• BIST 103.912
  • Altın 161,198
  • Dolar 3,9233
  • Euro 4,6062
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 5 °C

AKP, PİAR'la kafaları karıştırdı mı?

AKP, PİAR'la  kafaları karıştırdı mı?
Kapatma davası için raportör “kapatılmamalıdır” dese de olasılık 50/50 devam ediyor. AKP’nin çok başarılı bir PİAR ile zihinleri karıştırdığı ileri sürülüyor.
MURAT EMEN- EMEN&EMEN

Haftanın Ekonomik Görünümü / 20-26 Temmuz 2008

Bugün “İnsan sevmezlik” yaşadığımız toplumda en geçerli modaya dönüştü…Oysa insan sevmezlik yalnız insanlığa değil, kendine düşmanlığın da göstergesidir….

Ülkemizde yoğunlaşan bir hastalık salgınlaşıyor…
Nedir bu hastalığın adı?...
İnsan sevmezlik…
Farkındamıyız bilmem, artık insanları sevmiyoruz, gün geçtikçe birbirimize düşmanlaşıyoruz…
Medya insan sevmeyen köşe yazarlarıyla dolup taşıyor..
Oysa bir zamanlar bu toplumda insan sevgisi geçerliydi ve yazarlarla şairlerin pusulasıydı.
İLHAN SELÇUK

YURTİÇİNDE NELER OLUYOR

Yurtdışının olumlu havası ile dolar gene dipledi ve 1.18 lere, euro 1.89"lara geriledi. Tabiî ki bunda TCMB"nin .50 baz puan faiz artırımının yabancılara verdiği teşviğin etkisi var. Cuma kapanış itibariyle bono faizi .16 puan düşerek 20.68"e geriledi. IMKB de yüzde 0.67 değer kazanarak 37.947"den kapandı.
Grafiktede görüldüğü gibi IMKB içler açısı durumunu devam ettiriyor. Hacım çok düştü. Piyasanın küçük aracı kurumları satılıyor. Pek çoğu da alıcı bekliyor. Mevcutların çoğunluğu da hisseden ziyade VOB yaparak para kazanmaya çalışıyorlar. Eskiden özellikle yabancılara hizmet veren bu kurumlar, onların buraya gelip yerleşmesi ile büyük ciro kaybettiler.
Piyasanın bir diğer haberi TKB"nin aracı kurumunu satma duyurusu. Bu piyasada spekülatörlerle çalışamıyorsanız, özel işlem yapamıyorsanız ve açığa satış yapamıyorsanız maalesef ayakta kalmanız zor. O zaman TKB"nin yaptığı gibi piyasadan çekilmek en doğrusu gözüküyor.

İMKB 100 DEĞİŞİM GRAFİĞİ



Ülkenin ekonomik tahlilini yaptığımızda faiz artırımı gerekli diyenler zaman zaman ağır basıyor.

TCMB"de böyle düşündüğü için geçtiğimiz hafta 50 baz puan faiz artırdı. Ancak enflasyonu hedeflediğini söyleyen Hazine"nin iç borçlanmayı sürdürmek için ödediği faizlerin, 2008 yılının başından buyana tırmanışa geçtiğini de görüyoruz. Bu yüksek faizin faturasını devlet ödüyor gibi gözükse de, halkımız pazardan aldığı gıdanın veya yaktığı tüp gazın bedelini öderken ödediği KDV ile, ÖTV ile bunu ödüyor ve cebinden çıkan para her gün bu faizler sebebiyle daha da artıyor.
Güngör Uras TCMB"nin faiz artırımı için dünkü Milliyet"te “ Artan faizi halkımız ödeyecek.” diyor. Uras"a göre; en büyük borçlu olan devlet, faiz yükselttikçe 3 farklı biçimde gelir transferine aracılık ediyor. 1. Fakirden devlete 2. Devletten zengine 3. Yurtiçinden yurtdışına para gidiyor.
Devlet yüksek faizi dolaylı vergi yoluyla halktan topluyor. Sonra bunu bono ve tahvil faizi olarak zengine yani parasını bonoya ve tahvile bağlayan yüksek gelir grubundakilere devrediyor. Bu arada yurtdışına varlık transferine imkan veriyor. Sn. Uras "Dikkat edilmesi gereken, bu faizin kimin cebinden çıktığıdır. Faiz faturasını ödeyenlerin yaşamlarını nasıl sürdürebildikleridir. “ diyor.
Mahfi Eğilmez bu haftaki yazısında, TCMB"nin bu artışı “sadece enflasyon kaygısı” ile yaptığı iddiasına şüphe ile bakıyor ve “ faizin yükselmesi ve bu yolla YTL.nin değerli kalması ülkeye yönelik borç verme hevesinin devamını sağlıyor.” diyor yazısında. “Böyle bir reel faiz getirisi dünyanın hiçbir yerinde yok. Aksine ne kadar açıklamada bulunursa bulunsun Merkez Bankası, uyguladığı para politikasıyla kuru gözetiyor. Bu yolla bir yandan enflasyonda asıl ağırlığı oluşturan ithal edilmiş enflasyonun artmasını önlerken bir yandan da cari açığın finanse edilmesini sağlıyor.”
Merkez Bankası"nın toplantı sonrasında yaptığı açıklama ise piyasada faiz artırımlarının yavaş yavaş sonuna gelindiği şeklinde yorumlandı. Piyasada bu konuda farklı görüşler var. Hala TCMB"nin yılsonuna kadar 75 baz puan artırım yapacağını ileri sürenler kadar, önümüzdeki iki ayda 25"er baz puan artış ile sona geleceğini iddia edenler var.
Dövizin seyri iç ve dış gelişmelere bağlı. Dışarıda özellikle ABD gelişmeleri önemli. Fannie Mae ve Freddie Mac konusundaki gelişmeler yanında, bu kurumlardan satılan tahvillerin Avrupa ve özellikle Japonya"daki akibetleri merak ediliyor.
İçeride ise kapatma davası merak konusu. Her ne kadar raportör “kapatılmamalıdır” dese de olasılık 50/50 devam ediyor. AKP"nin bu konuda çok başarılı bir PİAR çalışması ile bu noktayı yakaladığı ve zihinleri karıştırdığı ileri sürülüyor.
Dolar konusunda konuşmak zor. 1.20 civarında dolaşabilir. Daha da düşmesi mümkün.
Bernanke"nin yaptığı açıklamalarla ABD havası puslandı biraz. Euro paritesi 1.60"ları geçti. Sonra malum tekrar olumlu bilançolar 1.5784"lere geriletti. Bu hafta 1.57-1.60 bandında seyredecek.

YURTDIŞINDA NELER OLUYOR

Yurtdışına dönersek, Freddie"nin hisse satarak 10 milyar dolar toplayacağı haberi gündemi işgal etti. Mortgage kredileri sebebiyle 5.2 trilyon dolarlık borç yükü altında bulunan Fannie Mae ile birlikte devletin kurtarma planına aldığı Freddie Mac, tahsil edemediği alacakları nedeniyle 21 milyar dolarlık zarara uğramış durumda. Her iki şirketin hisseleri de %45 oranında değer kaybetmiş durumda.
ABD"nin en büyüğü Citigroup, yılın ikinci çeyreğinde beklenenin altında zarar açıklayınca piyasaya umut verdi. ABD"nin üçüncü büyük yatırım bankası Merrill Lynch ise 4.89 milyar dolar zarar açıklarken, zarar hisse başına 4.97 dolar oldu. Moddy"s ML"in ratingini A2"ye çekti.
Petrol fiyatlarının dünyadaki akisleri devam ediyor. En son Almanya"da TIR şöförleri mazot zammını protesto ettiler. Dünyada genel bir enflasyon korkusu var. Financiai Times EBRD Başkanı Mirow"un düşüncelerine yer vermiş. Mirow"a göre; Şu anda enflasyonu artıran faktörler, enerji ve gıda fiyatları. Özellikle gıda ve enerji ithal eden ülkelerde bu sorun yaşanıyor.
IMF, gelişmekte olan ülkelerin önceliklerini enflasyona karşı savaş olarak belirlemesinin şart olduğunu söylüyor. Fona göre birçok ülke faizleri artırıyor. Kamu açıklarını azaltıyor ve para birimlerinin dalgalanmasına izin veriyor. Bu yolla amaç, enflasyon riskini azaltabilmek. OECD"nin Türkiye raporu ise; Başarılı bir geçiş sürecinde olan Türkiye"nin, mali istikrar ve ekonomik büyümeyi devam ettirebilmesi için yapısal reformlar ve kamu maliye politikasındaki disiplini sürdürmesi gerektiğini belirtiyor. “ İstihdamın güçlendirilmesi de verimlilik açısından önem taşıyor” deniyor.

USD  1.190  1.191  -0.013    -1,080
EUR  1.887  1.889  -0.0225  -1,178
GBP  2.369  2.381  -0.038    -1,575
JPY  1.109   1.117  -0.0245  -2,154
CHF  1.160  1.165  -0.019   -1,608

EMEN&EMEN

21-25 Temmuz 2008 Veri Açıklama Takvimi 

 

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ

Geçtiğimiz günlerde eskiden tanıdığım bir banka şube müdiresi ile konuşuyordum. Yeni düzenden şikayetçi oldu. Şube içinde özellikle pazarlamada çalışanlar, birbirlerinin gözünü oyacaklar, huzur diye bir şey yok ve ben bir şey yapamıyorum, diyordu. Şubelerde bireysel performansa geçilince “işyeri huzuru” diye bir şeyin kalmadığından bahsediyordu. Birine yeni bir müşteri versem, diğerleri niye ona verdin, diye gözümün içine bakıyorlar. Rekabetin iyi değil, kötü yansımasını yaşıyoruz. Yeni bir eleman alırken, isteniyor ki atmaca gibi birisi olsun. Havadaki kuşu kapsın. Eski zerafet ve kibarlık arayışları, hanımefendilik veya beyefendilik arayışları tarih oldu, biz eskilerde şaşırıyoruz artık, diyordu.

Tabii bu gibi durumlar “Çalışan memnuniyeti” dediğimiz en önemli konuyu gündeme getiriyor. Çalışanlar işin stresi yanında, beraber çalıştığı insanlarla olan rekabetinin stresini de yaşıyorlar ve devamlı yaşadıkları gerilim iş verimini de menfi etkiliyor. Hele hele amirinin bu konuda taraf tuttuğu, bazı elemanları kayırdığı şeklinde bir kanı ile beraber performans korkusu da oluşunca, menfi etkilenmeler ve verim düşüşü mutsuzluğu beraberinde getiriyor.

Tecrübelerime dayanarak bu konuda söyleyebileceklerimi belki örgütsel/bireysel diye ayırmak gerekebilir ve çok şey söylenebilir ve uzun uzun yazmak gerekebilir. Ama söyleyebileceklerimin en önemlisi “yönetici “faktörüdür.

Gemi kaptan nereye götürürse oraya gider. Gemisini tayfalarına bırakan bir kaptan, iyi tayfa seçememişse kaptan olmaktan uzaktır, nereye gideceği bilinmez. Meslek hayatımda başıma gelenlerin çoğu, bu konudaki bazı isabetsizliklerimden başıma gelmiştir. Ara kademe seçimlerinde çok dikkatli olunması gerekir. Adamı rezil de vezir de edebilirler.

Bugün özellikle finans sektöründe isim yapmış yöneticilerin en büyük vasfı, çalışanını yakın takibi ve onlarla kurdukları yakın ilişkilerdir. Birlikte yapılan pazarlama ziyaretleri, toplu görüşmeler, sosyal etkinliklerdeki beraberlikler, aktif pasif toplantılarına değişik çalışanları davet etmek gibi vesileler bunun örnekleridir.

Bu gerçekleşirse ara kademe yöneticilerin kapris veya yeteneksizlikleri önemini kaybediyor. Durum stres olmaktan çıkıyor. Hatta bu yakın ilgi ara kademe yöneticinin de kendine çekidüzen vermesine sebep oluyor. Çünkü çalışan, genel müdürün yakın takibi ve ilgisini hissediyor. Onun çalıştığını, gayretini gören, hisseden bir genel müdürüm var diye güveniyor.

Tabii ki bu büyük ölçekli kurumlarda pek mümkün değil denilebilir. Ama yapan buralarda da yapmasını biliyor. Telefonla, gözle, call report" larla bu yakın ilgiyi hissettiriyor. Sık sık katları geziyor. Ms. bir Erol Aksoy, Ms. Bir Hüsnü Özyeğin böyle yönetici idiler ve pek çok başarılı yönetici ve bankacı yetiştirdiler. Bankacılıkta efsane olacak konuma geldiler.

Akşamın düştüğü saatlerde şube telefonundan patronun sizi arayıp, bir müşteri hakkında bilgi istediğini anımsayabilirsiniz. İkinci görüşmede, size adınızla hitap eder. Bunlar önemli motivasyonlardır. Hiç unutmam, Erol Aksoy sabahları dış kapıdan girdiğinde 8.inci kata rüzgarı ulaşırdı diye konuşurduk. Bu anlayış içinde yetişenlerde aynı disiplin içinde başarılı olmuşlardır. Çünkü “düstür” insan kaynaklarına verilen önemdir. En zevkli müşteri ziyaretlerim, Sn. Aksoy ile yaptığım ziyaretlerdir. Bütün meslek hayatıma örnek olmuştur, diyebilirim.

İnsanların çalıştıkları yerlerde mutsuz olmaları eski bir yönetici olarak beni her zaman üzmüştür. Bütün gayretimle bu tür bir ortam yaratmamağa gayret etmişimdir. İsterdim ki, insanlar sabah işlerine isteyerek, zevkle gelsinler. Çünkü verimli çalışmanın buna bağlı olduğunu düşünüyorum. İnanmışımdır ki, memnun insanlar büyük olasılıkla başkalarını da memnun etmeye çalışacaklardır ve olumlu atmosfer toplumdaki her insanın yaşamına daha olumlu getiriler sağlayacaktır.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.