• BIST 102.688
  • Altın 197,998
  • Dolar 4,7474
  • Euro 5,5621
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 28 °C

ABD temerrütün eşiğinden döndü

ABD temerrütün eşiğinden döndü
ABD'de Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti'nin Senato'daki liderlerinin üzerinde uzlaştığı borç limitinin yükseltilmesi önerge taslağı Senato'dan geçti.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü- 21-26 Ekim 2013
İSTANBUL-
ABD’de borç limitinin yükseltilmesi için gereken tasarı, Kongre'nin ardından Başkan Barack Obama tarafından da onaylanarak yasalaştı. ABD, borç ödeyemez duruma gelmeyi ifade eden temerrütün eşiğinden döndü.ABD Senatosunda beklenen anlaşma sağlandı.
IMF Başkanı Christine Lagarde, ABD'nin borç tavanını yükseltmemesinin ABD ekonomisini resesyona sürüklenebileceği uyarısında bulunmuştu. Aynı zamanda ABD'de hizmetleri askıya alınan birçok kamu kuruluşunda çalışanlar tekrar iş başı yapacak.
Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti'nin Senato'daki liderlerinin erken saatlerde üzerinde uzlaştığı önerge taslağı Senato'dan geçti. Oylamaya sunulan önerge 18 hayır oyuna karşılık 81 evet oyuyla kabul edildi. Daha sonra Temsilciler Meclisi'nde oylanan önerge, 144 hayıra karşılık 285 evet oyu alarak onaylandı. Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçi liderlerin gönülsüz de olsa destek verdiği önergeye çok sayıda Cumhuriyetçi karşı oy kullandı.

GEÇİCİ ÇÖZÜM
ABD'yi temerrüt uçurumunun eşiğinden döndüren karar, şu anda 16,7 trilyon dolar olan borç limitinin arttırılmasına izin veriyor.

emen2.20131020214449.jpg

Bu kararla Hazine, 7 Şubat'a kadar borç limitini yükseltebilecek.
Karar ayrıca devlet hizmetlerinin 15 Ocak'a kadar finanse edilmesini, 16 gündür kapalı olan federal hizmetlerin yeniden başlatılmasını ve zorunlu izne çıkarılan yüzbinlerce memurun işlerine geri dönmesini sağlıyor. Beyaz Saray, federal memurların bu sabah işbaşı yapabileceğini açıkladı.
Ancak yeni yasa bütçe sorununa geçici bir çözüm sağlıyor, Cumhuriyetçiler ile Demokratları bölen sağlık sigortası gibi temel konularda anlaşmazlıklar devam ediyor.

OBAMA: ÖNÜMÜZDE ÇOK İŞ VAR
Önergenin kabulünden hemen sonra bir açıklama yapan ABD Başkanı Barack Obama, “Amerikan halkının güvenini yeniden kazanmak da dahil olmak üzere önlerinde daha çok iş olduğunu ” belirtti.
Senato'daki Demokratların lideri Harry Reid erken saatlerde yaptığı konuşmada önergeyi "tarihi" olarak nitelerken, daha uzun süreli bir bütçe anlaşması için bunun Kongre'ye süre tanıdığını söylemişti.
Önergeyle sunulan plan çerçevesinde Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerinin katılımıyla oluşturulacak bir komite uzun süreli bir bütçe anlaşması hazırlamakla görevlendirilecek.
Reid "Ülkemiz felaketin eşiğine gelmişti. Bu kanunla Washington'ın işleri durduran belirsizlik de sonlanmış oldu" demişti.Reid'le görüşmeleri gerçekleştiren Cumhuriyetçilerin Senato'daki lideri Mitch McConnell, kanunun kabul edilmesi durumunda askıya alınan devlet hizmetlerinin yeniden başlayacağından ve temerrüte düşülmesinin engelleneceğinden "emin" olduğunu söylemişti.

YATIRIMCILAR, FED'İN TAHVİL ALIMLARINA İLİŞKİN BEKLENTİLERİNİ DEĞİŞTİRİYOR
ABD'nin iflasa sürüklenmesini engelleyecek bir son dakika anlaşmasının sağlanması ile dolar Perşembe günü birçok önde gelen para birimi karşısında değer kaybederken ABD Hazine tahvilleri ile altın fiyatları ise tırmanışa geçti. ABD hükümetinin kapanması, yatırımcıları Fed'in yaptığı tahvil alımlarının azaltılacağı beklentilerini düşürmeye itmişti.
Asya işlemleri sırasında hisse senedi piyasaları Washington'dan gelen anlaşma haberleri ile destek buldu. Uzakdoğunun bütün borsalarında yükselme yaşandı.

emen3.20131020214534.jpg

Anlaşma beklentilerinin hali hazırda fiyatlandığı Avrupa borsalarında ise eğilim hızlı bir şekilde tersine döndü. Avrupa borsalarının, Çarşamba günü elde ettiği kazançlarda yükseliş görülmedi. Döviz ve tahvil piyasaları ise giderek daha da belirginleşen Fed'in parasal canlandırma tedbirlerini azaltamayacağı beklentilerini yansıtmaya başladı.
Söz konusu beklentinin ardındaki en büyük neden ABD hükümetinin 16 gün kapalı kalmasının ekonomik büyümeyi de olumsuz etkilemesine kesin gözüyle bakılıyor olması.

FED’İN TAHVİL ALIMLARINDA BEKLENTİLER DEĞİŞİYOR. YENİ TARİH MART 2014
63.1 milyar dolar değerinde varlık yöneten Stone Harbor Investment Partners şirketinin portföy yöneticilerinden David Scott, "Hükümet, her üç ayda bir kapanabilecekken Fed'in tahvil alımlarını nasıl azaltabileceğini öngörmek zor," diye konuştu.
"Ekonomik verilerin açıklanması gecikti, bazı aksaklıklar yaşandı ve hükümetin kapalı olması baskı yarattı. Gelecek yılın ilk dönemlerine kadar dördüncü çeyrek performansı hakkında net bir tablo göremeyeceğiz," diyen 388 milyar dolarlık varlığı yöneten Schroders baş ekonomisti Keith Wade sözlerine, "Yeni bir siyasi sorunun yaşanma ihtimali, Fed üyeleri arasında yapılacak tartışmalar üzerinde baskı yaratacaktır. Sonuç olarak tahvil alımlarının Mart ayından önce azaltılmasını beklemiyoruz. Haziran ayına dek ertelenme ihtimali de söz konusu," diye devam etti.
Bu görüşle uyumlu olarak ABD Hazine tahvillerinin fiyatı da yükseldi. 10 yıllık Hazine tahvillerinin getiri oranı, Çarşamba günü geç saatlerde New York'ta yüzde 2,61'e kadar geriledi.
Dikkat çekici şekilde değer kaybeden dolar yen karşısında 98'in altına gerilerken euro dolar karşısında 1.3638 civarına kadar yükseldi.
Commerzbank döviz stratejistlerinden Peter Kinsella, "Piyasalar, tahvil alımlarının gelecek altı ay içinde azaltılıp azaltılmayacağını iyiden iyiye sorgulamaya başladı. Bu nedenle dolara satış geliyor," diye konuştu.
Piyasa katılımcıları, Çinli kredi derecelendirme kuruluşu Dagong'un ABD'nin notunu A'dan A-eksiye düşürmesinin de doların değer kaybını tetikleyen faktörlerden biri olduğunu düşünüyor.
Emtia piyasalarında ise yüzde 2 değer kazanan altın 1306 dolara, gümüş ise yüzde 2,2'lik artışla 21.780 dolara yükseldi. Citigroup emtia traderları konu hakkında, "Piyasa, Kongre'de anlaşma sağlanmasının ardından emtialara satış gelmesini bekliyordu ama olmadı. Bu nedenle bazı kişiler yenilgiyi kabul etmeye başladı,"

TÜRKİYE DOSYASI
Uzun bayram tatili hepimiz için güzel bir dinlenme imkanı yarattı. Benim gibi İstanbul’u terketmeyenler için sağanak yağmur daha bir ceza oldu ve evde bol bol okuma imkanı buldum.
Bayram öncesi katıldığım bir PPP Summit toplantısının notlarını derlemeye çalıştım.
Dogu Avrupa ve Balkan ülkelerinden gelen katılımcıların dar bir dinleyici grubuna yaptıkları ve tartıştıkları PPP case study’leri gerçekten ilginçti. Bizde ötedenberi denenen PPP (Public-Privite-Partnership) modelinin tartışıldığı ve başarılı modellerinin sergilendiği seminer karşılıklı fikir teatileri ve uluslaarası finans kuruluşlarınında ilgisi ile daha da faydalı geçti. Özellikle son yılların PPP modeli Sağlık kampuslarının da ele alındığı toplantıda imkanları daralan devletin bazı yatırımları nasıl özel sektöre yaptırmasının güzel örneklerini sergiliyordu. Bu seminerde Türkiye’nin büyük altyapı projelerinin yabancılar nezdinde hemen hemen hiç farkındalık yaratmadığını hissettim. Bir Avrupa’nın en büyük havaalanı ve Kanal Projesi gibi iki büyük PPP örneğinden hemen hemen hiç bahsedilmemesini yadırgadım.

emen4.20131020214649.jpg

FT: TÜRKİYE'DEKİ BÜYÜK ALTYAPI PROJELERİ ZORDA

Financial Times’ta yayınlanan bir haberde Türkiye’deki büyük altyapı projelerinin karşı karşıya olduğu finansal zorluklara dikkat çekildi.
Daniel Dombey’in imzasını taşıyan haberde, finansal belirsizliklerin Türkiye’deki büyük altyapı projelerini tehdit ettiği belirtiliyor.
Haberde ilk olarak dünyanın en büyük havaalanı olacağı söylenen yeni İstanbul havaalanıyla ilgili projenin büyüklüğüne dikkat çekiliyor.
Ancak bununla beraber yeni havaalanı projesiyle ilgili finansal belirsizlikler nedeniyle Atatürk havaalanının kapasitesinin genişletilmesi için çalışmalara başlandığı aktarılıyor.
Gazete bu durumun, ülkenin çok büyük altyapı projelerinin ertelenmesi veya ölçeklerinin düşürülmesi ihtimalini gösteren son işaret olduğunu söylüyor.
Haberde ülkedeki diğer büyük altyapı projelerinin de sorunlarla karşı karşıya olduğu da belirtiliyor.
Çevre konusundaki kaygılar etrafında ülkenin ilk nükleer santralinin açılışının en az bir yıl ertelenmesinin olası göründüğünü belirten gazete, iş çevrelerinden Kanal İstanbul projesine yönelik ilginin de az olduğunu aktarıyor.

ALTYAPI PROJELERİYLE İLGİLİ KOMPLO TEORİLERİ'
Gazete yeni havaalanı projesinin, proje için yeteri kadar uluslararası fonun bulunmaması nedeniyle de karmaşık bir görüntü verdiğini söylüyor.
İstanbul’daki Chadbourne & Parke hukuk firmasından Ayşe Yüksel gazeteye şöyle konuşmuş: “Üçüncü havaalanı için saat işliyor ve hala yeri bile halledilmiş değil.”
Yüksel, havaalanı ihalesini alan beş şirketin oluşturduğu konsorsiyumun, yatırımın ilk aşamasında 1 milyar Euro harcaması gerektiğini, Türk bankalarının bununla ilgili krediyi ancak uluslararası yardımla verebileceğini söylüyor.
Gazete Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, bazı bankaların çevre gibi bazı konuları bahane ederek kredi vermekten kaçındığını açıkladığını da yazmış.
Financial Times, Türkiye’de bazı hükümet yandaşlarının, Lufthansa gibi bazı büyük yabancı firmaların, ülkedeki yeni havaalanı ve benzeri büyük projelerin gerçekleşmesini önlemek istediklerini, bu amaçla Gezi Parkı eylemlerini desteklediklerine dair görüşlerinin varlığından da bahsediyor ve bu görüşler için komplo teorisi kavramını kullanıyor.

NOBEL EKONOMİ ÖDÜLÜ FAMA, HANSEN, SHİLLER ÜÇLÜSÜNÜN
Bu haberi vermekte geciktik. Esasında ödül’ün sahipleri 14 Ekim itibariyle açıklandı. Ancak tatil nedeniyle ancak değerlendiriyoruz.

emen5.20131020214735.jpg

2013 Nobel Ekonomi Ödülü, "varlık fiyatlarının deneysel analizi" üzerine çalışmaları nedeniyle Eugene Fama, Lars Peter Hansen ve Robert Shiller üçlüsüne verildi.
Ödül Komitesi kararını açıklarken, üç araştırmacının ayrı ayrı yürüttüğü çalışmaların, bugünkü varlık fiyatları anlayışının yolunu açtığını vurguladı.
8 milyon İsveç Kronu, yani yaklaşık 1,2 milyon dolar değerindeki ödül, 3 kişi arasında paylaştırılacak.
Chicago Üniversitesi'nden Eugene Fama, hisse senedi fiyatlarını kısa vadede tahmin etmenin son derece zor olduğunu, çünkü yeni bilginin çabucak fiyatlara 'dahil olduğunu' belirtmişti.
Komite, Fama'nın bulguları sayesinde çalışmaların ve piyasa davranışlarının değiştiğini belirtti.
Aynı üniversiteden Lars Peter Hansen de, varlık fiyatlama teorilerini test etmeye yarayan bir istatistik metodu geliştirdiği için ödüle layık görüldü.
Yale Üniversitesi'nden Robert Shiller ise 1980'lerde, hisse senedi fiyatlarının şirket kâr paylarından çok daha fazla dalgalandığını bulgulamıştı.
Prof. Shiller, finansal şişkinlik üzerine çalışmalarında bu olguyu tekrarlayan "sosyal salgın" olarak tanımlıyordu

UZAKDOĞU DOSYASI

Çin'de ekonomik büyüme hız kazandı(BBC)


emen6.20131020214820.jpg

Çin'de açıklanan resmi veriler, yıllık ekonomik büyüme oranlarının iki çeyrek dönemin ardından artmaya başladığına işaret ediyor.
Ulusal İstatistik Bürosu'nun açıkladığı rakamlara göre Temmuz - Eylül aralığında yıllık ekonomik büyüme oranları yüzde 7,8'i buldu. Bu veriler, Çin'in, 1999'dan beri en düşük yıllık büyüme hedefi olan yüzde 7,5'i tutturabileceği şeklinde yorumlandı.
Çin'in ihracata dayalı ekonomisi, başta ABD ve Avrupa olmak üzere, tüm dünya genelindeki talep azlığından zarar görmüştü. Çinli liderler, uzun vadede iç tüketime dayalı ve daha sürdürülebilir bir büyüme yakalamayı istediklerini söylüyor. İktisatçılar, Pekin'in bu yıl başlarında ilan ettiği bir dizi ekonomik önlemin etkilerinin gözlenmeye başladığını söylüyor.
Ancak BBC'nin baş ekonomi muhabiri Linda Yueh, Çin'den gelen verilerin her zamankinden daha çok soru işaretleri yarattığına dikkat çekiyor.
Çin ekonomisindeki canlanmanın ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda da görüşler muhtelif.
Konut fiyatları, son sekiz aydır hükümetin bu piyasası yatıştırma çabalarına rağmen artmaya devam ediyor.
Kimi iktisatçılar, Çin'de Mart ayında iktidara gelen yeni liderlerin fiyat artışına, ekonomik büyümenin yavaşlaması sebebiyle şimdiye dek göz yumduklarına dikkat çekiyor.
Kimi tahminlere göre Çin'deki yatırımların dörtte biri konut piyasasında gerçekleşiyor. Bu da konut piyasasını büyüme söz konusu olduğunda en önemli sektörlerden biri kılıyor.
Bununla beraber fiyatlarda devam eden artış, arzın talebin çok önüne geçtiği bir 'emlak balonu'na yol açabileceği yolundaki kaygıları da körüklüyor.

ÇİNLİ LENOVO, BLACKBERRY’İ ALMA GİRİŞİMİNDE (WSJ)
Çinli bilgisayar üreticisi Lenovo, Blackberry'yi satın almak isteyen şirketler arasına katıldı. Arete Araştırma'dan Nam Hyung Kim, WSJ'den Yun-Hee Kim'e Blackberry'nin akıllı telefon pazarındaki uzun tarihinin Lenovo için nasıl büyük bir varlık olabileceğini anlattı.
Konuya yakın kaynaklara göre Lenovo Group 'un Blackberry'nin tamamını almak istiyor olması, Çinli şirketlerin yabancı şirket alımlarındaki doymak bilmeyen iştahlarının yeni bir göstergesi. Lenovo, Blackberry ile konuya ilişkin bir gizlilik sözleşmesi imzalamış durumda.
Blackberry ile dünyanın en büyük bilgisayar üreticisi Lenovo yetkilileri konu hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı.

LENOVO VE ÇİN’İN SEKTÖRDEKİ DURUMU?
Gerçekleşmesi durumunda söz konusu satın alma işlemi, bir Çinli şirket tarafından yapılan en büyük ve en dikkate değer batılı şirket alımlarından biri olacak. Ayrıca dünyanın ikinci büyük ekonomisindeki şirketlerin, Batı dünyasındaki büyük oyunculardan biri olma istekleri de bir kez daha vurgulanacak.

emen7.jpg

Akıllı telefon pazarına geç giren Lenovo, hızla ilerleme kaydederek Blackberry'den daha fazla akıllı telefon sevkiyatı yapar hale geldi. Araştırma şirketi Gartner verilerine göre ikinci çeyrekte küresel akıllı telefon satışları içinde Lenovo'nun payı yüzde 4,7 iken Blackberry'nin payı yüzde 2,7'ye geriledi.
Sürecin ilerlemesi ve Lenovo'nun bağlayıcı teklif vermesi halinde teklif edilen anlaşma hem Kanada hem de ABD hükümetleri tarafından incelenecek.
Konuya yakın kaynaklardan birinin verdiği bilgilere göre Lenovo, Blackberry için 4 Kasım'da teklif verecek.
Pentagon sözcülerinden birinin verdiği bilgilere göre Savunma Bakanlığı'nın sahip olduğu 600 bin mobil cihazın 470 bini Blackberry markasına ait. Blackberry'nin tahminlerine göre yıl sonu itibari ile bu rakamın 1 milyonu aşması bekleniyor. ABD Başkanı Barack Obama da bu kullanıcılardan biri.
Blackberry'nin yabancı bir şirkete olası satışının resmi onay mercii olan Kanada Sanayi Bakanı James Moore hükümetin söz konusu satış ihtimalinden haberdar olduğunu söylemekle beraber konuya ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.
Lenovo, 2005 yılında da IBM 'in bilgisayar birimini 1.25 milyar dolara satın almıştı. Söz konusu yılda ABD hükümet yetkililerinin birçoğu IBM marka bilgisayar kullanıyordu.
Kanada kanunlarına göre değeri 334 milyon ABD dolarını aşan bir şirket satışının hükümet incelemesinden geçmesi ve 'net ekonomik yarar' sağladığına ya da güvenlik riski oluşturduğuna karar verilmesi gerekiyor.
Kanada'daki muhafazakar hükümet, iktidara geldiği 2006 yılı başından bu yana yabancı şirketlerin Kanadalı varlıkları almak için verdiği üç teklifi reddetti.
Lenovo, Blackberry için güçlü rakiplerle mücadele etmek durumunda kalabilir. Blackberry, geçtiğimiz ay şirketin en büyük hissedarlarından biri olan Kanadalı sigorta şirketi Fairfax Financial Holdings ile 4.7 milyar dolarlık ön anlaşmaya varmıştı. Lenovo gibi gizlilik anlaşması imzalanan şirketlerden bir diğeri de Cerberus Capital Management iken kurucu ortaklar Mike Lazaridis ile Doug Fregin de satın alma ile ilgilendiklerini açıklamıştı.
Çin devletine ait şirketler arasında yer almayan Lenovo'nun kişisel bilgisayar alanındaki pazar payı giderek artıyor.
Lenovo, yeni bir büyüme kaynağına sahip olmak adına akıllı telefon alanındaki pazar payını arttırmak istediğini daha önce açıklamıştı. Şirket CEO'su Yang Yuanqing Ağustos ayında The Wall Street Journal'a verdiği röportajda akıllı telefon birimlerinin gelişim aşamasında olduğunu söylemiş ve Lenovo'nun Çin'de piyasa lideri olmaya çalıştığını belirtmiştir.(WSJ)

AB DOSYASI

İtalyanların krize karşı isyanı


İtalyanlar, hükumetin kemer sıkma önlemlerini protesto ediyor
Cumartesi ikinci gününe giren eylemlerin gün içinde daha da büyüyeceği tahmin ediliyor. Roma’da en az 15 bin kişinin gösterilere katılması beklenirken, eylemciler kentin büyük meydanlarında çadırlar kurdular..

emen8.20131020215028.jpg

Kötüleşen çalışma şartları, azalan asgari ücretler ve sosyal yardımlardan şikayetçi olanlar hükumete seslerini sokaklardan duyurmaya çalışıyor. Onlardan biri olan bir itfaiyeci büyük risk altında çalıştıklarını, kadrolarındaki eleman sayısı ve ekipmanlarının azaldığını belirterek, 60 yaşında kadar yangınlarda görev almalarının beklendiğini söylüyor.
Başkentte eylemler için 4000 polis görevlendirilirken, diğer Avrupa ülkelerindeki radikal gruplardan da büyük çaplı katılımlar bekleniyor

berluscon1.jpg

BERLUSCONİ’YE 2 YIL HAK MAHRUMİYETİ

Bir Milan Mahkemesi geçtiğimiz ağustos ayında açılan vergi kaçakçılığı davasından Berlusconi’ye 2 yıl kamu haklarından mahrumiyet cezası verdi. Berlusconi’nin avukatları Temyize gidiyorlar.

PİYASALAR
Türkiye mübarek kurban bayramının yarattığı uzun bir tatil dönemi yaşadı. Gene şehirler boşaldı. Güney sahillerine insanlar akın ettiler. Tercihler genellikle Ayurtdışına oldu desek yeri var. İstanbullular maalesef yoğun bir yağış altında geçirdiler tatili. . Siyaset yoktu. Demeçler, sataşmalar yoktu. Ama yaklaşan yerel seçimlerin kulisleri devam etti.Bayram sonu bu gelişmelerin devamını merakla seyredeceğiz.
Her iki parti içinde iki büyük şehir hala muamma. CHP için Sarığül ve Gürsel Tekin çekişmesi yaşanacak. Ankara’da İnce’nin adı geçiyor.İnce gerçekten Ankara’ya yakışıyor. Karşısında Ali Babacan deniyor. O da Ankara için bir kazançtır. Temennim Gökçek artık köşesine çekilsin. ABD Başkanı bile sekiz seneden fazla kalamıyor. Süre uzadıkça insan yoldan çıkıyor bu tür yerlerde. Özlediğimiz bir belediye yönetimi görelim. Nedir o Ortadoğu Üniversitesi baskınına verilen cevap? “Arkadaşlar sürpriz yapmışlar” diyebilmek sorumlu bir belediye Başkanına yakışmıyor.. Koskoca üniversiteyi hiçe sayıyorsun. Bakın Fransa’da Fransa’da Başbakan Hollande yurtdışı edilen yabancı talebeyi gösteriler sonunda geri çağırmak durumunda kaldı. Demokrasi işte budur.Yoksa biber gazı ve su sıkan yönetim demek değildir. Elinde çekiç olan kişi, her yerde çivi var zannedermiş. Bizdekilerde öyle maşallah.
Güzel ve oldukça rahat geçecek bir haftaya giriyoruz. ABD anlaşmasının etkisi bu haftada devam edecek. Dolar biraz daha gerileyebilir. Borsa artışta olacak.Faizler biraz daha düşebilir. Yurtdışından fonlar gelmeğe devam edebilir. Batılı yatırımcılar FED’in tahvil alımına mart 2014 tarihine kadar dokunmayacağı beklentisindeler. Plasmanlarını daha bir rahat yapacaklar.
Haftaya girerken dolar 1.96.87, Euro 2.69.26. Parite 1.3687, faiz 7.95 ve altın 1.318 petrol 110 d olarak giriyoruz. Bayram öncesi bıraktığımız borsamız 76.234.56 idi.
Bu hafta dediğimiz gibi yükselen bir hafta yaşayacağız.
Esenlikle kalın.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.