• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 1 °C

Ahmet İllez: Misyonu üstlenmeli

Ahmet İllez: Misyonu üstlenmeli
Profesyonel yönetici çalışacağı oteli ve o misyonu üstlenmeli, üstlenemeyeceği işletmeye girmemesi. Yani burada, “armut ile sapını’’ ayırmak lazım
SELÇUK MERAL-GM

ANTALYA- Miracle Resort Hotel Genel Müdürü Ahmet İllez, GM dergisine tüm yaşamını anlattı. sözlerinin bir bölümünde profesyonel yöneticiyi tarif eden Ahmet İllez, "Profesyonel yönetici çalışacağı oteli ve o misyonu üstlenmeli, üstlenemeyeceği işletmeye girmemesi. Yani burada, “armut ile sapını"" ayırmak lazım" diyerek yöneticilikteki başarısının sırrını ortaya koydu.

Ahmet İllez kendini şöyle anlattı:

Rahmetli babacığım “armut dibine düşer"" diyerek; ailemizi, kendi anne ve babasından başlayarak bütün hayatını ve hayatımızı çok yalın bir dille aile kitabımızda anlattı. Soyağacımızı 1700"lü yıllara dayandırıp, bugüne getirip ve bütün torunlarını da gördükten sonra 5 yıl önce vefat etti. Bu geleneği devam ettirmemizi istedi.
Şimdi bende gerçek emekliliğe geçtiğim zaman, elimde ki malzemelerden yola çıkarak, bu kitabın bana düşen kısmını tamamlayacağım. Benden sonrada Allah ömür versin, oğlum ve torunlarımın bunu devam ettirmesini istiyorum.

Ahmet İllez kimdir?
Ahmet, 1957 yılında Ankara"da doğdu. Babam o yıllarda ODTÜ"nün genel sekreteri idi. 68 Commer olayları ile geçen o fırtınalı öğrenci hareketlerinin olduğu yıllara kadar Ankara"da kaldık. Ulubatlı Hasan İlkokulu, daha sonra Bahçelievler Deneme Lisesine devam ederken, babamın görev değişikliği nedeni ile Yarımca-İzmit"e gittik. 10 yıl orada kaldık. O arada ben Kocaeli Üniversitesini bitirdim ve İngiltere"ye gittim.1978 yılında yine babamların görev yeri olan İzmir"e döndüm. Ve karşıma turizmin ilk halkası olan Etap İzmir Oteli çıktı.
Böylelikle Etap otellerinin, Etap İzmir halkasına ilk adımımı attım. Puantör, personel şefi, daha sonra da Otel Müdür Muavini olarak 8 yıl Etap İzmir"de çalıştım. Oradan 1986 yılında Etap Marmara"ya Misafir İlişkileri Müdürü olarak tayin oldum… Ve “Management Travel” programına dahil oldum. 1988 yılında o program sonrası, Trabzon"da açılacak olan bir Etap halkasına transfer olacaktım ama maalesef o halka açılamadı.
Aynı yıl, Antalya Club Hotel Sera"dan bir teklif geldi, onu değerlendirdim ve Antalya"ya geldim. Club Hotel Sera"da Genel Müdür Muavini olarak işe başladım. Kısa bir süre sonra da Genel Müdürlüğe atandım. 2000 yılına kadar Club Hotel Sera"da bu görevi sürdürdüm. O yıl otel işletmesini, aile yönetimine devrederek ayrıldım. Çok güzel geçen bir 11 yıl idi. Hala hatıralarımda yeri büyüktür.
Club Hotel Sera"dan ayrılmam Topkapı"nın açılmasına denk geldi, Topkapı Palas"a geçtim. Ama o yıl, babamın rahatsızlanması haberi gelince İzmir"e dönmek zorunda kaldım. Bu vesile ile 2001 yılında, Çeşme - Dalyan"da açılan Grand Hotel Pontur"a Genel Müdür olarak geçtim. Orada da 4,5 yıl süren çok keyifli bir çalışma dönemi yakaladım. Çeşme Otelciler Birliği Başkan Yardımcılığı görevini de sürdürdüm. Tabii benim daha önce ki çevrem olan İzmir ve Egeliler ile yıllar sonra buluşmanın çok keyifli bir süreci idi bu. Orada da çok güzel anılar ve hizmetler ile babamın rahmete kavuşması sonrası İzmir ile olan ilişiğimizi noktaladık. Çocuklar Antalya"ya dönmemizi istediler, Antalya"ya döndüm. 2005 sezon sonu karşıma, bugün çalışmakta olduğum Miracle Resort Hotel çıktı. Çok saygı değer patronlarım Mehmet Özbağ ve Nihat Özbağ ile daha öncede tanışıklığım vardı. Onlarla buluştum, otelin yöneticiye ihtiyacı olduğunu söylediler. Memnuniyet ile bu görevi üstleneceğimi söyledim. Bugün 2008 Aralık, halen bu güzel işletmede, sevdiğim, saydığım kıymetli patronlarımın sahibi olduğu Miracle Resort Hotel"de görevimi sürdürüyorum. Ahmet İllez"in kısa özgeçmişi bu.

Profesyonelin, oteli sahiplenmekte zorlandığı ya da sahiplenmeyeceği konuşulur. Sizin bu konuda ki tecrübeniz ne aşamada? Bu kanı bence doğru değil.

Bence de değil. Tam aksi, profesyonel bir işletmecinin, yöneticinin en büyük özelliği ve hususiyeti; çalışacağı oteli ve o misyonu üstlenmesi, üstlenemeyeceği işletmeye girmemesi. Yani burada, “armut ile sapını"" ayırmak lazım. Zaruretten giriliyor ise o bana göre yanlış yapılıyordur. Tabii yaşam acımasız, insanlar ekmek parası peşinde olmak zorunda ama yaşarken de düşünmek zorunda. “Ak akçe kara gün içindir"" anlamında söylüyorum bunu. Herkesin başına gelebilir, hiçbir şey sonsuza kadar sürecek değil. İnsan, işsiz kalabileceği dönemlerin hesabını kitabını iyi yaparak, belirli bir dönem işsizliğe karşı tedbirini alarak, küçük birikintilerini yapmalıdır. Bundan sonra, bunu özellikle genç meslektaşlarıma bir tavsiye niteliğinde söylüyorum; kendine uygun işletmeyi ve yatırımcıyı aramalıdır. Onu bulunca da zaten mesele bitmiştir. Geriye kalan, işi köküne kadar sahiplenmektir. Sahibinden daha fazla sahiplenmektir. Ancak öyle istikrar yakalanır, karşılıklı itimat oluşturulur.
Tabii, bütün bunları yapan insanda olması gereken en büyük özellikte, kaçınılmaz dürüstlüktür. Dürüst olma; her şeyi ile işletmenin kimliğini ortaya koymaktan başlayarak, nasıl bir işletmeciliği sergileyebileceğini anlatarak, olmayacak duaya amin dememek, olabilecekleri söyleyerek, yatırımcıyı yanıltmamak, şaşırtmamaktır. Siz bütün bu tespitlerinizi, deneyimleriniz ile en iyi şekilde yapar, işletmeyi sahiplenirseniz; sizin yanınızda çalışanlarda sizinle paralel işletmeyi sahiplenir. Bugün, geçici hizmet veren bir genel müdür ile çalışan personelin, kalıcılığı tartışılacağı için o insanlarda hiçbir şekilde işine dört elle sarılmaz. Ama bir işletmede güven tesis edilir ise personel de geleceğe, işletmeye ve müdürüne olan güveni ile kendisini burada kalıcı hisseder. O personeller arasından, sizde en iyilerini alır, tutar, bir çekirdek kadroyu oluşturur, her durumda o kadro ile işletmenin yaşam mücadelesini verirsiniz. İyi gün de olur, kötü gün de olur ama birbirine inanmış insanların bir arada olması ve size inanan bir yatırımcının, sizin arkanızda durması da size en büyük güç ve destektir. Bunlar sağlandığı takdirde, bizler her işletmeyi kendi işletmemiz gibi görüp, o ruh ile o şevkle, o heyecanla işe başlarız. Bittiği noktada da mutlaka anlaşmazlık değil, çok farklı nedenlerden ayrıldığımız bir gerçektir. Ayrılışlarımız da, hep iyi olur ve daha sonra eski işverenin, hayatta ki en iyi dostlarından, arkadaşlarından biri konumuna geçeriz. Ve işte onlar seni, sen onları, geçmişi anaraktan da yolumuza devam ederiz. Zaman çabuk geçiyor; bütün şu konuştuklarımız, anlattıklarımız 30 yıla sığdı ama dönüp baktığında sanki dünmüş gibi geliyor. Bu ruh, bu heyecan ile doğru işler yaptığın sürece, gördüğün takdirlerle beraber çok keyifli geçiyor. Onun için ben hiçbir şey anlamadım. Çok çabuk geçti ama sıkıntılı geçirenlerde oluyor. O meslektaşlarıma da, yapacakları çalışmalarda, kendilerine bulacağı patron ya da kurum arayışlarında çok dikkatli olmalarını tavsiye ediyorum. Kimse olmayacak duaya amin demesin.

Profesyonellerin, son zamanlarda, çeşitli zorluklar yaşıyor. Önümüzde ki dönemde sizce profesyonellerin Türk turizminde konumu ne olacak?

Şöyle söyleyeyim, bugüne kadar her şeyin çok iyi olduğu bir noktada arz ve talebin kesiştiği, piyasa fiyatının yüksek noktalarda oluştuğu, her şey dahil sisteminin popülitesinin çok yüksek olduğu, çok yüzeyde çok yeni tesislerin yapıldığı, yeni yeni pazarların oluştuğu ve herkesin gözde tatil merkezi Türkiye, şu gün itibari ile özellikle Akdeniz sahil bandında ki oteller, işletmeler, konaklama tesisleri bundan sonrası için oturup, çok ciddi planlar yapmak zorunda. Kriz ve krizin bundan sonra yapacağı neler, onları çok iyi hesaplamak, tedbirleri çok iyi almak, çok akılcı adımlar atarak insanların kendisini, işletmesini koruması gerekiyor. Bu biraz galiba tecrübeye, bilgiye ve beceriye dayanacak işler olarak karşımıza çıkıyor. Onun için bugün itibari ile bu meslekte “taş yerinde ağırdır"" misali uzun yıllarını geçirmiş, saçlarını ağartmış hatta dökmüş insanlara çok büyük ihtiyaç duyulacak.
Şu an dışarıda iş arayışında olan, en az 25-30 yılını bu mesleğe, bu sektöre vermiş, çok deneyimli, çok profesyonel arkadaşlarımız var. 2009 yılında, bu arkadaşlara çok büyük ihtiyaç duyulacağı kanaatindeyim. Bütün yatırımcıların, yeni yatırımlar açılmadan önce bu deneyimli profesyonellere mutlaka davet çıkartacaklarını bekliyorum. Çünkü onlar, bu krizlerin nasıl atlatılacağını çok iyi biliyorlardır. En iyi şekilde yatırımcılarını yönlendirecektir. Mevcut tesislerden transferler yapmak yerine, dışarıda bugünler için hazır olan yöneticilere davet çıkartılmasında büyük isabetler, faydalar olacağı kanaatindeyim.

Kriz dediniz, krizin bize olacağını varsaydığınız yansıması ne olacaktır?

Ben krizi, kış krizi olarak kabul ediyorum. Zaten bizim bölgemiz, normal olarak, Kasım ayında ölü sezona girer. Futbol sahası, kongre merkezi olmayan oteller, genelde bakım ve onarıma girer, işletmelerini kapatır, kendilerini sezona hazırlar, Nisan"da kapılarını açar. Bizler gibi kış turizmine de hizmet veren oteller de; kadrolarını küçültür, işletmelerinin saha ve salon kapasiteleri doğrultusunda kış faaliyetlerine devam eder. Tabii bu kış, diğer kışlardan daha çetin geçecek, görüntü o. Çünkü ekonomik kriz Avrupa"yı derinden yaraladı ve etkiledi. Biz Türk milleti olarak, oldum olası kriz içindeyiz. Sektör olarak, bana göre hiçbir zaman kışları krizden çıkmadık. 12 ayı dört dörtlük geçirdiğimiz daha yaşanmadı, mümkün değil. Her zaman kışın kan kaybettik, personel çıkarttık, küçüldük. Dolayısı ile bu senede bunlardan birini yaşıyoruz ama biraz boyutu fazla yaşayacağız. İklim koşulları çetin olmamakla beraber ekonomik çetinlik var. O da ""ne olacak "" soru işaretinin büyüklüğünden. Yani insanlar şu an için bir moral bozukluğu içinde önünü görmeye çalışıyor. Dolayısı ile bugün yapması gereken işleri erteliyor; toplantı yapacaksa erteliyor, seyahat yapacaksa bunu erteliyor. Öncelikle herkes bu yılı kapatmayı hedefliyor. 31. 12. 08 de bilançolar çıkacak, kar ve zararlar ortaya çıkacak, yeni yılların bütçeleri yapılacak. Bu yeni yıl bütçeleri içinde, Ocak - Şubatta çok büyük hareketler olmayabilir, olabilirde. Bunlar, şirketlerin alacağı tedbirler ile doğru orantılı. Tatilcinin, küçük ölçekli tüketicinin mutfak enflasyonu belki seyahatine izin vermeyebilir. Ama bir futbol takımı illaki kampını yapacak. Devre arası, yapmama şansı yok. Kulüpler bir şekilde bu paraları bulacak, gelecekler, kamplarını yapacaklar. Zira konuştuğumuz şey dünyanın sonu değil. Sadece ve sadece küçülme ve geleceğe yönelik endişelenmeden kaynaklanan bir bekleyiş. Bu kriz, daha ziyade finans çevrelerini, bankaları saran bir kriz; krediler ile işi çok olan sektörlerin, yatırımcıların krizi diye bakıyoruz. Turizm sektörünü çok derinden yaralayıp, iz bırakacak bir kriz değil. Burada önemli olan; yurt dışı bağımlılığı olan tur operatörlerinin, yurt dışında yaşadıkları krizden dolayı onların ülkesel boyutunda ki acentelerin sıkıntısının büyüklüğü söz konusu olabilir. Tahmin ediyorum bununla ilgili de hükümetimiz, turizm bakanlığı tedbirler alacaktır, almak zorundadır. Bugün dış kaynaklı sıkıntılardan kaynaklanan, tur operatörlerinin duydukları kredi ihtiyacı, bir şekilde verilmelidir. Daha önceki yıllarda bu yapıldı, bunları çok iyi biliyoruz. O tur operatörlerinin isimlerini şu an zikretmek istemiyorum. Ama 3-4 tane tur operatörünün, iflasın eşiğine geldikleri zaman aldıkları krediler ile kurtulduğunu ve bugüne kadar aslanlar gibi geldiğini ve bu kurtarma operasyonunun da ne kadar doğru bir operasyon olduğunu, o günde anlamıştık, bugünde söylüyoruz. Yine bugün, kredi talebinde bulunan büyük tur operatörlerine bu imkan tanınacaktır diye düşünüyorum. Tanınmalıdır diye de özellikle altını çizerek söylüyorum. Konaklama sektörüne bir ihracatçı kimliği verilip, kazandırıcı hizmetlerinden dolayı bir iadenin yapılması, konaklama sektörüne nefes aldıracaktır. ÖTV"nin düşürülmesi, personel istihdamında ki işveren payının külfeti büyük, bu külfetin kış dönemlerinde asgariye indirilmesi hatta kaldırılıp, personel istihdamının teşvik edilerek işçi çıkartılmalarının engellenmesi. Bana göre hükümetin şu an en fazla meşgul olması gereken, turizm bakanlığının en başta hususiyetlerinden, görevlerinden biridir bu. Mutlaka, Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı, mutlaka Türofed Başkanı, mutlaka Aktob Başkanı, mutlaka Poyd Başkanı bu işler ile ilgili bakanlığımızın kapısını aşındırıyorlardır. Bizde buradan sesleniyoruz; bu sektör hepimizin, hepimiz uzun yıllar büyük emekler verdik ve bu ülke de, turizmden çok büyük gelirler elde etti. Bugün toplantım nedeni ile gidemedim; saat 13.30"da 9 milyonuncu turisti havaalanında sayın valimiz Alaattin Yüksel Bey"in başkanlığında sektör temsilcileri karşıladı. 2009 için de hedefimiz, 10 milyon turist diyoruz. Ve bunu da yapacağız! Buna inanıyoruz. Bu noktada herkesin elele verip, birbirine destek çıkması, birbirine sahip çıkması, sektörler arası kriz değil, sektörler arası sevgi bağının oluşturulması gerekiyor. Yöneticilerin en büyük görevlerinden biride, yönettiklerine sahip çıkmasıdır. Devletimiz milletine, hükümetler sektörlere, sektörler çalışanlarına sahip çıktığı takdirde, ne kriz kalır ne bir şey. En güzel şekilde bu karanlıklardan çıkar, aydınlıklara doğru hep beraber elele yürürüz.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.