• BIST 103.200
  • Altın 197,005
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 21 °C

Amerika’yı kurtaran adam sorgulanıyor

Amerika’yı kurtaran adam sorgulanıyor
ABD'de Bernanke'nin sıfır faiz politikası ile sürdürülen gevşek para politikası kritik ediliyor ve bazı şeyleri değiştirmenin zamanı geliyor diyenler arttı
MURAT EMEN- EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü (23-27 Ağustos 2010)


İSTANBUL-Global kriz başladığında önce kimi kurtarması gerektiğine karar vermek Bernanke için en önemli karardı. Ancak “bankaları yaşatırsanız ekonominin arkası gelir” diyebilmek bu işin dönüm noktasıdır. Yarattığı trilyonluk FED parası ve uygulamaya geçtiği gevşek para politikası ile yatırım bankalarını tekrar paraya boğup, ekonominin çarklarını tekrar çevirmek yanında vatandaşın ihtiyaçlarını karşılatıp ekonomiyi düze çıkartan bir adamdı. Önce başta Krugman ve Roubini gibi önde gelen ekonomistler onu topa tuttular. Ama o yılmadan politikasına devam etti ve sonunda onu tenkit edenlerde dahil olmak üzere herkes “Sezar"ın hakkı Sezar"a “ dediler. Artık o bir “American Hero” olmuştu.
Gerçekten Bernanke"nin uyguladığı politika kısa zamanda trendi yukarı çevirdi ve ABD ekonomisinde kıpırdanma başladı. Talep gene dirilmişti. Ekonomide çarklar dönüyor. Bankalar tekrar kredi vermeye başlamış, varlıklar tekrar geri alınıyor ve borçlar ödeniyordu. Bütün bunlar Bernanke"nin piyasaya verdiği FED paraları ile yapılıyordu.
Battı batacak dediğimiz bankalar dirilmiş hatta borçlarını ödemeye başlamışlardı. Tılsım denizdeki kazada önce kimi kurtarmanız gerektiğine karar vermenizde. Bernanke en isabetli kararı aldı ve önce bankaları kurtardı. Diğerleri kendiliğinden kurtuldu.
Şimdi tabii sıfır faiz politikası ile devam ettirilen meşhur gevşek para politikası giderek kritik edilmeye ve bazı şeyleri değiştirmenin zamanı geliyor diyenler çoğalmaya başladı.



ABD'NİN SIFIR FAİZ POLİTİKASI KRİTİK EDİLİYOR

Küresel krizle mücadelede uygulanacak ekonomik canlandırma politikaları çerçevesinde, Amerikan hükümeti bir taraftan trilyon dolarlara ulaşan harcama paketlerini devreye sokarken, diğer taraftan düşük faizli geniş para politikasına da devam ediyor. Ancak krizin üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına ve kısmi bir düzelme yaşanmış olmasına rağmen sıfır'a yakın bir faiz politikasının sürdürülmesi ABD içinde geniş tepki çekmeğe başladı.
ABD Federal Açık Piyasa Komite üyesi ve Kansas FED Bankası Başkanı Thomas Hoenig ilk defa ciddi eleştirilerle ortaya çıktı. Hoenig, kontrolsüz bir genişlemeci para politikasının, ekonomik canlanma üzerinde etkisinden ziyade, istikrarı bozabilecek ve belirsizlikler getirebilecek etkilerinin ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor. Hoenig, sıkı para politikasını savunmadığını, ancak genişlemeci politikalarının, "kontrollü" bir şekilde uygulanması ve ekonomik koşullara göre adapte edilmesinin doğruluğunu savunuyor.

Para politikası seçiminin tamamen ticari bankaların istekleri doğrultusunda oluşturulmasının, sınırsız ve süresiz bir şekilde genişlemenin sürdürülmesi anlamına geldiğini, çünkü ticari bankaların Fed"den neredeyse sıfır maliyetli ve istedikleri miktarda aldıkları fonları daha sonra belli bir faiz karşılığında ABD Hazinesine borç verdiğini ve buradan garantili "temiz" bir kâr sağladıklarını belirtiyor.

BİZDEKİ DURUMDA FARKLI DEĞİL
Bu bize bizde uygulanan düşük faiz politikasının da nasıl çalıştığını göstermesi bakımından ilginç. Devlet interbanktan düşük faizle bankaları fonluyor. Onlarda bu paralarla gidip devlet kağıtlarını alıyorlar. Tıpkı ABD gibi garantili temiz bir kar sağlıyorlar. Banka karlarının yüksekliğinin sebebi burada. Ancak bizde reel faiz göz önünde bulundurulursa, yerli yatırımcının durumu yabancılar kadar cazip değil. Bu bakımdan sıcak para Türkiye"de altın günlerini yaşıyor. Bu faizleri veren başka ülke hemen hemen yok. Reel faiz onların derdi değil. Onlar neredeyse sıfıra yakın maliyetle buldukları para ile gelip %8"e yakın bir verimi alıp gidiyorlar. Burada kurların devreye girmesi gerekir. Ancak faiz-kur ikilemi de eskisi gibi normal çalışmıyor. Neredeyse sabit giden kurlar ve hatta değerlenen TL. onların ekmeğine yağ sürüyor.

TEKRAR ABD KOŞULLARINA DÖNERSEK
Mali sistemin istikrarsız olduğu dönemlerde bir "ihtiyati" para talebi bulunuyor. "Yastık altı" parası olarak değerlendirilecek bu talep, her türlü olumsuz koşula karşı elde hazır tutulması gereken nakde olan talebi gösteriyor. Bu talep nedeniyle, sıfır faiz koşullarında para tabanındaki genişleme, "yastık altına giderek" finansal piyasa ve reel ekonomi içerisine büyük oranda girmiyor ve böylelikle etkisi sınırlı ve belirsiz hale geliyor.
Sıfır faiz politikasının etkisizliğinin diğer bir nedeni ise, ticari bankaların, belirsizlikler ve sermaye yeterliliği konusundaki ihtiyatlı tutumları nedeniyle, merkez bankalarından sağladıkları fonları, mali piyasalar ve reel ekonominin genişlemesi için gereken - ticari krediler gibi - riskli varlıklara yönlendirmemeleri ve - devlet tahvili gibi - risksiz varlıklarda tutmaya yönelmeleri. Para tabanındaki genişleme bu nedenle en kısa yoldan devlete geri dönüyor ve kredi-mevduat döngüsü üzerinden "kaydi para" genişlemesine yol açmıyor.

Sermaye yeterliliğine yönelik düzenlemelerin sıkılaştırıldığı ve bankaların daha temkinli olmaya yöneltildiği bir dönemde, Fed"in ilk etapta çelişkili gözüken bir tutum izlemesi ve ticari bankaları, kendilerine sunulan düşük maliyetli Fed fonlarını ticari krediler gibi "riskli" varlıklara tahsis etmeye teşvik etmesi gerekiyor. Bununda yolu istenirse bulunabilir.
Diğer taraftan kontrolsüz ve sınırsız bir sıfır faiz politikası yerine koşullara adapte olan daha kontrollü bir faiz ve para tabanı genişleme hedefi uygulanması mantıklı bir yol olarak gözüküyor. Aksi takdirde parasal genişleme ekonomik aktivitelerin canlandırılmasında "etkisiz eleman" olarak kalacak ve sadece istikrarsızlığa hizmet edebilecek.



ABD'de istihdam kaygısı Asya borsalarını vurdu.Yen dolar karşısında son 15 ayın en yüksek seviyesinde.


Amerika Birleşik Devletleri'nde istihdam rakamlarının beklenenden kötü çıkmasının ardından Asya borsalarında düşüş yaşandı.ABD ekonomisindeki kaygılardan en çok etkilenen Tokyo Nikkei endeksi yüzde 2 oranında düştü. Japon Merkez Bankası'nın piyasalardaki düşüşlerle ilgili bir acil toplantı düzenlemesi bekleniyor.
Japon yetkililerin yenin gücünü azaltmak için ek önlemler almayı planladıkları söyleniyor.Yen, şu anda dolar karşısında son 15 ayın en yüksek seviyesinde seyrediyor. Yen, işsizlik rakamlarının beklenenden yüksek çıkmasıyla düşüşe geçen dolar karşısında günü 1 dolar = 85,265 yen düzeyinde kapattı.
Japonya maliye bakanı, yenin değerine müdahale edip etmeyecekleri yolundaki soruları yanıtsız bıraktı.
Ancak, Bakan Yoşihiko Noda, para biriminin hareketlerini dikkatle izlediklerini ve bu konuda G7 ülkeleri ile diyalog halinde olduklarını belirtti. Japon piyasalarındaki düşüşten en çok etkilenen ise, ihracat firmalarının hisseleri oldu.
Satışlarının üçte birini Amerikan pazarına yapan Toyota hisseleri yüzde 1,8 düşerken, fotoğraf makinesı üreticisi Canon'un hisselerinde ise yüzde 2,2'lik bir düşüş yaşandı.

JAPONYA"DA YEN'E MÜDAHALE KONUŞULUYOR
TOKYO - Japonya"da üst düzey bir hükümet yetkilisi, döviz piyasasına şu anda müdahalede bulunulmayacağını, ancak yenin daha da yükselmesi halinde dövize müdahalenin seçenekler arasında olduğunu söyledi. Haberi veren Jiji ajansı, açıklamayı kabinenin finansal hizmetler bürosunun yetkilisi Kenji Tamura"ya dayandırdı.
Japonya merkez bankasının (BOJ) gelecek ay para politikasını gevşetme ihtiyacı duyma ihtimaline karşı seçeneklerini gözden geçirdiğini belirten kaynaklar, yendeki güçlenme nedeniyle bankanın eylülden önce harekete geçmeyeceğini söylediler.
BOJ"un dün acil olarak toplanacağı yönündeki söylentilerle dolar yen karşısında değer kazanmış tahvil faizleri ise gerilemişti. Ancak piyasadaki bu hareketler, kaynakların BOJ"un büyük olasılıkla bu kadar yakın zamanda toplanmayacağı açıklamalarının ardından tersine döndü. (Reuters)



Büyük Alman İş Çevreleri Merkel'e açık mektup yayınladı (WSJ)


Son zamanlarda kamuoyunda büyük bir güven kaybı yaşayan Alman hükümeti, göreve gelmesinden bu yana en büyük destekçisi olan iş dünyasını da karşısına almaya başladı.
Aralarında ülkenin en büyük bankası Deutsche Bank"ın da yer aldığı iş dünyasının önemli şirketlerinin liderleri, Alman hükümetine açık bir mektup göndererek, öne sürülen yeni enerji vergilerinin ülke ekonomisi için büyük bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Bu hafta sonu Almanya"nın önde gelen dergi ve gazetelerinde yayımlanacak olan mektupta, liderler, “Birçok şey risk altında. Geleceğimizi güvence altında görmüyoruz ve iş dünyasını ileride daha kötü şartların beklediğini düşünüyoruz. Bütün bunlar bizi gerçekten endişelendiriyor” ifadelerine yer verdi. Liderler ayrıca, “Şu anda bütçeyi dengelemek adına alınan kararlar, Alman iş dünyasının gelecekte yapacağı yatırımları engellemektedir” dedi.
Bu açık mektup, Alman şirketlerin Başbakan Angela Merkel"in hükümetiyle son dönemde girdiği çatışmanın en sert göstergelerinden biri oldu.

Geçtiğimiz aylarda, Alman iş dünyası, Merkel"in bütçe açığını dengelemek için vergi indirimlerini rafa kaldıracağını açıklamasından sonra oldukça sinirlendi. Alman iş adamları söz verilen reformların gerçekleştirilmemesini de kabul edilemez bir hata olarak kabul etti.

Alman iş dünyasının öfkesini tetikleyen en büyük nedenlerden biri, hükümetin son dönemde öne sürdüğü enerji politikaları oldu. Hükümet, nükleer yakıt vergisini toplamda 2.3 milyar euro (2.95 milyar dolar) artıracağını açıkladı. Bu açıklamanın ardından, ülkenin en büyük enerji şirketleri RWE ve E. On, bu vergilerin hali hazırda azalma eğiliminde olan gelirlerine büyük bir sekte vuracağı gerekçesiyle, nükleer reaktörlerini kapatma tehdidinde bulundu.

İş dünyasının hükümete doğrudan açık mektup göndermesi, daha önce sık rastlanan bir durum değil. Toplamda 41 şirketin liderlerinin bu mektubu imzalaması, iş dünyasının Merkel"e karşı güç birliğine gittiğinin bir göstergesi olarak algılandı.

Deutsche Bank"ın Başkanı Josef Ackermann"ın yanı sıra, ülkenin en büyük perakende zinciri Metro grubun CEO"su Eckhard Cordes ve Alman Milli Futbol Takımı"nın menajeri Oliver Bierhoff bile mektubu imzaladı.

Hükümet sözcüsü Steffen Seibert ise açık mektubu bir tehdit olarak kabul etmediklerini söyledi.

Merkel hükümetinin bu açık mektubu bir tehdid olarak görmemesi demokrasinin ve hazımlı olmanın güzel bir meyvası. Maazallah aynı karşı çıkış bizde olsa kimbilir Sn. Erdoğan meydanlarda böyle bir çıkışa ne derdi acaba?



TÜRKİYE'DE ÜÇ İŞSİZDEN BİRİ AİLE REİSİ


Halen rekor seviyelere yakın seyreden işsizlik, aile reislerini de vurdu. ATO'nun araştırmasına göre, toplam işsiz aile reisi sayısı 1.5 milyonu geçiyor
ANKARA - Ankara Ticaret Odası"nın araştırmasına göre, işsiz her üç kişiden birini aile reisleri oluşturuyor. Toplam işsiz aile reisi sayısı 1.5 milyon kişiyi geçiyor.
4 milyon aile reisi kayıtdışı çalışırken, 535 bin aile reisi de evini geçindirebilmek için ek iş yapıyor.
Ankara Ticaret Odası"nın (ATO) TÜİK"in Hane Halkı İşgücü istatistiklerinden derlediği araştırmaya göre, krizin etkileri, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye"de de "işsizlik" sorununu gündemden düşürmüyor. 3 milyonu aşan işsizin bulunduğu Türkiye"de, her üç işsizden birini evine ekmek götürmek zorunda olan aile reisleri oluşturuyor. Türkiye"de Nisan 2010 tarihi itibarıyla 1 milyon 649 bin işsiz aile reisi bulunuyor. Nisan ayı itibarıyla işsizlik oranı yüzde 12"yken, işsiz sayısı 3 milyon 71 bin kişiyi buluyor. İşsizlik rakamlarına, iş aramayıp işbaşı yapmaya hazır olanlar ve mevsimlik çalışanlar da dahil edildiğinde, geniş anlamda işsiz sayısı 5 milyon 118 bine, işsizlik oranı da yüzde 18.5"e yükseliyor.
Aynı dönemde işsiz olan aile reisi sayısı ise 1 milyon 123 bin. Bu rakama iş aramayıp işbaşı yapmaya hazır olan 513 bin aile reisiyle mevsimlik statüde çalışan ancak bu mevsimde işsiz olan 13 bin aile reisi de eklendiğinde sayı 1 milyon 649 bine yükseliyor.

* Aile reislerinin yüzde 89"u erkek: Hanehalkı İşgücü istatistikleri, işsiz aile reislerinin profilini de ortaya koyuyor. Nisan 2010 verilerine göre, işsiz aile reislerinin yüzde 89"unu erkekler, yüzde 10"unu kadınlar oluşturuyor. İşsiz aile reislerinin yüzde 77.3"ü kentlerde yaşıyor.



'İkinci bir dip yaşama riski son derece düşüktür'

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel krizde ikinci bir dip noktası yaşama riskinin son derece düşük olduğunu belirterek, ''Gelişmiş ülkelerin çok yavaş büyüdüğü bir dönemdeyiz, ama gelişmekte olan ülkelerin temelleri Türkiye gibi, Brezilya gibi, Çin gibi, Hindistan gibi ülkelerin temelleri çok sağlam olduğu için global büyüme sağlıklı olmaya devam edecektir. Dünyanın ağırlık merkezi doguya kayıyor.

'Vatandaşın mali durumunda çok kötüleşme yok'

Dünyada faiz seviyesinin uzun bir süre düşük kalmaya devam edeceğini, çünkü gelişmekte olan ülkelerde henüz istihdam yaratılamadığını ifade eden Şimşek, son dönemde yaşanan büyümenin iş ve aş üreten bir büyüme olmadığını kaydetti. Avro bölgesinde işsizliğin yüzde 10, büyük bir toparlanmaya rağmen Amerika'da yüzde 9,5 ve Güney Afrika'da yüzde 25 olduğuna işaret eden Şimşek, şunları kaydetti: ''Bu, dünya ekonomisi açısından bir risk. Çünkü iş olmadan, büyümenin devamının getirilmesi daha zor. Türkiye o açıdan şanslı. Beklentilerimizin de ötesinde büyümeyle birlikte istihdam arttı. Son bir yıl içinde 1,6 milyon vatandaşımız iş buldu. Türkiye'nin zaten bankacılık sektörü sağlamdı. Vatandaşın mali durumunda çok kötüleşme yoktu, yani servetinde büyük erime olmadı. Ev fiyatları çökmedi, altın fiyatları düşmedi, döviz fiyatları çok abartılı şekilde...Vatandaş parasını nerede saklıyor; ya konutunda ya altında ya dövizde ya banka hesabındadır. Hepsinde vatandaş kriz öncesine göre iyi durumdadır.''

BANK ASYA ATILIM İÇİNDE
Değişik sahalara olan ilgisi ile dikkati çeken Bank Asya Katılım Bankası önce Türk sporuna olan ilgisi ile kamuoyunun önüne geldi. Ulusal ligin gelişiminde sponsor olarak büyük fedakarlıklar yaptı ve yapmaya devam ediyor. Arkasından sanki sadece Ziraat Bankası yapabilirmiş gibi gözüken köprü geçiş olayına el attı ve o sahada da çok başarılı olduğunu gösterdi.
Akşam saat 5.i beş geçe OGS veya KGS'siz köprüde kaldınız mı? Hemen bilet için koşarsınız ama saat 5'te kapılarını kapatan Ziraat Bankası gişesinden ters yüz dönersiniz. Veya gece 9.da Boğaziçi Köprüsü"nden geçmek zorunda olan bir yabancı turisti düşünün.
Şükür ki Bank Asya bu işe el attı ve saat farkı gözetmeden her zaman gişe kapılarını açık tutarak bu işin nasıl yapılacağını bize gösterdi ve bir büyük aferin daha aldı.
Ümraniye"deki modern genel müdürlük binası ile yeni bir ilke adım atan Bank Asya kısa zaman sonra yan taraftaki yeni genel müdürlük binasına taşınacak Al Baraka Türk ile her tarafa ulaşımı kolay olan yeni bir finans merkezi yaratma çabası içinde.
Özellikle kredi kartındaki atağı da her zaman hatırlanır. Kredilerde ve katılımcılarına verdiği paylardaki verimliliği ile her zaman gözde olmağa devam ediyor. Gayrimenkul finansmanına yönelik proje yaklaşımları ile bir ilki başlatan Bank Asya bu sahadaki başarılı çalışmalarına başta istanbul, Ankara olmak üzere ülkenin şubesi olan illerinde aynı hızla devam ediyor.

PİYASALARDA NELER OLDU, NELER OLACAK?

TCMB geçtiğimiz hafta yapılan aylık toplantıda politika ve gecelik faizlerde bir değişiklik yapmadı ve politika faizi olan bir haftalık repo faizini %7'de, o/n borçlanma faizini %6.5, gene o/n borç verme faizini %9'da tuttu. Enflasyona ilişkin görüşlerini değiştirmeyen Merkez, yılın son çeyreğinde enflasyonun tekrar düşme trendine gireceğini savunuyor.
Geçtiğimiz haftanın önemli olayları, ABD"de düşük gelen işsizlik rakamlarının yarattığı tedirginlik oldu. Derhal uzakdoğu piyasalarına yansıyan endişe, Japon Yeni'inin değer kazanmasına neden oldu.
Bizde dolar haftaiçi 1.50 civarında dolaşırken, düşük gelen veriler yüzünden 1.5140'lara kadar yükseldi. Beklenti 1.50-1.52 bandında hareketi gösteriyor.
Dolar/euro pariteside verilere göre hareket ediyor. 1.2810 seviyelerinden kısa süreli olarak 1.29'u denedi ama kalıcı olmadı. Haftayı 1.2680'lere kadar gerileyerek kapattı. Dolar 1.5145'den kapanırken, Euro 1.92, IMKB'de 58.774'den haftayı bitirdiler.
Önümüzdeki hafta bu seyrin dar bir şerit içinde tekrarını bekliyoruz. Önemli bir iç veya dış gelişme olmadığı takdirde gelişmeler ABD"den gelecek verilere bağlı kalacak.
Siyaset ve referandum ramazan falan dinlemeden alabildiğince devam ediyor. Herkesin temennisi evet-hayır kavgası ekonomiyi unutturmasın da toplanıyor. Özellikle iş dünyasından bazı meslek gruplarının referandum için tercihlerini açıktan ortaya koymaları ve başbakan'ın TÜSİAD üzerinden” bitaraf-bertaraf” yorumuyla alevlenen tartışma, ekonomi dünyasının cepheleşmesine yolaçtı. Referandumun genel seçim havasına sokulmasından yakınan iş çevreleri, gerginliğin güven bunalımı boyutuna ulaştığına dikkat çekti. ülkenin yoğun ekonomi gündemi ortada iken, ülkenin evet-hayır'a kilitlenmesinin sorunları daha da ağırlaştıracağına dikkat çekiliyor.

Esenlikle kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.