.

"Erdoğan'ın en zorlu sınavı"

Financial Times'a göre referandum, Erdoğan ve müesses nizama karşı olan partisinin, seçmenlerin onayı için girdiği en zorlu yarış olabilir.
"Türkiye'nin özgürlükçü olmayan Anayasası'nın" değişmesi gerektiğiyle ilgili pek bir tartışmanın olmadığını belirten gazete, ancak Anayasa değişikliği paketindeki Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu atamalarında meclisin belirleme rolünü artıran düzenlemeler konusunda bir uzlaşma olmadığını ifade ediyor.

"'Hayır' istikrarsız koalisyonları geri getirebilir"

Financial Times ayrıca, referandumdan "Evet" çıkmasının Erdoğan'ın üçüncü bir dönem için seçilmesini ve 2012 yılında cumhurbaşkanlığına muhtemelen eğilim göstermesine katkıda bulunabileceğini; "Hayır" çıkması durumunda ise bunun muhalefeti canlandırıp, istikrarsız koalisyon hükümetlerine dönüş korkusu yayabilir.
Türkiye'nin referandumu ile ilgili bir başka değerlendirme de Guardian'dan.
Gazete, referandumun sonucunun Türkiye'nin gelecekteki bölgesel ve uluslararası rolü açısından ciddi etkileri olacağı tespitini yapıyor.

Referandumun olası bölgesel etkileri

Erdoğan'ın hâkim ve savcıların atanma mekanizmalarındaki değişiklik planlarının muhalefeti ayağa kaldırdığını belirten Guardian, muhaliflerin Erdoğan'ı Putin tarzı bir otoriteryanizm ile suçlandığını da ifade ediyor.
Gazetenin değerlendirmesinden öne çıkan diğer noktalar ise şöyle:
"Kürt liderler, Erdoğan'ın Anayasa'nın tümden gözden geçirileceği yolundaki vaatlerine rağmen, isteklerinin değişiklik paketinde görmezlikten gelinmiş olmasından şikâyetçi. Hükümetin referandumdaki başarısızlığı, Türkiye'nin ekonomik canlanmasını sarsabilir, ordu içindeki gerici unsurları cesaretlendirebilir, dini gerilimleri yükseltebilir ve Kürt sorunu çözüm çabaları önündeki engelleri artırabilir."
Guardian son olarak, İngiltere'nin ve Avrupa Birliği'nin içinde bulunduğu durum da düşünüldüğünde, 12 Eylül referandumunun Türkiye'nin nasıl istisnai bir öneme sahip olduğunu gösterdiğini de ifade ediyor.

"'Evet' İslamileşmenin yolunu açabilir"

Daily Telegraph gazetesi ise, referandum değerlendirmesine, "muhaliflere göre Anayasa değişiklikleri Batının kilit önemde müttefiki olan bu ülkenin İslamileşmesinin yolunu açabilir" ifadeleriyle başlıyor.
Gazete şöyle devam ediyor:
"1980 askeri darbesinin ardından yürürlüğe konan Anayasa'daki değişiklikler, Avrupa Birliği üyelik süreci için gerekli adımlar olarak sunuluyor. Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu ise görüşünü, "Demokrasi yanlıları buna izin vermez fakat sağır Avrupa Birliği yetkilileri, ne güzel işler yapıyorsunuz diyor" şeklinde açıklıyor.
Daily Telegraph, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002 yılında iktidara gelmesinden bu yana Türkiye'nin Müslüman komşularına yaklaştığını ve NATO üyeliğini sürdürmesinde önemli rol oynayan laik bakış açısından uzaklaştığı yorumunu da yapıyor.

Economist: Erdoğan bu işin üstesinden gelebilecek mi?

Economist dergisi ise, Başbakan Erdoğan'ı bir generalin altındaki halıyı çekerken resmeden bir karikatür ile birlikte sunduğu değerlendirmesinde, Erdoğan bu işin üstesinden gelebilecek mi?" diye soruyor.
"Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, yapacağı reformları 1980 Eylül'ünde darbeyi yapanlara karşı bir hançer olarak olarak hazırladı. Ancak, Erdoğan'ı eleştirenler, değişiklikleri, Atatürk'ün laik cumhuriyetine nihai bir saldırı olarak görüyorlar."
Economist, sıradan seçmenin referandumu AK Parti ile ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi arasında bir yarış olarak gördüğünü de belirttikten sonra şöyle devam ediyor:
"AK Parti, 2002 yılından bu yana durmadan, generalleri hedefleyen birçok yasa değişikliği ile ordunun gücünü kırpıyor: darbeciler bundan böyle, sivil mahkemelerde yargılanacak ve siviller artık askeri mahkemelerde yargılanmayacak."
"Paketin odağında, AK Parti'nin generallerin nüfuzu altında olduğunu savunduğu yargıyla ilgili düzenlemeler var. Muhalefet ise, ordunun dişlerini söken AK Parti'nin şimdi de hukuk üzerinde tahakküm kurmaya çalıştığını savunuyor."
Economist, Erdoğan'ın Diyarbakır'daki mitingde Kürtlerin uzun bir süredir talep ettiği tümüyle yeni bir Anayasa yazmaya söz verdiğini de belirttikten sonra ekliyor:
"Ancak, en büyük Kürt partisi olan Barış ve Demokrasi Partisi taraftarlarına referandumu boykot etme çağrısı yaptı. Bu, PKK tarafından yürütülen bir strateji. Son aylarda saldırılarını ciddi şekilde artıran PKK 13 Ağustos'ta ateşkes ilan ederek, AK Parti'ye taleplerini yerine getirmesi için 20 Eylül'e kadar süre verdi. Bu talepler arasında, Kürleri dışarıda tutmak için düzenlenen yüzde 10 seçim barajının düşürülmesi de var.
Economist, generallerin referandum ile ilgili herhangi bir görüş belirtmemiş olmalarının iyi bir haber olduğunu da aktarıyor. Dergi ayrıca Kılıçdaroğlu'nun da tümüyle yeni bir anayasayı savunduğunu ve yüzde 10 barajının kalkmasından yana olduğunu da belirtiyor.
Dergi son olarak, güvenilir ve reformcu bir muhalefetin yokluğunun şimdiye kadar Türkiye demokrasisinin zayıflıklarından biri olduğunu ancak Kılıçdaroğlu'nun bu dengesizliği gidermeye hazır olduğunu belirtiyor.



Şimdi ne olacak?


Bu satırları yazarken daha referandum oylamasına geçilmemişti. Bu noktada o kadar çok şey söylendi ki. AKP nedendir bilinmez bu anayasa değişikliğine çok önem verdi. Bazı şeyleri tahmin etmek mümkün. Bu paketin içindeki yargıyı kuşatma maddesine çok önem veriyorlar. Açık açık da ifade ediyorlar. Yargı sanki bir pranga onlar için. Öbür maddeler garnitür esasen önemli değil. Amaç Anayasa Mahkemesi ve HSYK"na hakim olmak. Yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmak. Yargıtay"ın Danıştay"ın sesini kesmek. Devleti ele geçirmede görevden almaların Danıştay yolunu kapatmak ve hatta AİHM"ne gidişe engel getirmek. CHP ve muhalefette bunu iyi gördükleri için paketin bu tarafına yüklendiler. Önemli olan bu halka iyi anlatılabildimi? Referandum sonucu bunu gösterecek. Kim ne derse desin yeni getirilen sistemle yürütme, yargıya ve yüce divana hakim olacak. Bunun AKP veya başka bir parti olması farketmez. Kuvvetler ayrımı prensibine aykırı bir durum yaratılıyor.

Bu referandumdan çıkan ne olursa olsun her iki tarafında kapışma hızını kesmeyecek. Hani odaklandığımız siyasi gündemden çıkıp tekrar ekonominin sorunlarına dönermiyiz diyeceğim ama 2011 genel seçim yılı. Muhtemelen yılın ortalarında genel seçimler yapılacak. Siyasi gerginlik gevşemeden aynı tonda devam edecek gözüküyor. Genel seçimlerin sonucunda koalisyon hükümeti gözüktüğü genel kabul gören bir görüş. Sonuç evet bile çıksa farkın beklenenin altında gelmesinin AKP tarafında ciddi bir moral bozukluğu yaratmasından bahsediliyor.

Referandum sürecinde çiçeği burnunda Kılıçdaroğlu"nun lider olarak fevkalade bir performans göstermiş olmasıda CHP açısından gelecek vaadediyor.

Ekonomi dünyası 13 Eylül"den itibaren bu tür senaryolar üretmeye başlıyacaktır. Her halükarda seçim sathı mailine girilmiş olması sonuç ne olursa olsun ekonomiyi olumsuz etkileyecektir.

Mali kuralın ertelenmiş olması, AKP Hükümetinin 2011 yılında seçim arifesinde popülist bir ekonomi politikası izleyeceğini gösteriyor. IMF"nin ikazına rağmen “Mali kural” konusunda Sn. Başbakan taviz vermeyeceğini” kendi içimizde IMF yaratmayalım” diyerek kemer gevşetme politikasının sinyallerini vermiş oldu. Bizimde görüşümüz IMF ne derse desin hudutları belli ve bilinçli bir yatırım politikası atağına ihtiyaç var. Ekonomide canlılık şart.Gelen yabancı sermayenin sıcak para ağırlıklı olduğunu herkes görüyor ve maliyeti yüksek. Dogrudan yabancı yatırımları kalıcı kılacak tedbirler ülkede büyüme yaratacaktır. İşsizliğe çare olacaktır. Yaratılacak güven ortamı ile saniyide kriz öncesi kapasite kullanımına ulaşmayı sağlayacak tedbirler düşünülmeli. Bankaların reel sektörün ve özellikle küçük ve orta ölçekli sanayiin korunmasına ve beslenmesine öncelik vermeleri çok önemli. Ek iş yaratacak gayretler ve fedakarlıklar gerekli. Kobileri bankaların haciz kıskacından kurtarmak için bankaların kendi kredi portföyleri içinde küçük yapılandırma çalışmaları yapmaları teşvik edilmeli. Devlet, Belediyeler ve TOKİ iş dağıtımda adil ve şeffaf olmalı. Unutmayalım hepimiz aynı gemideyiz. Herşeyi devletten beklememek gerekiyor.



Ekonomi Obama'ya acı veriyor

Obama, ABD ekonomisinin acı verecek şekilde yavaş ilerlediğini söyledi (AA) 11 Eylül 2010 Cumartesi, 12:17:27

ABD Başkanı Barack Obama, ''ABD ekonomisinin resesyondan çıkarak yeniden büyümeye başlamasına rağmen, ilerlemenin acı verici biçimde yavaş olduğunu'' söyledi.
Obama, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, ekonomide henüz istenilen aşamaya varmadıklarını, bunun insanların hüsrana uğradığı ve kızgın oldukları anlamına geldiğini belirtti.
Başkanlık görevine gelmesinden bu yana Demokratların Temsilciler Meclisi ve Senato'yu kontrol ettiğini, bu yüzden insanların ''Ne yaptın?'' sorusunu sormalarının anlaşılabilir olduğunu ifade eden Obama, ''Başkan büyümeyi ve istihdamı desteklemeye çalışıyor diyen insanlarla sorunum yok. Yapmaya çalıştığımız herşeyi, büyümeyi desteklemek ve ekonomide ek iş yaratmak için planladığımıza şüphe yok. Bizim bütün gündemimiz bu'' diye konuştu.
Konuşmasında Cumhuriyetçileri eleştiren Obama, ''(Eski ABD Başkanı) George Bush yönetiminde Cumhuriyetçilerin politikaları finansal krize ve bugün halen içinden çıkmaya çalıştığımız korkunç bir resesyona yol açtı'' dedi.
Obama, ''Ekonomi yeniden büyümeye başlamasına ve bu yıl özel sektörde 750 binden fazla kişiye iş olanağı sağlamamıza rağmen, resesyonun yol açtığı delik çok büyük ve ilerleme acı verici biçimde yavaş'' diye devam etti.

''Cumhuriyetçiler orta sınıfı rehin tutuyor''

ABD Başkanı Barack Obama, konuşmasında, Cumhuriyetçileri ''orta sınıfı rehin tutmakla, milyonerler ve milyarderlere vergi indirimi sağlamak için orta sınıfı cezalandırmak ve toparlanmayı geciktirmekle'' suçladı.
Cumhuriyetçilerin, Bush döneminde bütün Amerikalılara uygulanan vergi kesintilerinin iki yıl uzatılması önerisini reddeden Obama, Bush dönemindeki vergi indirimlerinin yılda 200 bin dolardan az kazanan bireyler için bir kez daha uzatılması gerektiğini, ancak zengin Amerikalılar için vergi indiriminin ''kötü bir fikir'' olduğunu dile getirdi.Kongre'nin orta sınıfa vergi kesintilerini uzatma konusunu daha fazla geciktirmemesi gerektiğini söyleyen Obama, ''Niçin bunu geciktiriyorlar? Niçin orta sınıfı rehin tutuyorlar?'' dedi.
Obama, yılda 250 bin dolardan fazla kazanan ailelere vergi oranlarını düşük tutmaya devam etmeye ülkenin gücünün yetmeyeceğine ifade etti. Yılda 250 bin dolardan fazla kazanan ailelere vergi oranlarını düşük tutmanın maliyetinin 10 yılda 700 milyar doları bulabileceği tahmin ediliyor. Bush döneminde uygulanan vergi indirimleri yıl sonunda sona eriyor.

P İ YA S A L A R

İç piyasalar bayram nedeniyle tatile girmişti. Ancak bayram öncesinin alışveriş yoğunluğunu belirli yerlerde görmek mümkündü. Pazartesi"nin gündemini referandum belirleyecek. Fevkalade birşey olmaz ise dolar gene 1.52 civarında dolaşacaktır. Borsa yakaladığı 60.000 larda tutunmaya çalışacak. Banka hisseleri eski cazibesinde olmasada faizlerin düşme olasılığı onları gene favori kağıtlar arasına sokacaktır. Ülke yaz tatili ve referandum rehavetinden sonra 13 Eylül"den itibaren yeni bir döneme başlıyor. Bekleyip göreceğiz.

Dış piyasalardaki sorunlar devam ediyor. Ama bazı ekonomistlerin ifade ettikleri çok kötü senaryolara iltifat etmemek gerekiyor. Dış ekonomilerde dalgalanmalar devam edecektir. Obama"nın dediği gibi ABD"de iyileşme süreci sancılı ve yavaş. Ama ABD büyük ekonomi. Kendini zaman içinde toparlayacaktır.
Avrupa"ya gelince belki daha sancılı. Ama Almanya"nın güdümünde toparlanma devam edecek. Bu birikimi var.

Öncelikle Basketçilerimizin başarısını bekliyoruz. Burada kalsalar bile alınan dünya üçüncülük veya dördüncülüğü bile ülke için çok büyük başarı. Hepsini candan kutluyoruz.

Esenlikle kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.