• BIST 94.571
  • Altın 209,391
  • Dolar 5,3365
  • Euro 6,1092
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 8 °C

Altın Ayı, ödülü Bal'a verildi.

Altın Ayı, ödülü Bal'a verildi.
60. Berlin Film Festivali Berlinale'de en iyi film için verilen "Altın Ayı" ödülünü, Semih Kaplanoğlu'nun "Bal" adlı filmi kazandı.

BERLİN - 60. Berlin Film Festivali Berlinale'de, ödüller sahiplerini buldu.
En iyi film için verilen "Altın Ayı" ödülünü, Semih Kaplanoğlu'nun "Bal" adlı filmi kazandı.
"Gümüş Ayı" ödüllerini de en iyi rejisör dalında, İsviçre'deki evinde göz hapsinde bulunan rejisör Roman Polanski, en iyi senaryo dalında "Tuan Yuan" adlı Çin filmi, en iyi en iyi kadın oyuncu dalında "Caterpillar" filmindeki rolü ile Japon oyuncu Shinobu Terajima, en iyi kamera dalında "How I Ended This Summer" adlı Rus filmindeki çekimlerden dolayı Pavel Kostomarov aldı.
En iyi erkek ödülü dalında "Gümüş Ayı"yı, "How I Ended This Summer" filminde oynayan Grigori Dobrygin ile Sergei Puskepalis paylaştı.
Jüri Büyük Ödülü, Amerikalı film yıldızı Rene Zellweger tarafından Rumen rejisör Florian Serban'a verilirken, Serban'ın filmi "If I Want Whistle, I Whistle", festivalin kurucusunun adının verildiği Alfred Bauer Ödülünü aldı.
Berlinale Kamera Ödülünü Japon rejisör Yoji Yamada, ilk kez gösterilen en iyi film ödülünü de İsveç filmi "Sebbe" kazandı.
Kaplanoğlu, törende ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, Berlinale'ye, ödülü kendilerine layık gören jüriye, televizyon kanallarına, kendisini destekleyen annesi Semra ve eşi Leyla Kaplanoğlu'na teşekkür etti.
Filmin çekimi sırasında ormanda bir ayıyla karşılaştıklar ını ve ayının kendilerini görünce kaçtığını anlatan Kaplanoğlu, "Sanıyorum o ayı şimdi burada" dedi.
Kaplanoğlu, filmin çekimini yaptıkları güzel doğada elektrik santrallerinin yapılmasının planlandığını belirterek, bu ödülü kazanmalarının, bu planların engellenmesine katkı sağlayacağını ümit ettiğini söyledi.



'BERLİNALE'DE ÜÇLEMEYİ TAÇLANDIRMIŞ OLDUK"
"Bal" filminin yönetmeni Semih Kaplanoğlu, daha önce "Bal" filmindeki konuyu benzer şekilde işleyen 2 film daha çevirdiğini belirterek, "Berlinale'de üçlemeyi taçlandırmış olduk" dedi.
Ödül törenini naklen veren "3sat" adlı özel televizyon kanalının sorularını yanıtlayan Kaplanoğlu, maneviyatı olan filmler yapmak istediğini, "Bal" filminde de baba-oğul ve her ikisinin doğayla olan ilişkisinin filmin konusu için çok önemli olduğunu söyledi. Kaplanoğlu, ödül almanın tüm film ekibi için çok etkileyici olduğunu, kendilerini yeniden doğmuş gibi hissettiklerini ifade etti.
Filmde baba ve oğulun doğaya saygısını yansıttığını ve daha önce kekeme çocukların yavaş konuştukları zaman kekelemediğini fark ettiği için bu konuyu da filmde işlediğini bildiren Kaplanoğlu, ödülü olmaktan büyük mutluluk duyduğunu, rüyasında görse bile inanmakta zorluk çekeceğini söyledi.
Türk filmlerinin son 10 yılda Venedik ve Cannes gibi önemli film festivallerine katıldığına ve ödüller aldığına işaret eden Kaplanoğlu, Fatih Akın'ın 2004'te "Duvara Karşı" filminden sonra, son yıllarda Berlinale'de bir Türk yönetmenin yeniden ödül aldığını, bunun Türk sinemasına katkısı olacağına inandığını kaydetti.
Küçük oyuncu Bora Altaş'ı nerede keşfettiğinin sorulması üzerine de "Evet, bu tanrının bir lütfu" diyen Kaplanoğlu, film çekimlerine 3 ay kala Bora'yı bisikleti ile film ekibinin çevresinde oynarken gördüğünü ve kendisi ile konuşur konuşmaz Bora'nın bu film için uygun olduğunu anladığını belirtti.
Kaplanoğlu, Bora'nın harika bir yaşantısı ve çok iyi bir babas ı olduğunu, ona zarar verecek bir şey yapmamaya ve onu doğal yaşantısından koparmamaya çalıştığını sözlerine ekledi.

FİLM HAKKINDA
“Yusuf (7) ilkokula başlamış, okuma yazma öğrenmektedir. Babası Yakup (35-38) ürkütücü bir ormanın derinliklerinde, yüksek ağaçların üzerine kurulmuş el yapımı kovanlarda üretilen karakovan balcılığıyla uğraşmaktadır. Babasıyla sık sık gittiği orman, Yusuf için gizemli bir yerdir.. Yusuf bir sabah gördüğü rüyayı babasına anlatır. Bu rüya ikisi arasında sonsuza dek kalacak bir sırdır. Aynı gün Yusuf sınıfın önünde öğretmenin verdiği okuma metnini okurken aniden kekelemeye başlar ve arkadaşlarının alay konusu olur.
Yakup, anlaşılmaz bir nedenle soyu hızla tükenen Kafkas arılarının peşinden uzak bir ormana gider. Babasının gidişiyle Yusuf iyice sessizliğe gömülür. Yusuf'un bu hali çay tarlasında çalışan annesi Zehra'yı (28) üzmektedir. Ne kadar uğraşsa da Yusuf'u konuşturamaz.
Günler geçer, Yakup'un gecikmesi Zehra'yı ve Yusuf'u tedirgin eder. Zehra Miraç Kandil'i gecesi için Yusuf'u köyden uzaktaki annaannesine gönderir. Yusuf, orada dinlediği hikayelerdeki peygambere benzettiği babasının mutlaka geri döneceğine inanmaktadır. Ertesi gün Sis Dağı şenliğinde de Yakup'a rastlayamazlar. Babasını aramak için ormanın derinliklerine dalan Yusuf'un gördüğü rüya gerçekleşecek midir?"

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.