• BIST 92.709
  • Altın 212,013
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 4 °C

'Baba' adını alan markalar

'Baba' adını alan markalar
Markalarına dede, baba gibi unsurların isimlerini veren firmalar güven unsurunu vererek müşterinin ilgisini daha çok çekiyor.

İSTANBUL- Markalarına dede, baba gibi unsurların isimlerini veren firmalar müşterinin ilgisini daha çok çekiyor. Kimi uzmanlar bu tercihin müşterilere güven verdiğini söylerken kimileri ticari bir taktik olarak değerlendiriyor.
Ne sihir ne keramet... Alametifarikası babadan, dededen... Kimi köfteci kimi oyuncakçı kimi tarhanacı kimi de balıkçı.
Türk toplumunda aile büyüklerine duyulan güven hissi onları yeni bir kulvara taşıdı. Markasını dede, baba gibi aile büyüklerini hatırlatan unsurlarla birleştiren, işlerini daha da büyüttü.
1962'den 2002'ye kadar Fen Oyuncak olarak piyasada yer alan firma, markasını Dede Oyuncak'a dönüştürünce satışları yüzde 70 arttı. 35 yıl önce Mustafa Yeldanlı'nın üretimine başladığı tarhanaya 7 yıl önce koyulan Tarhana Baba markası firmaya Avrupa'nın kapılarını açarken, Arnavutköy'deki Ali Baba üç dükkânı ile çalışanları dışında 6 çocuğuna ve 11 torununa bakıyor. Baba, dede, teyze gibi unsurların markalara kattığı gücü keşfedenler ise ailenin genç kuşakları oldu.

Ticari bir taktik
Uzmanlara göre işin aile büyüklerini hatırlatan markalar tüketicide "babadan, dededen, teyzeden kötülük gelmez" algısı yaratıyor. Brand Assist'in kurucusu Muhterem İlgüner, "Dede, baba ve oğulları gibi motifleri kullanarak marka yaratan üreticiler, tüketicide yapılan işin uzun yıllardır uğraşıldığı ve ailece yüklenilen misyonun aktarılarak devam ettiğine dair bir duygu uyandırıyor. Özellikle aile bağlarının eskisi gibi sıcak olmadığı kentli toplumlarda ailenin önemini de tüketiciye hatırlatan bir şey oluyor. Çocukluğumda mahallede mandırası olan bir aile vardı. Birkaç kuşaktır yoğurt yaparlardı. O yoğurdun tadını başka bir yerde bulamadım. Bunun gibi tüketicide eski güzel anılara dair bir imge de oluşuyor" diyor. Bu unsurların büyük markalar değil yerel ya da butik üretim yapan firmalar tarafından daha çok kullanıldığına dikkat çeken İlgüner, bu konuda markalara şu uyarıda bulunuyor: "Kaliteli bir ürün, bu adlardan biriyle pazara sürülüyorsa tüketici ona sıcak bakıyor ve şans tanıyor. Ürün kalitesiz olursa ikinci bir şansı tanımıyor."
Family Business Advisors şirketinin kurucusu Haluk Alacaklıoğlu ise bu durumu ticari bir taktik olarak değerlendiriyor. Alacaklıoğlu, "Değerlerini kendi ailesinin içinden çıkartarak markasına yansıtan firmalar kurumsallaşma yolunda ilerleyebilirler. Ama sadece aile köklerine dayanmadığı halde markayı öyle gösterenlerin başarı şansı yok" açıklamasını yapıyor.



DEDE OYUNCAK

40 YILDA YAPILMAYAN 7 YILDA GERÇEKLEŞTİ
Fen Oyuncak'ın kökleri 1962 yılına dayanıyor. 40 yıl boyunca Fen Oyuncak olarak piyasada yer alan firmanın markalaşma çalışmaları torun Burak Dede ile başlıyor. 7 yıl önce işin başına geçen Burak Dede'nin yaptığı ilk iş hem köklü bir firma olgusu yaratacak hem de güven unsuru verecek Dede Oyuncak markasını yaratmak olmuş. Dede Oyuncak markasının kendilerine dünya pazarlarının kapısını açtığını ve üretim kapasitelerinde yüzde 70 artış yarattığını belirten Burak Dede, "Dede kavramı, çocukların algısında ailenin bel kemiği ve saygı duyulan bir sembol. Bu yüzden 40 yıldır 'Fen Oyuncak'ın yapamadığını 7 yılda 'Dede' markası yaptı. Dede figürünün yer aldığı logomuzun verdiği mesaj rahatlıkla anlaşılıyor. Üretimimizin yüzde sekseni iç pazar, yüzde yirmisi ise ihracattan oluşuyor" diyor.


TARHANA BABA

ÜRETİMİ 4 YILDA ON KAT ARTIRDIK

Mustafa Yeldanlı,1974 yılından beri Uşak'ta geleneksel yöntemlerle tarhana üretimine başlıyor. Yeldanlı'nın yaptığı butik üretim 2005 yılında oğullarının devreye girmesi ile yeni bir boyut kazanıyor. "Bize bir marka gerekiyor" diyen Yeldanlı'nın oğulları Tarhana Baba markasında karar kılıyor. 2007 yılında markanın tescilini yaptırdıklarını anlatan Tarhana Baba'nın ikinci kuşak yöneticisi İsmail Yeldanlı, "Tarhana Baba fikri babamdan çıktı. Herkesin ve her şeyin bir babası vardır. İskele babası, fikir babası gibi... Güven duyulan koruyucu bir baba fikri insanı doyurur. Ürünlerimiz Türkiye genelinde doğal ürünler satan dükkânlar ve butik marketlerde satılıyor. Üretimimiz 2005 yılında 2 tondu. 2009 yılında 20 tona ulaştık. Bu yükselişin ana nedenlerinden biri markamız oldu" açıklamasını yapıyor.


ALİ BABA

ADIMIZ MÜŞTERİYE GÜVEN VERİYOR
Yaklaşık 15 yıl Bebek'te seyyar köftecilik yapan Ali Salih de Ali Baba markası ile müdavimler kazanmış. Ali Baba isimli köfte arabası ile işe başlayan Salih, işleri yolunda gidince 1980 yılında Arnavutköy'deki dükkânına geçiyor. Seyyarken geldiği tüm müşterileri Salih'in yeni mekânında da peşini bırakmıyor. "Kalitemiz, adımızın verdiği güven duygusu nedeniyle müşterilerimiz hep peşimizde oldu. Ferit Şahenk, Güler Sabancı, Kenan Doğulu, Mustafa Denizli, Nazan Öncel müşterilerimizden" diyen Salih, daha sonra aynı marka ile balık işine girdiklerini anlatıyor. Salih şöyle devam ediyor: "11 torun ve 6 çocuğum var. Çalışanlarıma, tüm çocuklarım ve torunlarıma bu üç dükkân bakıyor. Hedefimiz yeni şubeler." Salih, yaptığı köftenin sırrını bir tek gelini ve kızı ile paylaştığını söylüyor.


ADEM BABA

TÜKETİCİ HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAMAMALI
Ali Baba'nın "baba" unsurunu kullanarak elde ettiği başarı komşu işletmelere de örnek olmuş. Bir aile işletmesi olarak 1992 yılında kurulan Dalyan Balık şu anda Adem Baba ismi ile hizmet veriyor. Adem Baba'nın ortaklarından Mustafa Akbulut, "Adem, ağabeyimin adı. Beni okutan ve büyüten odur. Bu yüzden kendisine hep 'Adem Baba' derdim. Sonra 'Dükkânın adı neden Adem Baba olmasın' diye düşünüp 10 yıl önce değiştirdik. Burada üç tane balık lokantamız var. Adımız bize ilk defa gelen müşteri için güven duygusunu artırıyor. Ama böyle bir markayı kullananların çok dikkat etmesi gereken bir kural var: Babalık yapmadıktan sonra baba olmanın bir önemi yok. O yüzden tüketiciyi hiç hayal kırıklığına uğratmaman gerekiyor" açıklamasını yapıyor.


MANTI KEYFİ

AMERİKALI ŞİRKETİN DİKKATİNİ ÇEKTİK
Altı yıl önce kurulan Mantı Keyfi'nin logosunu tasarlarken anneanne sembolünü kullandıklarını ifade eden Mukadder Aksoy "Logomuzdaki mantı yapan anneannenin simgelediği şey bizim için çok önemliydi. Çünkü çevremden genellikle 'Benim bir anneannem vardı, çok güzel mantı yapardı' gibi özlem dolu ifadeler duyuyordum. Bu özlemi mutluluğa çevirmek için anneanne figürünü logoya taşımaya karar verdik. Tüketiciden çok da iyi tepkiler aldık" diye konuşuyor. Aksoy, "Şu anda 15 franchise'miz var. Gelecek ay 6 yeni şubenin açılımı için daha anlaşma yaptık. Bunun dışında bir Amerikan şirketi, Arabistan'daki franchise'mizin üzerinden subfranchise alabilmek için teklifte bulundu. Kentucky'nin sakallı dedesi burada olduğu gibi bizim anneannemiz de Amerika'da birilerine gülümseyebilir" diyor.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Amazon ile rekabette 4 strateji09 Ekim 2018 Salı 10:00
  • Timuray şampiyonlar listesinde30 Eylül 2018 Pazar 15:00
  • Check-in kiosku gibi en 'havalı' girişimcilik!18 Eylül 2018 Salı 13:00
  • Real hipermarketler satılıyor15 Eylül 2018 Cumartesi 09:00
  • Vadistanbul 1 yaşında!14 Eylül 2018 Cuma 15:00
  • Güler Sabancı, Japonya Prensesini ağırladı14 Eylül 2018 Cuma 14:00
  • Bakanlık aylık 2.5 milyona otelde kiraya çıktı07 Eylül 2018 Cuma 12:00
  • Almanlar Teknosa'yı satın almaktan vazgeçti29 Ağustos 2018 Çarşamba 09:00
  • Ankaralı dev holding konkordato istedi23 Ağustos 2018 Perşembe 13:30
  • Denizbank'ın fiyatı dolar bazında düştü23 Ağustos 2018 Perşembe 12:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.