• BIST 103.328
  • Altın 193,733
  • Dolar 4,6527
  • Euro 5,4829
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C

40 yılda 600 çeşit çember oyası

40 yılda 600 çeşit çember oyası
40 yılda 600 çeşit çember oyası toplayan Emine Semra Erkan ArkeoPera'da "Oyalı İstanbul" adıyla ilk sergisini açacağını söledi.
İSTANBUL - 40 yılda 600 çeşit çember oyası toplayan tEmine Semra Erkan, her oyanın bir hikayesi olduğunu söylüyor. Erkn oyaların dili olduğunu belirterek"Kocaya darılmak", "Kaynanayla atışmak", "Eltilerle kavgaya tutuşmak" gibi Anadolu geleneklerine aykırı davranışları sözlü olarak dile getiremeyen kadınlar, hislerini, düşüncelerini, tepkilerini işledikleri oyalar aracılığıyla ifade ediyorlar.
Yıllardır devam eden oya sevgisini anlatan Emine Semra Erkan, 6 dil bilmenin avantajıyla rehberlik yaptığını, büyükelçiliklerde çalıştığını, gemilerde hostes olarak görev aldığını belirterek, ünlü fotoğrafçı Sami Güner'e de fotomodellik yaptığını anlattı.



Türk Ticaret Bankasının bir zamanlar el ilanlarını süsleyen kadın resimlerinin de kendisine ait olduğunu ifade eden Erkan, rehberlik yaptığı yıllarda her gittiği yörelerde kadınların başlarındaki yemenilerin oyasına vurulduğunu söyledi.
Erkan, önceleri rengini, motiflerini beğendiği için, bazılarını da kıyafetlerine uygun olduğunu için satın aldığını ve yemenilerin sayısı arttıkça, koleksiyon yapmaya başladığını belirtti.
Oyalardaki motiflerin çoğunun doğadan örnek alındığını dile getiren Erkan, oyalarda çiçek, ağaç, yaprak, hayvan motifleri ve geometrik şekillerin bulunduğunu, ayrıca oyalara güncel olayları ve ünlü kişileri hatırlatan isimler de konulduğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi:
"Mesela Zeki Müren eli, Türkan Şoray kirpiği, subay düğmesi, Atatürk çiçeği, kaymakam gülü, paşa yıldızı gibi... Kadınların iç dünyalarının en güzel ifadesi olan oyalar, Anadolu kadının yaratıcılığını da ortaya koyuyor. Paranın, pulun, malzemenin olmadığı yokluk yıllarında ise kadınlar sapla samanla, papatyayla, çikolata kağıtları ile işlemişler oyalarını. İnsan beyninin sonsuzluğunu gösteriyor tüm bu oyalar."
Emine Semra Erkan, yırtık pırtık da olsa orijinal ve hikayesi olan bir oyayı mutlaka aldığını belirterek, İstanbul dışına çıktığında sokaklarda yürürken gözünün hep kadınların başlarındaki yemenilerde olduğunu anlattı.
Değişik bir oya görürse yoldan geçeni bile durdurduğunu ifade eden Erkan, oyaların saklanmasının da en az yapılması kadar maharet gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:
"Bazılarının içi parçalanmış oluyor. Eski yemeni ya da kreplerle tamir ediyorum onları. Bir oyayı aldığım zaman ilk önce rüzgarlı bir havada balkona seriyorum, çünkü rüzgar bütün tozlarını yıkıyor. Ondan sonra i çeride rutubeti gitmesi için bir süre bekletiyorum. Rutubet, tekstilin en büyük düşmanıdır. Nem oyayı mahveder. Daha sonra ütülüyorum. Gerekiyorsa kolalıyorum, ama her oya kolalanmaz. Sonra yörelerine göre sınıflandırdığım karton kutulara yerleştiriyorum oyalarımı. Kutuları şişle delerek hava almalarını sağlıyorum. Dökülecek kadar ince olan yemenileri ayrıca başka yemenilere sararak kaldırıyorum."
Erkan, "kocaya darılmak", "kaynanayla atışmak", "eltilerle kavgaya tutuşmak" gibi Anadolu geleneklerine aykırı olduğu için kadınların dile getiremedikleri hisleri oyalara işlediklerini dile getirerek, "Oya, Anadolu kadını için sözsüz bir lisan. Bir nevi ifade aracı. Kadınların iç dünyalarının en güzel ifadesi. Öfke, kızgınlık, sevinç, üzüntü, acı her türlü duygu oyaların ilmeklerinde anlam bulmuş bu coğrafyada" dedi.
Erkan, Anadolu'da yapılan her oyanın özel bir adı olduğuna işaret ederek, kaynanasına iyi bir mesaj iletmek isteyen yeni gelinin "çayır çimen" oyası işlenmiş yemeni hediye ettiğini, bunun da "aramız çayırlar gibi püfür püfür, çimenler gibi iç açıcı olsun" anlamına geldiğini söyledi.
Hayatından hoşnut olmayan bir gelinin "kıllı kurt" oyası şeklinde işlenmiş yemeni ile sokaklarda arz-ı endam ettiğini ifade eden Erkan, feleğin çemberinden geçmiş bir kadının yemenisini ise "çarkıfelek" oyasının süslediğini kaydetti.
Gelinin kaynanasıyla arası iyi değilse "mezar taşı" oyası işlediğini, böylece gelinin kaynanaya "aramızdaki soğukluk mezara dek sürecek" şeklinde mesaj verdiğini anlatan Erkan, kocasıyla veya kaynanasıyla arası iyi olmayan gelinlerin ise "biber oyası" yaptıklarını, bu oyanın da "aramız biber kadar acı" anlamına geldiğini söyledi.
Erkan, özellikle Mudurnu yöresinde yapılan "çınar yaprağı" oyası nın, uzun ömür ve bilgelik temennisi için işlendiğini, "portakal çiçeği"nin ise doğumla ölümü, gençlikle olgunluğu, ümitle maziyi ifade ettiğini kaydetti.
"Zilli maşa" oyasının anonim bir oya çeşidi olduğunu vurgulayan Erkan, "Zilli maşa"nın halk arasında kavgacı, geçimsiz, eli maşalı insanları simgelediğini ve kötü ruhları kovaladığına inanıldığını belirtti.
Erkan, "kütüle" oyasının Adana'da yapıldığını, nikahtan sonra gelinin, eltisine "kütüle" oyası vermesinin "aramız çiçek gibi olsun" anlamına geldiğini, Tokat'ta yapılan "sümbül" oyasının ise umudun, aşkın ve bekaretin sembolü olduğunu anlattı.
"Kaynana dili" oyasının, acı ve çok konuşan kaynanaları ifade ettiğini belirten Erkan, çok şık olan oyaya da "saray süpürgesi" denildiğini söyledi.
Her ilmeğin ilişkileri düzenlemek için atıldığını vurgulayan Erkan, "Günümüzde antika gibi bir değer taşıyan oya, el emeği göz nuru bir el sanatı. Hangi gözler, nasıl dizmiş o incecik sıraları? Akıl sır ermiyor o düğümlere" şeklinde konuştu.
"Yıllardır biriktirdiğim oyaların evimdeki kutulardan gün yüzene çıkmasını ve bu güzelliği herkesin görmesini arzu ediyorum. Bu nedenle bir müze oluşturmak anlamında ciddi bir desteğe ihtiyacım var" diyen Erkan, "Oya müzesinin açılmasını benden sonra da oyaların yaşamasını istiyorum" dedi.
Oya konusunda yıllardır edindiği bilgileri gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında verdiği konferanslarla oya sevenlerle paylaştığını ifade den Erkan, önümüzdeki yıl Nisan ayında İstanbul ArkeoPera'da "Oyalı İstanbul" adıyla ilk sergisini açacağını kaydederek, tüm oya sevenleri bu sergiye davet etti.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.