• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C

Bankalarda 51 milyar lira likidite bekliyor

Bankalarda 51 milyar lira likidite bekliyor
TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu”Bankaların elinde krediye dönmeyen 51 milyar lira likidite var. Akıllı olsunlar bu para ellerini yakacak” dedi.
MURAT EMEN- EMEN&EMEN

(Haftanın Ekonomik Görünümü- 12-17 Nisan 2010)
İSTANBUL- TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu”Bankaların elinde krediye dönmeyen 51 milyar lira likidite var. Akıllı olsunlar bu para ellerini yakacak” dedi. “Kriz döneminde bankalar kobi kredilerini darattılar. Diğer krediler13 milyar artarken Kobi kredileri 1 milyar azaldı. Şirket küçüldükçe krediye ulaşım zorlaşıyor “ diyen Hissarcıklıoğlu, “ yılın ilk iki ayında KDV %22, ÖTV %38 arttı. Ekonomi yavaş yavaş canlanıyor. Umut verici rakamlar var.Önümüz açılıyor. Ama daha yapılacak çok şey var. Güçlü ekonomi için vergi sistemi, girdiler üzerindeki kamu yüklerinin düşürülmesi, kayıtdışı ile daha etkin mücadele ve kamu alımlarda yerli üreticiye öncelik verilmelidir.”diyen Başkan kriz sırasında gösterdikleri gayretlerden dolayı Halk ve Ziraat Bankalarına teşekkür etti.



İÇİMİZ RAHAT DEĞİL

Hisacıklıoğlu"nun dediği gibi ekonomide canlanma işaretleri var. Ülke resesyondan çıktı.
Borsa rekora koşuyor. Ancak içimiz rahat değil. İşsizlik problemi dağ gibi karşımızda. Gün geçtikçe düzeleceğine artıyor.Her 6 vatandaştan biri işsiz.Yatırımlar durmuş vaziyette. Tarımda girdi fiyatları enflasyonu tırmandırıyor. Yarın aynı durum sanayi mallarında görülecek. Bu artışlar üreticinin cebine girmiyor maalesef. Bugün ÜFEdeki ciddi artış yakın zamanda kendini TÜFE"de gösterecek.
İthalat ayrı bir dert. Yerliyi koruyalım diye bir derdimiz yok sanki.. Hisarcıklıoğlu"nun dediği gibi biz sadece ihracatı konuşuyoruz. Basketbolda sayı atmak kadar sayı yememek önemlidir. Ekonomide de ithalatı ne kadar ikame edebilirsek, o kadar ihracatı artırmış sayılırız.



ÇATIŞMA VE KAVGA ORTAMI VAR

Gazeteler bunları yazacağına, çatışma ve gerilim yaratan haberlerle dolu. Siyasiler ekonomik konuları bırakmış, kendilerini, geleceklerini kurtarma hesapları içinde. Ülkede Cumhurbaşkanlığı seçiminden buyana devam eden bir çatışma ve kavga ortamı var. Ülke ayrışıyor. Kamplaşıyor. Kimsenin tındığı yok. Bunları ben söylemiyorum. En büyük meslek kuruluşu TOBB"un başkanı söylüyor. Cumhurbaşkanı atamalarıyla Anayasa Mahkemesini sağlama almaya çalışıyor. Parlamento doğruyu aramak yerine yargıyı nasıl kontrol ederim hesapları içinde.



GERÇEK BANKACILIĞA DÖNMELİLER
Bankalarımız gerçekten çok iyi kazandılar ve paralarını hazine bonosuna yatırıp büyük karlar yaptılar. Gevşek para politikasını çok iyi değerlendirdiler. Hem yüksek faizden hem spread"den kazandılar. Krizi de başarıyla atlattılar. Ama para hazineden bankaların kasasına girdi. Bu bence başarı değil. Ekonomiyi ayakta tutabiliyorsak bu başarıdır. İşsizliğe çare bulabilirsek bu başarıdır.
Hisarcıklıoğlu"nun dediği gibi 51 milyar nakdin üstünde oturuyorlar. Faizler yükselme temayülünde. Enflasyon korkutuyor. Eski yüksek bono faizlerini 2010"da göremeyeceğiz. Bankalarımız gerçek bankacılığa çabuk dönemezlerse, bu para ellerini yakabilir.

BBC"den Haberler



KUZEY AKIM BORU HATTININ İNŞAATINA BAŞLANDI

Rusya doğal gazını Baltık Denizi'nin altından Batı Avrupa'ya ulaştırması planlanan Kuzey Akım boru hattının inşaatına resmi bir törenle başlandı.
Rus şirketi Gazprom'un yüzde 51 oranında sahibi olduğu Kuzey Akım, Rusya'nın liman kenti Vyborg'dan Almanya'nın Greifswald limanına uzanacak.
Vyborg'da düzenlenen tören Rusya Federasyonu Başkanı Dimitri Medvedev ile Almanya Başbakanı Angela Merkel'i bir araya getirdi.
Vyborg'daki törende Rus lider Medvedev, Rus doğal gazının Kuzey Akım sayesinde transit ülkeleri bertaraf edip doğrudan Batı Avrupa'ya ulaştırabileceğini söyledi.
Halihazırdaki boru hatları Avrupa'ya Moldova, Belarus ve Ukrayna üzerinden geçerek varıyor.
Rusya, Avrupa'nın doğal gaz ihtiyacının yüzde 30'a varan bir kısmını karşılıyor.
Yakın zaman içinde Moskova'nın transit ülke konumundaki komşularıyla yaşadığı siyasi ve mali anlaşmazlıklar doğal gaz ikmalini geçici olarak durdurmuş ya da azaltmıştı.
Rusya'da doğal gaz pazarını elinde tutan devlet şirketi Gazprom, Baltık Denizi altına ilk borunun döşendiğini duyurdu.



7,4 MİLYAR EURO

Kuzey Akım boru hattı Rus, Finlandiya, İsveç ve Alman sularının altından geçecek. Gazprom'un yüzde 51 oranındaki hissesini, her biri yüzde 20'lik paya sahip olan iki Alman şirketi ve yüzde 9 hisse sahibi olan bir Hollanda şirketi tamamlıyor.
2012 yılında doğal gaz sevkiyatına başlaması planlanan boru hattının maliyetinin 7 milyar 4 yüz milyon eoru'yu bulması bekleniyor.



YUNAN BORSASINDA YÜZDE BEŞLİK DÜŞÜŞ, KAYGILARI ARTIRDI
Yunan borsasındaki yüzde 5'lik düşüş mali krizin giderek derinleştiği kaygılarını artırdı. Yunan hükümetinin borçlanma faizi ise biraz daha arttı.
Papandreu kemer sıkma politikalarıyla bütçe açığını kapatmaya çalışıyor. Yunanistan hükümetinin borçlarını geri ödeme faizi yükseldikçe, bütçe açığına yeni bir yük biniyor.
Bu ise Atina'nın moratoryum ilan etmesi riskini artıran bir unsur.Almanya'nın borçları ile kıyaslandığında, uluslararası yatırımcıların Yunanistan'a verdikleri borç karşılığında talep ettikleri faiz yeni bir rekor kırdı.10 senelik bonoların faizi Almanya için yaklaşık yüzde 3 ile sınırlı iken, Yunanistan için bu rakam yüzde 7,4'ü aşmış durumda.
Piyasalarda Yunanistan'a verilen borcun geri alınamaması durumunda giden paranın sigortalanması maliyeti de giderek tırmanıyor. Hükümetin karşı karşıya kaldığı ekonomik sıkıntıların daha geniş çaplı bir göstergesi ise, Yunan borsasında yaşanan keskin düşüş.
Yunan bankalarının Papandreu hükümetinden yeni güvenceler ve yardım talep ettiği haberlerinin yayılması, özellikle bankaların hisse fiyatlarına kayıplarla yansıdı.
Yunan hükümetinin bu ve gelecek ay içerisinde 20 milyar doları aşkın geri borç ödemesi lazım.Papandreu ve kurmayları, bu miktarı geri ödeyebilmek için borçlanarak kaynak bulmak zorunda.Ortak para birimi euro'yu kullanan diğer Avrupa Birliği ülkeleri, Yunanistan'ın ihtiyaç duyduğu parayı piyasalardan toplamayaması halinde, Uluslararası Para Fonu İMF ile işbirliği içinde, kredi açma sözü verdi.
Fakat gözlemciler, bu vaadin ne derece etkin olacağına şüpheyle yaklaşıyor.
Geçtiğimiz günlerde bir dost toplantısında güzel bir anekdot duydum
.”Yunanlı Yorgo, sabah altıda yatağına giderken, Alman Hans aynı saatte işine gitmek üzere kalkıyor”
Almanların konuştuğu bu tür yakınmalar. Yeter artık anlamına gelen şikayetler. Birara yunan adalarının satılması veya kiralanması teklif edilmiş ve yunanlıları ayağa kaldırmıştı. Esasında yerinde bir teklif. Adaların büyük kısmı esasen meskun değil. Halkı tutamıyorlar oralarda. Her adayı dünyanın ünlü zenginlerine 20-30 yıllığına kiralasalar hem para kazanırlar hemde istihdam yaratırlar.
Satmak yerine kiralamak teklifinin onur kırıcı bir yönüde yok.Baksınlar bize. Ne varsa satıyoruz.



İNGİLİZ VE İSPANYOL HAVAYOLLARI BİRLEŞİYOR

Birleşmenin yıl sonuna dek tamamlanması planlanıyor. İngiliz Havayolları (British Airways) ile İspanyol Havayolları (Iberia) birleşme kararı aldı.Varılan anlaşma, dünyanın en büyük havayolu şirketlerinden birini doğuruyor.İki şirket kasım ayında prensipte anlaşmıştı.
Bugün yapılan ortak açıklamada, birleşme yönünde imzaların atıldığı ve bu adımın hissedarların, personelin ve müşterilerin çıkarına olduğu belirtildi.
Birleşme neticesinde her iki şirketin de yılda 533 milyon dolar tasarruf etmesi bekleniyor.
Birleşmeden doğan şirkete International Airlines Group (Uluslararası Havayolu Grubu) adı verilecek.Fakat yolcular British Airways ve Iberia isimleri altındaki uçaklarda uçmaya devam edecekler.
Birleşmeden doğan şirketin merkezi Londra'da olacak.British Airways hissedarları yeni şirketin yüzde 55'ine sahip.İngiliz ve İspanyol yetkililer, toplam 408 uçağı tek bir çatı altında toplayan bu şirket evliliğinin yılda 58 milyon yolcuyu taşıyacağını söylüyor.



ABD'DE ARTAN İSTİHDAM PETROL FİYATINI YÜKSELTİYOR


ABD ekonomisine ilişkin iyimserlik, piyasalarda artan petrol fiyatlarının arkasındaki başlıca neden olarak görülüyor.
Fiyatlar halen 2008 Temmuz rekorunun çok altında.Amerika'da artan istihdam verileri, ekonominin iyileştiği ve petrole olan talebin de bunu takiben artacağı şeklinde yorumlanıyor.
Paskalya tatilinden sonra Amerikan hafif ham petrolü yüzde 0,4 fiyat artışıyla varil başına 85 dolar 31 sente yükseldi.Londra piyasasında Brent ham petrolünün fiyatı da yüzde 0,4'lük artışla 84 dolar 37 sentten el değiştirdi.
Cuma günü Amerikan Çalışma Bakanlığı geçen Mart ayında 162 bin kişinin işe alındığını açıklayarak son üç yılın en hızlı istihdam artışının kaydedildiğin duyurmuştu.
Ancak ABD'nin işsizlik oranı üç aydır üst üste yüzde 9,7'de sabitlenmiş bulunuyor.
Petrolün fiyatı dünya piyasalarında son haftalarda artış trendine girmiş görülüyor.
Amerikan ekonomisinden alınan olumlu işaretlerin yanısıra, dolardaki değer kaybının da bunda etkisi olduğu düşünülüyor.
Dolar üzerinden fiyatlanan tüketim maddeleri, doların kur değeri düşerse, genelde daha pahalı hale geliyor.
Gözlemciler, petroldeki fyat artışının 2008 Temmuz tarihinde kaydedilen rekor fiyatların halen çok gerisinde olduğuna işaret ediyorlar.Bu tarihte petrolün varil başına fiyatı 147 doları aşmıştı.



DAIMLER, RENAULT VE NISSAN"DAN ÜÇLÜ ORTAKLIK


Alman otomobil üreticisi Daimler, Fransız- Japon ortaklığındaki Renault - Nissan ile kapsamlı bir işbirliğine gidiyor.
Ortak teknolojiden Daimler'in Mercedes Benz markası da yararlanacak. Küresel düzeydeki ortaklık kapsamında otomobil devleri, birbirlerinin yüzde 3,1'er hissesini alacak.Renault ve Nissan, 1999 yılından bu yana ortak.Dolayısıyla Daimler, Renault ve Nissan'a 1,55'er hisse verecek.Anlaşmaya göre şirketler birbirlerinden ayrı olacak ama teknolojilerini, ayrıca araştırma geliştirme çalışmalarının masraflarını da paylaşacaklar.



ORTAK ÜRETİM
Şirketlerden yapılan açıklamada, otomobillerin ürün tasarımı açısından marka bazında birbirlerinden ayrışacakları, ancak "ortak geliştirilmiş bir mimariye" sahip olacakları bildirildi. Buna göre Daimler, Smart'ın iki ve dört koltuklu modellerini, Renault'nun Twingo modeliyle birlikte geliştirecek, üretimde ortak parçalar kullanılacak. Renault-Nissan'ın ürettiği motorlar da yeni bir Mercedez Benz otomobil modeline uyacak şekilde geliştirilecek.
Nissan şirketlerin elektrikli otomobil ve hafif ticari araç üretiminde beraber çalışacaklarını da belirtti. 2009 satış rakamlarına göre Renault-Nissan, dünyanın en büyük dördüncü otomobil üreticisi konumunda. Yıllık satış rakamı ise 6,1 milyonu buluyor.
Renault -Nissan İttifakı'nın yönetim kurulu başkanı Carlos Ghosn, ileride başka otomobil şirketlerine de kapılarını açmayı umduklarını dile getirdi.



EN BAŞARILI OKULLAN NEDEN FİNLANDIYA DA?

Fin okullarının başarısının sırrını öğrenmek için Helsinki'yi geçen yıl yüzü aşkın yabancı heyet ve hükümet temsilcisi ziyaret etti.
Finlandiyalı öğrenciler 2006 yılında, fen ve okuma alanlarında, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek başarı ortalamasını elde etmişti. 15 yaş grubu için OECD tarafından düzenlenen ve PISA olarak bilinen sınavlarda, Finlandiyalı öğrenciler matematikte de Güney Koreli öğrencilerin ardından ikinci gelmişlerdi.Güney Kore'de okul saatleri uzun, ders geçme kuralları da diğer ülkelere göre ağır.Finlandiya, daha önceki PISA sınavlarında da en tepede yer almıştı.
Finlilerin eğitim felsefesi, herkesin derse katabileceği birşeyler olduğu ve bazı konulara takılıp geride kalanların ihmal edilmemesi. Hemen her derste uygulanan bir taktik ise belli konularda takılıp kalan öğrencilere yardım etmek üzere, sınıfta fazladan bir öğretmenin daha bulunması. Ancak öğrenciler belli konulardaki yetenek düzeylerine göre ayrı sınıflara bölünmüyor.Finlandiya eğitim bakanı Henna Virkkunen'in bir sonraki hedefi, en zeki öğrencilere de daha yakından eğilebilmek.Bakan, eğitim sistemlerinin öğrenme güçlüğü olan öğrencileri de ciddi bir şekilde desteklediğini ancak çok yetenekli çocukların da daha fazla ilgiyi hak ettiğini söylüyor.Bu konuda pilot bir proje de başlatmışlar.



OKULA BAŞLAMA YAŞI

OECD'ye göre, gelişmiş ülkeler arasında okul saatleri en kısa olan ülke Finlandiya.Bu da Fin eğitim sistemin bir diğer yönünü ortaya koyuyor.Ülkede ilk ve orta öğrenin birleştirilmiş durumda. Çocuklar 13 yaşında okul değiştirmek ve eğitimlerinin normal akışını değiştirmek zorunda kalmıyor.Öğretmenler bu durumun çocukları tanıma açısından, kendi işlerini de kolaylaştırdığını düşünüyor.Finli çocuklar ilk okula yedi yaşında başlıyor.Bu da, çocukların oyun aracılığıyla öğrenmeye yatkın oldukları dönemin ardından okula daha istekli başlayabilmesi.



ÖĞRETMEN VE VELİ FAKTÖRÜ

Amerika Birleşik Devletleri'nde ise "Şayet eğitim pahalıysa, cehaleti deneyin" felsefesinin uygulandığı eleştirisi yapılıyor.Bu arada Finli veliler de çocuklarının başarısında pay sahibi.
Ülkede evlerde ailece kitap okuma kültürü bulunuyor. Ayrıca aileler çocuklarının öğretmenleri ile sürekli temas halindeler. Finlandiya'da öğretmenlik, itibarlı bir meslek. Öğretmenler yüksek niteliklere sahip, öğretim standartları da yüksek.Ülkede eğitim sisteminin başarısı, kısmen kültür ile bağlantılı.



KURALLARIN AZLIĞI

Öğrenciler rahat ve samimi bir ortamda ders görüyor.Finlandiya ayrıca çok fazla göç almayan bir ülke.Bu durumda çocuklar okula başladıklarında çoğunluğun anadili Fince oluyor. Bu da diğer gelişmiş toplumların yaşadığı birtakım sorunlarla karşılaşmamalarını sağlıyor.
Sistemin başarısı, özün ayrıntılardan arındırılmasında yatıyor.
Siyasi reçetelerden muaf, özgür okullara vurgu yapılıyor.
Tüm bu faktörler de, onlara göre, hiçbir çocuğun arkalarda takılıp kalmamasını sağlıyor.

GAZETELERDEN SEÇMELER



Lüksün simgesi Godiva"da işçi isyanı


Ülker markasının sahibi Yıldız Holding tarafından 2007 yılında 850 milyon dolara satın alınan lüks çikolata üreticisi Godiva, işçilerin şiddet eylemleri artınca Brüksel"deki fabrikasında üretimi durdurdu.
Godiva yönetiminden yapılan açıklamada, bazı sendika temsilcilerinin yönettiği şiddet olaylarındaki artış nedeniyle çalışanların güvenliğinin ve üretimin devamının garanti altına alınamadığı belirtildi. Açıklamada sendikanın verilen taahhütlere uymadığı da dile getirildi. Godiva geçen ay başında Brüksel fabrikasında 90 işçiyi çıkarma kararı almıştı.
STAR 08/04/2010



Borçlar azaldıkça faizler de düşecek


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bu sene Orta Vadeli Program ile Orta Vadeli Mali Plan'ın tek bir doküman olarak 15 Haziran'da açıklanacağını belirterek, yüzde 3,5 olan resmi büyüme tahmininin söz konusu dokümanda yukarı doğru revize edileceğini söyledi. Babacan, özel bir televizyonda katıldığı canlı yayında, 2009 yılına ilişkin büyüme rakamlarını değerlendirdi.

Büyüme rakamına revizyon
Verilerin Türkiye'deki ekonomik canlanmanın 2009'un son çeyreğinden başlayarak, bir artış ivmesine girdiğini gösterdiğini kaydeden Babacan, öncül göstergelerin de toparlanmanın 2010'da süreceğine işaret ettiğini söyledi. Babacan, 'Türkiye ekonomisi dip noktadan yukarı doğru toparlanıyor, henüz biz kriz öncesi döneme dönmüş değiliz, daha biraz vakit alacak o noktaya gelmemiz' dedi. Babacan, kriz sonrası dönemde dengeler yeniden oturtulurken potansiyel büyüme oranlarının tekrar gözden geçirileceğini ifade etti.

Mali kurallar tamam

"Öncelikle siyasi istikrarı sağlayacaksınız.." diyen Babacan, "Koalisyonun ömrü ne kadar? 6 ay sonra var mıdır, yok mudur? Bunun sorgulandığı ortamda o ülkenin açıkladığı programın kıymeti yoktur" dedi. Babacan, "Faizler hızlı düştü, büyüme de beklediğimizden fazla gelince hem pay hem payda iyileşme olunca geçen sene yüzde 45,5 ile kapadık. 2010 sonuna baktığımızda daha düşük bir borç stokuna ulaşacağız. Mali kural yerel yönetimleri de içine katacak. Taslak hazır" dedi.



Balıkesirli 38 işadamı güç birliği şirketi kurdu


Ekonomide başarının güçbirliğinden geçtiğine inanan Balıkesir Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (BASİAD) 38 üyesi, örnek bir girişime imza atarak ortak şirket kurdu. Genel kurulunu önümüzdeki günlerde yapacak olan şirketin yönetim kurulu başkanı İsa Tamer Çelik, geçici başkan yardımcısı ise Nuri Çakmak oldu. Şirketin kurucuları arasında Ahmet Eraslan, Hasan Yançıl, Abdullah Bekki, Ümit Baysal, Nuri Çakmak, Alp Kaan, Bülent Akpolat, Selçuk Savaş ve Mustafa Ercan yer alıyor. Başkan Çelik, kurdukları BASİAD İnşaat İç-Dış Ticaret ve Sanayi A.Ş'nin yapacağı yatırımlarla istihdam sağlayacaklarını açıkladı.
Küresel ekonomik kriz ortamında dünya devi şirketlerin bile bir araya geldiğini vurgulayan Çelik "Biz de Balıkesir'in rekabet gücünü artırmak, ekonomisini güçlendirmek, ortaklık kültürü ve bilincini yerleştirmek amacıyla yeni bir oluşum planladık ve hayata geçirdik" dedi. KOBİ'lere "küresel krize inat birleşin" çağrısında bulunan Çelik, Balıkesir'in geleceği için çalıştıklarını söyledi.
YENİ ASIR 08/04/2010



Dünya Bankası'ndan enerji uyarısı


Dünya Bankası, 'Doğu Avrupa ve Orta Asya'da Enerji Görünümü' raporunu açıkladı.Dünya Bankasınca hazırlanan ''Doğu Avrupa ve Orta Asya'da Enerji Görünümü'' raporuna göre, önümüzdeki 20 yıl içinde 3 trilyon dolarlık yatırım yapılmaması halinde Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölgesindeki ülkeler enerji darboğazı ile karşı karşıya kalacak.Dünya Bankasınca hazırlanan ''Doğu Avrupa ve Orta Asya'da Enerji Görünümü'' raporu, TEPAV binasında düzenlenen toplantıda tanıtıldı.
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Ulrich Zachau, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, ''Işıklar Sönüyor mu?'' başlıklı rapora göre Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinin önümüzdeki yıllarda gerekli yatırımları yapmaması halinde enerji darboğazına girebileceğini belirten Zachau, ''Önümüzdeki günler çok da parlak değil'' dedi.
Türkiye'nin özellikle enerji politikaları alanında ve enerji sektörüne yaptığı yatırımlar açısından son yıllarda çok önemli adımlar attığını ifade eden Zachau, ''Türkiye Avrupa ve Orta Asya'daki pek çok ülkeye kıyasla çok iyi durumda. Türkiye bu bölgede yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi alanında lider durumda. Biz Dünya Bankası olarak Türkiye'nin ulusal enerji stratejisini de destekliyoruz'' dedi.



Türkiye ekonomisini 2001'de kamu 2009'da ise özel sektör durdurdu

Ekonominin 2001 krizine göre bir puan daha az küçüldüğü 2009 krizinde daralma büyük ölçüde özel sektör yatırımlarındaki ciddi düşüşten kaynaklandı. betam'ın araştırma notuna göre, kamu harcamaları, 2001 krizinde küçülmeyi artırıcı; 2009'da ise küçülmeyi sınırlandırıcı bir etki gösterdi
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi betam"dan Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ve Araştırma Görevlisi Arda Aktaş tarafından hazırlanan "Güçlü çıkış, zayıf temeller" başlıklı araştırmasına göre, 2001 kriziyle 2008"de başlayan ve 2009"da zirveye ulaşan kriz arasında büyümedeki bir puanlık farkın en önemli nedenlerinden biri özel sektördeki yatırım düşüşü.

Betam"ın araştırma notu şöyle:
“Türkiye ekonomisi, 2008"in ikinci çeyreğinde başlayan krizin etkisiyle 2009 yılında yüzde 4.7 oranında küçüldü. Bu küçülme, büyük ölçüde nihai iç talepte özel yatırımların düşüşüne bağlı olarak yaşanan daralmayla stok erimesinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Dış talebin GSYH değişimine katkısı, küçülmeyi sınırlayacak şekilde, pozitif yönde oldu. Ancak bu pozitif katkı, ihracatta iyileşmeden çok, ithalattaki düşüşün, ihracattaki düşüşe oranla daha hızlı olmasının bir sonucu olarak gerçekleşti.

İki krizin farkları neler?

2009 krizine giriş ve bu krizden çıkış sürecini daha iyi analiz edebilmek ve büyümenin orta vadeli performansını daha iyi öngörebilmek için, 2001 krizi ile 2009 krizini karşılaştırmak öğretici olacaktır.
Ekonomide yaşanan küçülmenin boyutları açısından 2001 krizinin bir puan gerisinde kalan 2009 krizi, küçülmenin etkenleri açısından da 2001 krizinden farklılaşıyor.
2009 yılında yaşanan daralma büyük ölçüde özel yatırımlardaki düşüşten kaynaklandı.
Oysa 2001 krizinde özel tüketimle özel yatırımların küçülme üzerindeki etkileri birbirlerine yakın ağırlıktaydı. İki kriz arasındaki bir diğer fark da, kamu harcamalarının etkisinden kaynaklanmaktadır. Kamu harcamaları, 2001 krizinde küçülmeyi arttırıcı; 2009"da ise küçülmeyi sınırlandırıcı bir etki gösterdi.



İhracat küçülmeyi kesti


Her iki krizde de net ihracat küçülmeyi sınırlandırmıştır. Ancak net ihracatın sınırlayıcı etkisi, 2001 krizinde çok daha güçlü olmuştur. Bunun nedeni, ihracatın 2001 krizinde artarken, 2009 krizinde düşmesidir. Çünkü 2001"de 2009"un aksine dış talep kısıtı bulunmamaktaydı. İçerideki mali ve finansal kırılganlıkların bir sonucu olarak patlak vermiş olan 2001 krizi, şiddetli kur, faiz ve enflasyon şokları yaratarak iç talebin muazzam ölçüde daralmasına neden olurken; net ihracatı önemli ölçüde artırmıştır. Buna karşılık, 2009"da bankacılık sistemi sağlam ve likit kalırken, küçülme küresel krizin etkisiyle ortaya çıkmıştır. 2001 krizinde gerçekleşen küçülme büyük ölçüde iç talepten kaynaklandı. 2009 krizinde iç talebin küçülmeye katkısı 5.3 puanken, ekonominin yüzde 5.7 oranında küçüldüğü 2001 krizinde bu katkı 11.2 puandı .
Bu şiddetli daralmanın 4.5 puanı özel tüketimden, 5.5 puanı da özel yatırımlardan kaynaklandı. İki kriz arasında en büyük farklılıklardan biri de stok davranışlarında gözlemleniyor. Stok değişimlerinin GSYH değişimi üzerindeki etkisi büyümenin istikrarlı olduğu dönemlerde oldukça sınırlıyken; krize giriş ve krizden çıkış süreçlerinde bu etki artan stok hareketliliğine bağlı olarak artmaktadır. Stok değişimdeki artış 2001-2002 yıllarında görece sınırlı kalırken, 2009 krizinde stok erimesinin krize katkısı şaşırtıcı biçimde büyük olmuştur. Bu nedenle krizden çıkış sürecinde de stokların katkısının büyük olması beklenmelidir.

Özel yatırımların zaafiyeti giderek arttı

İç talep daralmasında özel yatırımların rolünün özellikle altının çizilmesi gerekiyor. 2009 yılında iç talepte gerçekleşen yüzde 5.3"lük küçülmede özel yatırımların 4.4 puanlık katkısının yüzde 83 düzeyinde olduğunu hatırlatalım. Yatırımların çok büyük bölümünü oluşturan özel sektör yatırımların son 10 yıllık evrimi incelendiğinde, GSYH içindeki paylarının 2000 yılındaki yüzde 16.9 seviyesinden, büyük bir sıçrama kaydederek 2004 yılında yüzde 19.4"e yükseldiğini ve 2006 yılında yüzde 22.4 ile tepe noktasına ulaştığını görüyoruz.
Ardından bir gelen gevşeme sonucunda 2009"da yatırımların GSYH içindeki payı 16.2"ye geriledi. Özel yatırımların önemli bir belirleyicisi olan kapasite kullanım oranının, 2007 ve 2008"deki düşük seyri, 2004-2006 döneminde gerçekleşen yatırım patlaması sırasında fazla kapasite oluştuğunu düşündürüyor. Nitekim kapasite kullanım oranının 2006 yılının sonuna doğru yüzde 80"i aştığı gözlemleniyor 2009 krizinin önemli sonuçlarından biri de bu kapasite fazlasını daha da derinleştirmesidir.

Türkiye"yi bekleyen tehlikeler

Krizden çıkış, baz etkisinin de yardımıyla 2010"da yüksek bir büyüme vaat etmektedir. Ancak orta vadede Türkiye ekonomisinin temel zaaflarının büyümeyi sınırlandırması beklenmelidir. Yatırımlarda canlanma çok yavaş gelişmektedir. Diğer taraftan kapasite kullanım oranı halen son derece düşüktür. Özel tüketimin ve kamu talebinin orta vadede sınırlı kalacağı varsayımı altında, yatırımların hızlanmasının ancak ihracat ağırlıklı bir büyüme rejimine geçişle mümkün olacağını düşünüyoruz. Büyümede rejim değişikliği ise ancak Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü artıracak yapısal reformlara ve istikrarlı iktisat politikalarına bağlıdır. Bu gerçekleşmediği takdirde gelecek yıldan itibaren Türkiye ekonomisinin yeniden düşük büyüme rejimine geri dönmesi yüksek ihtimaldir.”
betam, 2001"de özel tüketimdeki gerilemenin, küçülme üzerindeki etkisi çok daha fazla olduğuna da işaret ediyor. 2009"un krizinin aksine 2001"de kamu harcamaları küçülmeyi sınırlandırıcı değil; artırıcı etki sağladı. Kamunun 5.7"lik küçülmeye katkısı 1.1 puandır.
RADİKAL 08/04/2010
'


Bir otobüs ancak bir kilo kalp pili ediyor, böyle dış açık kapanmaz'


Türkiye ucuz ürünler satıp pahalı teknolojik ürünler aldığı için yüksek miktarlarda da dış ticaret açığı veriyor. ATO'nun hesabına göre, Türkiye'nin 2 bin 612 TIR çimento satışından elde ettiği gelirle 1 TIR bilgisayar alabiliyor

ANKARA - Ankara Ticaret Odası"nın yaptığı araştırmada ortaya çarpıcı sonuçlar çıktı. Yeterince Ar-Ge"ye yatırım yapamayan Türkiye, yüksek miktarlarda dış ticaret açığı veriyor. Dış ticaret açığının yüzde 32"si ileri teknoloji ürünler ticaretinden kaynaklanırken, 432 ton demir karşılığında 1 ton ilaç, 2 bin 612 TIR çimento karşılığında 1 TIR bilgisayar, 1 TIR domates karşılığında 7 kilo domates tohumu, 1 adet otobüs karşılığında ise 1 kilo kalp pilinin alınabildiği dikkat çekti.

3.1 milyar dolarda kaldı

Ankara Ticaret Odası"nın yaptığı araştırmaya göre, Türkiye"nin ileri teknoloji ürünü ihracatı 2009 yılında 3.1 milyar dolar düzeyinde kaldı. Aynı yıl yapılan toplam 102.1 milyar dolarlık ihracatın sadece yüzde 3"ünü ileri teknoloji ürünleri olarak isimlendirilen, "Hava taşıtları, uzay araçları, aksam ve parçaları, Eczacılık ürünleri, Ofis, Muhasebe ve Bilgi İşleme Makineleri, Radyo, Televizyon, Haberleşme Teçhizatı ve Cihazları ve Tıbbi Aletler, Hassas Optik Aletler ve Saatler" meydana getirdi.
Türkiye"nin aynı yıl yaptığı ileri teknoloji ürünleri ithalatı ise 15.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye"nin 2009 yılında yaptığı 140.8 milyar dolarlık ithalatının yüzde 11"ini ileri teknoloji ürünleri oluşturdu.
Ham petrol, doğalgaz ve petrol ürünleri ithalatı hariç tutulduğunda ise ileri teknoloji ithalatının toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 14"e yükseliyor.

Açığın yüzde 32"si

2009 yılında 38.7 milyar dolar olan Türkiye"nin dış ticaret açığının yüzde 32"sini oluşturan 12.4 milyar dolarlık kısmı ileri teknoloji ürünü dış ticaretinden meydana geldi. Ham petrol doğalgaz ve diğer enerji ürünleri hariç tutulduğunda ise dış ticaret açığının yaklaşık yüzde 98"inin ileri teknoloji ürünleri dış ticaretinde verilen açıktan kaynaklandığı hesaplanıyor.
Yüksek teknoloji endüstrileri, Ar-Ge yoğun endüstriler olduğu için genel olarak yüksek katma değerli, diğer bir ifadeyle "yükte hafif pahada ağır" mal üretiyorlar.
İhracatı ağırlıklı olarak orta ve düşük teknoloji ile tarım ürünlerine dayanan Türkiye ise kelimenin tam anlamıyla yükte ağır, pahada hafif mallar üretip satıyor. Bu nedenle de bazen bir kiloluk bir ithalat için TIR"lar dolusu mal vermek zorunda kalıyor.

Yükün yüzde 35"i

Türkiye"nin ihracatının ağırlık olarak büyük bölümünü çimento oluşturuyor. Öyle ki 86.2 milyon ton olan 2009 yılındaki ihracatın 20.8 milyon tonluk kısmını çimento, klinker ve alçı ihracatı, 11 milyon tonluk kısmını demir çelik ihracatı oluşturdu. İki ürünün toplam ağırlığı Türkiye"nin yaptığı ihracatın toplam ağırlığının yüzde 35"ine yaklaşıyor.
Türkiye dışarıdan ortalama 570 dolardan (kilosu ortalama 156 dolar) bir adet dizüstü bilgisayar alabilmek için kilosu 6 sentten 2 bin 612 kilo çimento satmak zorunda kalıyor. Bir TIR"ın ortalama 24 ton taşıdığı dikkate alırsa Türkiye 1 TIR dolusu dizüstü bilgisayar alabilmek için 2 bin 600 TIR dolusu çimento satıyor.
Cep telefonunun kilosuna ambalaj ve diğer aksesuvarları da dahil 295 dolar ödeyen Türkiye, demir-çeliğin kilosunu ise ortalama 44 sentten satıyor.

1 "cep" ile kaç ton demir?

Yani bir TIR dolusu cep telefonu alabilmek için 670 TIR dolusu demir satmak gerekiyor. Cep telefonlarının, aksesuarsız net ağırlığı ağırlığının 100-150 gram arasında değişiği dikkate alındığında cep telefonunun kilosu ise tek bir telefonun değeri bin 480 kiloya yakın demire denk düşüyor. Bir kilo elektronik entegre devrenin ithalat fiyatı 364 doları buluyor.

Bir TIR ilaç 582 TIR un

Bir TIR ilaç alabilmek için 582 TIR dolusu ekmeklik un, 1 TIR dolusu aşı alabilmek 2 bin 88 TIR dolusu krom cevheri 1 kilo Alprazolan isimli ilacı almak için 1 TIR dolusu (yaklaşık 25 bin kilo) anorganik kimyasal ürün, organik, anorganik bileşik satmak gerekiyor.
Bir uçak 723 TIR kayısı
2.5 ton yük taşıyan bir kamyonet dolusu iç organ protezi alabilmek için 2.1 milyon dolar ödemek, diğer bir ifadeyle 160 tane otomobil vermek gerekiyor. İthalat fiyatı 300 bin doları aşan bir bilgisayarlı tomografi cihazı için de yaklaşık 25 TIR dolusu mermer gerekiyor. Türkiye, bir adet helikopter satın alabilmek için 49 TIR dolusu kabuksuz fındık ihraç etmek zorunda bulunuyor

Çözüm ileri teknolojide

Türkiye"nin orta ve düşük teknoloji ile tarım ürünü ihracatıyla uluslararası düzeyde rekabet edemeyeceğini ve sürekli yüksek tutarlarda dış ticaret açığı vermek zorunda kalacağını vurgulayan ATO Başkanı Sinan Aygün artık yapısal hale gelen cari işlemler açığı sorununun ancak ileri teknoloji ürünü ihracatıyla çözülebileceğini bildirdi.
Aygün, şöyle dedi: “Ekonomizin, uluslararası düzeyde daha iyi rekabet edebilir ve bu rekabeti sürdürebilir bir noktaya taşınabilmesi için teknolojik bilgi üretimine, üretilen bilginin ticarileştirilmesine, teknoloji yoğun üretime, Ar-Ge"ye, yeniliğe yönelik yatırımlara, nitelikli işgücünün istihdamına yönelik teşvikler vermemiz gerekiyor. Sanayi stratejimizi, ileri teknoloji kullanan, katma değeri yüksek sektörleri öncelik verecek şekilde planlamamız gerekiyor.”
RADİKAL 8.4.2010



Demir zammına müteahhit isyanı


İnşaat demiri fiyatlarının hem mevsimsel olarak hem de hammadde fiyatlarındaki artışla yükselmesi alıcı konumunda olan müteahhitleri isyan ettirdi. Müteahhitler uluslararası gelişmelerin de zamlara "bahane' edildiğini düşünüyor.
Hammadde fiyatlarındaki artış ile beraber mevsimsel olarak inşaat demiri fiyatları artarken alıcı konumunda olan sektör temsilcileri konu ile ilgili olarak önlemler alınmasını istiyor. Sektör temsilcilerine göre Türkiye'deki fiyatlar uluslararası gelişmelerden bu kadar çabuk etkilenmemeli.
Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu Başkanı Tahir Tellioğlu, inşaat sektörünün mevsimsel olarak önünün açıldığı ayları fırsat bilen uluslararası demir kartelleri ve emtia sahiplerinin rant sağlama peşinde olduklarını iddia ederek "Krizden bahar ile çıkmaya çalışan inşaat sektörünün önünü demir zammı ile kesmeyelim" dedi.
Tellioğlu yaptığı yazılı açıklamada, talep edilen demir-çelik ihtiyacının yaklaşık 3 katı kadar demir ve çelik üretimi olan Türkiye'deki demir fiyatlarının dünya piyasasından bu kadar çabuk etkilenmemesi gerektiğini dile getirdi

Rant oyunu oynanıyor

Dünya ekonomilerinin normal dönemlerinde demir-çelik üretimi tüketimi karşılarken üretim güçlerinden de bir şey kaybetmediklerini anlatan Tellioğlu, tüketimin dünya ekonomik krizinden dolayı yüzde 10'lar seviyesine düşmesine karşın, ucuzlama beklerken "talep artışı var" diye fiyatların arttığını, bunun tamamen spekülatif rant oyunu olduğunu öne sürdü.
Tellioğlu, hükümeti, ülke ekonomisinin lokomotifi inşaat sektörünün zor olan durumunun daha da zorlaşmaması için bir an önce tedbir almaya çağırdı ve durumun rekabet kurulu hukuku çerçevesinde incelenmesi gerektiğini kaydetti. Tellioğlu, inşaat sektörünün oluşabilecek zararlarının asgariye indirilmesi için demir-çelik ürünlerindeki KDV oranının geçici olarak yüzde 1'e indirilmesi gibi bir kısım tedbirlerin alınmasını önerdi.
Öte yandan hammadde fiyatlarındaki artış da inşaat demiri fiyatlarını yukarı çeken etkenlerden olmayı sürdürüyor. Ortadoğu pazarlarında inşaat demiri arzının kısıtlı olması nedeniyle de artış gösteren fiyatlar özellikle Birleşik Arap Emirlikleri'ne ve Suudi Arabistan'a yapılan ithalatları artırıyor. Dubai'deki pazar kaynakları, 530 dolar/ton cfr civarından satın alınmış olan Türk menşeli inşaat demirlerinin şu an pazarda bulunabildiğini ve bundan sonra ise 650 dolar/ton cfr'den satın alınan inşaat demirlerinin yerel talebi karşılamak üzere ülkeye geleceğini belirtiyorlar. Ancak bu durum, stok çıkışından düşük maliyetli malzeme bulunabileceğinden, ileride fiyatların bir miktar zayıflamasına yol açabilir.
Steel Business Briefing'e konuşan bir tüccar, "Önümüzdeki ay pazar fiyatlarını iki şey belirleyecek: Arz ve hammadde fiyatları. Katar ve Suudi Arabistan gibi pazarlardaki artan talebe bağlı olarak arz yine kısıtlı kalırsa ve hammadde fiyatları ile petrol fiyatlarındaki artış devam ederse, fiyatlar muhtemelen artışını sürdürecektir. Yaz döneminde talepte yavaşlama beklendiğini de unutmamak gerekir" yorumunu yaptı.

Erdemir zam yapacak mı?

Türkiye'nin en büyük yassı çelik üreticisi Erdemir'in geçen hafta yaptığı yüzde 18'lere varan zammın "7 Nisan tarihine kadar verilen siparişler için" olduğu açıklamasının ardından gözler yeniden şirketin nasıl bir fiyatlamaya gideceğinde. Yıl içinde toplam yüzde 50'ye yakın oranlarda zam yapacağı uzmanlarca belirlenen Erdemir, son 5 ay içinde fiyatlarını yüzde 32 oranında artırmıştı. Erdemir'in son fiyat belirlemesinde sipariş için son günü olan dünün ardından bugün veya önümüzdeki günlerde fiyat değişikliği açıklaması bekleniyor. Diğer taraftan ise şirket uluslararası piyasadan aşağıda olan fiyatının avantajlarını kullanmaya devam etmek için değişikliğe gitmeyebilir. Bu olasılığın da söz konusu olduğunu belirten uzmanlar fiyat indirimini ise beklemiyor. Öte yandan Erdemir'den Kamu Aydınlatma Platformu'na yapılan açıklamada Jim Walters Resources Inc. şirketi tarafından ABD'de açılan davayla şirketten 89.3 milyon dolar istendiğini, davaya ilişkin dilekçenin dün şirkete tebliğ edildiğini ve davaya karşı gerekli tüm hukuki tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Haluk Dinçer: Perakende yasası çıkarsa yatırımları askıya alırız

Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer, Alışveriş Merkezleri, Hipermarketler ve Büyük Mağazalar Yasa Tasarısı'nın bu haliyle çıkması halinde yatırım planlarının bundan olumsuz etkileneceğini söyledi. Sabancı Holding'in perakende sektöründe büyüme planları olduğunu ve 3 yılda holding olarak bu alana 500 milyon TL yatırım yaparak 8 bin kişiye istihdam sağlayacaklarına dikkat çeken Dinçer, "Yasanın bu haliyle çıkması durumunda ne yatırım ne istihdam planı, hiçbir şey kalmaz" dedi.
Capital ve Ekonomist dergilerinin öncülüğünde oluşturulan "Perakende Liderleri Oluşumu" başlıklı dünkü toplantıda Dinçer, Perakende Yasa Tasarısı'nın organize perakendenin önünü kesmek için hazırlandığını savundu. Dinçer, "Geçen aylarda Başbakan Tayyip Erdoğan, 212 Outlet Alışveriş Merkezi'nin açılışında haksız rekabete izin vermeyeceğini söyledi. Fakat hazırlanan tasarı bundan çok uzak" diyerek yasayı hazırlayanların Başbakan'ı dinlemesini istedi.
Yasa ile yeni yerler açmanın zorlaştığını ve bunun da yatırımları olumsuz etkileyeceğini kaydeden Dinçer, "Bu yasayı eleştiriyorum ve geçmemesini diliyorum. Geçeceğini de sanmıyorum" dedi. Dinçer büyüme potansiyeli olmayan alanda hiçbir grubun kalmayacağına da dikkat çekti.

Asıl çıkış 2011'de yaşanacak

Alışveriş merkezlerinin (AVM) Türkiye'de artık sadece alışveriş yapılan yerler olmadığını ve sosyalleşme açısından önemli bir olgu olduğunu kaydeden Dinçer, "Sayıları 300'e ulaşan AVM'ler, Türkiye'de ciddi sosyolojik bir devrimdir. Dolayısıyla vatandaşa "Pazar saat 18.00'de hadi eve git, sosyalleşme bitti' diyemezsiniz. "Terliklerini, pijamanı giy' diyemezsiniz. İş arayan gençlere, "Gidin başınızın çaresine bakın' diyemezsiniz" diye konuştu.
Türkiye'de de dünyada da asıl çıkışın 2011 yılında olacağını belirten Dinçer, şunları söyledi: "Krize neden olan şeyler aslında devam ediyor. Bu nedenle dünyada da Türkiye'de de asıl çıkış 2010'da değil, 2011'de bekleniyor. Çünkü iki yıldır ertelenmiş bir talep var. Bunu bir fırsat olarak görebiliriz. Ama 2010 yılında kayıp iki yılın gelmesi, 2007 yılı rakamlarına dönülmesi bekleniyor."
Öte yandan Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) yönetimi, Başbakan Erdoğan'dan istedikleri randevudan vazgeçti.
Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) yönetimi, önceki gün Ankara'ya çıkarma yaptı. Yılmaz Yılmaz başkanlığında önce Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, ardından da Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'le bir araya gelen BMD yönetiminin gündeminde; perakende yasası olarak da bilinen "Alışveriş Merkezleri, Büyük Mağazalar ve Hipermarketler Yasa Tasarısı' ile uzun süredir sektörün yapılmasını istediği ama hayata geçirilemeyen "Shopping Paradise' adı altında alışveriş haftası düzenlenmesi projesi vardı.



Kırgızistan karıştı


Kırgızistan"ın başkenti Bişkek"te polis ile muhalif göstericiler arasında çıkan çatışmalar ve iktidar değişikliğiTürk yatırımcıları da ürküttü.
Bölgede 300 milyon dolardan fazla Türk yatırımı bulunduğunu söyleyen DEİK Türk-Kırgız İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Yusuf Uğur, “Bu olaylar Kırgızistan"da yaşanan ilk olaylar değil. Bölgede yabancı yatırımcılar tedirgin. Kırgızistan"da Beta Stores Alışveriş Merkezi"nde hasar var. Yeni yatırımlarımızı durdurduk. Böyle devam ederse mevcut yatırımları da bırakıp Türkiye"ye döneriz” dedi.

Kırgızistan'da Anadolu Grubunun da Bira Fabrikası mevcut

AVM yatırımı 50 milyon dolar
Olayların durması için siyasi yetkililerin görüşmelere devam ettiğini ancak umut verici açıklamalar olmadığını dile getiren Yusuf Uğur, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yeni alışveriş merkezimizi nisan ayı başında açtık. 2009"un aralık ayında da bir yatırımımız oldu. 3 alışveriş merkezine toplam 50 milyon dolar yatırım yaptık. Bu yatırımlar Kırgız halkı için çok önemliydi. Bölgede modern alışveriş merkezleri bulunmuyordu. Yatırımlara devam etmeyi planlıyorduk. Ancak bu olaylardan sonra yeni yatırım planlarımızı iptal ettik. Olayların durmaması halinde ise mevcut yatırımlardan da vazgeçebiliriz.”

Ticaret 250 milyon dolar

Türkiye ile Kırgızistan arasında 250 milyon dolara yakın dış ticaret hacmi bulunduğunu anlatan Yusuf Uğur, şu bilgileri verdi: “Bölgede güven ve huzur kalmadı. Bu ortamda yatırımcı olmak gerçekten çok zor. Türkiye ile Kırgızistan arasındaki dış ticaret son dönemlerde hızla artıyordu. Ancak bu gelişmeler dış ticareti de olumsuz etkileyebilir. Sadece Türkiye değil, diğer yabancı yatırımcılar da tedirgin.”

PİYASALAR



Euro, 16 ay sonra 2 liranın altına indi


FED'in açıklaması sonrasında yaşanan hareket tü m gelişmekte olan ülke para birimlerinde görüldü.Bu arada yabancı fonların ilgisiyle dolar içeride 2 ayın, Euro 16 ayın en düşük düzeyine geriledi. Türkiye'nin büyümede en hızlı toparlanacak gelişmekte olan ülkelerden biri olarak görülmesi, yabancı fonların ilgisini artırdı. Fonların ilgisiyle, döviz piyasasında düşüş yaşandı. Bankalararası piyasada dolar 1,50 liranın da altına indi. Dolar 1,4960'a gerileyerek son iki ayın en düşük düzeyine geriledi. Dolar gün içinde en yüksek 1,5120'yi gördü. Euro da 2 liranın altına inerek son 16 ayın en düşük seviyesini gördü.
Geçtiğimiz hafta sonuna dogru, piyasalara ABD önderliğinde kar satışları geldi. ABD'de şubat ayı tüketici kredilerinde beklenenin üzerinde bir daralma ve KANSAS FED Başkanı'nın “FED faiz oranlarını uzun süre düşük tutmamalı” sözleri satışı tetikledi. Dow Jones 0.66, S&P500 0.59 ve Nasdaq 0.23 değer kaybetti. Yunanistan'ın muğlak durumu Avrupa piyasasını etkilerken, AB bölgesi büyüme rakamının 0.1 beklenirken hiç büyümemesi Avrupa borsalarını etkiledi. Japonya'da makine siparişlerinin beklenenin altında kalması etkisini Asya piyasalarında gösterdi.
Bernanke'de bu arada “Enflasyonun yakın vade için kontrol altında gibi göründüğünü” belirtirken , “piyasalarda özellikle tüketici kesimde iyimserliğin artmasını beklediğini ve bununda bankaları kredi vermede cesaretlendireceğini “sözlerine ekledi.



Türk Lirası güçlü seyrini koruyor.


Fonların ülkemize itibar etmelerinin de etkisiyle Türk lirası dolar ve Euro karşısında değer kazanmağa devam ediyor. TL.nin yeni dolar hedefi 1.48. Dolar Euro karşısında güçlenirken, TL.nin bundan etkilenmemesi, ülkeye giren fonlara bağlanıyor.
Dolar/euro paritesi 1.3250'lere kadar geriledi. Bu hafta paritenin 1.3250-1.3410 aralığında seyri bekleniyor.
Son enflasyon rakamlarının getirdiği ürküntü ile bono faizlerindeki yükseliş yerini gevşemeye bıraktı.Ancak piyasalar genede enflasyonun seyrine ilişkin temkini elden bırakmıyorlar. Bu hafta faizler 9'un üzerinde.
Siyasi istikrarsızlık anayasa görüşmeleri ve gözaltılar sebebiyle güncelliğini koruyor. Bu hafta anayasa görüşmeleri devam edecek. Yandaş basının TSK konusundaki menfi tavır ve yayınlarıda anlamsız bir şekilde devam ediyor. TSK kanadı sessizliğini koruyor.
Esen Kalın.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır.  İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz.  Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.