• BIST 102.410
  • Altın 186,935
  • Dolar 4,4877
  • Euro 5,2816
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

ABD: Mücadeleyi Kaddafi kazanacak

ABD: Mücadeleyi Kaddafi kazanacak
Obama'nın baş istihbarat danışmanı James Clapper, Kaddafi'nin iktidar mücadelesini kazanacağını tahmin ettiğini açıkladı.
MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 14-19 Mart 2011

İSTANBUL- Obama'nın baş istihbarat danışmanı James Clapper, Kaddafi'nin iktidar mücadelesini kazanacağını tahmin ettiğini açıkladı. Clapper, senatoda yaptığı açıklamada Libya liderine bağlı güçlerin silah ve eğitim üstünlüğüne sahip olduğunu ve uzun sürecek bir mücadeleyi kazanmalarının muhtemel olduğunu söyledi. Clapper, Libya'nın yarı-özerk üç küçük devlet olarak bölünebileceğini öngördüğünü de ekledi.
Libya'nın, Ortadoğu'daki ikinci en büyük hava savunma sistemine sahip olduğuna işaret eden Clapper, "Basında yer alan spekülasyonların aksine, Kaddafi'nin iktidarı bırakmaya niyetli olduğunu sanmıyorum. Elimizdeki tüm kanıtlar, ki bunları kapalı oturumda tartışmaya hazırım, Kaddafi'nin mevzisini koruyacak gibi göründüğünü ortaya koyuyor. Durum çok değişken, ancak uzun vadede rejimin galip çıkacağını düşünüyorum" diye konuştu.
Clapper'ın "Kaddafi rejiminin galip geleceği" yönündeki açıklamasının, Kongre'den Obama'ya yönelik, Libya'da isyancılara yardım için daha hızlı askeri eyleme geçmesi çağrılarını artırabileceği yorumları da yapılıyor.
Kaddafi'nin isyanlardan kurtulmayı ve Trablusgarp'ı elinde tutmayı başarması halinde, bunun Obama'yı siyasi açıdan yaralayacağı, Başkan'ın, Cumhuriyetçilerden, "bir diktatörün iktidarda kalmasına izin verdiği ve bölgedeki diğer diktatörlere, muhalifleri bastırmak için güç kullanmanın bedeli olmadığı yönünde işaret gönderdiği" şeklinde sert suçlamalarla karşılaşabileceği yorumlarına da rastlanıyor.
Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat John Kerry, Reuters'a yaptığı açıklamada, Washington'ın isyancılara yardım etmeye çalışmaması halinde "beceriksiz" gibi görüneceğinden endişe ettiğini söyledi.
Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise, Kaddafi'ye karşı herhangi bir müdahale için uluslararası mutabakata varılmasının en önemli hedef olduğunu söyledi. Clinton, Kaddafi'yi devirmenin en iyi yolunun ne olduğunu kimsenin bilmediğini de kabul etti.

Brüksel'de toplanan Avrupa Birliği zirvesinde üye ülkelerin liderleri, Kaddafi'ye iktidardan çekilme çağrısı yaptı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Kaddafi'nin artık halkını temsil edemeyeceğini söyledi.Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ise, AB üyesi ülkelere Fransa'yı örnek alma ve Libya muhalefetinin ulusal konseyini Libya'daki meşru otorite olarak tanıma çağrısı yaptı. Sarkozy, Kuzey Afrika'daki insancıl bölgelerden de mültecileri korumalarını istedi. İngiltere ve Fransa'nın uçuşa kapalı hava sahası çağrısı konusunda daha çekimser olan diğer ülkeler ise, böyle bir yaptırım için Birleşmiş Milletler ve Arap ülkelerinin desteğinin gerektiğini vurguladı.

Sıra Suudi Arabistan"a gelir mi?
Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki halkların otoriter rejimlere başkaldırısı başladığından bu yana, cevabı biraz da tedirgin bir şekilde aranan bir soru var: Sıra Suudi Arabistan'a gelir mi?




Tedirginlikle, çünkü dünyanın en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan. Daha da önemlisi, son derece baskıcı bir rejime sahip olması nedeniyle, isyanın Libya'da olduğu gibi kanla bastırılması olası.
Suudi Arabistan'da ilk kıpırdanmalar geçen hafta, hem ülkenin en zengin petrol yataklarına ve hem de nüfusun yüzde 10'unu oluşturan Şii nüfusa ev sahipliği yapan doğuda görüldü. Uzun süredir cezaevinde olan Şii tutukluların serbest bırakılmasını talep eden kalabalıklar protesto gösterileri düzenledi.
Bölgede isyan hareketlerinin başlaması üzerine Suudi rejiminin para musluklarını açtığına ve maaş artışının yanı sıra, konut, emeklilik, eğitim gibi alanlarda yardımlara hız verdiği görüldü.. Buradaki çelişki Suudi Arabistan'ın, bölgenin en zengin ülkelerinden biri olmasına karşın, kişi başına düşen milli gelir açısından en geride olması. Çoğunluğun geliri bin doların altında. Bu insanlar yönetime baktıklarında aralarındaki uçurumu görüyorlar. Ayda 250 bin dolar geliri olan prenslere baktıklarında öfkeleniyorlar. Tabii bu zenginleşmede en önemli unsur yolsuzluk.
Hükümetin tüm kademelerine sinmiş durumda bu.
Suudi Arabistan'da da, protestoları örgütleyenler, siyasi reform çağrısını dile getirenler radikaller değil. Çünkü zaten onlar reforma, seçime, demokrasiye inanmıyor. Anayasal monarşi falan istedikleri yok. Değişim isteyenlerin çoğunluğunu, siyasi haklar ve ekonomide fırsat eşitliği talep eden orta sınıflar oluşturuyor.



'Petrol fiyatındaki artış Türkiye için kötü haber
Uluslararası Enerji Ajansı'nın baş ekonomisti Fatih Birol, petrol fiyatlarında yaşanan artışın küresel ekonomik iyileşmeyi rayından çıkaracağını vurgularken, enerjide dışa bağımlı olan Türkiye'nin bu artıştan en olumsuz etkilenecek ülkeler arasında olduğunu söyledi.

Birol'a göre, bunun üç nedeni var:
• Birincisi Türkiye'nin hem petrol hem de doğalgaz ithal eden bir ülke olması.
• İkincisi, doğalgaz fiyatının petrol fiyatlarına endeksli olması. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki artış doğalgaz fiyatını da etkileyecek.
• Üçüncüsü ise Türkiye'nin elektrik üretiminde doğalgazı yoğun şekilde kullanması.
Birol, petrol fiyatlarındaki artışta spekülatörlerin rolünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini altını çizerken, özellikle petrol ihraç eden ülkeler topluluğu OPEC'in petrol fiyatı üzerindeki baskıyı hafifletmek için üretimi arttırması gerektiğini vurguluyor.
Birol'un BBC Türkçe'yle mülakatında altını çizdiği bir başka nokta da petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde yarattığı basınç. Nitekim İngiltere'de salı günü açıklanan enflasyon rakamları ekonomik krizden çıkış konusunda merkez bankalarının karşı karşıya kaldıkları ikilemin boyutlarını ortaya koydu.
Son sekiz aydan bu yana en yüksek artışın kaydedildiği enflasyon oranlarını yukarı itenlerin başında ise hava ulaşımı, petrol, faturalar ve gıda harcamaları geldi. Tüketici fiyat endeksindeki artış, kasım ayına göre yüzde 3,3"ten yüzde 3,7"ye çıktı.

Merkez Bankaları önündeki seçenek
Enflasyonu kontrol altında tutmak için yüzde 0'ın biraz üzerindeki faiz oranlarında artışa gitmek merkez bankalarının önündeki seçeneklerden biri. Ama bunun krizden çıkış sürecinde yıkıcı etkisi olacağına hemen hemen kimsenin kuşkusu yok.
Enflasyon üzerindeki baskılar konusunda petrole ayrıca bir parantez açmak gerekiyor. 2,5 yıl önce küresel ekonomik krizin yoğun olarak hissedildiği dönemde, durgunluğa girmiş olan ekonomilerde azalan talep nedeniyle petrolün varil fiyatı, 40 dolar civarına kadar düşmüştü.
Ancak şimdi Brent tipi petrolün varil fiyatı 100 dolar civarında. Uluslararası Enerji Ajansı, geçen hafta açıkladığı yıllık küresel enerji görünümü raporunda ''petrol fiyatlarında artış dünya ekonomisi için tehlikeli'' uyarında bulunmuştu. Petrol üretiminin, talebi karşılayacak ölçüde güçlü olmaması, yani arz - talep dengesizliği, fiyat artışındaki nedenlerden biri olarak görülür çoğu zaman.

'petrol fiyatları bu seviyede kalırsa enflasyonda artış görülebilir'.
Son bir hafta içerisinde yayımlanan rakamlar da Avrupa Merkez Bankası'nın, İngiltere'de de yayımlanan enflasyon rakamları, Çin'deki, Hindistan'daki enflasyon rakamları, hepsinde yukarı doğru bir artış olduğunu gösteriyor. Bu da ekonomiler için son derece kötü bir haber.
Üretici ülkelerin sorumluluklarını gösterip üretimi arttırıp piyasaya daha fazla petrol getirmelerini ve piyasaları rahatlatıcı mesajlar vermelerini diliyoruz. Bu, fiyatların bir nebze olsun azalmasını sağlayacaktır.
Fiyatların düşmesi, üretici ülkelerin de lehine. Eğer Batı ekonomileri, yine bir kriz ya da zayıflamayla karşılaşırsa, o zaman enerji talepleri de düşecektir. Böylece daha az petrol ithal etme durumunda kalacaklardır. Bu da daha az petrol satmaları anlamına gelecek. Petrol üreticisi ülkelerin sağlıklı ekonomiye sahip müşteriye ihtiyacı var. Müşterisinin ekonomisi zayıflarsa alacağı petrol de düşecektir. Fiyatların bu seviyede olması herkes için kötü bir haber.

Petrol fiyatlarının artması, Türkiye için de kötü bir haber. Hatta bazı ülkelerden daha da kötü.
Nedeni de şu: Birincisi, petrol fiyatlarının artması Türkiye'nin ticaret dengelerini negatif etkileyecek, enflasyonist baskılar yaratacak. Bu bakımdan Türkiye ekonomisi iyi bir yoldayken bence petrol fiyatlarındaki artış, bunu sekteye uğratacak bir potansiyele sahip. Ayrıca Türkiye çok fazla doğalgaz ithal ediyor ve doğalgaz fiyatları büyük ölçüde petrol fiyatlarına endeksli. Petrol fiyatları artınca doğalgaz fiyatları da artacak. Bu bakımdan ikinci bir fatura gelecek. Tüm bunların yanısıra doğalgaz yoğun biçimde elektrik üretiminde de kullanıldığı için bu elektrik fiyatlarında da artışa neden olacak. Böyle bir silsile halinde Türkiye ekonomisi olumsuz etkilenebilir.
Şu anda kısa vadede pek bir seçeneği yok. Yıllardan beri içimde ukde kalan bir konu, Türkiye'nin Irak'ta petrol sahalarında üretimde şimdiye kadar ciddi bir pay almamış olması. Hem özel şirketlerin hem de diğer şirketlerin. Umarım Türkiye, birçok ülkenin yaptığı gibi İngiltere dahil, ABD, Kore, Endonezya da dahil, orada petrol konusunda faaliyette bulunan ülkeler gibi daha aktif bir politika izleyebilir.



İngiltere Basın Özetleri:
TÜRKİYE GAZETECİ OLMAK İÇİN TEHLİKELİ BİR YER
Son basın tutuklamaları İngiltere basınınca önemli ölçüde yeraldı. Diğer taraftan yayınlanan AB"nin Türkiye Raporu"nda basın özgürlüğü ve tutuklamalar ön plana çıkarıldı. Sn. Erdoğan"ın bu rapor konusunda “Düzmece” tabirini kullanması ise başka bir polemik konusu oldu.
İngiliz Economist Dergisi"nde yeralan bir makalenin başlığı , ' Türkiye gazeteci olmak için tehlikeli bir yer'
Yazı," Türkiye'nin ılımlı İslamcı Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, Türkiye'yi bir ileri demokrasiye dönüştürdüğünü söyleyerek övünmeyi seviyor. Ama iki araştırmacı gazetecinin 6 Mart'ta tutuklanması daha çok geriye bir adım gibi görünüyor." ifadeleriyle başlıyor.

'Eleştirileri susturmak için bahane'
Çoğu Kürt, çok sayıda gazetecinin hapiste olduğunu kaydeden dergi, Avrupa Birliği ve Washington'ın bu durumdan kaygılı olduğunu, binlerce Türk'ün de protesto için sokaklara çıktığını anlatıyor ve şöyle devam ediyor;

"Soruşturma, her ne kadar tartışmalı özel mahkemelerde olsa da, sivillerin ilk kez muvazzaf generallerden hesap sormasını beraberinde getirdi. Ayrıca, ordunun bulanık geçmişine emsalsiz bir bakış sundu. Buna karşın, iktidar partisinin en büyük taraftarları bile, Şık ve Şener'in tutuklanması gibi sert taktiklere başvurulmasının, Ergenekon davasının meşruiyetini çökertmesinden kaygılı. Soruşturma başlayalı dört yıl oldu, ama hala mahkûmiyet yok. Bazı şüphelilere daha suçlama yöneltilmedi. Bazıları, soruşturmanın hükümeti eleştirenleri yakalamak için tam bir bahaneye dönüştüğünü söylüyor."
Gülen Cemaati'nin rolü
Dergi, tüm bu yaşananların ardından, bu tutuklamaların arkasında Gülen Cemaatinin bulunduğu görüşünü savunanlar olduğunu aktarıyor;

"Bazı çevreler, Pennsylvania'da yaşayan bir İmam olan Fettullah Gülen'in liderliğini yaptığı, Türkiye'nin en nüfuzlu İslami Cemaati'nin bu tutuklamaların arkasında görülebileceğini söylüyor. Gülenciler "Saçmalık" diyor. Hareketleri yaygın bir şekilde ılımlı bir güç olarak görülüyor. Ama karşıtları, cemaatin devlete, özellikle de polise sızmasının, ordu ve başka yerlerdeki düşmanlarının peşine düşmeleri için tam serbestlik verdiğini iddia ediyor. "

Alışveriş Merkezlerinin ciroları yüzde 13 arttı
İAlışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) ile Akademetre Research tarafından oluşturulan AVM endeksine göre, Ocak ayı ciro endeksi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13'lük artış gösterdi.
Yenilenen AVM endeksinde artık ciro ve cirosu alınan alanlar 6 kategoride değerlendirilmeye başlandı. Buna göre 2010 yılı başından itibaren endeks verileri giyim/aksesuar, ayakkabı/çanta, hipermarket/süpermarket/şarküteri, yiyecek/içecek, teknoloji market/elektrikli eşyalar ve diğer (AVM içerisindeki diğer mağazalar) olarak kategorize edildi.
Ocak 2011'deki ciro değerleri, Ocak 2010'a göre, giyim ve aksesuar kategorisinde yüzde 14, ayakkabı ve çanta kategorisinde yüzde 15, AVM'lerde yiyecek içecek kategorisinde yüzde 15, teknoloji market ve elektrikli eşyalar kategorisinde yüzde 17, hipermarket, süpermarket ve şarküteri kategorisinde yüzde 2 arttı. AVM çerisindeki diğer mağazaların ciroları yüzde 8 yükseldi.
6 kategoride geçen yılın Ocak ayına göre artış yaşanırken, 2010 ocak ayında 100 olan genel ciro endeksi bu yılın ocak ayında yüzde 13 artarak 113 puan olarak gerçekleşti.

Fitch'ten de kötü haber geldi
Moody's'in not artışının yıl sonuna kaldığını ima etmesinin ardından Fitch de seçim öncesi not artışı ihtimali olmadığını açıkladı.
Türkiye"nin kredi notunun arttırılmasına yönelik beklentilere ikinci darbe Fitch"ten geldi. Önceki gün Moody"s"in yaptığı açıklamalardan not arttırımının en erken 2011 sonuna kaldığı algılanırken, dün de uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, petrol fiyatlarının yüksek seviyede kalması halinde Türkiye"nin notunun yatırım yapılabilir seviyeye gelmesinin biraz daha zor olacağını açıkladı.

Not arttırımı uzak
Fitch tarafından yapılan açıklamada cari açığın bir zayıflık olduğuna dikkat çekilerek, Merkez Bankası"nın hareket etmekte geç kaldığı endişelerinin arttığı bildirildi. Açıklamada Türkiye"nin kredi notunun seçim sonrasına kadar yatırım yapılabilir seviyeye gelmesinin olası olmadığı ifade edildi. Fitch"in EMEA ülkelerinden sorumlu yetkilisi Ed Parker, Londra"da katıldığı bir konferansta, Türkiye"nin Kuzey Afrika ve Körfez Bölgesi"ndeki ülkelerle aynı seviyede siyasi risklere sahip olmadığını, ancak petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması gibi Ortadoğu"da yaşanan gerginliğin ikincil etkilerinden zarar gördüğünü söyledi. Parker, “Diğer unsurlar değişmediği takdirde, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması durumunda Türkiye"nin notunun yatırım yapılabilir seviyeye gelmesi biraz daha zor olabilir” dedi.
Cari açıktaki artış ve bunun finanse edilmesinin Türkiye"yi şoklara açık hale getirdiğine dikkat çeken Parker, “Bu ise para politikasına duyulan güveni korumanın Türkiye için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Cari açık bize göre artan bir endişe ve zayıflık” dedi. Seçim sonrasına kadar sürmesi beklenen siyasi riskin belirsizlik yarattığını da belirten Parker. Türkiye"nin notunun seçim sonrasına kadar yatırım yapılabilir seviyeye gelmesinin beklenmediğini ifade etti. Güçlü enflasyon baskılarının oluşmaya başladığının altını çizen Parker. “Merkez Bankası"nın geride kaldığına dair endişelerimiz de oluşmaya başladı” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE"NİN NOTLARI NE DURUMDA
S&P: Notu BB. Yatırım için önce BBB- sonra BB+ almak gerekiyor.
MOODY"S: Notu Ba2.
Yatırım için Ba3 gerekiyor.
FITCH: Not halen BB+. Yatırım için BBB- seviyesine yükselmek şart.

P İ YA S A L A R

Endeks haftayı 64.730"dan kapattı
Piyasalarının yönü, Euro bölgesindeki kaygılar ve Ortadoğu"da yaşanan gerginliklere odaklanmışken içeride 2010 yıl sonu bilançolarının açıklanmaya başlanmasıyla birlikte gözler iç gündeme döndü.
Beklentilerin altında gelen banka bilançolarıyla birlikte kayıplar yaşayan endeks haftayı ise 64.730"dan kapattı. Kısa vadeli yükseliş olanağı sınırlı kalırken, 62.000 destek noktası olarak gözüküyor. Bu hafta dar bir band içinde hareket edecek beklentisi var. Bahar ayları ile birlikte belirli bir yükselme trendi de göz ardı edilmemeli. Seçim tarihine kadar yukarı yönlü hareketlerin sınırlı kalabileceği hakim görüş olarak öne çıkıyor. 58.000-70.000 bandında genel bir hareket seçim tarihine kadar bekleniyor.
Libya"daki olayların başlaması ile 16 Şubat"tan bu yana düşüş, yüzde 11 seviyelerine vardı. Perşembe günü yapılan sert satışlarla birlikte endeks, güçlü trend destek seviyesi olan 62.500 seviyesini, yaklaşık 4.4 milyar liralık rekor işlem hacmi ile aşağı yönlü kırdı. Özellikle bankacılık ağırlıklı olarak düşüşlerin olduğu dikkatleri çekti. Son dönemde tekrar alıma dönen yabancı yatırımcılar tarafında da özellikle perşembe günü sert satışların olduğu gözlendi. Yine Ortadoğu ve Körfez bölgelerinde iş yapan İMKB şirketlerinin hisselerinde düşüşler yaşandı.
Artan petrol fiyatlarının havayolu, otomotiv üreticisi, lojistik sektörlerini negatif etkileyeceği beklentileri söz konusu sektör hisselerinde kayıplara neden olurken, Kuzey Afrika ve Ortadoğu"da artan politik risklerin bölgede faaliyetlerde bulunan özellikle inşaat ve taahhüt şirketleri bazında stresi yükselttiğini belirtelim. Bunun yanında bölge ülkelerine ihracatı olan başka çimento olmak üzere sanayi şirketlerinin ihracat rakamlarında da düşüşlerin olabileceği ifade ediliyor. Ancak, bu durumun hisseler üzerindeki etkilerinin sınırlı olacağı da kaydediliyor. Uzmanlar, yaşanacak gelişmelerin daha da yayılmasının ise tehlikeyi artıracağı düşüncesinde.
Genel kanı zayıf bir piyasa beklentisi. Endeksi sürükleyen banka hisselerinde şimdilik umut yok.
Enflasyon kaygıları yeşeriyor. Petrol fiyatları gösterge olacak. Zorunlu karşılıkların artırılması bekleniyor.
Avrupa Birliğinin kader ve karar günlerini yaşadığı ve Mrs. Merkel"in ağzının içine baktığı günler yaşanıyor. Alman halkı daha fazla yük taşımak istemiyor.Merkel ikilem arasında zor günler yaşıyor.
Dolara gelince, geçtiğimiz hafta 1.58-1.59 bandında hareketli görülen doların bu hafta aynı band içinde hareketi bekleniyor. ABD verileri ve AB zirvesinden çıkacak kararlarda bu pariteyi etkileyebilecek.
Esenlikle Kalın.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.