• BIST 104.539
  • Altın 163,690
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C

2008 Rusya'da Türkiye Yılı

2008 Rusya'da Türkiye Yılı
Rusya 2008’de Türkiye Yılı’na hazırlanıyor. Orada heyecan var Türkiye’de var mı? Ama Rusya’yı gezenlerin gözlemleri çok değerli.

Rusya 2008’de Türkiye Yılı’na hazırlanıyor. Orada heyecan var Türkiye’de var mı? Henüz ortalarda bir şeyler görülmüyor. Ama Rusya’yı gezen iki kişinin gözlemleri çok değerli.

TurkiyeTurizm.com, Akdeniz Temsilcimiz Ünal Başusta’nın araştırmasıyla üç hanımın görüşlerini yer verdik.

 




2008 Rusya'da Türkiye Yılı / Demet İrez
       

 

Kimimizin Rusya ile çok eskiye dayanan bir geçmişi varken kimimiz için bu ilişki bir iki seneden fazla değildir. Ama Rusya ile ticari, kültürel ilişkisi olan herkes bu ülkenin Türkiye için önemini hemen kavrar.

 

Bazen bu gerçek Türkiye tarafından Amerika ve AB ilişkilerinin özellikle iyi olduğu dönemlerde çok önemsenmez.

 

Türkiye’den bakınca özellikle halk düzeyinde Rusya’nın son 10-15 senede gösterdiği değişim ve gelişimden pek kimsenin haberi yoktur.

 

2007 yılının da Türkiye’de Rusya yılı olarak kutlandığından ya gerekli tanıtım yapılmadığından ya da çok önemsenmediğinden pek kimsenin haberi olmamıştır.

 

Önümüzde çok kısa bir süre sonra başlayacak ve koskoca bir sene boyunca devam edecek Rusya’da Türkiye yılı başlamak üzeredir.

 

Ama şu ana kadar edindiğim izlenim 2008 Rusya’da Türkiye yılının da, Türkiye’de Rusya yılı gibi etkisiz, dostlar alışverişte görsün misali geçeceği yönündedir.

 

Bu satırları okuyan sizler ama biz ne yapalım bunlar devlet düzeyinde yapılması gereken işler diyebilir, üzerinizden her türlü sorumluluğu atabilir, rahat ve huzurlu yaşantınıza dönüp bir taraftan da bu konuda görevli insanları eleştirebilirsiniz.

 

Bence biraz yavaş hareket ettiğimizi düşündüğüm 2008 Rusya’da Türkiye yılı için yinede bir araya gelebilir, bu kadar inandığımız Rus-Türk ilişkilerinin kültürel düzeyde gelişebilmesi için çok şey yapabiliriz. Yoksa gelecek 10 sene içinde Rusya’nın halklar düzeyinde bizi de kara kafalılar tanımlamasına koymasına izin vermiş oluruz…

 

2008 yılı bizim kendimizi Rusya’da daha iyi anlatabilmemiz için bize altın tepside sunulmuş büyük bir fırsattır bu fırsatı iyi değerlendirelim.

 

Şimdi birlikte hayal edelim sizinle, Kızıl Meydan'da  Fahir Atakoğlu, Sertab Erener'in müziği eşliğinde dönen yüzlerce semazenimizi…

 

Ya da Paveletski Tren Garı’nda “Dünya Başkenti İstanbul” konserini veren Tuluyhan Uğurlu’yu…

 

Peki ünlü Yıldırım Mayruk, Cemil İpekçi gibi modacılarımızın Türk desenleri taşıyan, Rus ve Türk mankenleri tarafından sunulan kıyafetlerin sergilendiği bir defileyi,  Rus televizyonlarında seyretmek istemez misiniz?

 

Son 10 senenin en iyi 10 filminin sergilendiği Türk filmleri haftasına ne dersiniz?

 

23 Nisan’ı Olimpiski Spor Kompleksi’nde Dünya çocukları bayramı olarak kutlamak nasıl olur acaba?3 Haziran haftasını Nazım Hikmet haftası yapıp Türkiye’den turlar düzenlesek, 3 haziran gecesi de Enka’nın harika eseri Dom Muzika’da  Fazıl Say’ın Nazım Oratorya'sını  Genco  Erkal ve Zuhal Olcay’lı bir gecede  tüylerimiz diken diken dinlesek…

 

Moskova’nın büyük otellerinde Türk yemekleri haftası yapsak…

 

Yıldız Kenter,  “Ben Anadolu”yu Moskova tiyatrolarında sahnelese…

 

Türkiye fotoğrafları yarışması düzenlesek…

 

İşte bunlar bir gönüllü olarak benim hayallerim…

 

Bence her şey hayal etmekle başlar, gelin herkes önce hayallerini yazsın,  Türkiye yılı nasıl olmalı diye tartışalım, sonra da hayallerimizi gerçekleştirmek üzere hep birlikte çalışalım ne dersiniz?   



2008 Rusya'da Türkiye yılı / Tülin Dirik Yet        

  

Az önce Rusça dersinden çıktım. Rusça öğreniyorum öğrenmesine ama arada sırada da olsa, komik diyaloglarımızdan dolayı canım sıkılmıyor da değil. Şöyle ki, kaçıncı katta oturuyorum diyaloğundan, bir anda öğretmenimin bana Türkiye’deki gecekonduyu anlatması ve de herkesin oturduğu apartmanda kat çıkıyor olmasının doğal olup olmadığını sorması, aslına bakarsanız oldukça can sıkıcı. İnsanlarda “Olumsuz Türk İmajı”nın olması çok ciddi bir sorun.  

 

Rusya’ya gelmeden önce, uluslararası şirketlerde çalışmıştım. Bu yüzden çok yabancı yönetici ile çalışma fırsatım oldu. Bu yöneticiler türlü olanaklarla donatılmış olarak ülkemize gelirlerdi. Çünkü geldikleri yer 3. Dünya ülkesidir, bu yüzden ürkek bakışları ile kendilerini çar çabuk ele verirlerdi. Sonra alışırlardı, giderek sevmeye başlarlardı, sonra sözleşmeleri bittiğinde ve geri dönmek durumunda kaldıklarında ağlarlardı ya da sözleşmesi bittiği halde ülkelerine dönmezlerdi.

 

Şimdi bunu ben bizim öğretmene nasıl anlatabilirim ki. Bizim çok farklı olduğumuzu ama bambaşka bir surette göründüğümüzü nasıl belirtebilirim ?! Ben, bizi onlara anlatmak istiyorum. Daha doğrusu misafirperveliğimizi göstererek, bizim konserlere, sergilere davet etmek istiyorum.

 

Bak ben buyum, sanatla bu denli içli dışlı bir topluma, benim milletim sanat ile uğraşır demek istiyorum. Biliyorum ki, sanat onları tam kalbinden vuracaktır. Benim insanım da müzikle uğraşır, biz ona türkü deriz, tasavvuf deriz demek istiyorum. Çaykovskiyi bilen çalan harika çocuklarımızı onlara tanıtmak istiyorum. Biz hem doğuluyuz hem de batılıyız, tıpkı sizler gibi demek istiyorum.

 

Bizim de ressamlarımız var demek istiyorum. Ebru, hat sanatçılarımızı tanıtmak, aynı zamanda sizin gibi modern sanatlarla uğraşan, tanınan sanatçılarımızı göstermek istiyorum.

 

Dünyanın en fazla kitap okuyan milletine bizim yazarlarımızın kitabını armağan etmek istiyorum. Bizim yemeklerimizden denesinler, sonra da çok sevsinler istiyorum. Yedirmek içirmek istiyorum tıpkı evimize gelen misafirlerimize yaptığımız gibi.

 

23 Nisan Çocuk Bayramının anlam ve önemini onlara anlatmak istiyorum. Bizim, çocuklarımıza sevgi aşıladığımızı, onların dünyasına girerek, olması gereken dünyayı kutladığımızı, çocuk coşkusu ile anlatmak istiyorum.

 

Türkiye’nin yalnızca Antalya’dan ibaret olmadığını onlara göstermek istiyorum. Banyoları olan bir millete bizim de çok şifalı kaplıcalarımız var demek, güzelliğine bu kadar düşkün Rus bayanlarına, güzellik çamurunu tanıtmak istiyorum.

 

Hele hele tarihimizi üstad tarihçilerimizden dinlesinler istiyorum.  Biz Türkler kendimizi anlatma gereği duymayan bir milletiz, kimbilir belki de dünyayı titreten atalarımızın genetik kodlarından ileri geliyordur.

 

Ama şu bir gerçek ki, günümüz dünyasında tanıtım çok önemli bir husus olmaya başladı. Bilgi çağındayız belki ama, bilginin araştırıldığı değil, daha ziyade bilginin önümüze serildiği bir dönemdeyiz.

 

Biz de diğer toplumlara uyarak kendimizi anlatmalıyız. Madem ki önümüze “Türk Yılı” gibi bir fırsat çıktı, bunu mutlaka en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Elimizden ne geliyorsa, bu konuda tekvücut olup birşeyler yapmalıyız. Yoksa bu haksız imajımızı ilelebet üzerimizde bir çamur lekesi gibi taşımak zorunda kalacağız. 



2008 Rusya'da Türkiye Yılı / Ayşegül Eminol

 

Moskova gezimiz sırasında bizi en çok şaşırtan şeylerden biri Türkiye’ye ait çok az şeyin gözümüze çarpması idi… İnşaat firmalarımızın yaptığı muhteşem binalar dışında kayda değer bir Türk Lokantası, Türkiye’den gelen bir sanatçının konseri veya sergisinin olmaması  dikkat çekici bir o kadar da üzücü unsurlar arasındaydı.

 

Diğer önemli bir husus ise Rus halkının da Türk halkı ile ilgili çok az bilgi ve fikre sahip olması idi. Aynı durum Türk halkı için de geçerliydi çünkü pek çok arkadaşımız Rusya’yı merak ettiklerini, yeterince tanımadıklarını gezimiz sonrası bize sordukları ilginç sorularla dile getirmeye çalıştılar. 

 

Bu sorular karşısında büyük bir heyecanla 2008 yılının Rusya’da Türk yılı olduğunu, bu kapsamda çok önemli tanıtım faaliyetlerinin ve Rusya gezilerinin düzenlenmesini beklediğimizi, çoğunun bu faaliyetler süresince Rus kültürünü ve Rusya’yı daha yakından tanıma imkanı bulabileceklerini dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık.

 

Sadece anlatmak değil gerçekten de çok değişik organizasyonların yapılabileceğini, renkli Türk kültürünün Rusya’da  coşku içinde kutlanmasının ne büyük yararlar sağlayabileceğini de hayal ettik.

 

Moskova’da seyrettiğimiz Rus halk danslarının bizdeki karşılığı yöresel folklor ekiplerimizin gösterilerinin davul zurnalar, kemençeler, tulumlar eşliğinde ve Kremlin meydanında Rus halkını nasıl da coşturacağını gözümüzün önüne getirmeye çalıştık. 

 

Veya Anadolu Ateşi Topluluğunun büyük bir stadyumda yapacağı o muhteşem gösterinin Rus halkı üzerinde bırakacağı etkiyi tahmin etmek istedik. 

 

Ya da Türkiye’yi tanıtıcı yarışmalar düzenleyerek, Türkiye’de bir hafta sonu tatili hediyesininTanıtıcı etkisinin ne denli yankı bulacağını düşünmeye çalıştık.

 

Bunlara ilave düzenlenecek değişik konseptlerdeki fuarların, örneğin Türk yemekleri, Türk Kültür ve sanatını tanıtıcı resim, heykel, seramik, elişi, kitap sergilerinin gerek tanıtıcı gerekse karşılıklı ticareti artırıcı etkisini hayal etmeye çalıştık...            

 

Bütün bunların yapılabilmesi için 2008’ in Türkiye yılı ilan edilmesi kadar büyük bir fırsat olamaz.

 

Moskova sokaklarının rengarenk İstanbul ve Türkiye’den muhteşem manzara fotoğrafları ile dopdolu olduğunu bir düşünün… Sadece düşünmek bile içinizi kıpır kıpır etmiyor mu??

 

Bence bu fırsatı çok çok iyi kullanmak için hala yapılabilecek bir şeyler var…

 

O halde harekete geçme zamanı  !!!!      

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.