• BIST 90.263
  • Altın 228,046
  • Dolar 5,9638
  • Euro 6,7561
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 33 °C

Alma mazlumun ahını

Can Pulak

Olanlara bakıp, sözün bittiği yerdeyiz diyoruz ama, hayat da devam ediyor işte…Her geçen gün öyle şeyler görüyor, duyuyor ve yaşıyoruz ki, inanılacak gibi değil. Nerden başlayacağımı bilemiyorum. Hani şaşılacak olay üç-beş tane olsa mesele yok. Ama zincirleme geliyor olaylar ve bu yüzden şaşkına dönüyoruz.

Anayasamız ve yasalarımız kevgire döndü. İktidar aklına estiği gibi yönetiyor ülkeyi. Kendi hataları yüzünden Türkiye’yi düşürdükleri durumun cezasını milletin bir bölümüne kesiyorlar. Hele olağanüstü hal uygulaması tam bir facia. İktidar neye kızıyorsa, o kızgınlık olağanüstü hale giriyor. Kurunun yanında yaşların da yandığını hepimiz görüyoruz. Ama bir şey yapabildiğimiz yok.
Yazandan, çizenden vazgeçtik, düşüneni de götürüyorlar artık. Olağanüstü halin bulaşmadığı alan kalmadı gibi bir şey.

Herkes susuyor, herkes korkuyor, milletin muhalefet görevi verdiklerinin bile,doğru dürüst sesleri çıkmıyor. Bakmayın bu yazdıklarımıza, böyle giderse geride kalanların da sesini de kesecekler. Ama korkunun ecele faydası yok. Bunun bilincinde olanlar ve gereğini yapanlar da yaşıyor bu ülkede. Hem de korkmadan,gözünü budaktan sakınmadan…

İktidarın bu akılalmaz sorumsuzluktaki gidişine,ülkeyi Anayasa ve yasalarıyla savunması gerekenler seyirci kalamazlar. Öyle bedavadan geçinmek, laf olsun diye mesleklerinin gereğini yapar gibi görünmek yok. Millet görüyor bunları, yakından tanıyor o korkakları. Mebussan korkmadan,adam gibi yapacaksın vazifeni. Anayasayı koruyacağına namusun ve şerefin adına yemin etmişsin. Anayasayı koruyamıyorsun, bari namusunu ve şerefini koru.. Bunu bile yapamıyorsan, hak etmediğin milletin parasını cebine koyma, istifa et ve korkularını evinde yaşa…

Gazeteci meslekdaşlarıma da bir çift sözüm var. Tabii gerçek gazetecileri kasdediyorum,iktidarın çanağını yalayanları değil. Cumhuriyetimize, Anayasa ve yasalarımıza yürekten ve sıkısıkıya bağlı meslekdaşlarım, korkmayın lütfen. Çoğunuz işinizden atıldınız, yazı yazacak gazete, dergi bulamıyorsunuz. Doğru ama, sosyal medyayı niye kullanmıyorsunuz ki?

Sosyal medya gazetelerden çok daha fazla okunuyor ve ilgiyle,heyecanla takip ediliyor. Girin internet sitelerine, yollayın yazılarınızı oralara, eğer beceremezseniz kendi web sayfanızı yaratın. Görüşlerinizi facebook veya Twitter’le milyonlarca insana iletin. Böyle yapmak,evde oturup kaderini beklemekten çok daha iyi, öyle değil mi..?
Haa, onları da kapatırlarsa ne yapacağız?
Yine korkmayın,yine ürkmeyin, her şeyin bir çaresi vardır. Teknoloji öylesine ilerledi ki, iktidarların bunu çözmeye güçleri ve ömürleri yetmez.

Şu Cumhuriyetin başına gelenlere bakın. Ben sağ görüşlü bir yurttaşım ama, benim gibi vatansever olduklarına inandığım meslekdaşlarımın yakapaça götürülüşlerini, gözaltına alınışlarını içime sindiremiyorum. Basın özgürlüğünün boğazlanışını görmenin üzüntü ve utancını yaşıyorum. Ülkede yaşanan kanunsuzlukları yazıp çizmekten başka ne yaptı Cumhuriyet’çiler? Kamu malını mı yağmaladılar, hırsızlık mı yaptılar, devlet sırlarını mı ifşa ettiler, söyler misiniz lütfen?
Bu yapılanlarla, hangi siyasi görüşte olursa olsun, tüm insanlarımızın vicdanını kanattılar. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste diye bir laf vardır. Tarihimizde de zaman zaman yaşadık bunları. Unutmayalım…

Şimdi geliyorum asıl konuya..
14 yılda ne hale geldik bir bakın. 14 yıl önce böyle modern havaalanlarımız, çift şeritli yollarımız,görkemli köprülerimiz, denizaltı geçişlerimiz, gökdelen ve AVM’lerimiz yoktu ama, daha sakin ve güvende yaşayan bir milletimiz, saygın bir devletimiz, iyi kötü birkaç dostumuz vardı. En önemlisi güçlü, iyi donatılmış ve eğitilmiş bir orduya sahiptik.
Bugün öyle mi..?
Ordumuzun ve polisimizin kolunu kanadını kırdık, dünyanın parasını sarfettiğimiz seçkin personelimizi kaybettik. Milli Eğitimimizi mahvettik, okulların çoğunu imam hatibe çevirdik. Milletin parasını kolay oya çevirebileceğimiz kütleye dağıttık. Zaten tembel bir millettik. Sosyal yardım adı altında önüne gelene dağıttığımız paralar ve evlere yaptığımız yardımlarla daha da tembelleştirdik milleti.

Yargımıza güvenirdik, haklarımızı savunabilmek için güvenle adliye binalarından içeri girerdik. Korkmayın söyleyin lütfen, bugünün yargısına, polisine güvenebiliyormusunuz? Görevini layıkıyla yapanları elbette hariç tutuyorum ama, yine eskilerin bir lafı vardır (istisnalar kaideyi bozmaz)diye..
Onu da söylemeden geçemiyorum.

Millet 14 yıl önce,yarınından bugünkü gibi korkmazdı. Onun geleceğini teminat altına alan sağlam bir Anayasası ve güçlü kanunları vardı çünkü. Bugün öyle mi, her vesileyle çiğnenen Anayasa ve yasalarımızı gördükçe, ülkenin ve insanının geleceği için ürpermiyormuyuz çoğumuz? Haydi korkmayın, bari söyleyemiyorsunuz ama hiç değilse düşünün bu gerçekleri…

İç ve dış politikada yapılan fahiş hataların, 14 yılda Türkiye’yi ne hale getirdiğini görmemek için kör olmak lazım. Evet,gerçekten kör olmak lazım. Zaten iktidar kendisi itiraf ediyor hatalarını ve yanlışlarını.
Aldandık, aldatıldık diyor ve milletten af diliyor.
Böyle bir iktidar olabilir mi?
Yaptığı yanlışların bedelini, sadece o iktidar mensupları ve yandaşları ödemiyor, milletin tümü canıyla,k anıyla ve malıyla ödüyor.
O yanlışlar bizi bütün dünyaya düşman etti.
3 milyon Suriye’liyi aramıza o yanlışlar soktu.
Milleti o yanlışlar birbirine düşman hale getirdi.
Bunca yanlışı yapan bir iktidar, dünyanın hangi ülkesinde ayakta kalabilir?

Artık açıkça söylemenin zamanı gelmiştir.
Her kurumu bozduğumuz gibi, demokrasi anlayışının da canına okuduk. Böyle demokrasi olur mu?
Ülkeyi Anayasa ve yasalarla değil de aklına estiği gibi yönetmeyi, demokrasinin neresine yerleştirebiliriz acaba?
Hele Parlamento’dan geceyarıları üç-beş kişiyle çıkan torba yasaları, amacından iyice sapan olağanüstü hal uygulamasını, demokrasiyle nasıl bağdaştırabiliriz?
İnsanın uygularını kaçıracak, korkularını büyütecek gelişmeleri yaşamaya devam ederken, gerçeklerin artık bizi uyandırmasını daha fazla beklemeyelim.
Anayasa’mızın ve yasaların bize verdiği hakları yani yasal haklarımızı kullanmaktan çekinmeyelim ve korkmayalım.Ayrıca o güzel dinimizi,siyaset bezirganlarının malzemesi olmaktan da kurtaralım.
Diyeceğim budur. Hani adam demiş ya,(Adım Hıdır, elimden gelen budur) diye. Benim de elimden bu kadarı geliyor işte…

Bu yazı toplam 1290 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.