Çarşamba, 20 Eylül 2017 03:41
20:00 Ekimde el sıkışılırsa, hedef tutar         19:00 Engelleri Tofaş kaldırıyor         18:00 Türkler Güney Kore'ye gidiyor         17:00 Türkler 1.5 saat kuyrukta bekliyor         16:00 İstanbul Coffee Festival’i         15:00 Yenikapı arsası Ensar Vakfı’na verildi         14:00 Cepten konuşmada Avrupa birincisiyiz         13:00 Ryanair uçuş iptal edecek         12:00 Geleneksel gelin hamamı değişti         11:00 Aç kurt ile geyiğin ölüm-kalım yarışı         10:00 Serdar Bilgili: En gözde bölge olacak         09:00 Koç’dan İspanya’ya yatırım sinyali         20:00 Yüksekova’dan 412 bin yolcu         19:00 Condor'da seks skandalı         18:00 Bakan Arslan'a rapor sunuldu         17:00 THY Chicago'da 20. yılını kutladı         16:00 Konyaaltı’nda kıyı temizliği yapıldı         15:00 Dünyanın en eski yolcu uçağı         14:00 Alitalia için 5 firma yarışıyor         13:00 Aeroflot, 50. yılını İstanbul'da kutladı         12:00 Tarlabaşı'na Çinli milyarder geliyor         11:00 Rize'de ''Organik Turizm başladı         10:00 Uçhisar Belediyesi'ne Ödül         09:00 Kapadokya’nın 2023 turizmi konuşuldu         17:00 Türkiye liderliğinde turizm komitesi        
ARŞİVDE ARA
FOTO GALERİ
LİNK BANKASI
ARŞİVDE ARA
HAVA DURUMU
İstanbul
Ankara
İzmir
Antalya
Gazeteci: Can Pulak
Bodrum zehir soluyor
17 Ağustos 2017 Perşembe 16:29

Türkiye iyi yönetilmeyi unuttu. Merkezde de iyi yönetilmiyoruz, il ve ilçelerde de..
Balık baştan kokar derler ya, kılçığı da, kuyruğu da kokuyor işte. İşin kötüsü, seçimle de çözemiyoruz bu kötü yönetilmeyi. Seçilen başarısızsa, yeni seçim dönemini beklemekten başka yapacak bir şey yok.
Demokrasinin bedelini pahalıya ödemeye başladık. Sağlıksız seçim kanunu ile raf ömrünü çoktan tamamlamış olan siyasi partiler kanunu, vazgeçmememiz gereken demokrasimizin de önünü tıkadı. Bu tıkanıklığı gidermek varken, biz kalkmış sistemi köhne yasaların üzerinde daha da tırmandırmaya çalışıyoruz.

Mevcut milletvekillerini iyi çalıştıramazken, sayılarını arttırıyoruz.
Bu da yetmiyor, maaşlarının yükseltilmesini isteyebiliyoruz. Önümüze geleni (halk istiyor) diye Belediye Başkanı yapıyoruz. İşi becerebilir mi, yönetim tecrübesi var mı, bunlara aldırmıyoruz bile. Başkanlara hiç değilse, Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsünde 3-5 ay eğitim versek, bütçe nasıl yapılır, nasıl harcanır, personel nasıl yönetilir, kararlar nasıl alınır, bunları öğretebilsek bari… O da yok.
Biz adamı seçiyoruz, gerisine bakmıyoruz hiç. Peki işini yapamaz, yönettiği kenti tanınmaz hale getirir, geriye götürürse, bunun bir çaresi filan yok mu?
Yasalara göre yok. O başarısızlığa yıllarca katlanmak, yeni seçimi beklemek zorundayız. Böyle şey olur mu demeyin,oluyor işte…
Hele Doğu-Güneydoğu il ve ilçelerinde…

Lafı Muğla ve Bodrum’a getirmek istiyorum. İktidar seçim kaybettiği yerlerde Büyükşehir yasası ile rövanşı alıyor. Buralara gerekli yardım ve destekleri yapmıyor. Öyle olunca hizmetler aksıyor, şikayetler ayyuka yükseliyor. Buna bir de yerel yönetimlerin rekabeti, didişmeleri filan eklenince, olan halka oluyor. Muğla 1250 kilometreden fazla sahile sahip büyük bir il.İ mkanları yetersiz, hele Bodrum gibi turizmin gözbebeği ilçesinin ihtiyaçlarını karşılamaktan aciz. Bodrum’un suyu kesiliyor, boruları patlıyor, çöplüğü devamlı yanıyor, trafiği rezalet halde, ama bunlara çözüm bulan yok. Devamlı mazeret üretiyoruz, topu küçükşehir büyüğe, büyükşehir küçüğe atıp duruyoruz.

Çare aranmazsa bulunmayan birşey. Su borularını Devlet Su işleri döşetti. Hem de birkaç kere döşetmek zorunda kaldı. Onarımlar hala sürüp gidiyor. Bu yüzden Bodrum çok sık susuz kalıyor.
Bunun sorumlusu, attı mı mangalda su bırakmayan Orman Bakanı Veysel Eroğlu değil mi? Onun sesi soluğu çıkmıyor, halkla belediye başkanları karşıkarşıya kalıyor. Çıkın anlatın gerçeği millete, toplayın halkı ve işin içyüzünü izah edin. Yıllardır Bodrum’un çöp sorunu çözülemedi.
Efendim, Orman ve hazine yeni çöplük yeri tahsis etmiyormuş Bodrum’a. Gerçek öyle değil, yer verildi ve ihalesi yapıldı ama, müteahhit işi beceremedi. Sonradan Mumcular’da yer verildi, orası da doğru bir seçim olmadığı için itiraz gördü. Öyle veya böyle, yenisi bir türlü yapılamadığı için Bodrum’un çöplüğü hala yanıyor ve burada yaşayanlar aylardır zehir soluyorlar. Hele son bir haftadır, depremden çektikleri yetmiyormuş gibi, bir de zehirli havaya mahkum yaşıyor Bodrumlular.

Muğla ve Bodrum Belediyeleri birbirlerini günah keçisi ilan edeceklerine, biraraya gelip büyük bir heyet oluşturarak Ankara’ya gitsinler. Başbakana ve ilgili bakanlara topluca anlatsınlar dertlerini. Olmazsa basın toplantıları düzenlesinler. Halka duyursunlar isteklerini. Bunu yapamıyorlarsa, tatile gelen gazetecilere kendi reklamlarını yaptıracaklarına, Muğla’nın ve Bodrum’un sorunlarını anlatsalar, destek isteseler ya.. Kendi akıllarını kafi göreceklerine, çöp meselesini modern bir şekilde çözen eski Adana Belediye Başkanı Aytaç Durak’a danışsalar, Ankara’nın çöp sorununu bir çırpıda halleden ve çöpten enerji de üreterek çevresine elektrik dağıtan Ali Kantur’dan yardım isteseler. İnanıyorum ki, Bodrum’un çöp sorunu 6 ay içinde halledilir. Trafik sorunu da bu yolla çözülebilir, uzmanların ve işi bilenlerin görüşleri alınırsa, giderek içinden çıkılamaz hale gelen bu rezaletin de üstesinden gelinebilir.

Bodrum devamlı sallanıp duruyor, üstelik Muğla’ya bağlı birçok yerde de depremler devam ediyor. İnternetten Kandilli rasathanesine bir girin, irili ufaklı yüzlerce depremin kaydına rastlarsınız. Bodrum’da yaşayanlar korkmaya başladı, artçılar sanıyoruz ama, bazılarının şiddet oranı hayli fazla. Depremden nasıl korunabiliriz, binalar sallanmaya başladıkça ne yapmalıyız, nereye saklanmalı yada kıvrılmalıyız? Örneğin merdivenler çok tehlikeli, ama bunu çoğumuz bilmiyoruz. Sayısız depremle sarsılan evler ne durumda acaba? Çatlaklar giderek büyüyor. Bu durumda binaları kontrol ettirmek gerekmez mi?
Halk bu konularda ciddi bir muhatap bulamıyor. Belediye hoparlörleriyle vatandaşa bilgi verilse, korunma yolları anlatılsa, ilkyardım çantalarının gereği izah edilse iyi olmaz mı? Günlerdir devletin sesine, yöneticilerin şefkat ve ilgisine hasret yaşıyor Bodrumlu ve Muğlalı.

Nerede Belediye Başkanları, yerel yöneticiler nerede?
Belediyeler hemen ekipler oluşturarak, Mimar ve Mühendis Odaları Birliğinden de destek isteyerek, binaların durumunu kontrol ettiremezler mi?
Bazılarında ciddi çatlaklardan, yarılmalardan, özellikle köylerde tahribatlardan bahsediliyor. Gerçek nedir, söylentiler doğrumudur?
Değilse durum halka açıklansın, tehlikeli durumda yapılar varsa, derhal kontrol ettirilsin. Bodrum’un binaları sağlam nutukları atıldığından buyana 15 günden fazla geçti ve yüzlerce depremi daha yaşadık. Meselenin şakaya gelir yanı yoktur. Yerel yönetimler mutlaka gereğini yapmalı ve küçük ücretler karşılığında binaların durumunu kontrol ettirmelidirler.
Hayat devam ediyor. Bodrum’un yaralarını çok çabuk sarmak ve ihtiyaçlarını karşılamak durumundayız. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Muğla ve Bodrum’a destekte hepimiz birleşmeli, taşın altına elimizi koymalıyız.Osman Gürün ve Mehmet Kocadon iyi insanlar olabilir. Ama iyi insanlık yetmiyor işte, iyi idarecilik de şart…
 

Bu yazı toplam 375 defa okunmuştur
Röportaj
Gazete Manşetleri
Özel Haber
Analiz
Yorumlananlar
Anket
Turizm haberinde ne beklersiniz?
Doğruluk
Hız
Fark
Anlatım
Çok Okunanlar