• BIST 109.657
  • Altın 156,071
  • Dolar 3,8739
  • Euro 4,5733
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C

600 yıllık geleneğe devlet engeli

600 yıllık geleneğe devlet engeli
Orman yangını bahane edilerek Kaz Dağları'nın 600 yıllık Türkmen geleneği son verilme tehdidiyle karşı karşıya. kaldı.
ÇANAKKALE- Rivayet olunur ki, Çanakkale'ye yakın Ayvacık yöresinde "Cılbak Baba" namlı bir zat yaşarmış. Çok sevdiği eşinin vefatından sonra bu zat kendisine yadigâr kalan kızıyla birlikte Edremit yöresine gelmiş.
Cılbak Baba'nın büyütmesi için 12 tane kaz armağan ettiği kızı, günden güne serpilip güzelleşerek halk arasında Sarıkız namıyla anılmaya başlar. Köyün hemen bütün gençleri Sarıkız'a talip olsa da babasının yalnız kalmasından çekinen Sarıkız, bu istekleri hep geri çevirir. Bu taliplerden biri amacına ulaşamayınca iftirada bulunur. İftiralardan bıkan babası da kızını kazlarıyla birlikte İda Dağı'nın en yüksek noktasına bırakarak köye döner. Bu zamandan sonra dağda yolunu kaybetmişlere yardım eden, erzakları bitene ekmek veren bir Sarıkız'dan bahsedilir olur.
Nihayet hasrete dayanamayıp tekrar dağa çıkan ihtiyar adam İda'nın zirvesinde kızına rastlar. Onca yolun yorgunluğu ile aptes almak için kızından su ister. Aceleyle getirilen suyun tuzlu olduğunu fark eden adam Sarıkız'ın, dağın zirvesinden denize uzanıp su aldığını anlar. Kızının erenler arasına karıştığına kanaat getiren Cılbak Baba, yaptığından derin pişmanlık duyarak dönüş yolunda can verir. Babasının öldüğünü anlayan Sarıkız da o anda maddi âlemden göçer.
Bu, Sarıkız efsanesinin en çok bilinen şekli. Sarıkız efsanesi, bugün Kazdağları'nda 600 yıllık bir geleneğin temelini oluşturuyor. Orta Asya'dan Anadolu'ya göç eden Türkmenler her yıl 15-25 Ağustos tarihleri arasında Kazdağı'nın zirvesinde bulunan Sarıkız Türbesi'ne giderek geleneksel dua törenlerini gerçekleştiriyor. Türkmenler, Sarıkız'ın can verdiği yerde inşa edilen türbede dua edip namaz kılıyor, kurbanlar kesip, semah dönüyor. Yeni evlenen gençler çocuk sahibi olabilmek için dua ederken, bir yıl önce duası kabul edilenler yeni doğmuş bebeklerini türbeye getiriyorlar.

Küçük bir göç
Bu aynı zamanda küçük bir göç hareketi sayılabilir. Kazdağı Milli Parkı içinden geçen Türkmenler 20 kilometrelik bir yolun ardından 1700 metre yüksekteki zirveye ulaşıyor ve burada çadırlarını kuruyorlar. Dua ve adak törenlerinin gerçekleştiği 10 gün boyunca dağa Türkmenler dışında ziyaretçilerin girmesine izin verilmiyor. Zirvede bulunan Sarıkız Türbesi üst üste taşların dizilmesinden oluşan bir yapı. Dua eden kişi buradan yanına bir taş alarak evine dönüyor, duası kabul olduğunda ise aynı taşı getirerek zirveye bırakıyor. Bize rehberlik eden, hayatını Kazdağı'na adamış İbrahim Bey, "Taş alıp da duası kabul edilmeyen bir kişiyi bile tanımıyorum" diyor.
Sarıkız Türbesi'nin üzerinde ise Türk bayrağı dalgalanıyor. Zaten 600 yıllık dua geleneğini sürdüren Türkmenler vatanseverliği ile de biliniyor. Hemen her çadırın üzerinde bir bayrak dalgalanırken konaklanan yerdeki bir kayanın üzerindeki "Cumhuriyet Meydanı" yazısı dikkat çekiyor.
Çadırlarına konuk olduğumuz bir Türkmen aile bize dağdan yeni toplanmış çiçeklerle demlenen adaçayı ikram ediyor. Rüzgârın uğultusu dışında hiçbir sesin olmadığı zirvede çaylar yudumlanırken gelenek hakkında bilgi alıyoruz.

Fatih'in kadırgaları
Bölgedeki Türkmenler kuşaklar boyunca ormancılıkla geçinmiş. Hatta Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul kuşatmasında kullandığı kadırgaların Türkmenler tarafından Kazdağı'ndan kesilen ağaçlarla yapıldığını anlatıyorlar. Kadırgaların, İstanbul'a doğru bugün Assos yakınlarında bulunan Kadırga Koyu'ndan yola çıktığını söylüyorlar. Gururla, İstanbul'un fethindeki paylarını anlatıyorlar.
Yıllarca devletle aralarından su sızmayan Türkmenler bugün ise oldukça dertli. Milli Parklar Müdürlüğü, 600 yüzyıldır süren bu göç geleneğinin üç güne indirilmesini istiyor. Türkmenler ise esas amacın bu geleneğe son verilmek istenmesi olduğunu düşünüyor.
Hatta bu yıl orman yangını tehlikesi ileri sürülerek engellenmek istenen etkinlik Balıkesir Valiliği'nden verilen özel izinle son anda serbest bırakılmış. Oysa yıllardır süren etkinlikler sırasında bir kez bile yangın çıkmamış. Zaten asıl işleri ormancılık olan Türkmenler doğa ile iç içe nasıl yaşanacağı konusunda kuşaklardır süre gelen bir donanıma sahipler. Çadırlarını ağaçların bulunmadığı yerlere oldukça düzenli bir şekilde yerleştiriyorlar. Gelenek her yıl tekrar ettiği için herkesin çadırının yeri bile belli.
Ancak Milli Park yönetimi etkinliğin kısıtlanması konusunda kararlı. Yıllarca dağda doğal hayatın korunması konusunda devletin en büyük destekçisi olan Türkmenler ise bugün yangın tehlikesi bahane edilerek geleneklerine son verilmesi tehdidiyle karşı karşıya. Bu tehdidin farkında olan bir Türkmen şu çarpıcı sözleri söylüyor: "Çıkmamıza izin verilmeyen dağı korumamız için de bir neden kalmıyor".
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.